Bursa milletvekili mustafa özyurt'un, talim ve terbiye kurulu başkanının bir ifadesine ilişkin(6/1320),antalya milletvekili feridun fikret baloğlu'nun, antalya-korkuteli anadolu lisesinin sorununa ilişkin(6/1323),antalya milletvekili feridun fikret baloğlu'nun,manavgat'taki anadolu otelcilik ve turizm meslek lisesi uygulama oteli inşaatına ilişkin(6/1328),izmir milletvekili vezir akdemir'in,izmir'deki boş öğretmen kadrolarına ilişkin soru önergesi (6/1341),balıkesir milletvekili sedat pekel'in, türk eğitim ve öğretiminin kalitesinin artırılmasına ilişkin (6/1370),ığdır milletvekili dursun akdemir'in, bütçeden ığdır iline ayrılan ödenek miktarı ve kullanımına ilişkin(6/1394),ağrı milletvekili naci aslan'ın,öğretmen ihtiyacına ilişkin (6/1413),ağrı milletvekili naci aslan'ın, ağrı ilinde yeni ilköğretim okulu yapılıp yapılmayacağına ilişkin (6/1414),denizli milletvekili ümmet kandoğan'ın, personel atamalarına ve geçici personele döner sermayeden ödenen paya ilişkin(6/1437),muğla milletv
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 73. Birleşim · 3. yasama yılı · 22 Mart 2005 · 5.459 kelime · yaklaşık 27 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Çelik (AK Parti), 22 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BURSA MİLLETVEKİLİ MUSTAFA ÖZYURT'UN, TALİM VE TERBİYE KURULU BAŞKANININ BİR İFADESİNE İLİŞKİN(6/1320),ANTALYA MİLLETVEKİLİ FERİDUN FİKRET BALOĞLU'NUN, ANTALYA-KORKUTELİ ANADOLU LİSESİNİN SORUNUNA İLİŞKİN(6/1323),ANTALYA MİLLETVEKİLİ FERİDUN FİKRET BALOĞLU'NUN,MANAVGAT'TAKİ ANADOLU OTELCİLİK VE TURİZM MESLEK LİSESİ UYGULAMA OTELİ İNŞAATINA İLİŞKİN(6/1328),İZMİR MİLLETVEKİLİ VEZİR AKDEMİR'İN,İZMİR'DEKİ BOŞ ÖĞRETMEN KADROLARINA İLİŞKİN SORU ÖNERGESİ (6/1341),BALIKESİR MİLLETVEKİLİ SEDAT PEKEL'İN, TÜRK EĞİTİM VE ÖĞRETİMİNİN KALİTESİNİN ARTIRILMASINA İLİŞKİN (6/1370),IĞDIR MİLLETVEKİLİ DURSUN AKDEMİR'İN, BÜTÇEDEN IĞDIR İLİNE AYRILAN ÖDENEK MİKTARI VE KULLANIMINA İLİŞKİN(6/1394),AĞRI MİLLETVEKİLİ NACİ ASLAN'IN,ÖĞRETMEN İHTİYACINA İLİŞKİN (6/1413),AĞRI MİLLETVEKİLİ NACİ ASLAN'IN, AĞRI İLİNDE YENİ İLKÖĞRETİM OKULU YAPILIP YAPILMAYACAĞINA İLİŞKİN (6/1414),DENİZLİ MİLLETVEKİLİ ÜMMET KANDOĞAN'IN, PERSONEL ATAMALARINA VE GEÇİCİ PERSONELE DÖNER SERMAYEDEN ÖDENEN PAYA İLİŞKİN(6/1437),MUĞLA MİLLETV); konuşma 5.459 kelime.
Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Bursa milletvekili mustafa özyurt'un, talim ve terbiye kurulu başkanının bir ifadesine ilişkin(6/1320),antalya milletvekili feridun fikret baloğlu'nun, antalya-korkuteli anadolu lisesinin sorununa ilişkin(6/1323),antalya milletvekili feridun fikret baloğlu'nun,manavgat'taki anadolu otelcilik ve turizm meslek lisesi uygulama oteli inşaatına ilişkin(6/1328),izmir milletvekili vezir akdemir'in,izmir'deki boş öğretmen kadrolarına ilişkin soru önergesi (6/1341),balıkesir milletvekili sedat pekel'in, türk eğitim ve öğretiminin kalitesinin artırılmasına ilişkin (6/1370),ığdır milletvekili dursun akdemir'in, bütçeden ığdır iline ayrılan ödenek miktarı ve kullanımına ilişkin(6/1394),ağrı milletvekili naci aslan'ın,öğretmen ihtiyacına ilişkin (6/1413),ağrı milletvekili naci aslan'ın, ağrı ilinde yeni ilköğretim okulu yapılıp yapılmayacağına ilişkin (6/1414),denizli milletvekili ümmet kandoğan'ın, personel atamalarına ve geçici personele döner sermayeden ödenen paya ilişkin(6/1437),muğla milletv”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 22 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2005-03-22-bursa-milletvekili-mustafa-ozyurt-un-talim-ve-terbiye-kurulu-baskanin (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Parlamentomuzun değerli üyelerinin muhtelif zamanlarda şahsıma yönelttikleri sözlü sorulara cevap vermek üzere huzurunuzdayım; Yüce Heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Divan Üyesi arkadaşımız tarafından sorular okunduğu için, bir kez daha soruları tekrarlamayacağım; ancak, hatırlamanız açısından bazı ipuçları vereceğim.
Niğde Milletvekili Sayın Orhan Eraslan tarafından, beden eğitimi öğretmenlerinin atamalarıyla ilgili, malumunuz, bir soru sorulmuştu. Bildiğiniz gibi, 2003 yılından bu yana, Hükümetimiz, devlet olarak, tahsis edilen kadroların neredeyse yüzde 50'sini Millî Eğitime ayırmaktadır. Bugüne kadar, ilk defa, ilk atama olarak, 48 000 öğretmen ataması yapılmıştır, bunlar arasında 2 650'si beden eğitimi öğretmenidir. Malumunuz, ağustos ayında, 10 000 öğretmen ataması daha yapılacaktır ve beden eğitimi öğretmenlerimizden de bu atama esnasında da atamalar olacaktır.
Sayın Eraslan "mademki bu insanların hepsini atamıyorsunuz, o zaman, bu eğitim fakültelerine bu insanlar niçin alınıyor" şeklinde bir soru sormaktadır. Hepimiz biliyoruz ki, dünyanın her yerinde "bütün üniversite mezunları ille de kamuda istihdam edilir" diye bir kaide, bir kural yoktur. Bunu diğer branşlar için de düşünebilirsiniz; bu, hukuk mezunu, siyasal mezunu, veteriner fakültesi, ziraat fakültesi mezunları için de geçerlidir. Malumunuz, beden eğitimi öğretmenleri, öğretmenliğin dışında, özellikle Beden Eğitimi ve Spor Genel Müdürlüğünde çalışabilmektedirler, spor klüplerinde çalışabilmektedirler, ayrıca, çeşitli sağlık merkezlerinde, fizik tedavi ve terapi merkezlerinde çalışabilmektedirler; özel sektörde de, bu anlamda, beden eğitimi öğretmenlerine ihtiyaç vardır.
Biz, Millî Eğitim Bakanlığının en acil ve öncelikli ihtiyacı olarak bir kontenjan belirliyoruz ve bu kontenjanlara gerekli atamaları yapıyoruz. Bu öğretmenlerimizden de maksimum düzeyde yararlanmaya çalışıyoruz. Mesela, 2003 yılında yapılan atama esnasında, belki, son on yılın en büyük beden eğitimi öğretmeni ataması yapılmıştır; 1 700 kişi, sadece 2003 yılında atanmıştır. Bunu ifade etmek isterim.
Öte taraftan, yine Sayın Orhan Eraslan tarafından, Niğde'nin Altunhisar İlçesi Yakacık Kasabasında bir lise açılıp açılmayacağı veya çokprogramlı lise açılıp açılmayacağı sorulmaktadır.
Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi, bir ilçeye veya bir beldeye lise veya çokprogramlı lise açılabilmesi için Millî Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen kriterler vardır. Bu kriterlere göre, valiliklerce, Millî Eğitimimizin yetkili uzmanlarınca hazırlanan raporlara göre bunlara karar verilmektedir. Bizim yaptığımız tespitlere göre, Altunhisar İlçesinde bir çokprogramlı lise vardır. Altunhisar İlçesi ile Yakacık Kasabası arasındaki mesafe 5 kilometre ve asfalt yoldur.
Bizim bir beldede çokprogramlı lise açabilmemiz için, o beldenin nüfusunun 5 000 olması gerekmektedir; Yakacık İlçesi 5 000'in altındadır. Artı, bir beldede çokprogramlı lise açabilmemiz için, o beldede, en az 100 ilköğretim 8 inci sınıf öğrencisi bulunması gerekmektedir; bu beldemizde öğrenci sayısı 60 civarındadır. Dolayısıyla, burada bir çokprogramlı lise açılması bugünkü şartlarda mümkün görünmemektedir.
İstanbul Milletvekili Sayın Bihlun Tamaylıgil'in sorusu, malumunuz, özellikle bu kayıtlar esnasında velilerden istekdışı olarak para toplanmasıyla ilgili bir soruydu.
Değerli milletvekilleri, biz iktidara gelirken, özellikle Millî Eğitim Vakfı tarafından, her dönem başında, öğrencilerden, belirli miktarda bir para alınıyordu ve bunun adına da "zorunlu bağış" deniliyordu. İlk günlerden itibaren biz hep şunu söyledik; dedik ki: "Bağışın zorunlusu olmaz." Vakıf yasasında yaptığımız bir değişiklikle de, malumunuz, Millî Eğitim Vakfının, Millî Eğitim Bakanlığıyla, o doğrudan olan bağlantısını kesmiş bulunuyoruz ve öğrencilerden, bu zorunlu bağış adı altındaki paralar toplanmamaktadır. Ancak, şunu hemen ifade edeyim, velilerimiz, işadamlarımız, hayırseverlerimiz, nasıl ki, yeniden, sıfırdan bir okul inşa edip Türk millî eğitimine bağışlıyorlarsa, şu veya bu okulda çocukları okuyan insanlar, kendi çocuklarının eğitiminin kalitesi adına okullara zaman zaman bağışta bulunabilmektedirler; bu bağışlar dernekler marifetiyle veya okul aile birlikleri marifetiyle yapılmaktadır. Ancak, bundan önce, malumunuz, çok daha büyük bir kargaşa mevcuttu, okul aile birliklerinin tüzelkişiliği yoktu ve bu hesapların kontrol edilebilirliği söz konusu değildi. Biz, okul aile birliklerini, malumunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirdiğimiz bir yasayla, hukukî altyapıya kavuşturduk ve yönetmeliğini de bugünlerde yayınlıyoruz. Dolayısıyla, burada bir şeffaflık söz konusu olacak. Gönüllü olarak kendi çocuğunun okuduğu okula bağışta bulunmak isteyen ve oraya katkı sağlamak isteyen, aynî veya nakdî katkıda bulunmak isteyenlerin, elbette ki, bağışları alınacaktır; ama, bunlar kesinlikle velilerin kontrolüne açık olacaktır, şeffaf olacaktır, belli hesaplarda olacaktır ve harcamaları da, yine, valiliklerce, yetkililerce kontrol edilecektir.
Değerli arkadaşlarım, Samsun Milletvekilimiz Sayın Musa Uzunkaya'nın, özellikle, ilk ve ortaöğretim çağındaki çocuklarımızı tehdit eden kötü alışkanlıklar, uyuşturucu maddelerle ilgili, malumunuz, sorusu vardır. Ben, Sayın Uzunkaya'ya, bu hazırlanan cevabı, kendisine yazılı olarak takdim edeceğim; ama, şunu söyleyeyim; Türkiye çapında sürekli olarak okullarımız bu açıdan kontrol edilmektedir. Özellikle, son aylarda kapkaç meselesinin iyice gündeme gelmesinden sonra, Hükümetimiz tarafından 5 bakanımız görevlendirilmiştir. Bu meseleyle ilgili bir komisyon kurulmuştur. Devlet Bakanımız Sayın Güldal Akşit'in başkanlığında, Adalet Bakanımızın, İçişleri Bakanımızın, bendenizin ve Sağlık Bakanımızın yer aldığı bu komisyon uzun süren çalışmalar yapmıştır ve SHÇEK koordinasyonunda, bu bakanlıkların ilgili birimlerinin sorumlu olduğu bir seri proje hazırlanmıştır. Bunlar hayata geçirilmektedir ve mesele şu bazda ele alınmaktadır: Özellikle, işin en acil müdahale gerektiren kısmında, şüphesiz ki İçişleri Bakanlığı polisiye tedbirler anlamında üzerine düşeni yapacaktır. Bir yasal zorunluluk söz konusuysa, yasal altyapı gerekiyorsa, Adalet Bakanlığımız bunları yapacaktır. Bu çalışmalar sürmektedir.
Sağlık Bakanlığı, uyuşturucuya kapılmış olan, uyuşturucu müptelası olan, uçucu maddeler kullanan, bu tehditlere maruz kalan çocuklarımızı alıp tedavi edecektir ve öte taraftan, Devlet Bakanlığımız da devletin şefkatli ellerini bunlara uzatacaktır, SHÇEK'in yurtlarında bunları barındıracaktır. Ve Millî Eğitim Bakanlığına düşen görev de, uzun vadede toplumumuzu, gençlerimizi bu uyuşturuculara, uçuculara ve yanlış, kötü örneklere karşı korumak üzere bir seri eğitim programı hazırlamaktır. Aslında, Millî Eğitim Bakanlığının üstlendiği görev, bir anlamda, koruyucu hekimlik anlamına gelebilecek bir görevdir. Bu uyuşturucu, uçucu maddelere kapılmış olan, bağımlı olan çocukların tedavisinden önce, mevcut gençlerimizin bu sıkıntılardan uzak tutulması için bir bilinçlendirme, şuurlandırma çalışması Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yapılacaktır.
Yine, maddî durumu kötü olup da özel okullarda okumak isteyen ve başarısını kanıtlayan, başarısını kanıtladıktan sonra da Millî Eğitim Bakanlığı tarafından ücretleri ödenmek üzere buralara gönderilecek öğrencilerle ilgili -malumunuz- bir proje hazırlamıştık, sonra bir kanun tasarısı hazırladık. Sınavlar yapılmak üzereyken itirazlar oldu, Danıştaya başvuruldu. Ancak, bu sınavlara müracaat eden gençlerin ödedikleri bir miktar ücret vardı, cüzi de olsa. Bunlardan hesap numaralarını verenlerin ödedikleri paralar kendilerine iade edildi ve internetten de ilan edildi. Bir miktar öğrenci velisi henüz adresini ve hesap numarasını bildirmediği için bu paralar dönersermaye hesabında bulunmaktadır. İsteyen herkese paraları iade edilmektedir.
Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mehmet Vedat Melik tarafından, "Şanlıurfa İlindeki ilköğretim okulu ve lise ihtiyacı ne kadardır" diye bir soru sorulmaktadır.
Değerli milletvekilleri, üzülerek söyleyeyim ki, Şanlıurfa İlimiz, özellikle ilköğretim ve ortaöğretim yatırımları açısından en sıkıntılı illerimizin başında gelmektedir.
Sebep de şudur: Doğu ve güneydoğu illerimizden Şanlıurfa, Diyarbakır, Van ve Batman İlleri, çevre illerden, ilçelerden, beldelerden ve köylerden, aşırı diyebileceğimiz miktarda göç almaktadır. Köyler boşalıyor, köylerdeki okullar boş vaziyette; ama, şehir merkezlerinde ciddî bir yığınak olduğu için buralarda sıkıntımız vardır; ancak, şunu hemen söyleyebilirim, 2004 yılı, 2005 yılı bu anlamda, çok ciddî... 2004 yılı bir hamle yılı olmuştur, 2005 yılında da bu hamle devam edecektir. Bir örnek olarak söyleyeyim; özel idare katkılarıyla birlikte, geçen yıl -yani, 2004 yılı- içerisinde bizim sadece ilköğretim yatırımları için Şanlıurfa'ya gönderdiğimiz, tahsis ettiğimiz miktar 25 trilyonu geçmektedir.
30 öğrenciye göre hesap yaparsanız, Şanlıurfa İlinde derslik ihtiyacı, ilköğretimde 2 925 dersliktir. 35 öğrenciye, 40 öğrenciye, 45, 50 öğrenciye göre bu hesapları yaparsanız farklı çıkar. 50 öğrenciye göre hesapladığımızda 816, 40 öğrenciye göre hesapladığımızda 1 592 gibi bir ihtiyaç karşımıza çıkıyor. Ortaöğretimde ise, 30 öğrenciye göre hesap yaptığımızda 193, 40 öğrenciye göre yaptığımız zaman 40 derslik gibi bir ihtiyaç bulunmaktadır.
Ancak, şunu söyleyeyim değerli milletvekilleri, burada, Şanlıurfa İlinde görülen şudur ki, ilköğretimden ortaöğretime geçmede de ciddî kayıplar vardır. İlköğretimdeki problem çok daha büyüktür; ama, ilköğretimden ortaöğretime gitmeyen, bir şekilde okulu terk eden gençlerimizin ortaöğretime devamlarını sağlamak üzere de ciddî bir çalışma yapılmaktadır; bunu da sizlerle paylaşmak istedim.
Muğla Milletvekilimiz Sayın Ali Cumhur Yaka'nın sorduğu bir soru var. Benim selefim olan, benden önce Millî Eğitim Bakanı olan değerli bir arkadaşımız tarafından tahsis edilen 5 000 küsur kadronun 5 000'i fen-edebiyat öğrencilerinden alınmış, yani, sınıf öğretmenliğine 5 000 fen-edebiyat mezunu; ama, sınıf öğretmenliği sertifikası olan insan atanmıştı. Buna karşı, Danıştaya dava açıldı; Danıştay, yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bizim iki şey yapmak gibi bir şansımız vardı; ya bu 5 000 öğretmenin işine son verecektik, öğretmen olan, öğretmenliği müktesep hak haline gelen 5 000 insanı sokağa bırakacaktık; bunu yapmadık... Maliye Bakanlığından, Devlet Personel Başkanlığından 500 yeni ilave kadro istedik. Bu esnada eğitim fakültesi mezunu olup da müracaat eden, fakat alınmayan 300 küsur öğretmen adayının da ataması yapıldı. Böylelikle, bu problem halledildi. Yani, yoklukta eşitlik değil, varlıkta eşitlik ilkesi benimsenerek bu konu çözüldü.
Sayın Sefa Sirmen'in, öğretmenevlerinin özelleştirme kapsamına alındığı ve "tıpkı -benim yaptığım bir açıklamayı da burada kullanmış Sayın Sirmen- öğretmenevleri, orduevleri, polisevleri gibidir, bunları da satacak mısınız" şeklinde bir soru soruyor. Değerli arkadaşlarım, öğretmenevleri özelleştirme kapsamından çıkarılmıştır ve öğretmenevleri, bizim gayretimizle, daha önceden alınmış olmasına rağmen, sayın bakanlarımızla gerekli görüşmeler yapıldı, sayın başbakanımızla görüşmeler yapıldı; öğretmenevleri özelleştirme kapsamında değildir. Sadece 6 tane, sosyal tesis olarak geçen, yazlık olarak geçen ve Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olan tesisin özelleştirilmesi söz konusudur.
Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Halil Ünlütepe'nin Ankara Öğretmenevinde kitap ve gazete bulunmamasından şikâyetçi olduğu bir sorusu var. "Burada gazete, kitap yasaklanmış mıdır?" Asla. Aksine, değerli arkadaşlarım, bakın, 24.12.2003 tarihli 4447 sayılı bir yazıyla bütün valiliklere gönderdiğim bir genelgede, mutlak surette bütün öğretmenevlerinde bir kütüphane bulunması gerektiği, mutlaka, gazete alınması gerektiği genelge halinde valiliklere gönderilmiştir. Ankara Başkent Öğretmenevine her gün 4 çeşit gazete alınmaktadır ve kültürel faaliyetlere ağırlık verilmektedir. Bu eksiklik, zamanında tarafımızdan da görüldüğü için bu giderilmiştir.
Bir başka şey: Öğretmenevlerimizin lokalleri maalesef sigara dumanından göz gözü görmeyecek durumdaydı. Sigara içilen ve içilmeyen bölümler olarak da öğretmenevlerinin lokalleri ayrılmıştır. Bunu da ifade etmek isterim.
Ankara Milletvekili Sayın Gülsün Bilgehan tarafından sorulan bir soru, Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 47 nci maddesindeki değişiklikten söz etmektedir. Buna da hemen cevap vereyim: Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 47 nci maddesindeki, herhangi bir nedenle okula devam edemeyen ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun ilgili maddelerine göre okullara devamları sağlanan öğrencilerin başarı durumları belirlenirken, en az bir dönem notu almış olmaları kaydıyla devam eden öğrenciler gibi işlem yapılır. Başarısız dersleri olan öğrenciler sınıfının gerektirdiği bilgi düzeyine ulaştığına, sınıf öğretmeni ve varsa branş öğretmenleri ve öğretmenler kurulu tarafından karar verilenler bir üst sınıfa geçirilir hükmü, 21.12.2004 tarihli 25620 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 11 inci maddesiyle değişik 47 nci maddesinde "yurt dışında olması, tutuklu olması, oturduğu yerde okul bulunmaması ve sağlık durumu nedeniyle okula devam edemeyenler ile 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun ilgili maddeleri gereğince okula devamları sağlanan öğrencilerin başarı durumları belirlenirken en az bir yarı yıl notu almış olmaları kaydıyla devam eden öğrenciler gibi işlem yapılır" şeklinde yer almıştır.
Anılan hükümlerin sekiz yıllık kesintisiz eğitimi kesintiye uğratması gibi bir durum asla söz konusu değildir. Bu yönetmelikten önce yürürlükte bulunan diğer yönetmeliklerde de bu doğrultuda ifadeler yer almıştır.
Nitekim, söz konusu yönetmelikle yürürlükten kaldırılan ve 7.8.1992 tarihli 21303 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 47 nci maddesinin (a) bendinin hükmü de "herhangi bir nedenle bir dersten, yalnız bir kanaat dönemi notu alan öğrencinin bu notu yıl sonu notu sayılır" şeklindeydi.
Görüldüğü gibi, yeni düzenlemede, yürürlükten kaldırılan yönetmelikteki bir dönem notuyla başarılı sayılabilme, yurt dışında olma, tutuklu olma, oturulan yerde okul bulunmaması, sağlık durumu nedeniyle okula devam edememe, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanununun ilgili maddeleri gereğince okula devamın sağlanması gibi çok net ve insanî gerekçelerle sınırlandırılmıştır ki, bu da çoğunlukla, özellikle tarımda çocuklarını çalıştıran insanların yoğunluklu olarak yaşadığı bölgeler esas alınarak yapılmıştır.
Diğer taraftan, söz konusu yönetmeliğin 26 ncı maddesindeki "bir veya daha fazla derse özürsüz olarak girmeyen öğrencinin durumu ivedilikle velisine bildirilir ve devamsızlığı yarım gün sayılır" ve 25 inci maddesindeki "ilköğretim kurumlarına kaydedilen zorunlu öğrenim çağındaki öğrencilerin velileri öğrencilerin okula devamını sağlamakla yükümlüdürler. Okul yönetimleri, millî eğitim müdürlükleri, müfettişler, muhtarlar ve mülkî amirleri, 222 sayılı Kanunun ilgili hükümleri gereğince, çocukların okula devamını sağlamakla yükümlüdürler" hükümleri de, bu düzenlemenin sekiz yıllık kesintisiz eğitimi kesintiye uğratmayacağının ve uğratılamayacağının da teyididir.
Ayrıca, bu düzenlemenin, devletin eğitim üzerindeki etkisini azaltıcı ve eğitimin birliğini bozucu bir yönü de bulunmamaktadır; çünkü, yönetmeliğin "devam zorunluluğu" başlıklı 25 inci "derse devamsızlık" başlıklı 26 ncı ve "devamın izlenmesi" başlıklı 47 nci maddeleri, kız ve erkek öğrenci ayırımı yapmadan tüm öğrencilerin okula devam ettirilmelerine imkân sağlamaktadır. Söz konusu düzenleme, özellikle zor şartlarda eğitimini sürdüren kız öğrencilerin okula devamlarını ve okulla ilişkilerini sürdürmelerini sağlamaya da yönelik olup, onların okula devamına engel oluşturmayacağı gibi, okula devamları yönündeki engelleri ortadan kaldırmayı sağlayacaktır.
Yine, Ankara Milletvekilimiz Sayın Gülsün Bilgehan'ın, yönetmeliğin bir başka maddesiyle ilgili, 6, 7 ve 8 inci sınıf öğrencilerine yönelik olarak sorduğu bir soru var; ona da cevabımız şu: 27.8.2003 tarih ve 25212 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin "öğrencilerin olumsuz davranışları ve uygulanacak yaptırımlar" başlıklı 108 inci maddesinin birinci fıkrasında "ilköğretim okulu 6, 7 ve 8 inci sınıf öğrencilerine, gelişim özellikleri dışındaki olumsuz davranışlarının özelliğine göre uyarma, kınama ve okul değiştirme yaptırımlarından biri uygulanır." Ve ikinci fıkrasında da "bu yaptırımların uygulanmasındaki amaç caydırıcı olması, toplum düzeninin korunması, öğrencinin yaptığı davranışlarının farkına vararak bu davranışlarının olumlu yönde düzeltilmesini sağlamaktır" denilerek, okul değiştirme yaptırımının uygulanmasındaki amaç belirtilmiştir.
Diğer taraftan, söz konusu yönetmeliğin "yaptırım gerektiren davranışlar" başlıklı 109 uncu maddesinde "okul değiştirme yaptırımını gerektiren davranışlar: Anayasanın başlangıcında belirtilen temel ilkelere dayalı millî, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti niteliklerine aykırı davranışlarda bulunmak veya başkalarını da bu tür davranışlara zorlamak. Hakaret, iftira, tehdit ve taciz etmek veya başkalarını bu gibi davranışlara kışkırtmak. Okula yaralayıcı, öldürücü aletler getirmek ve bunları bulundurmak. Okul ve çevresinde, kasıtlı olarak yangın çıkarmak. Okulla ilgili mekân ve malzemeyi izinsiz ve eğitim amaçları dışında kullanmayı alışkanlık haline getirmek. Okul içinde ve dışında dernek, siyasî parti, sendikaların propagandasını yapmak ve bunlarla ilgili eylemlere etkin bir şekilde katılmak. Herhangi bir kurum, dernek ve örgüt adına yardım ve para toplamak. Kişi veya grupları dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce ve inançlarına göre ayırmak, kınamak, kötülemek ve bu tür eylemlere katılmak. Başkasının malına zarar vermek; haberi olmadan almayı alışkanlık haline getirmek. Okulun bina, eklenti ve donanımlarını, taşınır ve taşınmaz mallarını kasıtlı olarak tahrip etmek ve okula, derslere, sınavlara girilmesine ve bunların sağlıklı yapılmasına engel olmak..." Daha birçok madde var; ben, değerli vakitlerinizi almak istemiyorum. Bütün bu şartlara bağlı olarak, özellikle, değerli milletvekilleri, ilköğretim çağında... Malumumuz, bizden önce okullardaki disiplin kurulları lağvedilmişti. Biz, disiplini despotizm şeklinde anlamamalıyız. Öğrenciye, sevecen ve pedagojik yaklaşmayı da "başıboşluk ve anarşi" şeklinde "anarşiye, kaosa, başıboşluğa meydan verme" şeklinde anlamamalıyız. Bu tedbirler ve bu yönetmelik değişiklikleri bunlar için alınmıştır. Değerli milletvekilimiz isterse, bunun detaylarını tekrar kendisiyle paylaşırız.
Ankara Milletvekili Sayın Mehmet Tomanbay'ın, bizim, ücretsiz olarak, 2003 ve 2004 yılında basımını yaptığımız, dağıtımını yaptığımız kitaplarla ilgili maliyetleri sormaktadır ve bunların hangi kaynaktan ödendiğini sormaktadır.
2003-2004 eğitim ve öğretim yılı başında ilköğretim öğrencilerine ücretsiz olarak dağıtılan, ilave alımlarla birlikte 81 834 280 adet ders kitabının maliyeti, alınan ders kitapları için 143 059 057 800 000 Türk Lirası.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile diğer ülkelerdeki Türk okullarına gönderilen kitaplar ile yurtdışı-yurtiçi nakliye, tasnif, poşet ve poşetleme için 14 463 955 550 000 Türk Lirası olmak üzere toplam 2003 yılında dağıtılan kitapların devletimize maliyeti 157 523 013 350 000 Türk Lirasıdır.
Bu harcamaların tamamı, 2003 Malî Yılı Bütçe Kanununun 20/b)maddesine göre Millî Eğitim Bakanlığına sağlanan kaynaktan sağlanmış olup, hiçbir şekilde başka bir finansman söz konusu olmamıştır.
Yalnız, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde, bu para, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonuna aktarıldığı için, birileri, sanki, fakir fukaradan toplanan veya fakir fukaraya dağıtılması gereken paralardan harcandı şeklinde bunu zannetmektedir; kesinlikle öyle değildir.
Evet, Ağrı Milletvekilimiz Sayın Naci Aslan, Ağrı'da bir fen lisesinin açılıp açılmayacağını sormaktadır. Yine, bu detaylı cevabı Değerli Aslan'la paylaşmak isterim; ancak, hemen şunu söyleyeyim: Değerli milletvekilleri, biz, bir ilde fen lisesi, üniversite veya bir başka şey açarken, o ilin altyapı durumunu, sosyoekonomik, sosyokültürel durumunu gözönünde bulundururuz. Öncelikle fizikî mekân, buralarda eğitim-öğretim yapılacak okul çevresi var mıdır, buna bakarız.
Ağrı İlinde, şu anda, böyle bir imkân bulunmadığı için fen lisesi açılmamıştır; ama, bu, açılmayacağı anlamına gelmez. Bazı illerimiz, diyelim ki, fen lisesi binası olarak bir lise binası yapılmamış olmasına rağmen, vilayetler, kendi imkânlarını kullanarak bu okullarımıza uygun gelecek binalar, mekânlar temin etmektedirler. Ağrı Valiliğimiz tarafından Ağrı'daki mahallî potansiyel kullanılarak eğer böyle bir bina temin edilirse, yeni bir bina inşaını beklemeden de Ağrı İlimize bir fen lisesi açabiliriz.
Ankara Milletvekili Sayın Yakup Kepenek tarafından yeni açılacak üniversitelerle ilgili bir soru sorulmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, biz, burada, daha önce bu kürsüden ifade ettiğim gibi, kesinlikle popülist bir politika olsun diye bunu yapmıyoruz. Malumuz, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planının amir hükmü şudur: 2005 yılının sonuna kadar örgün yükseköğretimdeki okullaşma oranının yüzde 28,3 olması lazım; Türkiye'nin önüne koyduğu hedef budur; örgün eğitimde yüzde 28,3'lük bir hedefe ulaşmamız lazım. Peki, şu anda yüzde kaçtayız; şu anda yüzde 19'dayız. Peki, bunu nasıl tamamlayacağız; bir taraftan üniversite kapılarına yığılan milyonlarca öğrencimiz, yükseköğretim imkânı isteyen, kontenjan isteyen öğrencimiz, bir taraftan da efendim yeni üniversite açmayalım şeklinde bazı insanların itirazları var. Bize, aslında, öğretim üyesi nereden getireceksiniz, kaynak nereden getireceksiniz, bina nereden getireceksiniz diye soruluyor; bizim açacağımız üniversitelerin altyapıları büyük çapta hazır zaten. Malumunuz, birçok büyük üniversiteye bağlı çeşitli vilayetlerimizde açılan ve şu anda eğitim-öğretim faaliyetini, araştırma faaliyetini sürdüren fakülteler var. Bazı illerimiz vardır ki, orada üniversite yoktur; ama, başka büyük bir üniversiteye bağlı veya birden fazla üniversiteye bağlı 3, 4, yerine göre 5 fakülte vardır. Buralarda halihazırda zaten eğitim kampusleri, binalar mevcuttur; buralarda öğretim üyesi mevcuttur, öğrenci mevcuttur ve Kredi Yurtlar Kurumu tarafından bu kampuslere çok güzel yurtlar inşa edilmiştir. Bu hazır potansiyeli ve malzemeyi ülkemizin gençliğinin emrine sokmak üzere, biz, müstakil üniversiteler haline getirmek istiyoruz. Bunları müstakil üniversite haline getirdiğimiz zaman, müstakil bütçeleri olacaktır. Böylelikle, bağlı bulundukları üniversitelerin, sadece, himayesi olduğu sürece yaşama şansları olmayacak, aksine, kendi ayakları üzerinde, gelişimlerini çok daha rahatlıkla yapacaklardır ve son olarak şunu söyleyeyim: Biz iktidara geldiğimizden beri -biliyorsunuz, üniversitelerimizde 76 000 küsur öğretim elemanı vardı- bizim dönemimizde, üniversitelere, 14 800 yeni kadro tahsis edilmiştir. Ayrıca, Devlet Personel Başkanlığımızın bağlı bulunduğu Devlet Bakanlığımız tarafından, Sayın Mehmet Ali Şahin'in başında bulunduğu Devlet Bakanlığı tarafından yapılan bir düzenlemeyle, üniversitelerdeki araştırma görevlilerinin kendi kadrolarıyla ilişikleri kesildikten sonra, boşalan araştırma görevliliği kadrolarına atama yapılması için ikinci bir izin istemi ihtiyacı ortadan kaldırılmıştır. Üniversiteler, otomatikman, bu kadrolara atama yapabilmektedirler. Dolayısıyla, bir taraftan öğretim üyesi yetiştirmek için üniversitelerimizin çalışmaları var; ayrıca, bizim, Hükümet olarak, yeni üniversiteler için öğretim üyesi yetiştirmekle ilgili tasarılarımız, tasavvurlarımız var; onlar da olgunlaştığı zaman, sizlerle ve kamuoyuyla bunları paylaşacağız.
Burdur Milletvekilimiz Sayın Ramazan Kerim Özkan Bey, özetle, şunu sormaktadır: Lise son sınıf öğrencileri, eğer birinci dönem başarılıysalar, ikinci dönemde izinli sayılsınlar şeklinde bir talebi var. Zaten, bunlar, fiilî olarak okullarını terk ediyorlar... Değerli arkadaşlar, bu, maalesef, bu ÖSS sisteminin çarpıklığından kaynaklanıyor. ÖSS sistemi böyledir diye, biz, liselerimizi buna uyduramayız; bu, yanlış olur. Türkiye'de durum şudur: Önce, birileri fiilî durum oluşturur; sonra, bu fiilî durumdan sonra, birileri gelir, bunu legalleştirir; yani, siz, fiilî durumun ardından gitmek zorunda kalırsınız. Ben, bunun, çok büyük bir sıkıntı yarattığını biliyorum. Hepimiz, kendi çocuklarımızdan bunu yaşıyoruz. ÖSS düzeltilmelidir. ÖSS, üç sınıftan soru soracak şekilde, yeniden düzenlenmelidir. Öğrenci "üçüncü sınıftan soru sorulmuyor; ben, niye okula gideyim" diyor. Biz, bunu, geldiğimizden beri söylüyoruz; dilimizde tüy bitti, bunu söylüyoruz; ama, ÖSS'yi düzeltmek, maalesef, bu Parlamentonun ve siyasî iradenin yetkisinde değildir. Biz buraya kanun getirdik, siz değerli CHP'li arkadaşlarım buna şiddetle muhalefet ettiniz.
Evet, yine, Ankara Milletvekilimiz Sayın Mehmet Tomanbay'ın sorduğu bir başka soru: "Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Teşkilatına Sürekli Görevle Atanacak Personelin Seçimine İlişkin Yönetmelikte değişiklik yapılmıştır..." Ve burada özetle sorduğu şey şu: Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık kriterinin, personelin seçiminde belirleyici olma kriterleri arasından çıkarılmasının gerekçeleri nedir?
Tabiî, öncelikle hemen söyleyeyim, böyle bir şey yok ve bununla ilgili daha detaylı cevabı sizlerle paylaşmak isterim.
Başbakanlıkça hazırlanan ve 7.4.1988 tarihli ve 19778 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yurt Dışında Görevlendirilecek Memurların Seçim Esaslarına Dair Yönetmeliğin "temsil yeteneği" başlıklı 11 inci maddesinde "kamu kurum ve kuruluşlarında, yurtdışı teşkilatında görevlendirileceklerin temsil yeteneklerinin tespitinde millî şuur, genel kültür, görgü kuralları bilgisi, fiziksel yapı, temizlik ve giyim, örf ve âdetlere bağlılık, ahlakî durum, tutum ve davranış, muhite intibak gibi nitelikler aranır" hükümlerine yer verilmiştir.
Bu hükümler gereğince, 24.2.2004 tarihli ve 25383 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Teşkilatına Sürekli Görevle Atanacak Personelin Seçimine İlişkin Yönetmelik eki, ek 1, mülakat formunun değerlendirme bölümünde, Türkçeyi doğru kullanma becerisi, genel kültür, genel görünüm, fiziksel yapı, temizlik ve giyim, tutum ve davranış, görgü kuralları, örf ve âdetlere bağlılık, millî şuur ve protokol bilgisi, genel bilgi başlıkları olarak düzenlenmiştir.
Ayrıca, söz konusu yönetmeliğin "meslekî yeterlilik sınavı konuları ve değerlendirme" başlıklı 8 inci maddesinde, meslekî yeterlilik sınavı konuları ve puan değerleri de şöyledir: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yüzde 15, Atatürk ilkeleri ve inkılap tarihi ve ulusal güvenlik yüzde 20, devlet teşkilatı yüzde 10, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu yüzde 10, Millî Eğitim Temel Kanunu yüzde 10, genel kültür, Türkçe, dilbilgisi ve yazışmayla ilgili kurallar yüzde 25, başlıca uluslararası kuruluşlar, görevleri ve Türkiye ile olan ilişkileri yüzde 10 olarak belirlenmiştir.
Yine, aynı yönetmeliğin "atananların geriye çekilmesi" başlıklı 17 nci maddesinde "bu görevlerde bulunanlardan, görevlerinde başarılı olamadığı veya devlet memurluğu ve yurt dışındaki temsil göreviyle bağdaşmayan davranış ve faaliyetlerde bulunduğu, Anayasada ifadesini bulan -buraya özellikle dikkatinizi çekerim- Atatürk milliyetçiliği ve cumhuriyetin temel niteliklerine aykırı siyasî ve ideolojik telkinlerde bulunduğu veya bu nitelikteki günlük siyasî olay ve tartışmalara karıştığı yapılan inceleme veya soruşturma sonucunda belirlenip büyükelçilik, başkonsolosluk ve diğer resmî kuruluşlarca geri çekilme teklifi yapılanlar, Bakanlığın uygun görmesi halinde görev süresinin doldurulması beklenilmeden derhal geri çekilirler ve yurt içinde başka bir göreve atanırlar" hükmüne yer verilmiştir.
Ayrıca, yürürlükten kaldırılan bu konudaki yönetmeliklerde yer verilen hükümlere göre, yapılan mülakat sınavları, yargı organlarınca, mülakat sınav ve konularının ve sorularının objektif kriterlere uygun olmadığı kararına varılarak iptal edilmiştir.
Bu nedenle, gerek genel yönetmelik gerekse yargı organlarının bu yönlü kararları dikkate alınarak yürürlüğe konulan bu yönetmelikte, mülakata ilişkin konuların bir yandan üst hukuk normlarına, diğer yandan yargı kararlarıyla aranan nitelik haline gelmiş olan objektiflik anlayışına uygun olmasına özen gösterilmiştir.
Görüleceği üzere, 24.2.2004 tarihinde yürürlüğe konulan Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Teşkilatına Sürekli Görevle Atanacak Personelin Seçimine İlişkin Yönetmelik, yukarıdaki açıklamalarla birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dayanak olarak alınan Yurt Dışında Görevlendirilecek Memurların Seçim Esaslarına Dair Yönetmelikte yer alan mevzuata aykırı hükümler içermediği gibi, söz konusu yönetmelikten Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlılık kriterinin çıkarılmış olduğundan söz etmek de mümkün olmayacaktır.
Diğer taraftan, Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Teşkilatına Sürekli Görevle Atanacak Personelin Seçimine İlişkin Yönetmeliğin dayanağında yer alan "Yurt Dışında Görevlendirilecek Memurların Seçim Esaslarına Dair Yönetmeliğin genel şartları" başlıklı 3 üncü maddesinin (e) bendinde, olumlu sicil almış olmak yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, yürürlükten kaldırılan yönetmelikte yer alan son altı yıllık sicil notu ortalaması en az iyi derecede olmak şartı, Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Teşkilatına Sürekli Görevle Atanacak Personelin Seçimine İlişkin Yönetmelikte, üç yıllık sicil notu ortalaması olarak belirlenmiştir. Bu durumun genel yönetmeliğe aykırı olması, sicil notunun nitelik belirlenmesinde tek başına bir ölçüt olması ve niteliği düşürmesi söz konusu değildir.
Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün tarafından sorulan, bu, özellikle Millî Eğitim Bakanlığına yapılan atamaların ne kadar olduğu ifadesi, 58 inci ve 59 uncu hükümetler döneminde; 18.11.2000 tarihinden 7.3.2005 tarihine kadar Bakanlığımız kadrolarına çeşitli branşlarda toplam 51 419 öğretmen atanmıştır.
Ayrıca, Bakanlığımızın merkez ve taşra teşkilatı kadrolarına, özelleştirilen kuruluşlardan gelenler de dahil, çeşitli unvanlarda 773 şef ve daha üst yönetici kadrolarından olmak üzere, toplam 885 atama yapılmıştır.
Diğer taraftan, aynı dönemde merkez ve taşra teşkilatına şef ve daha üst yönetici kadrolarındaki personelden, 76'sı vekâleten olmak üzere, toplam 899 görevlendirme yapılmış; 143'ü başka yere atanmış, 262'si de görevden alınmıştır.
Ayrıca, bağlı kuruluşumuz olan Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünce de, özelleştirilen kuruluşlardan gelenler de dahil, 34'ü yönetici olmak üzere, toplam 584 atama yapılmış, 1'i vekaleten olmak üzere 2 yönetici görevlendirilmiş, 18 yönetici de soruşturma sonucu görevden alınmıştır.
58 inci ve 59 uncu hükümetler döneminde, Türkiye genelinde yolluklu ve yevmiyeli olarak görevlendirilen personel sayısı, 1'i Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne bağlı personel olmak üzere 65'tir.
Harcırah alma şartlarını taşıyan her türlü görevlendirmelerde, personele, bir yılda, birinci 90 gün tam, ikinci 90 gün 2/3 olmak üzere en fazla 180 gün harcırah ödenmekte olup, söz konusu kişilerin aldıkları harcırahlara ilişkin ayrıca kayıt tutulmamaktadır.
Sayın Sedat Pekel tarafından, eğitim fakülteleriyle ilgili bir soru sorulmaktadır. Eğitim fakültelerinin sayısı burada ifade edilmiş ve biraz sonra okuyacağım, yine Sayın Pekel tarafından sorulan soruda da aynı, benzer bir teknik hata vardır, sayısı 78'i bulan eğitim fakültesinden söz edilmektedir Sayın Pekel tarafından.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye'de muhtelif üniversitelere bağlı olan 69 eğitim fakültesi mevcuttur, 78 değil. buralarda, yükseköğretim kurumlarında öğretim üyeleri ders verme ile araştırma yapma yetkisine sahip ve bu faaliyetlerden eşit ölçüde sorumlu yardımcı doçent, doçent ve profesörlerden oluşmaktadır. Bununla birlikte, 2547 sayılı Kanunun 3/d maddesi gereğince ders verme ve uygulama yaptırmakla yükümlü öğretim görevlileri de eğitim kadrosu içerisinde yer almaktadırlar.
Eğitim fakültelerinin eğitim kadrosu, 1 958 öğretim üyesi, 1 180 öğretim görevlisi olmak üzere, toplam 3 138 kişiye ulaşmaktadır. Eğitim fakültelerinde, 2004 yılı itibariyle öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı 80, artı öğretim görevlisi başına düşen öğrenci sayısı ise 50'dir.
Özellikle bayan öğretim üyesi sayısında, eğitim fakülteleri açısından bir azlık söz konusu olabilir; ama, Türkiye'de, bayan profesör sayısı, genelde, erkek profesör sayısından daha fazladır; bu da, Avrupa Birliği ülkeleri de dahil olmak üzere, Türkiye adına bir artı özelliktir.
"Eğitim fakültelerindeki öğretmen niteliğini doğru buluyor musunuz" şeklinde bir soru var.
Değerli arkadaşlarım, biz, malumunuz, ilköğretim ve ortaöğretim müfredatlarını değiştiriyoruz ve bu yeni müfredatlar ve bu yeni konsept çerçevesinde öğretmen yetiştirmeleri için eğitim fakülteleriyle ve Yükseköğretim Kuruluyla yazışmalar yapmaktayız. Bakanlığımız tarafından, ideal öğretmenin nitelikleri tespit edilmiştir, belirlenmiştir ve bu doğrultuda öğretmen yetiştirilmesi talep edilmektedir Bakanlığımız tarafından.
Çorum Milletvekili Sayın Feridun Ayvazoğlu tarafından, Çorum'da, 2004 - 2005 eğitim-öğretim yılında Hitit üniversitesi adı altında bir üniversite kurulup kurulmayacağı sorulmaktadır. 2004 - 2005 eğitim-öğretim yılı geçti malumunuz; kurulmadığına göre, demek ki, bu yıl içinde de kurulmadı. Sayın Ayvazoğlu ismi de bulmuş; hayırlı olsun.
Biraz önce de ifade ettiğim gibi, değerli arkadaşlar, biz bir ile üniversite açacaksak, daha önce Yükseköğretim Kurulu tarafından da belirlenen bazı kriterler var, bu kriterler çerçevesinde eğer bu vilayetimiz buna uyuyorsa orada açarız. Bu anlamda bakıldığı zaman, Çorum Vilayetimiz, özellikle altyapısı, kriterleri yerine getirme açısından Türkiye'nin en avantajlı illerinden birisidir, onu da ifade edeyim.
Balıkesir Milletvekilimiz Sedat Pekel Bey, (6/1090) sıra sayılı sorusunda, Türkiye'deki 65 eğitim fakültesinde yılda şu kadar mezun verilmektedir diyor. Yine, benzer mahiyette "eğitim öğretimi burada yeterli buluyor musunuz; bunlar işsiz kalıyorlar; niçin, bunlar işsizken, özellikle vekil öğretmenler çalıştırılıyor" şeklinde bir soru var.
Bir anda, bizim, yüzbinlerce öğretmen tayin edebilmemiz için elimizde kadro mevcut değildir. Şu anda, ülkemizin imkânları buna yetmektedir; ama, şu anda, Türkiye'nin hiçbir tarafında, boş geçen dersimiz mevcut değildir.
Adıyaman Milletvekili Sayın Şevket Gürsoy tarafından, Adıyaman'a üniversite açılıp açılmayacağı sorulmaktadır. Biraz önce, Çorum'la ilgili söylediklerimi de burada tekrarlamak isterim; şartları tutarsa, kriterlere uyarsa, Hükümetimiz tarafından, daha sonra da tabiî bu kanun sevk edileceği için, Parlamentomuz tarafından, bu, şüphesiz ki değerlendirilecektir.
Malatya Milletvekili Sayın Muharrem Kılıç tarafından, Almanca ve Fransızca bölümü mezunlarına yer verilmemesiyle ilgili bir soru vardır ve bu derslerin niçin müfredattan çıkarıldığı sorulmaktadır. Aksine, Sayın Kılıç'a şunu söylemek isterim: Biz, anadolu lisesi uygulaması yapan bütün okullarımızda, Almanca ve Fransızca'yı ikinci mecburî, zorunlu yabancı dil haline getirdik. Bununla ilgili olarak da yapılan çalışmalar tamamlanmış durumdadır. Yabancı dil eğitimiyle ilgili, genel olarak, Türkiye'de çok büyük iyileştirmeler yapmak için gayret göstermekteyiz.
Değerli arkadaşlarım, maalesef, yabancı dil dersi verme ile yabancı dil öğretme, öğretebilme farklı şeylerdir. Yabancı dil öğretme konusunda başarılı olduğumuzu söyleyemem, ülke olarak başarılı olduğumuzu söyleyemem. Herkese yabancı dil dersi verdiğimizi sanıyoruz; ama, gramer ağırlıklı bir ders veriyoruz ve burada da maalesef sonuç alamıyoruz. Bu meseleyi temelinden halledecek şekilde çalışmalar yapıyoruz. Finlandiya bu konuda çok başarılı; Finlandiya örneği, arkadaşlarımız tarafından detaylı şekilde araştırıldı ve önümüzdeki yıl, bununla ilgili çok ciddî adımlar atacağız.
Ankara Milletvekili Sayın Oya Araslı tarafından sorulan bir soruya cevap veriyorum: 17.5.2004 tarihli Cumhuriyet Gazetesinde "Öğrenciye Cihat Çağrısı" başlığı altında Mehmet Ertuğrul Düzdağ tarafından neşre hazırlanan "Peygamber Efendimiz" adlı kitabın Kütahya Tavşanlı Anadolu Lisesinde öğrencilere dağıtıldığı da belirtilerek haber yapılmıştır. 19.5.2004 tarihli aynı gazetede, konu, bu sefer de Oya Araslı'nın soru önergesi "Peygamber Efendimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminde" başlığı altında yine bir başka haber yapılmıştır.
Kütahya Valiliğince yapılan araştırma sonucu;
a) 1-7 Mayıs tarihleri arasında yurt genelinde kutlanan Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri münasebetiyle Tavşanlı İlçe Müftülüğünce 4.5.2004 tarihli ve 240/101 sayılı Tavşanlı Kaymakamlığının onayıyla Kültür Bakanlığı yayınlarından 1 000 Temel Eser Dizisi arasında 6 cilt olarak yayımlanan Ahmet Cevdet Paşanın "Kısası Enbiya" isimli eserinin ilk cildinin, Mahir İz tarafından düzenlenen ve Mehmet Ertuğrul Düzdağ tarafından neşre hazırlanan "Peygamber Efendimiz" adlı kitabın, Kur'an-ı Kerim'in Türkçe meali ve Diyanet İşleri Başkanlığının hazırlamış olduğu 40 hadis kartelasıyla birlikte ilçedeki lise 11 inci sınıf öğrencilerinden isteyenlere müftülüğün hediyesi olarak dağıtıldı. Tavşanlı İlçe Müftülüğünce temin edilen "Peygamber Efendimiz" adlı kitap sadece isteyen öğrencilere yüzde 50 oranında dağıtılmış olup, kalan kitaplar okul müdürlükleri tarafından ilçe müftülüğüne iade edilmiştir.
b) Kitapların dağıtımıyla ilgili Tavşanlı Kaymakamlığı onayının Tavşanlı İlçe Müftülüğünce alındığı ve Tavşanlı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün konuyla doğrudan ilgili olmadığı anlaşılmıştır.
Denizli Milletvekili Sayın Ümmet Kandoğan tarafından Denizli'ye yapılan yatırımlarla ilgili sorulan soruya cevap veriyorum: Bakanlığımızca bütün illerimizde sunulan eğitim hizmetinin mevcut imkânlarla en üst düzeyde gerçekleştirilmesi için çalışmalarımız aralıksız olarak sürdürülmektedir. Söz konusu dönemde, Bakanlığımızın Denizli İlindeki yatırımları arasında;
a) 2003 yılında il yapım programı kapsamında 1'i yeni iş ve 1'i devam eden iş olmak üzere 2 anaokulu yapımı; 3'ü yeni iş, 4'ü devam eden iş olmak üzere toplam 7 ilköğretim okulu yapımı; 7'si yeni iş ve 5'i devam eden iş olmak üzere toplam 12 ilköğretim okulu ek derslik yapımı, yeni iş olarak 3 ilköğretim okulunun onarımı yer almıştır.
2003 yılı yatırım programı kapsamında devam eden yatırımlar olarak da Denizli Merkez Üçler Beldesi Lisesi, Denizli Merkez Genel Lise, Denizli Merkez Erbakır Fen Lisesi Pansiyonu, Denizli Merkez Anadolu Öğretmen Lisesi, artı, pansiyon, artı, lojman, Denizli Honaz Lisesi, Denizli Buldan Yenicekent M. Aktan Lisesi, Denizli Akköy Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi, Denizli Saray Çıraklık Eğitim Merkezi yer almıştır.
Diğer taraftan, 2003 yılı yatırım programı kapsamında Denizli'ye ortaöğretim kurumlarının onarımı için de 493 186 YTL ödenek gönderilmiştir.
b) 2004 yılında il yapım programı kapsamında 1'i yeni iş ve 1'i devam eden iş olmak üzere toplam 2 anaokulu yapımı, 3'ü yeni iş 2'si devam eden iş olmak üzere toplam 5 ilköğretim okulu yapımı, 2'si yeni iş ve 6'sı devam eden iş olmak üzere toplam 8 ilköğretim okulunun ekderslik yapımı; yeni iş olarak 2 ilköğretim okuluna pansiyon yapımı, 1'i yeni iş ve 1'i devam eden iş olmak üzere 2 ilköğretim okulunun onarımı yer almıştır.
2004 yılı yatırım programı kapsamında devam eden yatırımlar olarak da 2003 yılı yatırım programındakilerin aynısı yer almıştır. Ayrıca, 2004 yılı yatırım programı kapsamında Denizli'ye ortaöğretim kurumlarının onarımı için 830 750 YTL ödenek gönderilmiştir. Diğer taraftan, Eğitime Fiziksel Katkı Projesi ikinci etap kapsamında Denizli merkezde 1 ticaret meslek lisesi ile 1 kız meslek lisesinin yapımı planlanmış, Eğitime Yüzde Yüz Destek Projesi kapsamında hayırseverlerce 1 ilköğretim okulu tamamlanarak eğitime açılmış, 1 ilköğretim okulunun onarımı yapılmış; 2'si ilköğretim okulu, 1'i genel lise ve 1'i de endüstri meslek lisesi olmak üzere toplam 4 okul ile 1 ilköğretim okuluna ek bina yapımı devam etmekte. 1 ilköğretim okulu yapımı proje safhasında, 1 ilköğretim okulu ile 1 kapalı spor salonu yapımı protokol imzalanmış durumda. 200 000 Yeni Türk Lirası ve 1 apartman dairesi, yine, Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyası çerçevesinde bağışlanmıştır. 1 ilköğretim okuluna ek merdiven yapımının planlanması ve yine 1 011 000 Yeni Türk Liralık ders araç gerecinin alınması; 18.5.2004 tarihli 2004/7337 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Pamukkale Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak Yabancı Diller Yüksekokulu kurulmuş; Pamukkale Üniversitesi yatırım programında bulunan projelerden Fen-Edebiyat Fakültesi 2 nci bloku 2003 yılında ve Kan Bankası ve İlkyardım Hastanesi Projesinin 2 nci bloku da 2004 yılı sonu itibariyle tamamlanarak hizmete açılmış; teknik eğitim fakültesi, merkezî kafeterya ve açık-kapalı spor tesisleri projelerinin hızlandırılması ve 2005 yılı sonunda tamamlanabilmesi için, 2004 yılı ödeneklerine ilaveten yatırımları hızlandırma ödeneğinden 2 000 000 Yeni Türk Lirası eködenek sağlanmış; üniversitenin yatırım programında bulunan projeler için eğitim, sağlık ve spor teknolojik araştırma sektörlerinde 2003 yılında toplam 13 880 000 Yeni Türk Lirası, 2004 yılında da toplam 14 840 000 Yeni Türk Lirası ödenek tahsis edilmiş ve tamamı kullanılmış; 2005 yılında kullanılmak üzere de toplam 13 066 000 Yeni Türk Lirası ödenek ayrılmıştır.
Denizli'nin Bozkurt İlçesinde, yükseköğrenim gören öğrenciler için, 200 kişilik -100'ü kız ve 100'ü erkek olmak üzere- yatak kapasiteli bir öğrenci yurdu 11.11.2003 tarihinde hizmete açılmıştır. Bütün illerde olduğu gibi bu ilimizde de 2003-2004 ve 2004-2005 öğretim yılı ilköğretim öğrencilerinin kitapları ücretsiz dağıtılmıştır. Söz konusu dönemde, Kasım 2002 ve 7 Mart 2005 tarihleri arasında, Denizli İlindeki ortaöğretim kurumlarımıza toplam 4 193 909 Yeni Türk Lirası tutarında donatım malzemesi gönderilmiştir. Ayrıca, temel eğitim programı kapsamında, 195 ilköğretim okuluna projeksiyon cihazı, 518 ilköğretim okuluna tepegöz, 165 ilköğretim okuluna dünya çocuk edebiyatı seti, 784 ilköğretim okuluna bilgisayar, yazıcı, tarayıcı, güç kaynağı ve ekipmanları gönderilmiştir.
Meslekî eğitim ve öğretim sisteminin güçlendirilmesi projesinin uygulanacağı 30 il arasında Denizli de bulunmakta olup, bu proje kapsamında da Denizli İline meslekî ve teknik eğitim alanında yaklaşık 1 000 000 euro katkı sağlanacaktır.
Bu ilde, 2003-2004 öğretim yılında 11 517 öğrenci taşımalı eğitim uygulamasından yararlandırılmış, 2004-2005 öğretim yılında da 11 699 öğrenci bu uygulamadan yararlandırılmaktadır.
Diğer taraftan, eğitim ve öğretimle ilgili incelemelerde bulunmak, olabilecek çözüm önerilerini mahallî yöneticilerle görüşmek üzere başlattığımız inceleme gezileri kapsamında, 19.10.2004 tarihinde Denizli İli ve ilçelerinde bürokratlarımızın da dahil olduğu bir inceleme gezisi düzenlenmiş olup, okullarımızın tespit edilen ihtiyaçları, imkânlar oranında giderilmiştir, giderilmeye devam edilmektedir.
Sayın Yaşar Tüzün tarafından, Bilecik İlinde bir üniversite açılıp açılmayacağı sorulmaktadır. Kriterleri bizim objektif kriterlere uyması halinde Bilecik İli de bundan yararlanacaktır, uymuyorsa yararlanmayacaktır.
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik)Uyuyo, uyuyo Sayın Bakanım.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)"Uyuyor" mu, "uyuyo(!)" mu?
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
42 konuşma daha · 22 Mart 2005