İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 53. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ve diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:606)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 53. Birleşim · 5. yasama yılı · 26 Ocak 2011 · 1.938 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 26 Ocak 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU VE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:606)); konuşma 1.938 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ve diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:606)”. TBMM Genel Kurulu, 53. Birleşim tutanağı, 26 Ocak 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2011-01-26-bazi-alacaklarin-yeniden-yapilandirilmasi-ile-sosyal-sigortalar-ve-gen (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sayılı torba kanun -tuğla gibi, gördüğünüz gibi- üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Burada şunu ifade etmek istiyorum: Hemen gerekçenin başında deniliyor ki: Uluslararası küresel kriz nedeniyle düşülen ekonomik zorluklar dikkate alınarak yapılandırmaya gidiliyor. Bazı borçların vergi, prim gibi yapılandırılması. Biz muhalefet olarak şunu söyledik -yirmi bir maddeyle yola çıkılmıştı- dedik ki: “Evet, bir kriz süreci yaşanmıştır. Siz her ne kadar teğet geçti deseniz de teğet geçmedi. Görüyoruz, batan, iflaslar, şirketlerin dağılması, icralar bunu gösteriyor. Gelin bu yirmi bir maddeyi ayıralım –bütün, Meclisteki üç muhalefet partisi grubu- ve bunu çıkaralım, diğerleri bununla ilgili değil.” Ve 21’inci maddeden yola çıktık, sonra bir baktık ki torbanın ağzı açık, gelen bir şeyler atıyor içine ve bu torba kanun içine her gün hatta komisyonda görüşülürken dahi her gün önergelerle yeni yeni, ilgili ilgisiz maddeler konarak tam on geçici maddeyle beraber 234 maddeye çıkarıldı. İşte bu.

Şimdi, eğer kriz nedeniyle bir yapılandırmaya gidiyorsanız ki bunun satışını referandumdan önce yaptınız, referandumda böyle bir mali af çıkaracağınızı deklare ettiniz, referandumda oyları topladınız, şimdi de bunu tekrar açıklıyorsunuz: Şubat, şubat sonunda çıkar bu, mart başında onaylanır, ola ki Anayasa Mahkemesine de gitse 11 Haziran seçimine yetişmez, böyle bir taşla hem referandumu hem genel seçimleri vururuz, burada oy toplarız anlayışıyla bir torba getirdiniz. Bu torba bir tuzak çuval, bir tuzak çuval arkadaşlar, torba değil bunun adı. Eğer torba olsa, eğer krizden etkilenme olsa… 73 milyon insanımızın, işçisiyle memuruyla, özürlüsüyle engellisiyle, kadınıyla, çiftçisiyle, esnafıyla bütün kesimleri bu krizden etkilenmiştir.

Şimdi soruyorum size: Siz bunu, dokuz tane ihtisas komisyonunu ilgilendiren bu tuğla torbanın tekliflerini niye ilgili komisyonlarda İç Tüzük’e göre, Anayasa’ya göre incelemediniz? İncelemediniz, Anayasa’yı çiğnediniz, İç Tüzük’ü çiğnediniz, böyle bir torba kanunu getirdiniz ve temel kanun, hiçbir formülasyonu yok. Kalitesiz yasa çıkarma konusunda Meclisi de hepimizi de alet edip bunu çıkarmaya çalışıyorsunuz, “Aman seçim öncesi seçim torbasını açalım.” diyorsunuz. Peki, adilseniz -isminiz “Adalet” Hükûmetin- adaletliyseniz, eşitseniz, krizden etkilenen herkese neden eşit davranmıyorsunuz? Sorumuz bu. Biz, krizden etkilenen bütün işletmelerin, bütün işverenlerin, bütün çalışanların, bütün işçilerin, bütün emekçilerin, ayrımsız, eşit, adil olarak yararlanmasını istiyoruz. Peki, bu torbada var mı bu? Yok. Ne yok? Peki, banka kredi borçları, bankalardan alınan teşvik borçları bu kanunda yok, bir. Sayacağız. Üstelik bunun rakamının 300 milyar civarında olduğu söyleniyor.

