2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 39. Birleşim · 5. yasama yılı · 22 Aralık 2010 · 901 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 22 Aralık 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2011 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNUN TASARISI İLE 2009 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİNHESAP KANUNU TASARISI HAKKINDA); konuşma 901 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “2011 yılı merkezi yönetim bütçe kanunun tasarısı ile 2009 yılı merkezi yönetim kesinhesap kanunu tasarısı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 22 Aralık 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2010-12-22-2011-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunun-tasarisi-ile-2009-yili-merkezi-3 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada bütçe görüşmelerini yapıyoruz. Tabii, bu bütçe görüşmeleri nedeniyle bütçenin aslan payının güvenliğe, askerî harcamalara ayrıldığını, halkın gerçek ihtiyaçları olan eğitim, sağlığa ayrılmadığını söylüyoruz, milletvekiliyiz, zaman zaman seçim bölgelerimizde de söylüyoruz.
Ben de Nusaybin’de bir konuşma yapmışım, bir fezleke gelmiş. Ne demişiz? İşte, Hasip Kaplan “Bütçenin büyük bölümü askerî harcamalara ayrılıyor.” demiş. Burada söylediklerimizin aynısı. Halkı suç işlemeye tahrikten fezleke göndermişler.
Şimdi, biz bu ülkede demokrasiyi geliştireceğiz. Demokrasi gelişecek, insanlar konuşacak ve Türkiye gelişecek diye bekliyoruz. Ama konuşmak için ya savcılara göre konuşacağız ya generallere göre konuşacağız ya da iktidara göre konuşacağız ki istedikleri makul bir konuşma olsun. Bunu bir türlü aşamadık. Türkiye’yi konuşan bir Türkiye durumuna getirme imkânımız olmadı.
Şimdi, Mecliste görüşme yapıyoruz, bütçe görüşmeleri yapılıyor. Bütçede bir yıl içinde yapılacaklar bellidir. Ama bir haber birdenbire gazete manşetlerine çıkıyor, efendim “Hükûmet, Şırnak’ın Cizre ilçesini vilayet yapacak, bir de Hakkâri’nin Yüksekova ilçesini vilayet yapacak.” Şimdi, biz, bu Parlamentoda çalışıyoruz. Bakın, gecenin saat kaçı. Bir yıllık harcamalar da bütçenin içinde var. Eğer yeni vilayet kuruyorsanız, o yeni vilayetin de, valisinin de, kadrosunun da, müdürlerinin de, hepsinin de bütçesi olması lazım, değil mi arkadaşlar? Var mı böyle bir bütçe?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep)Yok öyle bir şey.
HASİP KAPLAN (Devamla)Böyle bir bütçe yok. O zaman, kim bu haberleri uçuruyor? İçişleri Bakanı “Millî Güvenlik Kurulunda konuştuk, olurlarını aldık.” diyor. Neyin olurunu alıyorsunuz? Bu Parlamentodan mı olur alacaksınız, komutanlardan mı olur alacaksınız? Şimdi, burada bir oturup düşüneceğiz, komutanlardan mı olur alacaksınız, bu Parlamentodan mı? Yani kıblenizi şaşırmışsınız arkadaşlar, kıblenizi şaşırırsanız, Parlamentoya uğramazsınız, gidersiniz komutanlardan alırsınız, ondan sonra da Yüce Divanda yargılamayı Anayasa hükmü hâline getirirsiniz, sonra kanun teklifi hazırlarsınız, “Aman Parlamento karar vermesin.” Kim versin? “Komutanlar heyeti karar versin Yüce Divana.” Cumhurbaşkanına, başbakana, bakanlara Parlamento karar verecek ama komutanlara heyet karar versin. Ne hikmetse bütün kanunlar, bütün düzenlemeler dışarıda yapılıyor, sonra Parlamentoya geliyor, noter makamı gibi tasdike getiriliyor. Şimdi soruyorum: Referandumda Şırnak’ta yüzde 80 boykot çıktı, Hakkâri’de yüzde 90’ların üstünde çıktı. Şimdi, iki tane büyük ilçesi var 100 binin üzerinde nüfusu olan, yani illerin 2 katı; biri Yüksekova, birisi Cizre. “Bu halkın iradesini nasıl kırabilirim?” Bütün hesap bu, görünen. “Cizre’de ve Yüksekova’da halkın iradesini nasıl kırabilirim?” Görünen bu ama görünenin altını eşelediğiniz zaman çok daha derin, çok daha vahim, çok daha korkunç hesaplar çıkıyor. Cizre, tarihte Bedirhan Beyliği’nin başkentliğini yapmış bir yerdir, öyle tarihte sıradan bir yer değil. Elbette ki 100 bin nüfuslu Cizre dururken nüfusu 6 bin olan Şırnak da vilayet yapıldığı zaman asayiş kaygılarıyla yapılmıştı, asayiş vilayeti olarak yapıldı. Şimdi, Cizre vilayet yapılmaya kalkılıyor ama çizilen haritaya bakıyorsunuz, ne hikmetse cumhuriyet kurulduğundan beri Silopi, İdil, Cizre, Mardin’e bağlıydı, 90’dan sonra Şırnak’a bağlandı. Silopi ile Cizre neredeyse birbirine birleşmiş bir yerleşime dönüşmüş, Silopi Şırnak’a bağlanıyor, Cizre ayrı bir şey.
Şimdi, buranın mantığını anlamak çok kolay ama oralı, orayı bilen birisi ancak burayı anlayabilir. Oraya 50 bin tane sözleşmeli er alacağız, sınır polisi de alacağız 10 bin etti 60 bin kişi. Oradan oy alamıyorsunuz ya, taşıma oyla oradan seçim kazanmaya çalışıyorsunuz. O 60 bin paralı askerin, lejyoner sisteminin yarısını, 30 binini Yüksekova’ya, Hakkâri’ye, yani Irak sınırına koyarsınız, Cizre de Suriye sınırında kalıyor, oraya da 30 bin tane koyarsınız eder 60 bin, evlilerse çocukları 40-50 bin… Zaten, vilayet olunca tugayı tümen yapacaksınız, emniyeti artıracaksınız, memuru artıracaksınız, yani yerli nüfusun karşısına bir o kadar nüfus koyacaksınız. Bu da olsa, bir seçim hesabı da olsa hoş görürdük. Ondan da derin bir şey var arkadaşlar, bu planın içinde bu Meclis yoktur. Bu planın içinde ne Cizrelilerin kara kaşına, kara gözüne sevdalı bir hükûmet vardır ne de Yüksekovalıların kara kaşına, kara gözüne hayran bir hükûmet vardır. Burada, bu küresel krizin çöken şirketlerinin dünyayı yeniden paylaşımının en büyük tezgâhının oynandığı bir oyun vardır. Dikkat edin. (AK PARTİ sıralarından “Vay anasını!” sesleri) Dikkat edin, sizin anlayamayacağınız kadar derindir.
Bakın, Cizre GAP barajının son halkasının yapılacağı yerdir, Cizre Barajı. Kasrik Boğazı ve bütün Kasrik, o vadi sular altında kalacak. Ilısu Barajı ne kadar? O alan suyla dolacak ve Hasankeyf’i sular altında bırakacaksınız. Oradan enerjiyi alacaksınız, tıpkı GAP’tan bugün yüzde 48,7 Türkiye'nin enerjisi nasıl sağlanıyorsa oradan alacaksınız…
MEHMET ÇİÇEK (Yozgat)Bunlar seni mutlu etmiyor mu?
HASİP KAPLAN (Devamla)…ve oradan aldıktan sonra diyeceksiniz: ”Bunlar elektrik borçlarını ödemiyor, elektrik hırsızlığı yapıyor.” Bir de bu hakareti yapacaksınız.
Bakın, ikincisi: Şırnak’ta Silopi’yi Şırnak’a bağlı bırakacaksınız. Cudi Dağı, Şırnak’ın bütün o alanı kömürdür, altı da petroldür. Ciner Grubu orada bir termik santral kurdu. Sizin Hükûmetinizin atadığı valilerinin de içinde olduğu 6 tane termik santral başvurusu var. 6 tane termik santral, adıyla sanıyla çıkarırım. 1 termik santral bir şehri boğar, 2 termik santral onu öldürür, çevreyi, doğayı, tarihi, her şeyi katleder; 6 tanesini kurmaya çalışıyorsunuz. Yani Şırnak halkını, o güzelim dağlarında, Türkiye'nin en temiz şehrinde boğacaksınız, kirleteceksiniz, doğal zenginliklerini alacaksınız, dört şirkete sermaye vereceksiniz. O dört şirketin de yarı ortağı Amerikalı olacak, yarı ortağı Avrupalı olacak. Enerji oyununu, enerji koridoru oyununu Yüksekova’dan Cizre’ye kadar bizim üzerimizden oynayacaksınız, vatandaşa da diyeceksiniz: “Sizi vilayet yapıyoruz, bak, fabrikalar kuruyoruz, işiniz çoğalacak.” Onu kandıracaksınız.
Ben burada boşuna demedim, hodri meydan! Çıkarmak istiyorsanız yasayı, getirin, bir günde çıkaralım buradan. Siz oralara fabrika zaten kuramazsınız. Asfalttan yolları altın döşeseniz, siz o halkın özgürlük sevdasını anlayamazsınız. Onun kimliğini, dilini, kültürünü, ana dilini anlamadığınız sürece, siz, o halkın bir tek ferdi bile kalsa… O Bedirhanilerin evlatlarını, o Botan halkının o yiğit direnişini ve sevdasını hiçbir güç söndüremez.
Bu yanlışlarınızı gelin burada konuşun, kapalı kapılar ardında değil diyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
126 konuşma daha · 22 Aralık 2010