Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ve diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:606)
Şırnak Milletvekili ·
Genel Kurul, 64. Birleşim · 5. yasama yılı · 11 Şubat 2011 · 873 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasip Kaplan, 11 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU VE DİĞER BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (S.S.:606)); konuşma 873 kelime.
Hasip Kaplan (Şırnak). “Bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ve diğer bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılmasına dair kanun (s.s.:606)”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 11 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2011-02-11-bazi-alacaklarin-yeniden-yapilandirilmasi-ile-sosyal-sigortalar-ve-gen-2 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu torba kanun, bir tuzak kanun, bir zorba kanun, bir adaletsiz kanun tasarısı, bir haksız, hukuksuz, eşitlikçi olmayan ve her gün yeni yeni maddelerin konulduğu, yeni yeni eklemelerin yapıldığı ve her gün şişirildiği bir torba kanuna döndü. Bugün Mecliste alt komisyonda bir ayı aşkın tartıştığımız bu tasarı, üst komisyonda bir ayı aşkın tartıştığımız bu tasarı, üstelik dokuz tane ihtisas komisyonundan geçmeyerek buraya gelirken şimdi de yeni bir madde ihdasıyla önerge veriyor iktidar partisi yani son günde, görüşmelerin son dakikasında madde ihdasında bulunuyor. Yine ihale kanunlarını baypas ediyor, yine önündeki bütün yolları açıyor ve yine kendi yandaşlarına istedikleri ihaleleri vermek için maddeler ihdas ediyor, şu an yapılan bu.
Efendim, eski kanunda sadece Toplu Konut İdareleri projeleri için İhale Kanunu’nun var olan hükmü yani TOKİ için var olun hükmü diyelim, TOKİ’nin sınır tanımaz, istediği alana yaptığı binaların, istediği yerlerde yükselttiği binaların otuz kat, yirmi kat, keyfince, istediği gibi belediye imar planlarını baypas ettiği, istediği gibi şehirciliği katlettiği, istediği gibi şehir kültürünü, şehir yaşamını, insan yaşamını beton blokların içine gömdüğü yetmiyormuş gibi şimdi de projeler olarak değiştiriyor; sınırsız, sorumsuz, ne olduğu belli olmayan projeler olarak, “bütün projeler…” Yani şu anlama da gelebilir: İstediğiniz projeyi bu hükme uygulayabilirsiniz. Bu nasıl bir anlayıştır? Bu niye ilgili komisyonunda, ilgili Bakanlığında, ilgili uzmanlık alanında görüşülmeden son dakika maddesi olarak buraya geliyor?
Bu kalitesiz yasa çıkarma anlayışı, bu milletin iradesiyle oynama anlayışı, bu yaklaşım Türkiye demokrasisinde onarılmaz tahribatlar yaratacaktır. Bu tahribatların izini silmek bile, inanın, zaten var olan, az olan, gelişmekte olan demokrasinin bütün hayat damarlarını tıkayacaktır.
Önümüzde bir seçim var. Üç dört ay sonra Meclis, şu veya bu şekilde milletin iradesi tecelli edecek fakat buna dahi güveni olmayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Yani ne olur, ne olmaz; bu Mecliste, millettir, halktır, bize bir şaka yapar, bu fırsatı kaçırırız diye son dakika maddeleri getiriyor.
Arkadaşlar, demokrasi bu değil. İnsan hakları, hukuk, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler bu değil. Demokrasi denilen olay üç temel unsurun üzerinde gelişir: Biri siyasal demokrasidir. O siyasal demokraside, milletin iradesine saygı duyanlar önce lider sultasını kaldırır, parti içi hukuku geliştirir, sonra milletin, halkın önüne koyduğu seçim barajlarını kaldırır ve milletin iradesine saygılıysa, seçmenin kendi milletvekilini özgürce seçmesinin yollarını açar.
Bakıyoruz ki, demokrasinin siyasi irade ayağını ayaklar altına almışsınız. Kenan Evren’in barajına, seçim sistemine, parti diktatoryasına, tek parti rejimine gayet güzel alışmışsınız.
Yine, ekonomik boyutuna baktığımız zaman, daha vahim bir tabloyla karşılaşıyoruz. Bu madde onlardan birisi işte. İhale olayını baypas etmek, denetimi baypas etmek ve istediği gibi, istediği işi engelsiz, pürüzsüz kaldırmak, “Nasılsa yargıyı da siyasallaştırdım, kendi doğrultumda geliştiriyorum.” diyerek, yargı engelinin de aşıldığı bir ortamı hazırlayarak yürümek…
Evet; ekonomi sacayağı da yok bu demokrasinin Türkiye’de sayenizde çünkü şeffaflaşma yok, çünkü ekonomiyi anlaşmazlıklar içine aldınız, uzmanlık alanından kurtarmadınız, günlük hayata ve demokrasi bilincine taşımadınız. Bunun sonucudur Türkiye’de yüzde 1 çok mutlu bir zengin yarattınız ve kendi zenginlerinizi yarattınız, TÜSİAD’ı bile orta sınıfa indirdiniz; maşallah üç senede, beş senede holdingleri olan, şirketleri olan, altında gıcır gıcır arabaları demeyeceğim uçakları olan, sonradan, beş yılda türeyen zenginler yarattınız. Bakıyoruz, bu sekiz yıllık iktidar süresi içinde Türkiye’nin fotoğrafında yüzde 99’larda ezilen, yoksulluk içinde olan, açlık sınırı altında olan bir fotoğraf; bir tarafta da zenginleşenler, ihalesiz iş kapanlar, aş kapanlar, uçaklara da binenler, gemiciği olanlar, yolsuzluk, ihale denince de her şeyi mübah gören bir anlayış.
Arkadaşlar, bu, sosyal devleti, sosyal toplumu dinamitliyor. Bu ekonomik ayağı olmadı mı demokrasinin, ihalesiz projelerinizi hayata geçirmeye başladığınız zaman bu ülkenin DNA’sıyla oynarsınız, sosyal toplumu dinamitlersiniz. Sosyal patlamalara zemin hazırlayacak girişimlere neden oluyorsunuz bu şekilde. İşte, sosyal adalet, 21’inci yüzyılın bu nedenle en önemli göstergelerinden birisidir.
Yine, demokrasi anlayışınızda da kültürel demokrasinin yeri yok çünkü demokrasinin üç önemli saç ayağından biri de çoğulculuktur, kültürel farklılıkların zenginlik olarak kabulüdür, onların yaşatılmasıdır, saygı gösterilmesidir. Sizin tekçi anlayışınızla, herkesi yok sayan anlayışınızla, herkesi tek dine, herkesi tek mezhebe, herkesi tek dile sokma gayretiniz torna siyasetinizle para etmeyecektir. Bu torna siyasetinizi Mussolini ve Hitler faşizmi döneminde yine çok oy alarak; Hitler’in çok oy alarak kazandığını ve dünyaya faşizmi bela ettiğini herkes bilmelidir yakın tarih açısından. Auschwitz Kampı’na giden Sayın Mevlüt Çavuşoğlu ve Egemen Bağış o kampta, yine o kampı yaratanların, yine oyla, salt çoğunlukla iktidara gelen Hitler’in Nazi Partisi olduğunun da, gerçeğin altını görmesi gerekir.
Şimdi, siz, bu kültürel demokrasiden de nasibinizi alamıyorsunuz böyle torba kanunları getirerek ve en vahimi “Lozan” demiyorsunuz, “azınlık hakları” demiyorsunuz, “evrensel beyanname” demiyorsunuz, “insan hakları” demiyorsunuz, “çerçeve sözleşme” demiyorsunuz, “çocuk sözleşmeleri” demiyorsunuz ve bütün bunlarda da eğer ki bir farklı kültür, bir dil varsa ona da çekince koyuyorsunuz. Sadece o da değil, bakıyoruz, Kıbrıs halkını aşağılıyorsunuz, “besleme” diyorsunuz; bir bakanınız, Başbakan yardımcınız gidiyor, birkaç sendika protesto etti diye “Aman, yavru vatan oldu gâvur vatan.” diyorsunuz. Size oy vermiyor, İzmir’e gidiyorsunuz “Gâvur vatan.” diyorsunuz. Geliyorsunuz, Amed’e, Şırnak’a... E, bizden de oy alamayınca da bize “Bölücü.” diyorsunuz. Sizin anlayışınız bu. Bu bölücü anlayış, aslında, gerçek anlayış bu bölücü anlayıştır, terörize eden anlayıştır, kendi çıkarları üzerinde böyle korsan maddeleri getirip Komisyonun 25 tane üyesini buraya koyup “Komisyonun çoğunluğunu sağladım.” diye. Bu Komisyonun, alanı olmayan dokuz tane komisyondan, dokuz ayrı komisyondan geçmeyen maddeleri bu torbanın içine koydunuz.
Allah kerimdir. Allah böyle iktidarları da torbaya koyar. Bunun vebalini de ödersiniz. Sizi, torbanızla torbaya gireceğiniz günlerle baş başa bırakıyoruz. Size, akıl, izan ihsan eylesin ya Rab diyorum. Ne diyeyim başka? (BDP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 11 Şubat 2011