Çek mağdurları -önceki hatipler de açıkladı- ekonomik nedenlerle mağdur değil miydi? Mağdurdu. Onlar da yok bunun içinde.

Şimdi, bölgede yatırım nedeniyle devletin Kalkınma Bankasından teşvik alanlar da bunun içinde yok. Cep telefonu borçları nedeniyle icraya düşenler de bundan yararlanmıyor. Sayacağız.

Şimdi, siz akaryakıtı, petrolü, enerjiyi, elektriği, hepsine yüklüyorsunuz vergileri yüzde 60-70 oranında, dolaylı olarak, vergi olarak işçiden, emekçiden alıyorsunuz, sonra da sadece 40 milyar lira borcu olan ve size yakın olan, Avrupa Birliğinin istediği, Avrupalı şirketlerin çoğunun ortağı olduğu yedi bin firmayı kurtarmaya çalışıyorsunuz. Bu adalet mi? Yedi bin firmayı kurtarmaya çalışıyorsunuz. Ben bunu ısrarla komisyonda söyledim: “Bana rakamını verin. Kim yararlanıyor? Hangi şirketler vergiden, primden şuradan buradan yararlanıyor, çıkarın.” dedik, vermediniz.

Şimdi, bunu yaparken bir şey daha yapıyorsunuz. Bu çok acımasızca bir yaklaşımdır, onu anlatmak istiyorum. Şimdi, özürlülerle ilgili yasa tartışıldı Komisyonda. Sizin milletvekiliniz Lokman Ayva geldi, konuştu, dedi ki: “Diskriminasyon uyguluyorsunuz. Ayrımcılık yapıyorsunuz.” Bunu ben bir muhalefet milletvekili, BDP milletvekili olarak söylemiyorum. Sizin milletvekiliniz, üstelik bütün sivil toplum kuruluşu temsilcileri engellilerin, özürlülerin, sizin Hükûmetinizin, Bakanınızın gözünün içine baka baka bunu söylüyor ama siz sadece 50 işçi çalıştırılan yerde kazanılan hakkı geri alma konusunda küçük bir adım atarken acımasızca yüzde 3 oranını ve yine acımasızca bir hüküm koyarak, sanki özürlüler, sanki engelliler bu ülkenin toplama kamplarına organize sanayilerinde, yasa teklifiyle toplama kamplarına onları almaya çalıştınız. Hangi çağda yaşıyoruz arkadaşlar?

Hani 12 Eylül referandumunda özürlülere pozitif ayrımcılık yapacaktınız? Yalan dolanla yüzde 58 oy aldınız. Yüzde 58 oyunuzun yalanı dolanı işte böyle ortaya çıkıyor.

Sadece bu değil, bakın, özel idarede çalışan, belediyelerde çalışan, farklı yerlerde çalışan işçileri sürgüne, Fizan’a göndermeye çalışıyorsunuz. Hangi vicdanla, söyler misiniz? YSE’den aldınız özel idareye, özel idareden belediyeye, ihtiyaç fazlasıymış. E, nereye gidecek? Emniyete. Şırnak Özel İdaresinde çalışan işçi Şırnak Emniyetinde hangi işi yapacak, bunu söyler misiniz Allah aşkına? Arkasından da beş gün içinde başvurmazsa o işçi, işten atılacak. El vicdan! El insaf!

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)Öyle bir şey yok.

HASİP KAPLAN (Devamla)Bakın, bunların hepsini konuştuk sizinle, Bakanınızla da kavga ettik bu nedenle. Yalnız bu değil, sayacağım, bir dakika.

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)Kamuoyunu yanıltmayın.

HASİP KAPLAN (Devamla)Kamuoyunu yanıltmıyoruz. Çıkarsınız, burada konuşursunuz, biz de size cevap veririz. Yanıltmıyoruz.

Bakın, ahlaki davransaydınız şu tuğla kanunun, şu 234 maddesini yirmi dakika bize savunma hakkı bırakmazdınız. Her maddede, dokuz ayrı ihtisas komisyonu, 9 defa yirmi dakika konuşmamız gerekiyordu ama siz burada da etik davranmıyorsunuz.

Bakın, size bir şey daha söyleyeceğim: Üniversite affını biz ortaklaştık, konuştuk. Üniversite affını aldınız, son dakika, olmadığımız bir gün, yazmışsınız “Üniversite affında terör suçlusu olanlar hariç.” 12 Eylülde insanlar ne diye içeri alındı? Siz ayakta mı uyuyordunuz? 12 Eylülde kitap yazan, makale yazan, gazeteci, yazar, çizer, sanatçı, aydın hepsi terörist diye içeri alındı, hepsi de bunun için mahkûm oldu. 12 Eylül sıkıyönetim mahkemelerinin kararlarını siz adil mahkeme kararı kabul ettiniz ve orada kalktınız, böyle bir hüküm koydunuz.

Bakın, bunun için de bir kanun teklifimiz var, Grup Başkan Vekilimiz Sayın Ayla Akat Ata’nın verdiği, diyor ki: “12 Eylülde haksız yere tutuklanan, içeride kalan 12 Eylül mağdurlarına sosyal güvenlik hakkı tanıyın.” Siz bunu reddettiniz.

12 Eylülde Başbakan çıktı ağladı, “12 Eylül’den, hesap soracağız darbecilerden.” dedi, ağladı, oy topladı. Ama 12 Eylül mağdurlarıyla ilgili bir sosyal güvenlik hakkında acımasız davranıyorsunuz, reddediyorsunuz. Bu mudur vicdan?

Bakın, bir hafta önce Arjantin Devlet Başkanı buradaydı. Arjantin’den ders çıkarın. Darbe mağdurlarından özür dileniyor, hakları tazmin ediliyor, kaybettikleri haklar da geri veriliyor. Siz bunu niye reddettiniz?

Sizin yaptıklarınızı bu halka anlatmak boynumuzun borcu. Burada yap-işlet-devret… Yap-işlet-devret kapsamı içinde memleketin hazine arazilerini, limanlarını, kara yollarını, hepsinin tescil ve terkin etme hakkını Hükûmet kendine aldı. Sordum Sayın Babacan’a. Sayın Babacan dedi ki: “Evet, 75 milyar lira bekliyoruz.” Siz seçime gidiyorsunuz değil mi? Paraya ihtiyacınız var değil mi? Parayı memleketi satarak elde etmeyiniz arkadaşlar, yap-işlet-devretle satarak değil. Boğaz Köprüsü’nün fiyatlarını bile insafsız bir hâle getirdiniz. Bu tasarının içinde var. Bu tasarının içinde öyle işler var ki burada tek tek size açıklamak zorundayız.

Çırakların, stajyerlerin sosyal güvenlik haklarını bile sınırladınız. Köy, mahalle muhtarlarını sosyal güvencelerinden mahrum ettiniz. 82 bin korucunun sosyal güvenlik hakkını vermediniz. Stajyer avukatlara verilen primleri bile avukat pullarından karşıladınız, hazineden karşılamadınız ama iş adamlarının yüzde 5 primini senede 5 milyar vererek hazineden karşılıyorsunuz.

Silikozis hastalarını maluliyet oranına bağladınız. Silikozis hastaları Türkiye'nin kara delik, kaçak işçi çalıştırmanın, sosyal güvenlikten yoksun olmanın, sosyal devlet olmamanın yüz karasıdır ama silikozis hastalarına bile oran koydunuz yüzde 40. Hangi silikozis hastası hangi doktor raporuyla, söyler misiniz yüzde 40’ından sonra iyileşen slikozis hastası mı var? Bırakın şimdi, İşsizlik Fonu’nun yüzde 30’unu başkalarına peşkeş çekiyorsunuz. İşsizlik Fonu’nun parası işsizler için değil mi? Niye oraya harcamıyorsunuz? İşçinin parasını alıp işverene veriyorsunuz. Adınız adalet! Allah’tan korkun! Yüzde 50’ye çıkardınız bunu da yüzde 50’ye. İşçiden alıp işverene veriyorsunuz. Bravo size, bravo! Al sana af, yapılanma, af, al, al, al! Dalga geçin milletle. Parasını zamanında ödeyen vatandaş, zamanında vergi ödeyen vatandaşa nasıl davrandınız? Keriz muamelesi yaptınız, biliyor musunuz?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Keriz mi, kriz mi?

HASİP KAPLAN (Devamla)Kriz dediniz, vergisini zamanında ödeyen vatandaşa keriz muamelesi yaptınız. Ayıptır! Vergisini verdi diye bir vatandaşla dalga geçen böyle bir yönetim, bir hükûmet dünyanın hiçbir yerinde yok. Siz bunları daha önce de çıkardınız, kriz mi vardı? Hadi söyleyelim. 2003’te kriz mi vardı, 2006’da kriz mi vardı, yine bu afları çıkardınız. 2008’de kara parayı akladınız, bilmem kaç ton altın geldi. Kriz mi vardı o zaman? Dalga geçmeyin vatandaşla. Vatandaşla dalga geçmeyin.

Şimdi, bakın, size şunu söyleyeyim: Evet, burada bir kalemi daha söyleyeceğim. Sizin “adalet” adınız değil mi? Yine tuğlayı açıyorum. Peki, bu tuğlanın içinde diyor ki “Mahkemesi sonuçlanmayanlar, itiraz aşamasında olanlar, prim borcu, vergi borcu, devlete olan borç kapsama girer, ama kesinleşmişse mahkeme kararı, kesinleşen mahkeme kararı nedeniyle kapsama girmez.” Be kardeşim, kesinleşmiş olabilir, ama vatandaşın parası yoktur, ödememiştir, niye kapsama almıyorsunuz? Kesinleşmeyen mahkeme kararı tashihi kararda beklerken, misal, bir gün sonra kesinleşmiş ne fark ediyor? Sonuçta, mağduriyet mağduriyet değil mi?

Arkadaşlar, sadece bu değil, başka şeyler de var burada.

Siyasi partilere hazine yardımı. Bir önerge verdik, reddettiniz. Dört tane grup var, Kenan Evren zamanında bile gruplar hazine yardımı alıyordu ama siz kendinize aldınız üç parti, CHP önergemizi destekledi. Seçmenimizin verdiği vergi hazineye giriyor, alıyorsunuz ve kendinize kullanıyorsunuz. Adaletiniz bu kadar, eşitliğiniz bu kadar. Ben de şunu söylüyorum: Benim seçmenimin -3 milyon oy aldık- verdiği vergiyle hazineye giren o paradan sizin cebinize giren, harcamanıza giren her kuruş zehir zıkkım olsun, haram olsun size!

SIRRI SAKIK (Muş)Amin! Amin!

HASİP KAPLAN (Devamla)Haram olsun! Hak etmiyorsunuz. Haram olsun diyorum. Eğer sizde biraz vicdan, biraz adalet, biraz etik varsa kendinizi bu duruma düşürmezdiniz.

Daha sayacağım, durun.

Bir kanun maddesini değiştirmişsiniz, 10. Öyle bir kanun maddesi ki, padişah buyruğu gibi. Ne diyor? Başbakan istediğini, liyakatine, üniversitesine, memuriyetine… Hiç çalışmasın önemli değil, Tophaneli Takunyacı Ahmet’i kendisine müsteşar yapabilir, genel müdür yapabilir. Böyle bir yasa. İnsaf! İnsaf!

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Öyle bir şey yok.

HASİP KAPLAN (Devamla)Alın 10’uncu maddeyi okuyun. Alın okuyun. Bütün sınırlamaları kaldırmış ve yeni bir memur olanı getirip müsteşar yapabilir. Böyle bir yetki veriyorsun. Ben bunu söylüyorum, gelin deyin ki: “Söylediğin doğru değil.”

Bakın, size öyle şeyler söylüyorum ki, siz öyle bir kadrolaşmaya gittiniz ki, cemaatler, tarikatlar aksın, kadrolaşsın diye, partizan kadrolara ilkokul mezunlarını müsteşar yapmaya başladınız. Bu ülke bu kadar kötü yönetiliyor, sonra da çıkıp “Yüzde 50 oy alıyoruz.” diyorsunuz. El insaf ya! El insaf ya!

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)Bu söylediklerine inanıyor musun Hasip Bey?

HASİP KAPLAN (Devamla)Kömürde niye ihaleyi kaldırdınız, söyler misiniz. Kömürde niye ihaleyi kaldırdınız? Seçim geldi, kömür dağıtacaksınız, değil mi? Para alacaksınız bir taraftan, bir taraftan kömür. Ukrayna’nın kömürü çok kaliteli, pahalı değil mi? Onun yerine nereden kömür ithal edeceksiniz, söyler misiniz? Kömürü takip edin arkadaşlar, kömür torbalarını… Size tavsiyem, herkes birer numune alıp, bir tetkik yaptırsın. Kimyasal olarak kullanılması yasak olan kömürler “Kömür yardımı” adı altında fakir halkımıza dağıtılıyor. Şırnak’ta kömür çok, iyi bilirim. Bunun nereden alındığını, nereden ithal edildiğini, nereden vurgun edildiğini… Eğer yüreğiniz yetiyorsa, ne kadar ithal kömür alındığını, devletin kaç milyar ödediğini ve dağıtıldığını söyleyin. Açık açık, şeffaf; demokrasi işte bu.

Bakın arkadaşlar, sadece bu değil. Şimdi, krizden halk etkilenmedi mi? Yani evindeki emekli, işçi, memur etkilenmedi mi? Peki, niye işçinin, memurun ücretini, maaşını artırmıyorsunuz? Veya bir şey daha söyleyeyim: Niye vergisini düşürmüyorsunuz? Yani yüzde 65 petrol vergisi alıyorsunuz akaryakıttan. Vicdansızlıktır! İndirin biraz. Krizse…

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Yanlış, yanlış!

HASİP KAPLAN (Devamla)O kadar değil, kaç kuruş iniyor? Bana tam rakamını getir.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Konuştuğunun hepsi yanlış!

HASİP KAPLAN (Devamla)Elektrik; bakın, elektrikteki borç. Burada kanun maddesi koyuyorsunuz. Burada Melih Gökçek yasası koydunuz biliyor musunuz? Adam milyarlarca lira parasını ödemedi, Ankara Büyükşehir Belediyesinin paralarını takaslama sistemine getirdiniz. Bravo size!

Şimdi, TEAŞ, TEDAŞ, sat, özelleştir, al parayı. Yap-işlet-devretten 80 milyar, af yapılandırmasından 50 milyar; etti 120 milyar. Ee, diğerleri de var, 200 milyar. Ee seçime kadar sizi getirir. Seçime kadar bir rüzgâr esmezse sizi götürür ama bu böyle değil arkadaşlar, bunun sonrası felaket. Bunun sonrası rezalet. Bunun sonrası adaletsizlik.

Bütün sendikalar ayakta. Bütün kamu emekçileri ayakta, bütün öğretmen dernekleri, bütün işçi sendikaları ve siz bu hakları, bir taraftan “Avrupa Birliğinin Başkanıyım.” diye hava atıyorsunuz, gidiyorsunuz bir ordu, Avrupa Konseyinde, Mevlüt Çavuşoğlu’nun yanına; sonra, gelip Kamu iktisadi teşebbüslerinde ILO sözleşmelerini yerin dibine batırıp grev hakkını yasaklıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla)O da bu tuğlanın, torbanın, tuzak çuvalın içinde var. Ee, size ne diyeyim? Yirmi dakika, bu kadar. Allah da sizi affetsin. Biz de önergelerle, biraz, yamuklukları düzeltmeye çalışacağız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

103 konuşma daha · 26 Ocak 2011

103 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook