İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 44. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bangladeş Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle

Genel Kurul, 44. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Şubat 2016 · 765 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hişyar Özsoy (Halkların Demokratik Partisi), 25 Şubat 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bangladeş Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle); konuşma 765 kelime.

Hişyar Özsoy (Halkların Demokratik Partisi, Bingöl). “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bangladeş Halk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gümrük Konularında İşbirliği ve Karşılıklı Yardım Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 44. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hisyar-ozsoy-26-2016-02-25-turkiye-cumhuriyeti-hukumeti-ile-banglades-halk-cumhuriyeti-hukumeti-a (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=44886

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HDP GRUBU ADINA HİŞYAR ÖZSOY (Bingöl)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bu iki ay içerisinde sanırım 200’den fazla uluslararası anlaşmayı biz Dışişleri Komisyonunda tartıştık. Bunların birçoğu zaman içerisinde Meclise de gelecek. Bunlar daha çok teknik anlaşmalar. Tabii, bu teknik anlaşmaların detaylarını biz Komisyonda tartıştık. Bugün yapacağım konuşmada bu tür teknik anlaşmaların çok detaylarına girmeyi düşünmüyorum.

Yalnız, Dışişleri Komisyonu olarak artık bu teknik anlaşmalardan gerçekten yorulduk, Türkiye’nin dış politika ajandası çok derece yüklü ve son derece tansiyonlu. Bu gerekçeyle de geçen hafta ben kendim Komisyon Başkanımızdan, Taha Bey’den Dışişleri Bakanımızı Komisyona davet etmesini rica etmiştim. Sağ olsunlar, Sayın Dışişleri Bakanı bugün geldiler, Dışişleri Komisyonunda Komisyon üyelerinin sorularına cevap vermeye çalıştılar; aynı zamanda, özellikle Orta Doğu’daki gerilen bu diplomatik alana dair fikirlerini paylaştılar.

Şimdi, ben de bugün, biraz, Sayın Bakanımızın orada ifade ettikleri üzerinden Türkiye’nin özellikle Orta Doğu’daki dış politikası hakkındaki fikirlerimizi HDP Grubu olarak paylaşacağız.

Şimdi, Sayın Bakana ben ilk sorumu sordum, tabii, genel, böyle, bir giriş ve açıklama yaptıktan sonra. Yalnız, doğrusu, Sayın Bakanımız sorularımızın hiçbirine doyurucu bir cevap vermedi. Mesela birinci sorumuz şuydu: Şimdi, Türkiye hem komşularıyla hem bölgesel güçlerle hem Rusya’yla hem Amerika’yla bayağı sıkıntılı bir diplomatik süreci yaşıyor. Sayın Bakana “Hükûmet olarak sizin, Bakanlık olarak sizin mevcut durumun bu hâle gelmesinde herhangi bir hatanız, sorumluluğunuz, eksikliğiniz var mıdır; varsa nedir?” diye ilk sorumu sormuştum öz eleştirel yaklaşım, kendi hatalarımızı görmek yeni pozisyon almayı sağlayabilir düşüncesiyle. Sayın Bakanımız genelgeçer birtakım şeyler söyledi, herhangi bir hatayı kabul etmedi. Yoğunlukla da dışarıdan dış güçlerin, bölgesel güçlerin Türkiye’yi nasıl zora sokmaya çalıştığından bahsetti. Şimdi, biz bunları biliyoruz. Dış güçler olabilir, Türkiye’yi zora sokmaya çalışırlar. Tabii, Rusya’sından Amerika’sına, İran’ından İsrail’ine, herkesle bu kadar sert bir şekilde mücadele ederken onlar da herhâlde oturdukları yerde oturmayacaklar, onlar da ellerinden gelen her şeyi yapacaklardır. Burada “Dış güçler bunları yapıyor.”dan ziyade burası ne yapıyor, asıl önemli olan budur.

İkinci olarak, biliyorsunuz, Suriye’de ateşkes konusunda Rusya’yla Amerika arasında bir mutabakat oluştu. Doğrusu, bu süreçte Türkiye’yi de dışta bırakarak böyle bir karar aldılar. Şimdi, Sayın Dışişleri Bakanı “Biz bu ateşkese uyacağız.” diyor, Başbakan Sayın Davutoğlu “Bu ateşkes Suriye’yle ilgili, Türkiye’yi bağlamaz.” diyor, Sayın Cumhurbaşkanı bambaşka bir yerden çalıyor, işte, “Biz sonuna kadar PYD’ye, YPG’ye müdahalelerimizi sürdüreceğiz.” diyor. Şimdi, ortada böyle de Bakanlık, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı arasında karmaşık bir durum söz konusu.

Tabii, şimdi, bu Türkiye dış politikasında PYD, YPG takıntısı gerçekten Türkiye’yi son derece zor bir duruma sokuyor. Bakın, Sayın Bakana da sordum, dedim ki: “Sayın Bakanım, şu ana kadar YPG’den, PYD’den Türkiye’ye fiziki anlamda saldırı var mıdır? Bunun bilgisini bize verin.” Sayın Bakan bu soruyu es geçti, buna cevap vermedi ama temel olarak biz biliyoruz ki Türkiye’nin argümanı şu: PYD ve YPG Esad rejiminin iş birlikçisi. Bunu söylüyor değil mi? Temel olarak söylüyor. Yalnız Sayın Bakan ilginç bir şey söyledi benim bir soruma istinaden, “Bu bizim için sıkıntı değildir.” dedi. Evet, söyledi. Niye söyledi, onu da size söyleyeyim, bana da biraz ilginç geldi çünkü. Şimdi, eğer Esad rejimiyle iş birliği yapıyor… Hani, kabul edelim, bir an için bunu kabul edelim, böyle olduğunu düşünmüyoruz, kabul edelim.

HASAN TURAN (İstanbul)Sadece öyle değil, PKK’lılarla da iş birliği yapıyor.

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla)Tamam, oraya da geleceğiz.

Şimdi, bunu kabul edelim.

HASAN TURAN (İstanbul)PKK’yı onlar yönetiyor hatta.

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla)Şimdi, ben de kendisine sordum, dedim ki: Sayın Bakanım, Esad rejimiyle en büyük iş birliğini yapan İran, İran’la ilişkileri düzeltmeye çalışıyorsunuz. İran olmazsa Suriye rejiminin ayakta kalma şansı yok, bu bir. İkincisi, Rusya’nın bütün yaptırımlarına rağmen Sayın Bakan “Biz yaptırım uygulamadık, cevap vermedik çünkü ilişkilerin düzelmesini istiyoruz, yapıcı olmak istiyoruz.” dedi kendisi toplantıda haklı olarak. Rusya zaten Suriye’ye en büyük desteği veren güç. Onlar olmasa Suriye’nin ayakta kalması mümkün değil, değil mi? Şimdi, hâl böyleyken –tırnak içinde- Esad iş birliği üzerinden YPG’ye, PYD’ye vurmanın herhangi bir anlamı yok. Bakın, şunu daha önce de burada ifade ettik. Şu an PYD, YPG dediğiniz yapıyla Rusya ilişkilenmiş durumda, açıktan. Amerika ilişkilenmiş durumda, açıktan. Hatta bu ara tuhaf, herkesin böyle bir Suriye’de Kürtleri sevmesi tutmuş. Öyle söyleyeyim, biraz ironik bir şekilde.

HÜSEYİN TURAN (İstanbul)Sevmiyorlar.

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla)Farkındayız Sayın Vekilim, farkındayız. Fakat ortada ilginç olan durum şu.

HÜSEYİN TURAN (İstanbul)Yüz yıl önce de aynısını yaptılar.

HİŞYAR ÖZSOY (Devamla)Kendi toprakları içerisinde 15-20 milyon Kürt yaşıyor Türkiye’nin ve Türkiye, Suriye’deki Kürtlerle, PYD’yle pozitif anlamda ilişki kuramıyor. Aslında daha önce bunun denemeleri olmuştu. Oturup nasıl koptu, hatalar neredeydi bunları da tartışabiliriz ama Türkiye’nin içine girdiği bu bölgesel sıkışmışlığı aşmasının yolu olarak biz, hem sınırın o tarafında hem bu tarafındaki Kürtlerle mümkün mertebe, bir an önce pozitif anlamda ilişki kurmasını söylüyoruz. Şimdi, bu ne kadar mümkün olur? Bunları tartışırız.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

95 konuşma daha · 25 Şubat 2016

95 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook