2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 39. Birleşim · 5. yasama yılı · 22 Aralık 2010 · 848 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 22 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 848 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-12-22-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi-2 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
9’uncu maddeyle ilgili söz aldım. Burada (I) ve (II) cetvelde yer alan kamu idarelerinin geçici hizmet karşılığı yapacakları ödemelerin niteliğini anlatan bir madde bu fakat hayatın içinde, bu anlaşılmaz kavramlarla anlatılan bu maddeyi, bütçenin bu maddesini hepimiz yaşadık, gördük. Aslında çok uzağa gitmeye de gerek yok. Şimdi, TÜİK’in bir zamanlar anketörleri vardı. Bu anketörler bir ay, iki ay çalışırdı. Onlar için çıkardığı bir düzenleme, geçici ve süreli. Daha sonra hayatımıza, Türkiye'nin siyasi literatürüne “4/C” olarak işlendi. Yani şu an biz Meclis Genel Kurulunda çalışırken bizim için ayakta bekleyen, gece on ikilere kadar bekleyen, koridorda bizimle beraber mesai eden, Bütçe Komisyonundan geliyorum, orada bizimle mesai eden Meclisin çalışanları, onların hepsi de 4/C kapsamında. Şimdi, bu “geçici süreli, kısa süreli ödenek” denince gerçekten insan düşünüyor. “Bir ay” deniliyor, çizilen sınır bir ay. Ben sordum bizim Bütçe Komisyonunda bizimle beraber gece on ikilere, birlere kadar çalışan personele, tam on beş yıldır çalışan geçici süreli var. On beş yıl arkadaşlar, gözlerimizin önünde, Meclisin içinde personel çalışıyor. E, şimdi, biz burada ödeneklerle ilgili düzenleme yapacağız, bütçe de buna bir sınır koyacak ve ondan sonra da “Tamam, bütçeyi yaptık.” diyeceğiz.
Tabii, bu değil yalnız. Özelleştirme uygulamaları nedeniyle yaşanan dramlar var. Özelleştiriyorsunuz fabrikaları, tütün fabrikalarını, Tekel işçilerini sokağa atıyorsunuz, sonra da onlar da 4/C’li oluyorlar. Daha önce bir statüleri var, çalışıyorlar, o kâr eden bütün kurumları satıyorsunuz, işçilerini sokağa atıyorsunuz, sonra da 4/C’li yapıyorsunuz. Sonra da kitabına uydurmak için ayda bir dönüşümlü veya belli aralıklarla da sözleşme yeniliyorsunuz, işe giriş-çıkış yaptırıyorsunuz. Şimdi, bu ahlaki midir? Hangi iş ahlakında, hangi gelişmiş ülkede, hangi insan haklarının olduğu ülkede işçisine, emekçisine bunca zulüm reva görülür, söyler misiniz?
Şimdi, bu 4/C’li olacak olan Tekel işçilerinin Ankara soğuklarında yaşadıkları dramlar Avrupa Birliğinin raporlarına girdi, kitap oldu, film oldu, yerel seçimlerde bütün siyaset meydanlarında konuşuldu; bırakın onu, referandumlarda konuşuldu ama döndük dolaştık geldik, aynı noktadayız. Şimdi, tekrar bu maddeyi oylayacağız, eller kalkacak, çoğunluk “Bu yanlışa devam.” diyecek.
Evet, şimdi, bazı kurumlarımız vardır, meslek eğitimi için dışarı gidiyor bir aylığına, iki aylığına, ben bunu anlarım veya bir anketör tutarsınız, bir aylığına, iki aylığına çalışır, onun sınırlı bir harcama kalemini de verebilirsiniz, “geçici çalışma”dır bunun adı ama kardeşim, Allah aşkına, burada, on sekiz yıldır Mecliste milletvekilliği yapan var. Ali Er nerede? Bakıyorum, AK PARTİ sıralarında, Ali Er gibi, Cemil Çiçek gibi birçok arkadaş var burada. Her gün o 4/C’lilerle karşılaşıyorsunuz, her gün onların çayını içiyorsunuz ama… Çayını içmekle kalmıyorsunuz. Bakın, 4/C’linin çayını içiyorsunuz, o 4/C’linin hiçbir güvencesi yok gözlerinizin önünde. Şimdi de şeker fabrikalarını özelleştiriyorsunuz Tekel gibi. Garip bir olay, bir tek şeker fabrikasını da kurmamış iktidarınız. Bir tek şeker fabrikası değil, bir tek yatırım yapan fabrika kurmamış. Satıyorsunuz şeker fabrikasını, pancara da kota koyuyorsunuz. E, canım, ithalat… İthalat… İşte, şeker kamışından daha ucuz şeker üretiliyor, daha ucuza Türkiye’ye getiriliyor.
Bir kaçak çay biliriz arkadaşlar. Kaçak çay bizde, özellikle benim bölgemde, sınır olduğu için, çok eski tarihlerden hep huduttan getirildiği için adı “kaçak çay”. Peki, siz kaçak şeker yediğinizi biliyor musunuz? Hiç düşündünüz mü, kaçak şeker yiyor musunuz? Evet, kaçak şeker yeniyor, sakarinden üretilen, suni tatlandırıcıdan yapılan kaçak şeker piyasada dolaşıyor. Böyle bir durum da var.
Sadece bu mu? Bütçemiz biraz açık veriyor. Sanki hiç geçmiş senelerde vermemiş. Bütçe açığını kapatmak için… Sadece bir ay içinde elektrik şirketlerinin tamamının satılması ve özelleştirilmesiyle 6 milyar lira bütçeye girdi, Tekelden bilmem kaç milyar lira bütçeye girdi, şeker fabrikalarından geldi. Bırakın diğer özelleştirmeleri, TÜPRAŞ’ı, Telekom'u, diğerlerini; milyarları aldınız, getirdiniz, borç ödemede kullandınız. Oradaki işçilerin yıllarının, emeğinin hiç mi hakkı yok? Orada çalışan işçilerin çocuklarının hiç mi güvencesi yok? Yok işte. Böyle bir ülkede yaşıyoruz. Bu yaşadığımız ülkede maalesef bu uygulamalar “4/C” olarak geçiyor. Bu uygulamalar da bu maddenin içinde geçiyor. Bu maddeyi demin, Kâtip okudu, bütün Türkiye dinliyor bizi şu an. Hiç kimse o maddeden bir şey anlamaz, ne dediğini de kimse bilmez, ne olduğu da anlaşılmıyor ama “4/C” dediniz mi, o kamulaştırdığınız, özelleştirdiğiniz, sattığınız fabrikaların işçileri, o sokağa bırakılan işçiler, o güvencesiz aileler, o perişan olan karda gazla, copla durmadan saldırıya maruz kalan insanlar, işte onlar, bu madde odur. Bu maddeyi TÜİK çıkardı. Zaten ne geldiyse Türkiye'nin başına bu TÜİK’ten geliyor. Bu TÜİK bir ay, iki aylığına anketörler çıkardı, Türkiye’de kalıcılaştı.
Şimdi ne yapacağız? Artık, vicdan konuşacak, insanlık konuşacak. Bütçelemede “performans” diye bir şey getirildi, ölçümleme, denetim. Bunu, aslında Sayıştay Kanunu’nda da konuşmuştuk. Kimse bundan bir şey de anlamıyor çünkü bu kavramları yalnız uzmanlar anlıyor, yalnız maliyeciler anlıyor. Zaten bugün mali afta 500 tane kalemde uzman alımı üzerinde tartışıyorduk, şuraya uzman, buraya uzman, oraya uzman…
Arkadaşlar, sağlam performans kriteri koyacaksınız. On beş yıl bu adam doğru dürüst çalışıyorsa işini yapıyordur. Ya işini yapıyorsa hakkını vereceksin ya da işini yapmıyorsa işine son vereceksin. On beş senedir burada çalışan birine kalkıp diyebilir misiniz “Sen Mecliste on beş yıldır çalışıyorsun, e, doğru çalışmıyorsun, iyi çalışmıyorsun, performansın yok.” diyebilir misin? Zaten performansı olmayanı, performans göstermeyen yerden alıp başka bir yere bırakıyor Meclis idaresi.
Biz, bu maddede biraz vicdan, biraz insaf davetinde bulunuyoruz ve inanın, çokça daha özelleştirme olacak. Bu 4/C’liler için biraz vicdan diyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
126 konuşma daha · 22 Aralık 2010