İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 67. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Bazı kamu kurum ve kuruluşlarının bir kısım borç ve alacaklarının düzenlemesine dair kanun teklifi (s.s.535)

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 67. Birleşim · 5. yasama yılı · 16 Şubat 2011 · 806 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 16 Şubat 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BAZI KAMU KURUM VE KURULUŞLARININ BİR KISIM BORÇ VE ALACAKLARININ DÜZENLEMESİNE DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.535)); konuşma 806 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Bazı kamu kurum ve kuruluşlarının bir kısım borç ve alacaklarının düzenlemesine dair kanun teklifi (s.s.535)”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2011-02-16-bazi-kamu-kurum-ve-kuruluslarinin-bir-kisim-borc-ve-alacaklarinin-duze-3 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına sizleri selamlıyorum.

Gerçekten, tümü üzerinde yaptığımız konuşmaları dikkate aldığımız zaman sonuçta AK PARTİ Grubunun 2’nci madde üzerinde bir önergesinin verildiğini görüyoruz, bir de 4’üncü madde üzerinde. Bu, köy içme sularıyla ilgili kısmi bir düzenleme. Yine 4’üncü maddede de belediye ve il özel idarelerinin yükümlülüğünde olan sokak aydınlanmasıyla ilgili daha önce çıkarılan bir yasa vardı, 1/1/2009-31/12/2015 tarihleri arasında bunun hazine tarafından karşılanması… Bu yasalaşmıştı zaten. Böyle bir teknik düzenleme.

Tabii, olay bununla kurtuluyor mu? Bu uygulamayla, TEDAŞ’ta borçların biriktirilmesiyle sorun çözülüyor mu? Değil. Enerji politikalarında doğru yapıp yapmadığınızın ölçüsü, verdiğiniz, yaptığınız zamlardır. Yani elektriğe vatandaş ne para ödüyor, doğal gaza ne ödüyor, siz ne kadar zam yaptınız, o yaptığınız zamlardan vatandaş ne kadar etkileniyor, ne kadar vergi ödüyor? Eğer bunun doğru politikalarını koyarsanız, bu borçlanmanın, tamamen enerji politikalarının bir çöküşünün olduğu da ortaya çıkar.

Şimdi bakın, şimdi enerji politikasında “Dünyanın enerji koridoru” olarak Türkiye’nin gözükmesine bakalım, BOTAŞ üzerinden bir bakalım: Türkiye’nin bulunduğu stratejik konumu gereği, dünyadaki petrolün yüzde 10’unun ve doğal gazın yüzde 15’inin Türkiye’den geçeceğini varsayalım. BOTAŞ böylesine bir işlem yapıyor ve Avrupa pazarıyla bu doğal gazın üretildiği ülkeler arasında bir köprü ama bütün bunlara rağmen Avrupa Birliği politikalarında bu enerji geçiş koridoru olmanın etkili olamadığını görüyoruz. Yani Türkiye siyaseten dış politikasında dahi, bu enerji politikalarındaki yanlışlarından dolayı bu kadar önemli bir konumunda sıkıntı yaşıyor.

Salt bu değil, şimdi bakıyorsunuz, Gümrük Müsteşarlığıyla ilgili borçlar var BOTAŞ’ın. Burada şunu görebiliyor muyuz: Bu Nabucco Anlaşması’ndan sonra İran’la, Azerbaycan’la, diğer ülkelerin, BOTAŞ’ın yaptığı anlaşmalar var. Ne kadar doğal gaz akışı Türkiye üzerinden yapılacak? Türkiye gümrükte ne kadar borçlanacak? Türkiye bu borçlarından başka BOTAŞ ne kadar kâr sağlayacak? BOTAŞ Türkiye’ye ne getirecek? Niye TEDAŞ’ın üzerinde bunların hepsi temerküz ediliyor?

Demin bir şey sorduk, ancak Sayın Bakan da Sayın Hatip, AK PARTİ Grubundan, dedi ki: “Biz mezarlıklardan vergi almıyoruz.” Borçlarıyla ilgili düzenleme konuşulurken “uygulamada almıyoruz…” Ama mühendis odalarının verilerine baktığımız zaman, doğal gazda ve elektrikte sekiz yıllık iktidar sürecinize baktığımız zaman, yapılan zamların yüzde 250’nin üzerinde bir zam oranıyla, dehşet boyutlarda olduğunu görürüz. Değil mezarlıkların aydınlatılması, artık mezarda yatan vatandaşımızdan vergi alınır bir konuma gelmiştir elektrik ve doğal gazda, yani bu gerçekle yüzleşmek gerekiyor.

Bakın, 2008’de, kriz başlangıcı döneminde birdenbire yüzde 86 bir doğal gaz zammı yaşandı, o günlere sizi bir getirmek istiyorum ve o günler tarih itibarıyla çok önemlidir borçlar açısından, hem elektrik üretim şirketleri hem dağıtım şirketleri hem de BOTAŞ açısından. Şimdi, 1 Ocak 2008’de 1 kilovatsaat elektrik başına iletim bedeli 0,374 kuruştan 0,425 kuruşa, dağıtım bedeli -o tarihte- 1,636 kuruştan 2,145 kuruşa -yeni kuruşa o zaman YTL var- perakende hizmet bedeli 0,152 yeni kuruştan 0,59 yeni kuruşa çıkarılmış, çıplak elektrik fiyatı ise 10,244 yeni kuruştan 12,105 yeni kuruşa yükseltilmiştir.

Şimdi bu rakamları bu gerçeklerle yüzleşmeden bu borçların kaynağını da bulamayız.

Böylece fon ve vergiler hariç, arkadaşlar, 1 kilovatsaat elektriğin fiyatı 12,406 yeni kuruştan 14,831 yeni kuruşa ulaşırken Enerji Fonu, TRT payı, belediye tüketim vergisi ve KDV dâhil fiyat ne oluyor? 15,81 yeni kuruştan 18,90 yeni kuruşa varıyor. Şimdi, bu, görüldüğü gibi, her şey dâhil 1 kilovatsaat elektriğin fiyatı yüzde 19,55 oranında bir zamlanma yani durmadan üstüne vatandaştan alınan dolaylı vergilerin katlamalı olarak eklendiği bir fiyatlama ve zamdan bahsediyoruz. Şimdi bu fiyatlama ve zam oranında doğal gazın özellikle TETAŞ’ın 2008 tarihinde yaptığı ve yüzde 4,9 ve Kasım 2008 tarihinde yaptığı yüzde 23’lük zamları da eklediğiniz zaman arkasından birdenbire yüzde 86’lara fırlayan bir zam oranı ve onun arkasından otomatiğe bağlanan bir zam. Şimdi bu zamları, gerçekten bu dolaylı vergileri, bu korkunç vergileri doğal gazda, petrolde, elektrikte… Bunları anlamak için mühendis olmaya gerek yok; hele hele hiç profesör olmaya da gerek yok arkadaşlar. Evdeki Fatma Teyze’ye sorun. Evdeki Fatma Teyze, mutfakta o çalıştırıyor, ocağı yakıyor, lambayı yakıyor ve doğal gaza parayı ne aldığını, ne verdiğini o biliyor ve bu rakamları görüyor, karşılaştırıyor. Yani hiç mühendis olmanıza gerek yok, dört aritmetik işlemini bilmeniz yetiyor yani iki artı iki dört eder. Bunu bilmeniz bu enerji politikalarında ne kadar hoyratça, ne kadar başıboş… Fransızların meşhur “...”(x) “Bırakın yapsınlar, bırakın geçsinler.” modeliyle enerjideki bütün borçların, ithalatın, bütçenin yükünün yine sonuçta getirilip vatandaşın sırtına yüklendiğinin bir gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bunu çok uzatmaya gerek yok. Bakın, 2007’den sadece 2008’e reel düzeyde rakamlar 82,15 üzerinden bir rakamı ortaya koyuyor.

Şimdi, bu doğal gaz politikaları enerji politikalarının çöküşü değil mi? Elbette çöküşü. Ekonomi ve enerji yönetiminin de başarısızlığı. Plansızlık, öngörüsüzlük, bir stratejinin olmayışı demek. Şimdi, bu borçları bu şekilde yapılandırıp arada da kıyaklar koymak gerçekten vatandaşımıza yapılacak en büyük kötülüktür. Vatandaşımız bu soğuk kış gününde doğal gazın ibresine ve kilovatsaatlerine, elektriğin ibresine ve kilovatsaatlerine bakıyor. Şimdi, bu zamları otomatiğe bağlanmış vatandaş bu enerji politikaları sonucu bir de Ankara’nın belediyesinin, Büyükşehir Belediyesinin borçlarıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin borçlarını getiriyorsunuz takas sistemine, bilmem ne sistemine getirip TEDAŞ’ta temerküz ettirip onun üzerinde sıfırlamaya çalışıyorsunuz. Bunların halkın çıkarına olmadığını ifade etmek istiyoruz.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

72 konuşma daha · 16 Şubat 2011

72 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook