İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 116. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )

Hüseyin Ekmekcioğlu

Antalya Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 116. Birleşim · 3. yasama yılı · 23 Haziran 2005 · 1.112 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP), 23 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SİVİL HAVACILIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KAN.TAS. (SS: 940 )); konuşma 1.112 kelime.

Hüseyin Ekmekcioğlu (CHP, Antalya). “Sivil havacılık genel müdürlüğü teşkilat ve görevleri hakkında kan.tas. (ss: 940 )”. TBMM Genel Kurulu, 116. Birleşim tutanağı, 23 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ekmekcioglu-22-2005-06-23-sivil-havacilik-genel-mudurlugu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kan-tas (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 12 nci maddesiyle ilgili, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sivil havacılık faaliyetlerine 1912-1913 yıllarında İstanbul-Yeşilköy Havaalanında başlayan ülkemiz uzun yıllar Avrupa ülkelerinin önünde uçak sayısı ve yolcu taşımacılığında büyük gelişmeler içinde bulunmuştur. 1925 yılında, daha sonra Türk Hava Kurumu adını alan Türkiye Teyyare Cemiyetinin kurulmasıyla Türk havacılığının kurumsal temelleri atılmıştır. 1933 yılında 5 uçaklı küçük bir filoyla Türk Hava Postaları adıyla ilk sivil hava taşımacılığımız başlamıştır. Cumhuriyetimizin 10 uncu yılında Millî Savunma Bakanlığına bağlı olarak kurulan Hava Yolları Devlet İdaresi ülkemizde sivil havayolları kurmak ve bu yolda taşıma yapmak üzere görevlendirilmiş bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci Dünya Savaşından sonra, 1980'li yıllara kadar süren bir duraklama devresi içine girmiştir.

1983 yılında yayımlanan 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanun ile özel sektöre de hava taşımacılığı ve havaalanı işletmeciliği hakkı verilmesi suretiyle, Türk sivil havacılığında yeni bir dönem başlamıştır.

Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün, taraf olunan uluslar arası mevzuat, yabancı ülkelerle ilişkiler, bu ülkelerin hava taşıyıcılarının ticarî hak ile uçuş faaliyetlerinin belirlenmesi ve denetlenmesi gereklidir. Bununla birlikte, uçuş ve can güvenliğinin istenen düzeyde sağlanması, uygun yaptırım gücüne sahip yeni bir yapılanma içine girmesi mutlaka gereklidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz, bu yasa tasarısına karşı değiliz, bu tasarı Meclisimizden geçmelidir. Ancak, şu şekliyle ihtiyacı karşılamayacağı da açıktır. Bu tasarıyla, sadece, teşkilat iyileştirilmektedir. Oysa, sivil havacılığın içinde bulunduğu sıkıntılara köklü bir çözüm getirmek gerekmektedir.

Tasarıyla birlikte, mevcut personel sayısı bir nebze artırılıyor; fakat, bu kesinlikle yeterli olmayacaktır. Sorun sadece personel sayısı da değildir. Personellerin gerekli nitelikleri taşıyıp taşımadıklarıdır. Nitelikli personelleri bu koşullarda kurumda tutmak mümkün değildir. Aynı işi, özel sektörde yaklaşık 4-5 katı fazla ücretle yapma olanağı bulan personeller kurumdan ayrılarak özel sektöre kayma göstermektedirler. Bunun önüne mutlaka geçilmesi gereklidir; çünkü, yapılan iş, yüksek teknik beceri gerektirmektedir. Bununla birlikte, eğitimin de yeterli düzeyde yapılmadığını söyleyebiliriz.

Bu sorunları ortak bir noktada toplayabiliriz.Halihazırdaki malî ve idarî yapı, sivil havacılık sektörünün gelişmesinin önündeki en önemli engellerden biridir. Bu yapının kesinlikle değişmesi gereklidir.

Ulaştırma Bakanlığına bağlı bir genel müdürlüğün bu sorunları çözmesi mümkün değildir. Onun yerine, sivil havacılık sektörüne özerk bir üst kurul olması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak, bu koşullarda gelir-gider dengesi sağlanarak, nitelikli personel elde tutulabilir.

Tasarıda malî yapının kısmen değiştirilmesi öngörülmektedir. Bütçenin özel bütçe olacağı belirtiliyor; fakat, bu bütçe açık verirse ne olacak biliyor musunuz; oluşan fark genel bütçeden karşılanacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; havacılık imalat sanayii, yüksek ve ileri teknolojiler ile ar-ge çalışmalarına dayanmaktadır. Bu alanda yürütülen çalışmalar birçok sanayi dalında veri teşkil ederek, bu sektörde de gelişmenin itici gücü olmaktadır. Bu nedenle, gelişmiş ülkeler, ulusal bilim, teknoloji, yineleme ve sanayileşme politikalarında havacılık sektörüne özel önem vermektedirler.

Üniversitelerden her yıl 150'den fazla uçak ve havacılık mühendisi mezun olmaktadır. Bununla birlikte, havacılık sektöründe, toplam mezun sayısının en çok yüzde 20'sine istihdam olanağı sağlanabiliyor; diğerleri ise, meslek alanları dışında düşük ücretlerle çalışarak, süreç içinde meslekî yabancılaşma yaşamaktadırlar.

Havacılık bakım hizmetlerinde dünya çapında tekelleşme yaşanıyor; bu tekellerin dünyanın çeşitli bölgelerinde kurdukları büyük bakım merkezleri bulunuyor. Türk Hava Yollarının özelleştirilmesi durumunda, ülkemizde gerçekleştirilmekte olan bakım ve dolayısıyla mühendislik faaliyetleri, yurt dışına yönelecektir.

Diğer yandan, sportif havacılık, uçuş okulları, hava ambulans, havadan yangın söndürme gibi alanlarda faaliyet gösteren kuruluşların uçak ve havacılık mühendisi istihdam etmesi yönünde herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Bu durum, uçuş güvenliği açısından da önemli bir sorun oluşturmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ulusal birikimimiz olan Türk Hava Yolları, tüm dünya sivil havacılığını sarsan 11 Eylül saldırıları sonrasında derinleşerek yaşanan krizde bile zarar etmeyen az sayıdaki havayolu kuruluşlarından biridir; ancak, IMF'yle yapılmış borç anlaşmalarında, bu ulusal değerin özelleştirileceği taahhüt edilmiştir. Bu kapsamda uygulamaya konulan Açık Gökler Anlaşmasıyla, Türkiye, ABD'nin havayollarına ve ABD havayollarının küresel ittifaklarında yer alan Avrupalı ve diğer büyük havayollarına sınırsız uçuş hakkı vermiştir. 2000'den 2003'e kadar uçuş haklarını kademeli olarak serbestleştiren bu anlaşmanın sonuçları bugün açığa çıkmakta ve yabancı havayollarının Türkiye havacılığındaki ağırlığı artmaktadır. Havacılık alanında Türkiye'nin nasıl kuşatıldığını, Avrupa Birliğinin Türkiye'den havacılıktaki taleplerinden bir kez daha anlayabiliriz. Avrupa Birliği, 2004 yılı İlerleme Raporunda, Türkiye'den, sivil havacılık alanında önemli taleplerde bulunmaktadır; dışhatlarını, ABD'yle yaptığı anlaşmayla serbestleştirmiş olan Türkiye'den, içhatlarını da Avrupa havayollarına açmasını, kabotaj haklarının kaldırılmasını talep etmektedir; yani, Avrupa havayollarının iç hatlarımızda uçabilmeleri, Avrupa sermayesinin de Türkiye'deki havayollarını satın alabilmesi istenmektedir. Bu ve benzeri yaklaşımlara gerekli ulusal direnç gösterilmezse, Türkiye'de zaten cılız bir yapıya sahip olan sivil havacılık tamamen küçülecek ve uluslararası tekellerin eline geçecektir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; tüm sektörlerde ulusal politikalarımız oluşturularak uygulamaya sokulması gerekmektedir. Ülkemizin geleceğini planlama yeniden hız kazanmalı, tüm ulusal kaynaklarımız bu amaçlara seferber edilmelidir. Havacılık sektörüne de aynı anlayışla yaklaşılmalıdır. Havacılık sanayimiz yalnızca savunma sanayiiyle sınırlı tutulmadan, ulusal ölçekte belirlenecek yeni bir stratejiyle, planlı olarak geliştirilmelidir. Bu sektörün eğitiminden üretimine kadar, tüm bileşenleriyle birlikte çalışılmalı ve bu çalışmalar, kısa, orta ve uzun vadeli hedefler doğrultusunda planlanmalıdır.

Sektörün temel sıkıntılarını şu şekilde sıralayabiliriz: Son on yılda meydana gelen kazaların yüzde 80'inin insan faktöründen kaynaklandığı görülmüştür. Demek ki, personel yeterli düzeyde değildir ya da hizmetiçi eğitim yetersizdir. Hava meydanlarındaki yetersizlikler çoktur ve bunlar, uçuş güvenliğini tehdit etmektedir. Euro kontrol standartlarına tam olarak ulaşılamamıştır. Özel radyo istasyonları ve televizyon verici istasyonları kurulmuş olup, bunların, kontrol edilemeyen frekans kirliliği ciddîdir ve henüz sağlıklı bir önlem alınamamıştır. Havaalanları çevresinde kontrol edilemeyen yapılaşma, sistemin güvenliğini tehlikeye sokmaktadır. Havaalanlarında güvenlik sorunu da çözülmemiştir. Emniyet Genel Müdürlüğünün -polislerin- zorunluluk görülen kontrol noktaları ve pasaport kontrolü hariç, uluslararası standartlara sahip yeni bir güvenlik modeliyle çözülmesi gereklidir. Uçuş güvenliğiyle ilgili konularda çalışan personelin sayısal yetersizliği, hizmetiçi eğitimde büyük sıkıntılar yaratmaktadır.

Havayolu işletmelerinde kim işletme lisansı verir? Uçakları kim tescil eder? Uçağın uçabilirliğini kim onaylar? Pilotlara ticarî havayolu pilotu lisansını kim verir? Uçak bakımlarını kim denetler? Pilot ve kabin memurlarının lisanslarını kim onaylar? Pilot ve kabin memurlarının ayda kaç saat uçtuğunu, kaç saat dinlendiğini kim denetler? Uçuş ekiplerinin sağlık muayenelerinin tam yapılıp yapılmadığını kim onaylar? Hangi pilotun hangi hastanelerde lisans alabilme koşullarını haiz olduğunun kanıtlanmasına kim karar verir? Kazaları kim araştırır, kim önlem alır? Uçuş ekiplerinin, teknisyenlerinin gerekli eğitimleri alıp almadığını kim denetler?

Bu ülkede uçuş güvenliğinden, havayolu işletmelerinden önce en önemli tek sorumlu, Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığının ilgili kuruluşu Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüdür. Bu kurum özerk olmadığı sürece, bu denli önemli ve kritik işleri bürokrasiyi aşarak yapması mümkün değildir. Bu, her yönüyle ciddî olarak sorgulanması gereken bir konudur.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı, diğer tasarılarda olduğu gibi aceleye getirilerek hazırlanmış bir yasa tasarısıdır. Sektörün sorunlarını çözecek nitelikte değildir. Sektör temsilcilerinin bu kurumun özerk olmasını talep etmelerine rağmen, Bakanlığın, halen genel müdürlük olarak kalmasında ısrar etmesini anlamış değiliz.

İktidar Partisi tarafından bu yasama döneminde mutlaka çıkarılacak denilen, altkomisyona da gönderilmeden, işin bilenlerine sorulmadan, araştırılmadan yasa çıkarmak, sektörün sorunlarını çözmekten uzak olacaktır.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, sivil havacılığın sorunlarını kökten çözmekten yana olduğumuzu belirtir; bu düşüncelerle, hepinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

36 konuşma daha · 23 Haziran 2005

36 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook