Yüksek öğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı khk lerde değ.yap.hk.kan.tas.(ss. 1039) 15 ilde üniversite kurulması hakkında
Van Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 46. Birleşim · 4. yasama yılı · 29 Aralık 2005 · 2.528 kelime · yaklaşık 13 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Çelik (AK Parti), 29 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU İLE 78 VE 190 SAYILI KHK LERDE DEĞ.YAP.HK.KAN.TAS.(SS. 1039) 15 İLDE ÜNİVERSİTE KURULMASI HAKKINDA); konuşma 2.528 kelime.
Hüseyin Çelik (AK Parti, Van). “Yüksek öğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı khk lerde değ.yap.hk.kan.tas.(ss. 1039) 15 ilde üniversite kurulması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-celik-22-2005-12-29-yuksek-ogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-ile-78-ve-190-sayili-khk-ler-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; 15 yeni üniversitenin kurulması ve Balıkesir Üniversitemize bağlı olarak bir tıp fakültesinin açılmasıyla ilgili 1039 sıra sayılı yasa tasarısının müzakerelerini yapıyoruz; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi en derin saygılarımla, sevgilerimle selamlıyorum.
Dikkat ettiyseniz, geneli üzerinde konuşma yapmadım; çünkü, ülkemizde yeni üniversitelerin kurulması gerektiğini söylemek malumu ilam etmektir. Yani, herkes, iktidarıyla muhalefetiyle, sivil toplumuyla, halkıyla herkes, Türkiye'de mevcut üniversite sayısının az olduğu ve mutlak surette yeni üniversitelerin kurulması gerektiğinde hemfikirdir.
Bildiğiniz gibi, son olarak, ülkemizde 1992 yılında 22 yeni üniversite kuruldu, ardından 1993 yılında, biliyorsunuz, Anadolu Üniversitesinin ikiye bölünmesiyle Osmangazi Üniversitesi Eskişehir'de kuruldu ve 1995 yılında da Galatasaray Üniversitesi özel bir kanunla, uluslararası bir anlaşmayla kuruldu. 1995'ten bu yana, geçen on yıllık süre içerisinde ülkemizde büyük bir ihtiyaç olmasına rağmen, maalesef, herhangi bir üniversite kurulmadı.
Bu dönem, bu ihtiyaç, hükümetimiz tarafından görülmüştür. İllerimizin ve illerimizin değerli temsilcileri olan milletvekillerimizin talepleri, öğrencilerimizin üniversiteye olan talebi ve Türkiye'nin yükseköğretiminin mutlak suretle 81 vilayete dengeli bir şekilde dağılması gerektiğinden hareketle bu tasarı hazırlanmıştır; bugün, huzurunuza getirilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, biraz önce, değişik konuşmacı arkadaşlarım bunu ifade ettiler. AK Parti Grubu adına konuşan Millî Eğitim Komisyonu Başkanımız Sayın Tayyar Altıkulaç, Türkiye'deki üniversite sayısını, devlet üniversitelerini, vakıf üniversitelerini detaylı bir şekilde sizlerle paylaştı; ancak, şunun hemen altını çizmek istiyorum: Malumunuz, mevcut, şu anda, 77 üniversitemiz var ve bunlar 40 vilayette toplanmış durumda. 77 üniversite 40 vilayette var ve 41 ilimizde de üniversitemiz mevcut değil. Bu 77 üniversitenin 24'ü, bildiğiniz gibi, vakıf üniversitesidir.
Üniversite sayısı itibariyle vakıf üniversiteleri, devlet üniversiteleriyle orantı içerisine konduğu zaman, yani, oran hesaplandığı zaman, üçte 1'lik bir oranı teşkil ediyor; ancak, öğrenci sayısı itibariyle, yani hizmet verdiği öğrenci kitlesi itibariyle, ancak yüzde 4,2'lik bir öğrenci potansiyeline sahiptir.
Bu da, şunu ifade ediyor: Üniversite kapılarındaki yığılmayı ortadan kaldırabilmek için yeni devlet üniversitelerinin kurulması kaçınılmazdır. Şüphesiz, hükümetimiz, şartları yerine getirilmek kaydıyla ve gerekli kriterlere uygun olması şartıyla yeni vakıf üniversitelerinin kurulmasına da destek olacaktır ve bunu teşvik etmektedir.
Değerli arkadaşlarım, dünyada yükseköğretimdeki okullaşma oranlarına, özellikle kalkınmış ülkelerdeki okullaşma oranlarına baktığınız zaman, dünyadaki ortalamaların özellikle kalkınmış ülkelerde yüzde 50'nin üzerinde olduğunu görüyoruz. Amerika Birleşik Devletlerinde bu yüzde 81, Kanada'da yüzde 88'dir. Peki, bizim ülkemizde okullaşma oranı nedir diye sorarsanız... Bildiğiniz gibi, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında biz 2005 yılının sonuna kadar önümüze bir hedef koyduk. Neydi bu hedef; örgün öğretimde yüzde 28,3'lük bir orana ulaşacaktık ve genel olarak da yükseköğretimde -açık öğretim de dahil olmak üzere- yüzde 43,7'lik bir oran yakalanması gerekiyordu. Peki, 2005 yılının sonunda bu oran yakalanmış mıdır diye sorarsanız, maalesef, yakalanamamıştır. Örgün öğretimde şu anda bulunduğumuz nokta 18,7'lik bir orandır. Açıköğretimle birlikte de yüzde 27,8'lik bir oranı yakalamış durumdayız. Dolayısıyla, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planının gösterdiği hedefin bir hayli gerisindeyiz ve bundan dolayıdır ki, hükümetimiz bu 15 üniversitenin kurulmasını önemsemiştir ve bugün bu tasarı, ümit ediyorum ki, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanunlaşacaktır ve 15 vilayetimiz üniversitesine kavuşacaktır.
Peki, geriye 26 vilayetimiz daha kalıyor. Değerli arkadaşlarım, buralarda da gerekli altyapı çalışmaları yapılıyor, yapılmaktadır, yapılması gerekiyor. Bildiğiniz gibi, bu 15 üniversitenin kuruluşundan sonra en azından 10 yeni üniversitenin kurulmasıyla ilgili çalışma da başlatılmıştır ve şu anda sizlere sayacağım illerle ilgili görüş bildirmesi için Yükseköğretim Kuruluna resmî yazı yazılmıştır.
Biz, 15 üniversiteyi kurarken… Müsaade ederseniz, öncelikle, değerli arkadaşlarım kalkıp dediler ki: "Hangi kriterlere göre bu yapıldı, hangi ölçütler kullandınız?" Bir değerli arkadaşım dedi ki: "Hakkımız yendi, hakkımızı istiyoruz, 7 nci sıradaydık." Bir başka değerli arkadaşım dedi ki: "Bu zaten bizim hakkımızdı. Bu bir lütuf değil." Biz tabiî ki hizmet yapmakla mükellef olan bir iktidarız. Hükümetler ülkeye hizmet ederken, şüphesiz ki, lütfetmez; ancak, halkının arzularını, halkının sosyoekonomik ve sosyokültürel taleplerini iyi tespit eder, iyi okur ve bunun gereğini yerine getirir. Burada, yapılan budur.
Biz bu illeri, ikinci kademede üniversite kurulabilecek potansiyele sahip olan, bugün bir fakültesi, birkaç yüksekokulu, bir meslek yüksekokulları bulunan illerimizi bir sıralamaya aldık; ancak, ille de bunlarla da yetinmek zorunda değiliz, altyapısı hazır olması halinde başka illere de bunu teşmil edebiliriz. Karaman, Karabük, Sinop, Çankırı, Kilis, Nevşehir, Siirt, Ağrı, Bilecik ve Artvin illeriyle ilgili, Yükseköğretim Kurulundan görüş istemek üzere resmî yazı yazılmıştır.
Bu arada şunu da ifade edeyim; biraz önce, diyelim ki, değerli bir Osmaniye milletvekilimiz bir konuşma yaptı, dedi ki: "Osmaniye'nin hakkı yenmiştir." Osmaniye'ye şöyle haksızlık yapılmıştır, böyle haksızlık yapılmıştır şeklinde açıklamalarda bulundu.
Değerli arkadaşlarım, bakın, Mardin'de şu anda iki fakültenin kurulması için Yükseköğretim Kurulundan olumlu görüş geldi. Ben Millî Eğitim Bakanı olarak, Maliye Bakanlığına, Devlet Personel'in bağlı bulunduğu Devlet Bakanlığımıza, Devlet Planlama Teşkilatına olumlu görüş de yazdım. Yakında burada iki fakülte kurulacak. Batman'da bir fakülte var, ikincisinin, üçüncüsünün kurulması için ciddî gayretler var. Osmaniye'nin ciddî gayretleri var.
Bugün Muş İlimizde, bakın, bir, kâğıt üzerinde fakülte var; ama, henüz faal değil. Dört yıllık bir yüksekokulu var, meslek yüksekokulu var.
41 vilayetimizde, yani, üniversite bulunmayan 41 vilayetimizde altyapının hazır olması, gerekli çalışmaların yapılması halinde, şüphesiz ki, yeni yükseköğretim kurumlarının kurulması, üniversitelerin kurulması bizim arzumuzdur, hükümetimizin arzusudur ve şüphesiz ki, halkımızın arzusudur.
Ben, bakın buradan bir şey ifade etmek istiyorum. Bilecik Milletvekilimiz Değerli Tüzün, Bilecik'in 7 nci sırada olduğunu ifade etti.
Değerli arkadaşlarım, bakın, yapılan bir sıralama var; burada 41 ilin sıralaması var. Üniversite bulunmayan 41 ilin sıralaması hangi kriterlere göre yapılmıştır; burada 7 kriter vardır. Nedir bunlar: Bir ilde kaç fakülte var? Bu fakültelerin hangisi faal, hangisi gayrifaaldir? Yani, kâğıt üzerinde kurulmuş, öğretim üyesi olmayan, dekanı tayin edilmeyen, öğrencisi olmayan fakülteler vardır. Yani, ismen olan fakülteler var. Kaçı faal, kaçı gayrifaaldir? Öğretim elemanı sayısı kaçtır? Öğretim üyesi ve diğer yardımcı öğretim elemanlarında durum nedir? Öğrenci sayısı nedir? Yüksekokul sayısı nedir? Meslek yüksekokulu sayısı nedir? Yalnız, şunu hemen ifade edeyim: Bir ilde çok fazla meslek yüksekokulu olması, o ilde çok büyük bir avantaj teşkil etmiyor. Bazı illerimiz vardır ki, 10 tane meslek yüksekokulu var. Bunlar ilçelere dağılmış vaziyette. Belediyelerden, özel idarelerden rastgele temin edilmiş binalardadırlar; ama, bunların hepsinin, 5 tane de olsa, 6 tane de olsa, katsayısı 0,05'le çarpılıyor. Sosyoekonomik gelişme seviyesi, öğrenci yurdu kapasitesi gibi kriterlerle bir hesap yapıldı ve bu hesaplamaya göre, Bilecik İlimiz 25 inci sıradadır.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın Rize, 6 ncı sıradadır. Biz, 81 ilimizi ve 81 vilayetimizdeki insanımızı aynı ölçüde saygıdeğer kabul ederiz. Hiçbir ilimize karşı, şu veya bu şekilde, peşin hükümlü olmak gibi bir lüksümüz olamaz. Her vilayetten değerli milletvekili arkadaşlarımız gelip kendi temsil ettiği halkın taleplerini bize iletiyorlar ve bu kriterler, bu hesaplamalar da son derece şeffaf yapılmıştır.
Bakın, Siirt Vilayeti Sayın Başbakanın seçim çevresidir, seçim bölgesidir. Siirt'e defalarca gittik, Sayın Başbakanımızdan defalarca üniversite istendi. Sayın Başbakanımız dedi ki, "eğer, kriterleri tutarsa, Siirt'in altyapısı buna müsait olursa olur, olmazsa sırasını bekler."
Bakın, Ağrı İlimiz; bir değerli işadamımız diyor ki, "üniversiteyi kurun, kâğıt üzerinde de olsa kurun, ben kampusu tek başıma inşa edeceğim." Böyle bir avantaj var. Ancak, biz, şu anda 15 üniversiteyi kurarken, asgarî, bu illerimizde iki fakülte mevcuttu, biz, birini ilave ettik, üç fakülteye tamamladık ve 15 ili bu şekilde tespit ettik. Herkesin şunu iyi bilmesinde fayda var değerli arkadaşlarım: Biz, hükümet olarak, AK Parti olarak, 81 vilayetimize eşit mesafedeyiz ve bu konuda herhangi bir haksızlık veya herhangi bir kayırma söz konusu değildir. Arkadaşlarımın bunu kesinlikle bilmesini özellikle istirham ediyorum.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya)Sayın Bakanım, biraz da eski üniversitelerden bahset.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Ona da geleceğim.
Değerli arkadaşlar, bakın, şunun hemen altını çizeyim: Bu isimlerle ilgili olarak, bu isme çok fazla takılıp, bence, kalmayalım. Yine bir değerli arkadaşım biraz önce ara verilirken dedi ki: "Hani illerin bu üniversitelerinin, eğer özel bir adı varsa, onun başına ili getirmiyoruz." Fakat, biz yine, 2005 yılında Osmangazi Üniversitesiyle ilgili olarak burada bir tasarı geçirdik, onun da sebebi şuydu: Aslında, yani başına getirseniz, bu, dünyanın sonu olur, kıyamet kopar falan diye bir şey yok, getirebilirsiniz şüphesiz. Osmangazi Üniversitesinin başına "Eskişehir" ifadesinin getirilmesinin sebebi şudur: Bildiğiniz gibi, Tokat İlimizde Gaziosmanpaşa Üniversitesi var. Gaziosmanpaşa'yla Osmangazi birbirine çok benzediği için, genellikle yazışmalarda karışıklıklar meydana geliyordu, Osmangazi Üniversitesinin talebi üzerine, başına "Eskişehir" ifadesi kondu; ama, bunlar, önceden açılmış olan üniversitelerdir. Biz bu 15 üniversitelik paket içerisinde, iktidarıyla muhalefetiyle, Plan ve Bütçe Komisyonunda, Millî Eğitim Komisyonunda böyle bir ilke belirledik; dolayısıyla, eğer Namık Kemal Üniversitesi konduysa, başına ayrıca "Tekirdağ" getirmenin, Mehmet Âkif Üniversitesi kurulduysa, başına ayrıca "Burdur" getirmenin çok da, ben, anlamlı olmadığını düşünüyorum.
MUHARREM İNCE (Yalova)Kahramanmaraş?..
MEVLÜT AKGÜN (Karaman)Sayın Bakanım, ikinci 10 ne zaman çıkacak?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)İkinci 10'la ilgili olarak, dediğim gibi, değerli arkadaşlar, Yükseköğretim Kurulundan cevap bekliyoruz. Bu cevabın gelmesi halinde çalışmalar hızlandırılacak. Ümit ediyorum ki, 2006 yılı içerisinde onu da Türkiye Büyük Millet Meclisine getirmeyi ümit ediyoruz. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, bakın, burada biraz önce konuşan bazı değerli milletvekilleri, özellikle üniversitelere karşı hükümetin cimri olduğundan söz etti, bazı arkadaşlarımız üniversiteye yüklendiğimizden söz etti, bazı arkadaşlarımız üniversitelerle kavga ettiğimizi ifade etti. Müsaade ederseniz, ben, bunları da cevaplandırmak istiyorum.
Değerli arkadaşlar…
KÂZIM TÜRKMEN (Ordu)Sayın Bakan, bunları daha sonra değerlendirseniz; biz de konuştuktan sonra değerlendirseniz?..
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Hayır; müsaade eder misiniz; ben, her maddeden sonra, şüphesiz ki, çıkıp konuşmayacağım; arkadaşlarımızın konuşmalarından sonra, bunları toparlamak istiyorum.
EMİN KOÇ (Yozgat)Kanun geçtikten sonra, teşekkür konuşmasında anlatırsınız.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, bu kesinlikle, bu iddialar doğru iddialar değil ve doğru mesnedi olan iddialar değil. Ben, sizinle, şimdi, bir iki rakamı paylaşmak istiyorum. Bütçe açısından, üniversitelere finansman açısından, bütçe açısından, hükümetimiz hangi tutumu sergilemiş, bunun çok iyi bilinmesi gerekiyor. Bakın, 2002 yılında, 53 devlet üniversitesine ve Yükseköğretim Kuruluna ayrılan bütçe 2 katrilyon 495 trilyon Türk Lirasıdır. 2002 yılında, yani biz iktidar değilken 2 katrilyon 495 trilyon lira, bütün 53 devlet üniversitesine ve YÖK'e ayrılmış olan bütçedir. Peki, 2006 yılındaki bütçesi ne kadardır; 53 devlet üniversitesi ve Yükseköğretim Kurulunun bütçesi, 5 katrilyon 846 trilyon Türk Lirasıdır.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, üç yıl içerisinde, eğer, üniversitelerin ve Yükseköğretim Kurulunun bütçesi 2'ye katlamışsa… Hatta 2'ye katlamadan daha büyük. Bakın, bunu 2'ye katlarsanız, yüzde 100 artırırsanız, 5 trilyon bile etmiyor; 4 katrilyon 900 trilyon ediyor; fakat, bizim dönemimizde 5 katrilyon 846 trilyon Türk Lirası, 2006 yılında 53 devlet üniversitesine ve YÖK'e tahsis edilmiştir. Bu artış oranını takdirlerinize sunuyorum.
Değerli arkadaşlar, öğrenci başına ayrılan bütçe neydi; 2002 yılında, biz iktidarda değilken, öğrenci başına ayrılan bütçe, 1 463 dolardı öğrenci başına; örgün eğitimi söylüyorum. Peki, şu anda ne kadar; daha doğrusu 2005 yılında ne kadar -bu, 2006 yılında daha da artıyor- 3 072 dolar; 1 463 dolar- 3 072 dolar.
Peki, burada, şimdi, soruyorum ben değerli arkadaşlarıma: Biz, üniversiteden, gerçekten bütçe esirgemiş miyiz? Enflasyondaki artış ortadadır. Bu artışa rağmen, yüzde 120'ye varan bir artış gerçekleştirilmiştir.
Bir başka örnek vereyim: Bakın, araştırma-geliştirme… 2002 yılında Türkiye'nin toplam ar-ge bütçesi 21 trilyon civarındadır değerli arkadaşlarım. 2006 yılında TÜBİTAK'a, Devlet Planlama Teşkilatına ve üniversitelere ar-ge için ayrılan para 566 trilyon Türk Lirasıdır. Şimdi, bunu birileri hayal bile edemezdi. Peki, yeterli midir; şüphesiz ki, ar-ge için bu yeterli değil, daha da artması lazım; ama, değerli arkadaşlar, 30 kat, 40 kat bir artış sağlanmışsa, birilerinin de çıkıp burada, bu hakkı teslim etmesi lazım, "gerçekten, bu konuda güzel şeyler yapıldı" demesi gerekir.
Yine, bir değerli arkadaşım, dün Sayın Başbakanımızın Ulusal Ajansın bir programında söylediği bir ifadeden yola çıkarak, Sayın Başbakanın yanlış bilgiler ifade ettiğini söyledi.
Bakın, mesele şudur değerli arkadaşlarım, bu mesele şudur: Türkiye, Avrupa Birliğine üye olduktan sonra, her alanda Avrupa'yla bir entegrasyon çabası içerisindedir.
2000 yılında Lizbon'da toplanan Avrupa Birliği ülkeleri dediler ki: "Bugün dünyada ar-ge'nin 3 merkezi var: Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Japonya ve Japonya'yla, Amerika Birleşik Devletleriyle rekabet edebilmemiz için, bizim ar-ge'ye ayırdığımız kaynakları artırmamız lazım" dedi Avrupa Birliğinin 15 ülkesi ve Lizbon zirvesinde bu kararı aldılar. Her Avrupa Birliği ülkesi, kendi gayri safî millî hâsılasının yüzde 3'ünü ar-ge'ye ayıracak. Kimisi bunu buldu, kimisi bunu bulmaya çalışıyor ve ar-ge için ayrılan kaynaklar, çerçeve programlar şeklinde uygulanıyordu; şu anda "Altıncı Çerçeve Program" yürürlüktedir. Bakın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bizim hükümetimiz döneminde, Altıncı Çerçeve Programa ortak olmuştur. Peki, biz buraya ortak olurken bunun için ne kadar katkı payı ödedik; Sayın Başbakanın "200 000 000 eurodan fazla" dediği şey budur işte; bizim buraya ödediğimiz ve 2006'nın sonuna kadar ödeyeceğimiz para 245 000 000 eurodur değerli arkadaşlar,
YAKUP KEPENEK (Ankara)Toplam daha fazla.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Bunun yaklaşık 45-50 milyon eurosu Avrupa Birliği tarafından hibe olarak verilmektedir; 195-200 milyon eurosu bizim bütçemizden, ülkemizin kaynaklarından katkı payı olarak ödenmektedir. Peki, Altıncı Çerçeve Programın bütçesi ne kadardır; bu, dudak uçuklatacak olan bir bütçedir; 17,5 milyar eurodur. 17,5 milyar euro bütçesi olan bir havuza Türkiye ortak oldu; ne için; değerli arkadaşlarım, bakın, teoride, proje üretip müracaat etmemiz halinde, Avrupa Birliği ülkelerinden ortak bulmamız halinde, verdiğimiz paranın -bakın, teoride diyorum- 20 katını geri almamız mümkündü; yani, eğer 200 000 000 euro verdiysek, teoride, 2 milyar euro almamız mümkündü.
MUHARREM İNCE (Yalova)Avrupa Birliği üyesi olmadığımız için tek başımıza proje yapamıyoruz Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla)Müsaade edin arkadaşlar; şimdi, oraya geliyorum.
Ben, 2003 yılının sonunda Brüksel'de Altıncı Çerçeve Programın değerlendirme toplantısına devletimizi, hükümetimizi temsilen katıldım ve gerçekten son derece mahcup olarak oradan ayrıldım. Niye diyeceksiniz; çünkü, ödediğimizin sadece yüzde 10'unu geri alabilmiştik. Bakın, en kötü ülke Türkiye olarak görünüyordu, bizden sonra ikinci sırada kötü olan ülke Bulgaristan'dı; Bulgaristan, verdiğinin yüzde 50'sini geri almıştı. Sayın Başbakanın söylediği, söylemeye çalıştığı budur değerli arkadaşlar. Şimdi, bir ülkenin Başbakanı, kendi ülkesinde ar-ge'nin özel sektörün bünyesi içerisinde de olması gerektiğini söylerse; hatta, ar-ge faaliyetlerinin ve ar-ge kuruluşlarının yüzde 70'inin özel sektörde, yüzde 30'unun devlette olması gerektiğini söylerse, biz, mademki bu kaynakları Avrupa Birliğine veriyoruz, dargelirlisi bol olan, düşük gelir düzeyine sahip olan bu ülke, mademki, Avrupa Birliğine 200 000 000 euroluk gibi bir kaynak aktarmış, biz, niye onları finanse edelim, niçin daha fazla buradan geri dönüşüm sağlamıyoruz diye, bir başbakan eleştiride bulunursa, bu, üniversitelere yüklenmek mi olur; sizlere soruyorum, allahaşkına… Şimdi, bir ülkenin başbakanı, sorumlu konumda olan bir bakan veya bir başkası, özellikle, işleyişle ilgili olarak ortaya bir özeleştiri koyabilir, bazı kurumları uyarabilir, bu konuda daha iyinin olması temennisinde bulunabilir. Burada garipsenecek falan bir şey yok değerli arkadaşlar. Şimdi, bugün, baktım televizyonlarda, bazı insanlar, Sayın Başbakan, işte, yüzde şu kadar dedi; yok, yüzde 15'tir, yüzde 10'dur... Yüzde 10 da olsa, yüzde 15 de olsa, değerli arkadaşlar, bu, son derece düşük bir performansın ifadesidir.
Bakın, ben, size başka bir şey daha söyleyeyim; biraz önce, bir değerli arkadaşımız dedi ki: "Biz, Avrupa Birliği üyesi olmadığımız için, oradan, mutlaka, ortak bulmamız gerekiyor." Bakın, ortak gerektirmeyen bir şey söyleyeyim size: Yine, bu kapsamda, Altıncı Çerçeve Programı kapsamında, Avrupa'da "Joint Research Centre" dediğimiz Ortak Araştırma Merkezi var. Bunun eski genel müdürü Sayın Mc Sweeney, bana, şunu söyledi; dedi ki: "Sizin projelerinizin çoğu -bakın- esastan değil, usulden geri dönüyor"; yani, biz, doğru dürüst proje üretip insanlara vermiyoruz. Esastan değil, projeleriniz usulden dönüyor… Kaldı ki, bu Joint Research Centre'a müracaat etmek isteyen bilim adamları, bireysel olarak da müracaat edebilir. Öğrencilerin araştırma projelerine de açıktır ve bireysel olarak yaptıkları başvurularda, eğer projeleri kabul edilirse, onlara da destek veriliyor. Sayın Başbakanın, Ulusal Ajansın programında söylediği budur. Bir de şunu karıştırmayalım: Almanya, Altıncı Çerçeve Programın bütçesinin yüzde kaçını almış; bu hesap başka bir şeydir; hangi ülke, verdiği paranın yüzde kaçını almış, bu hesap da başka bir şeydir. Onun için, ben, değerli arkadaşlarımı Sayın Başbakanın yaptığı açıklamaları, bu çerçevede değerlendirmesini özellikle istirham ediyorum.
Bir başka şey değerli arkadaşlar, biz, üniversitelerimizden hiçbir şeyi esirgemeyiz, bugüne kadar esirgemedik, bundan sonra da esirgemeyiz. O üniversiteler bizim üniversitelerimiz, oradaki çocuklar bizim çocuklarımızdır.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
118 konuşma daha · 29 Aralık 2005