İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 5. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Hüda Kaya

İstanbul Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi

Genel Kurul, 5. Birleşim · 3. yasama yılı · 10 Ekim 2019 · 502 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüda Kaya (Halkların Demokratik Partisi), 10 Ekim 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 502 kelime.

Hüda Kaya (Halkların Demokratik Partisi, İstanbul). “Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 10 Ekim 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huda-kaya-27-2019-10-10-ceza-muhakemesi-kanunu-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=80674

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HÜDA KAYA (İstanbul)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan ve Değerli Genel Kurul; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Savaşa “Evet.” diyenleri, milletimizin malını, canını, evlatlarını kana kurban edenleri tarih ve halkımız affetmeyecektir. Orta Doğu krizi özelinde tüm taraflar bilmeli ki tarih de göstermiştir ki savaş ve şiddet çözüme değil, ölüme ve yıkıma götürür. Geç olmadan, ölümlerde değil, çözümde ortaklaşmalıyız.

Değerli arkadaşlar, yargı paketiyle ilgili yaklaşık bir yıldır halkımızın yararları doğrultusunda partilerüstü bir sivil çalışma içinde olduk. Bugün yargı paketi hakkındaki konuşmamı partim adına olmaktan ziyade, bazı şahsiyetlerin de dâhil olduğu bu sivil girişim adına burada sizlere sunmuş olacağım.

“TBMM Genel Kuruluna

Türkiye’de toplumsal kutuplaşma ve düşmanlık ölçütüne varma potansiyeli taşıyan gerginliklere, kavgalar, çatışma süreçleri ve bunların karşılıklı birbirine tetiklemesi sonucu sarmallaşan toplumsal çürüme hâllerine, beyin ve sermaye göçü dâhil ülkemizi yaşanmaz bulup dış ülkelere yaygın gidişlere, her geçen gün artarak yaygınlaşıp derinleşen sosyal krizlere, yönetim krizlerine, âdeta yapısallaşan ekonomik krizlere tanıklık ediyoruz. Türkiye yaşanabilir bir ülke olmaktan çıkıyor. Cinsel taciz ve tecavüzlerin yaygınlaştığına, kadın cinayetlerinin inanılmaz boyutlara vardığına tanıklık ediyoruz. Bütün bu olumsuzluklar karşısında barışa ama öncelikle toplumsal düzeyde bir normalleşmeye ihtiyaç vardır. Soyut anlamıyla bir normalleşme olmayacağına göre sorunların çözümü üzerinden normalleşmenin koşulları yaratılır kanaatindeyiz. Cezaevlerinin boşaltılmasını, toplumdan bireylere doğru bir barışma hâlinin yaratılmasını istiyoruz. İnsani göstergeler bakımından Türkiye dünyada çok gerilerdedir. Af veya gerekli düzenlemelerle cezaevlerinin boşaltılması toplumun birbirleriyle barışmasına katkı sağlamalıdır.

Bireylere yönelik sorumluluk yüklemekten öte iktidarın ve yöneticilerin kendi toplumuyla buluşmasına önayak olur, onlara haksızlıkları giderme olanağı sağlar. Bu durum aynı zamanda kadınlara, çocuklara, mağdurlara, ülkeye karşı gerçek bir sorumluluktur.

Türkiye’de ciddi bir güven bunalımı vardır. Bu konuda gerekli adımlar atılırsa iktidar da, salıverilen, haksızca içeride olan tutuklu ve hükümlüler ve onların milyonlara varan aile ve akraba çevreleriyle de bu bunalımı aşma koşullarını kavuşturmuş olur.

Korku toplumu algısı yaygınlaşıyor. Gözaltı ve tutuklamalar her geçen gün artmakta; toplumsal barış ciddi bir akamete uğradı. Resmî verilere göre 11 milyon şüpheli şahıs var. Üstelik yeni cezaevleri yapılmaya devam ediliyor. Mevcut ceza infaz sistemi yetersiz. Yargı mekanizması işlemiyor, adaletsizliklerle hukuk zaafa uğramış ve bu durum toplumu geriyor, kutuplaştırıyor.

Türkiye’de cezaevlerinin boşaltılmasının koşulları olgunlaşmış durumdadır. Toplumu rahatlatmak ve toplumun önünü açmak için bu bir zorunluluktur. Dünyada da belli dönemlerde bu koşullarda ihtiyaçlar oluşmuştur. Örneğin Fransa’da da buna benzer, cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra af çalışmaları gerçekleşmiştir.

Sonuç olarak, esas talebimiz, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası’nın kaldırılması olmakla beraber, bugün için en azından örgüt propagandasına ilişkin 7/2 maddesinin kaldırılması gerekmektedir. Yine bu yasadaki düzenlemelere benzer hükümler taşıyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “terör suçları” kavramının AB standartlarına göre düzenlenmesi gerekmektedir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un infaz rejimi ve infaz koşullarındaki eşitsizlik yaratan hükümlerinin kaldırılması gerekmektedir.

Hasta tutuklu ve hükümlülerin, yirmi beş-otuz yılı cezaevinde geçen hükümlülerin, hamile ve yeni doğum yapmış kadınların, anne ve babaların cezaevinde çocuğun dışarıda olduğu tutuklu ve hükümlülerin salıverilmeleri gerekmektedir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkıyla ilgili hükümlerin uluslararası hukuk kurallarına uygun hâle getirilmesi, tutuklu yargılamanın istisna hâle getirilmesi, tutukluluk süresinin kısaltılması gerekiyor.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜDA KAYA (Devamla)Hemen… Son…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

108 konuşma daha · 10 Ekim 2019

108 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook