İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

Ara
MECLİS’TE BUGÜN
GENEL KURUL · 14. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler

Haydar Altıntaş

İzmir Milletvekili · Demokrat Parti

Genel Kurul, 14. Birleşim · 5. yasama yılı · 5 Kasım 2026 · 526 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →

Kaynak göster

Haydar Altıntaş (Demokrat Parti), 5 Kasım 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER); konuşma 526 kelime.

Haydar Altıntaş (Demokrat Parti, İzmir). “Kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işler”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/haydar-altintas-2026-11-05-kanun-teklifleri-ile-komisyonlardan-gelen-diger-isler (erişim: 5 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=149711

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HAYDAR ALTINTAŞ (İzmir)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ben de Afyon'da meydana gelen elim faciadan dolayı hem Afyonlulara hem Türk milletine başsağlığı diliyor, böyle bir facianın bir daha tekerrür etmemesini Allah'tan niyaz ediyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı değerlendirirken öncelikle şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor: Bu anlaşma Türkiye'nin ulusal güvenliğine gerçekten ne kazandıracak, karşılığında Türkiye'ye hangi sorumlulukları yükleyecektir? Türkiye'nin güvenlik politikası başka ülkelerin bölgesel rekabetlerine göre değil, kendi ulusal çıkarlarına göre belirlenmelidir. Bu anlaşmayı Mekke'nin korunması gibi bazı manevi gerekçelerle meşrulaştırmaya çalışmak da doğru değildir. Hele hele Fahreddin Paşa ve onun askerlerinin Mekke'yi ve Medine'yi korurken yaptıkları savunmayla da ilişkilendirmek Fahreddin Paşa'nın hatırasına da, şehitlere de ayıp olur diye düşünüyorum. Dış politika iç politika ilişkisi, yumurta tavuk ilişkisine benzetilir. İki düzeyli oyun teorisi bu nedenselliği vurgulayan önemli bir yaklaşımdır ancak nedensellik başka alet etmek başkadır. Cumhuriyet döneminde dış politikayı iç politikaya alet etmeme prensibi AK PARTİ iktidarına kadar herkesin çok önemli bir prensibi hâline gelmiştir. Ne yazık ki AK PARTİ dış politikada elde ettiğini iddia ettiği zaferlerle iç politikayı domine etmeye uğraşmıştır. ABD'nin Orta Doğu taşeronluğu için açtığı ihaleden pay kapmak amacını taşıdığı anlaşılan bu anlaşmayı vatandaşlarımızın manevi hassasiyetlerini istismar ederek cilalamaya sakın ola ki kalkışmayın. Rus uçağının düşürülmesi, Azerbaycan'la ilişkilerimizde olduğu gibi bu tür uygulamalar, bu uygulamaların sonucunda meydana gelecek olaylar, bizi duvara toslatabilir. Uluslararası sistemin içinden geçtiği mevcut koşullar dikkate alındığında bu ittifakın bölgesel gerilimi azaltmaktan ziyade artırma riski taşıdığını da görüyoruz. Yeni bir askerî ittifak, kapsayıcı güvenlik mekanizmaları ve diplomatik dayanakla desteklenmediği takdirde mevcut rekabetleri yeni bir bloklaşma dinamiğine dönüştürebilir. Türkiye'nin, ABD'nin bölgedeki politikalarının güdümüne girmesi, hatta bu politikalarının askerî uygulayıcısı ve âdeta taşeronu hâline gelmesi ihtimali de göz ardı edilmemelidir. Türkiye, kendi ulusal çıkarlarını başka ülkelerin bölgesel hesaplarına göre şekillendirmemelidir. Anlaşma kapsamında Türkiye'nin üstleneceği yükümlülüklerin maliyeti çok yüksek olabilir. Üstelik bu tarafların eşit sorumluluk ve kapasiteye sahip olduğu bir anlaşma da değildir. O sebeple, bu anlaşma asimetrik bir anlaşmadır. Türkiye'nin askerî kapasitesi, operasyonel tecrübesi nedeniyle özellikle askerî sorumlulukların Türkiye üzerinde yoğunlaşma riski her zaman vardır.

Bir diğer önemli sorun da anlaşmanın Türkiye'de onay süreci tamamlanmadan kurumsallaşma adımlarının atılmasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayından önce kurumsallaşma mekanizmalarının oluşturulması parlamenter denetim açısından soru işaretleri doğurmaktadır. Askerî angajman kuralları da yeterince açık değildir. Hangi saldırının kolektif savunmayı harekete geçireceği, askerî yardımın kapsamı ve karar alma mekanizmalarının nasıl işleyeceği de net değildir. Değişen uluslararası koşullarınazarıitibara alınmadan üstelik anlaşma taraflara ilk on yıl içerisinde çekilme hakkı tanımamaktadır. Türkiye'nin dış politika esnekliğin bu şekilde sınırlandırılması da kabul edilemez. 3 ülkenin stratejik öncelikleri de birbirlerinden farklı olup NATO üyeliğimizle ilişkisi, mali yükümlülükleri, ortak askerî kapasitenin nasıl kullanılacağı, kararların kim tarafından alınacağı da açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu işlerin sonunda Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olma riski de her zaman vardır. Sonuç olarak Mekke Anlaşması, Türkiye'nin gerçek ulusal güvenlik ihtiyaçlarından doğmuş bir ittifak olmaktan ziyade ABD'nin ve İsrail'in Körfez'deki güvenlik kaygılarını Türkiye'nin askerî kapasitesiyle destekleme, Pakistan'ın bölgesel konumunu güçlendirme girişimi olarak değerlendirilmelidir. Bizim önceliğimiz, yeni askerî bloklaşmalar değil bölgesel barışı, diplomatik çözümü ve Türkiye'nin stratejik özelliğini güçlendiren politikalardır. Bu sebeplerden dolayı biz Demokrat Parti olarak bu anlaşmaya "hayır" oyu vereceğiz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

108 konuşma daha · 5 Kasım 2026

Günün kaydı →
108 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook