İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 79. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)

Hüseyin Güler

Mersin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 79. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Mayıs 2003 · 660 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Güler (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 660 kelime.

Hüseyin Güler (CHP, Mersin). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73-3 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HÜSEYİN GÜLER (Mersin)- Evet.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İş Kanunu Yasa Tasarısının 81 inci maddesi hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Her çalışanın, sağlıklı bir çevrede ve sağlıklı koşullarda çalışma hakkı vardır. Uluslararası Çalışma Örgütü ve Dünya Sağlık Örgütü, elli yıl kadar önce "iş sağlığı" kavramını tanımlamıştır. Buna göre iş sağlığı, bütün mesleklerde çalışanların bedensel, ruhsal ve sosyal yönden iyilik hallerinin en yüksek düzeyde tutulması, sürdürülmesi ve geliştirilmesi çabalarıdır. İş sağlığı kavramının en önemli ayağı da, işyeri hekimliğidir. İşyeri hekimliği, çalışma hayatıyla ilgili sağlık sorunlarının, yani hastalıkların tanı ve tedavisi ile, bu hastalıklardan korunma konusundaki tıbbî etkinlikleri içerir.

Ülkemizde işyeri hekimliği konusundaki çabalar son yıllarda gelişme göstermiş olmakla birlikte, uygulamada henüz istenilen yaygınlık ve niteliklerde değildir. Bunun en önemli sebeplerinden birisi, iş ve işçi sağlığı konusunun, toplumsal boyutları olan bir sorun olarak görülmemesidir. Konu, âdeta, çalışanın bireysel bir tıbbî sorunu olarak görülmekte, toplumun genelini ilgilendiren toplumsal, siyasal ve çevresel boyutu gözardı edilmektedir. Bu dar bakış açısı, hem konuyla ilgili mevzuata yansımakta hem de uygulamada işveren konuyu maliyet artırıcı bir unsur olarak görmektedir. Sonuçta, işveren, bu maliyeti azaltmanın yollarını aramakta ve işyeri hekimliği, sadece formaliteyi tamamlayan bir işlem olarak uygulamada yerini bulmaktadır.

İşyeri hekimliği uygulamalarındaki etkinliğin en iyi göstergesi, çalışanlardaki iş kazaları ve meslek hastalıklarının oranıdır. Dünya ölçeğinde, her yıl 50 000 000'dan fazla iş kazası olmakta, bu kazalarda 100 000'den fazla işçi yaşamını yitirmektedir; 2 000 000 işçi sakatlanmakta ve 6 000 000'dan fazla işçi de yaralanmaktadır.

Ülkemizde iş kazaları ve meslek hastalıklarının sayısı ürkütücü boyutlara ulaşmıştır. İş kazaları ve meslek hastalıkları konusundaki istatistikler, işyerlerinde çok sayıda sigortasız işçi çalıştırılması ve iş kazalarının tümünün Sosyal Sigortalar Kurumuna bildirilmemesi nedeniyle, gerçek durumu yansıtmamalarına karşın, resmî istatistiklerdeki yetersiz sayılar bile, sorunun endişe verici boyutlarda olduğunu gözler önüne sermektedir.

Her iş kazası, hem kazaya uğrayana ve ailesine hem de topluma büyük kayıplar getirmektedir. Ödenen maddî ve manevî bedel çok yüksektir. Ülkemizde sigortasız işçi çalıştırmanın en yaygın olduğu ve işyeri hekimliği uygulamalarının yetersiz olduğu inşaat sektöründe iş kazalarının en fazla görülmesi bu yolla açıklanabilmektedir.

İşyeri hekimliğinin en temel yaklaşımı olan koruyucu hekimlik uygulamaları, iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesinde ve çalışanların sağlığının iyileştirilmesinde en önemli unsurdur. Bu durum, dolaylı olarak verimlilik artışı ve etkin üretim ile ekonomik kalkınmaya da katkıda bulunacaktır. İşyeri hekimliğinin önemi sadece kâğıt üzerinde yazılarak değil, bizzat uygulamada ortaya konulmalıdır.

Bu durum, soruna yeni bir yaklaşım ve çözüm için yeni politikalar oluşturulmasını gerekli kılar. Bu konuda devlete, hükümete, işverenlere ve işçi sendikalarına büyük görevler düşmektedir. Devlet sadece genel düzeyde alınan önlemlerle yetinmemeli, uygulamada etkin bir denetim de yapmalıdır. İşverenler bu alandaki harcamalarını aynı zamanda verimliliğe ve üretim artışına da yaptıklarını unutmamalıdır. İşçi sendikaları konuyu sahiplenmeli ve en öncelikli hedefleri arasında görmelidir. Çağdaş işyeri hekimliği anlayışı, yalnızca işçinin işyerindeki çalışma sürecini değil, onun öncesini ve sonrasını da, örneğin, işçinin beslenmesi, barınması, dinlenmesi ve eğitimi gibi gereksinmelerini de dikkate alır. Yeterince beslenemeyen, gerektiği gibi dinlenemeyen ve eğitim düzeyleri düşük işçiler daha sağlıksız ve verimsiz olmakta ve daha çok iş kazasına maruz kalmaktadır.

Sayın milletvekilleri, konu sadece ekonomik bir boyut olmanın çok ötesinde insan varlığının kutsallığı noktasındadır. Kaybedilen bir canın, hatta kopan bir parmağın parasal bir karşılığı olabilir mi!

Siyasî iktidarın, AKP'nin seçim döneminde vurgulamış olduğu katılımcı demokratik anlayış gereği, sivil toplum örgütlerinin daha aktif bir şekilde yönetime katılmasını, görüşü olarak seçim döneminde beyan etmiştir; ama, bu maddedeki işyeri hekimliğiyle ilgili yönetmeliğin çıkarılmasını Çalışma Bakanlığına bırakması, kendi çelişkisi olarak görülmekte. Evet, "yönetmelikle belirlenir" diyor. İşyeri hekimliği, bugün, Türk Tabipler Birliğinin bu konudaki deneyim ve tecrübesini, benden önce...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Sayın Başkanım, tamamlıyorum, müsaade ederseniz...

BAŞKANBuyurun Sayın Güler.

HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Benden önceki arkadaşlar bu konunun önemini vurguladı. Bu konuda sivil toplum örgütlerinin devlet yönetimine katılımının ve Tabipler Odasının da 6023 sayılı Yasa gereği üzerine düşen görevi yapması ve katılımcılığının sağlanması için bu maddenin değiştirilmesi konusunda önergemiz var. Tabiî, içinizde bu konuya son derece hâkim olan hekim arkadaşlar var. Bunun için de bu önergeye destek vermenizi bekliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

77 konuşma daha · 14 Mayıs 2003

77 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook