İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 80. BİRLEŞİM · SALI

Elaziğ milletvekili sayın hamza yanılmaz'ın hayatını kaybetmesi üzerine konuşmalar

Hasip Kaplan

Şırnak Milletvekili ·

Genel Kurul, 80. Birleşim · 5. yasama yılı · 22 Mart 2011 · 883 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasip Kaplan, 22 Mart 2011 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ELAZİĞ MİLLETVEKİLİ SAYIN HAMZA YANILMAZ'IN HAYATINI KAYBETMESİ ÜZERİNE KONUŞMALAR); konuşma 883 kelime.

Hasip Kaplan (Şırnak). “Elaziğ milletvekili sayın hamza yanılmaz'ın hayatını kaybetmesi üzerine konuşmalar”. TBMM Genel Kurulu, 80. Birleşim tutanağı, 22 Mart 2011. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasip-kaplan-23-2011-03-22-elazig-milletvekili-sayin-hamza-yanilmaz-in-hayatini-kaybetmesi-uzerin (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HASİP KAPLAN (Şırnak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nükleer enerji santraliyle ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, burada ilginç bir durum var. Yani bir tarafta Mersin Akkuyu’da nükleer enerji santrali kurmaya karar vermiş AKP çoğunluğu var, bu konudaki sözleşmeyi de Meclisten geçirdiler ama bir de bunun karşısında duran ana muhalefetle, CHP ile MHP var. CHP ile MHP’nin de şöyle bir nüans farkı var: “Biz nükleer teknolojiye karşı değiliz ama Mersin’de kurulacak nükleer enerji santraline karşıyız.”

Burada, bu Mecliste net duruş gösteren, net duruşuyla nükleer santrallere, enerji santrallerine karşı da açıkça tavrını koyan, onlarca araştırma önergesi veren, soru önergesi veren tek parti de Barış ve Demokrasi Partisidir. Bunun “ama”sı olmaz arkadaşlar. Japonya’da yaşanan felaket, Fukuşima’da yaşanan tsunami sonrası, nükleer santrallerin artık hiçbir güvencesi olmadığını ortaya koymuştur. “Ama”sı olmaz, Mersin’dekine de karşı çıkacaksınız, Sinop’takine de karşı çıkacaksınız, Fransa’nın, Almanya’nın, gelişmiş ülkelerin terk ettiği bu teknolojiye, insanlık yaşamını tehdit altına alan ve Çernobil’den Türkiye'nin de etkilendiği, Rize’den başlayarak Karadeniz kıyılarında kanser hastalığının yayıldığını bilen, yaşamış bir Türkiye’de net ve açık duruş göstereceksiniz, karşı olacaksınız.

Enerji politikamız her alanda yanlış, her alanda çarpık, HES’lerde çarpık, nükleerde çarpık, güneş enerjisinde çarpık, rüzgârda çarpık çünkü Türkiye'nin bir enerji politikası ve stratejisi ve de planlaması yok. Evet, Türkiye bütçesinin 100 milyara varan ithal enerji açığı var ama o ithal enerji açığı, enerji kanalıyla şirketlerin açgözlü, vahşi kârlarına kurban edilemeyecek kadar, bu ülkemiz ve insanları ve bütün doğası, tarihi, kültürü, iklimi, her şeyi korunmaya değerdir.

Bakın, kendi ilimden örnek vereceğim, çok uzağa gitmeyeceğim. Benim ilimde, Şırnak ilinde Dicle Nehri’nin üzerine baraj kuruyorsunuz, Kızılsu’yu da sular altında bırakıyorsunuz, tarihî Kasrik Vadisi’ni de sular altında bırakıyorsunuz; yetmiyor, Fakiye Teyran’ın mescidini, Asur Kulelerini, Finik Kalesi’ni, Aladino Kalesi’ni ve Kasrı’nı, “Timurlenk’in Pençeleri” diye tabir edilen tarihî yerleri, bütün bu doğayı bırakıyorsunuz; bu da yetmiyor, Hezil Çayı’nın üzerine 7 tane HES kuruyorsunuz; bu da yetmiyor, Habur Irmağı üzerine yani Uludere’den sonra Beytüşşebap’a da kuruyorsunuz; bu da yetmiyor, Cudi Dağı’nın tepesine kömür var diye termik santral kuruyorsunuz; bu da yetmiyor, bakın, Silopi ve İdil BOTAŞ’larına da ayrıca motorla, fuel oil yakan, 3 numara yağ yakması gereken yere 8 numara, 10 numara yağ yakan ve denetlenmeyen santraller kuruyorsunuz; benim ilimde, sadece, bunlar.

Siz bizi boğarak mı öldürmek istiyorsunuz? Şırnak’ı böyle mi boğmayı düşünüyorsunuz? Bir ilde 7 tane termik santral başvurusu daha var. 7 tane termik santral, 2 tane mevcut santral, 1 tane çalışan santral, 10 tane termik santral; barajlar, 11; artı Dicle üzerinde, 12; bunların hepsi Şırnak… Burada bütün şirketlerin hepsi dışarıdan geliyor, yöreye 5 kuruş da yatırmıyor, 5 kuruş da yatırım yapmıyor ve senin doğanı, tarihini, kültürünü, geçmişini, hepsini yok ediyor, alıp götürüyor ve o halk size seyirci kalacak değil mi?

Bakın, halkın, o halkın, on binlerin, elli binlerin, çevre dostlarının bu şekilde yürüyüşlerinin tesadüf olmadığını size söylemek istiyorum. Bu aynı şey Mersin’de de söz konusudur -Mersin gibi güzide bir şehrimizi, kıyılarını, narenciyesini, turizmini, kültürünü, dokusunu, tarihini…- üstelik de fay hatları üzerine kurarak Rus teknolojisiyle yapmaya çalışıyorsunuz. Diyorsunuz ki: “Ruslar nükleer santralde Japonya’dan geri ama tedbir alacaklar.” Japonya’dan daha ileri bir ülke var mı bu konuda? Japonya hâlâ Fukuşima’nın tehdidini atabildi mi? Bu ara bütün dünyada protesto, tepki eylemleri var Tokyo’dan İstanbul’a, İstanbul’dan Paris’e kadar. Yeşillerin bir sloganı var, “Eğer yarın radyoaktif olmak istemiyorsanız bugünden aktif olun!” diyor. Bizimkiler de aktif olmak için çay içiyorlar, radyasyonlu çay içiyorlar. Sonra Başbakanımız tüp ve nükleer santral karşılaştırması yapıyor. Allah’tan korkun arkadaşlar, bu ülkenin insanını, yaşamını, doğasını, geleceğini konuşuyoruz.

Bu kadar tahribat, bu kadar denetimsizlik, eğer bu kadar sorumsuzluk varsa, ki var, bu gözüküyor, buyurun size öneriyoruz: Meclis çoğunluğunuz var, Meclise bir teklif verin, şu Mersin’deki, Akkuyu’daki kurulacak nükleer santralin bulunduğu fay hattının da yerini değiştirin, kaydırıverin Meclis kararıyla, olsun bitsin, kitabına uydurursunuz. Bu şekilde de vicdanen müsterih olursunuz, işte fay hattını kaydırmış olursunuz, “Nükleer santral haritada burada kalıyor, fay hattını da Toroslardan öteye attık.” dersiniz. Nasılsa yandaş, candaş medyanız size bir hafta propaganda yapar ve tsunaminin de olmayacağını, fay hattının da 180 kilometre içerilere kaydırıldığını söylersiniz olur biter.

Eğer halka inanıyorsanız, buyurun halka götürelim. Mersin halkına sorun: “Burada nükleer santral istiyor musunuz istemiyor musunuz?” Demokrasilerde böyle bir durum vardır. Eğer sizin, AK PARTİ Mersin milletvekilleri de bu nükleer santrale karşı çıkıyorsa, eğer Mersin’deki bütün siyasi partiler karşı çıkıyorsa, bütün sivil toplum karşı çıkıyorsa, arkadaşlarım, siz niye yanlışta ısrar edersiniz anlamıyoruz.

Bizim burada söylemek istediğimiz şu: Bu konularda araştırma elbette ki yapılmalı, şart ama bir bütün olarak enerji politikalarımızı ta Rize’deki derelerden Hasankeyf’in sular altında kalmasına, Munzur Vadisi’nden Allianoi’ye kadar… Gidin Allianoi’ye bakın, suların altında bıraktınız ve eserinizle iftihar edin. Yarın aynı durumu Mersin’de yaşayacaksınız. Allah göstermesin, bu doğanın, depremin, doğal felaketlerin ne zaman geleceğini kimse kestiremez ama Türkiye coğrafi ve jeolojik olarak hareketli bir fay hattı ve deprem ülkesi. Bu gerçeği değiştirebilir misiniz? Bu bir gerçek. O zaman, enerji kaynaklarımızı farklı bir biçimde yaratmak zorundayız. Ruslara 65-70 milyara orayı vereceksiniz. Sinop’u Japonlara ihaleye açacaksınız. Vallahi, elinizden gelse o nükleer santrali getirirsiniz Şırnak iline, Gabar Dağı’nın üstüne kurarsınız. Bakın, 12 HES, hidroelektrik santrali, 1’i termik, 2 tane de fuel oille çalışan 3, mevcut var, etti 15, Dicle barajı kurulacak etti 16.

AFİF DEMİRKIRAN (Siirt)Siirt’e gelsin.

HASİP KAPLAN (Devamla)Vallahi nükleer santrali de getirirsiniz Gabar’ın üzerine kurarsınız!

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla)El insaf ya, bu kadar da sorumsuzluk olmaz. Olmaz arkadaşlar! Sizi bu konuda uyanmaya davet ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

86 konuşma daha · 22 Mart 2011

86 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook