Türkiye yatırım destek ve tanıtım ajansı kurulması hakkında kanun (s.s 1202)
Mersin Milletvekili · Anavatan Partisi
Genel Kurul, 117. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Haziran 2006 · 1.511 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Güler (Anavatan Partisi), 20 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE YATIRIM DESTEK VE TANITIM AJANSI KURULMASI HAKKINDA KANUN (S.S 1202)); konuşma 1.511 kelime.
Hüseyin Güler (Anavatan Partisi, Mersin). “Türkiye yatırım destek ve tanıtım ajansı kurulması hakkında kanun (s.s 1202)”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 20 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-guler-22-2006-06-20-turkiye-yatirim-destek-ve-tanitim-ajansi-kurulmasi-hakkinda-kanun-s-s-3 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c124/b117/tbmm221241170284.pdf
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN GÜLER (Mersin)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu Meclis tablosuna baktığımızda, bırakın AKP'nin dinleme gibi lüksünün olmadığını; ama, bırakın, bu kanunları halk dinlesin. Evlere şenlik bir Meclis gündemiyle devam ediyoruz. Kendi önergeleriniz var, kendi önergelerinize dahi sahip çıkamıyor- sunuz; ama, baktığımızda, muhalefet olarak bizim önergelerimize sıra gelmemesi için hem temel kanun olarak geçirdiniz, o da yetmedi, bunun yanında da, kendi verdiğiniz önergelerle önümüzü tıkamanın kavgasını veriyoruz.
Mesele, bu kanunların halkın önünde tartışılması gerekir. Biraz önce bir konuya da tanık olduk, biraz önce Sayın Mevlüt Aslanoğlu "anlaştık" diyor. Ne anlaştılarsa, ben de merak ediyorum, kamuoyu da... Bırakın, son derece açık ve net olan, yapıcı olan kendi önergelerinize dahi sahip çıkma şansınız yok. Peki, şu saatte, allahaşkına, neyin siparişi bu, söyler misiniz; bu kanunlar teker teker çıkmak zorunda mı? Arka tarafta dinlemeyen birsürü milletvekili arkadaşlar var. Birazdan karar yetersayısı istediğimizde hemen yetişeceksiniz, kabul edip etmeyenler... Peki, o zaman, bunu halktan niye kaçırıyorsunuz? Temel kanun dediniz, tartıştırmıyorsunuz. Bırakın, önergeler tartışılsın. Öyle baktığımızda bunlar dahi tartışılmıyor.
İlk planda baktığımızda, son derece uygunmuş gibi görünen, ama, Avrupa Birliği standartlarından dayatılan bir kanun. Bu, bize uymaz. İçinde o kadar soru ve kaygı verici veriler var ki, bunu merak ettik sorduk, Sayın Bakan cevaplama ihtiyacını dahi duymadı; "biz cevap vereceğiz, yazılı cevap..." Vereceği de meçhul, verileceği de meçhul.
HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa)Yazılı olarak verecek.
HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Ama, halktan niye saklıyorsunuz? Bu kanunlarda sorduğumuz sorular açık ve net.
HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa)Kalıcı olsun diye yazılı verecek.
HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Bu bir, eğer özel müteşebbis ruhunu teşvik edecekse, Saym Başbakanın Başbakanlığı hiçbir anlam ifade etmez.
Pazarlama mı?.. Onu bilmem. Evet, bu kanunda en önemli unsur, uluslararası sermayenin de kabullenebileceği uygun standartlarda bir kamu inisiyatifinden çok, özel inisiyatif sahibi, yani kamu sektörünün olması gerekir; ama, baktığımızda, birçok şey, inisiyatif Sayın Başbakanda; oradaki çalışan personelin maaşından, özlük haklarından tutun da, kendisinden sonra atama yapabilecek tüm yönetime kadar.
Evet, diyor ki, dört yıllık yüksekokul mezunu. Ben de sormak istiyorum, burası özel statüde mi, yoksa, herhangi bir, sıradan bir kurum mu? Burası, gerek uluslararası ilişkiler gerek hukukî ve gerek ekonomik boyutlarıyla beraber burası özel bir kurum, ihtisas kurumu; ama, baktığımızda, yapılanma o kadar net ki, daha çok, siyasî iradenin, yani, Başbakanın, tamamıyla, inisiyatif elinde. Ondan sonra, Türkiye'de dışarıdan gelecek sermayenin önündeki sözde engeller açılacakmış gibi algılanıyor. Tam tersine, burada, pazarlama... Bilemiyorum, taşeronluk mu algılanır, pazarlama mı, bunu da anlamakta zorlanıyoruz.
İfade ettiğimiz şu: Şu saatte, lütfen, bu kanunların, bu kadar seri bir şekilde tartışılmadan geçmesini, ben şahsen bir milletvekili olarak içime sindiremiyorum. Bir kanuna, eğer kabul edip etmeme konusunda halkın iradesinin yansıması gerekiyorsa, burada enine boyuna tartışılması gerekir. Bu, usul yönünden tamamıyla yoksun, ifade ettiğimiz gibi, kendi önergelerinize dahi sahip çıkamayacak kadar, bana göre, bunun altını doldurmakta zorlanıyorum; çünkü, bir önerge, verilmiş olmak için verilmez. Eğer, bu ülkeye katkıda bulunması, yasadaki aksaklıkların giderilmesi için verilmesi gerekiyorsa, ona uygun bir dozda verilmelidir.
Bakıyoruz, tabiî ki, Türkiye'deki yatırım teşviklerine baktığımızda, Sayın Bakana sorduk, son dört yılda, sizin İktidarınızda, tek başınıza övündüğünüz AKP İktidarında Türkiye'ye gelen dış sermayenin konumu ne; daha çok rant, mevduat, repo, borsa; yani, üretimden yoksun, 1 koyup 3 alan bir zihniyetin unsurları. Türkiye'de bırakın istihdamı, yatırım alanlarını teşviki, olan yatırım imkânlarından dahi mahrum kalınmakta. Özelleştirme adı altında yapılan birçok kamu kurumuna istihdam açısından baktığımızda, her geçen gün sayısının düştüğünü, hatta, kapatıldığını görüyoruz. Yani, başka rantlar için alındı, bugün istihdamdan yoksun, üretimden yoksun bir anlayış hâkim. Tabiî ki, sermaye büyük oranda rant için geldiğinden, dünyada en büyük faiz oranlan, yani, rantın en büyük olduğu ülke, maalesef, Türkiye. Bu konuda ülkeyi birinci yaptınız; çünkü, Brezilya birinciydi, onu da elinden aldınız. Sizleri yürekten kutluyoruz(î)
Bugün ülkedeki reel faize uygulanan dünyadaki rant, bazen işte Amerika'da on yıllık tahviller 5,15 diye kıyamet koparılırken, Türkiye'de beş yıllık bir yılda almıyor; gerisini siz düşünün. Tabiî ki, sermaye cenneti açısından baktığımızda Türkiye'ye, rantın teşvik edildiği ve bunun da kontrolsüz, ya sıcakpara gelirse, nasıl gelirse gelsin bir anlayışla beraber, maalesef, Türkiye her geçen gün sömürülmeye devam ediyor.
Evet, dış sermaye açısından baktığımızda durum böyle. Yine, soru sorduk, dedik ki, Türkiye'nin borcu arttı; peki neden arttı, burada gelip yanıt verin. Özelleştirmeyle de övündünüz, elinizde varınızı yoğunuzu sattınız; ama, bu doğrultuda, bu ülkenin borcu neden arttı? Yatırım alanına bakıyorsunuz, kamu sıfıra yakın, özel sektöre bakıyorsun, Türkiye'nin o büyüme hızına uygun değil. O zaman, bu borcun anlamı ne? Tek, akla bir şey kalıyor: Borç sürdürülebilir bir ülke konumundayız. Temel mesele bu. Bu konuda da ülke olarak, dünya konjonktüründe, globalleşen dünya dediğimiz bir süzgeçte sadece sömürüye son derece müsait bir ülke konumundayız.
Bu ülkenin yarınları üretimden yoksun olduğu müddetçe her geçen gün karanlığa doğru gidiyor. Aslında bunları sizler de iyi biliyorsunuz. Her vesileyle sokağa çıktığınızda, size, her kesimin sorunlarım paylaştığı anda, baktığınızda, her şey elinizde kalıyor. Ekonomi de bugün, çok övündüğünüz ekonomi, iki haftada ne olduysa, SOS verdi. Hemen çok basit bir mazeret de buldunuz: "Dış konjonktür." Bazen, çalışkan bir öğrenci vardır, sınıfını geçtiği zaman "ben başardım" der, başarısızlığında "öğretmen bıraktı" der. Sizin mazeretiniz de çok hazır, hemen "dış konjonktür; bizim inisiyatifimizin dışında." Peki, bu yarınları göremediniz mi? Ülkedeki koşullan tartarken, bu kadar ince pamuk ipliğine bağlı bir ekonomik birliktelik, sizi, sürdürülebilir bir boyuta ulaştırabilir mi; mümkün değil ve bir anda yüzde 30 devalüasyon oldu "kur ayarlaması" ve çok da makul kabul etmek mümkün değil. Daha önce beş yılda yapılan bir devalüasyonu siz bir haftada uygulamak zorunda kaldınız. Bundan sonrası mı? Vallahi, görünen köy kılavuz istemez; ama, maalesef karanlığa doğru gitmeye devam ediyor. Çünkü, bu ülke üretmiyor. Üretimi en ufak bir konuda teşvik etmediniz. İstihdamı artıracak projelere teşvik oranında da ciddî anlamda dağınık, Türkiye'nin birçok ölçekli, özellikle bölgesel ve endüstriyel alandan yoksun bir teşvik anlayışıyla tıkadınız. O zaman, yapılması gereken tek şey var: Gölge etmeyin, ihsan istemez. Bu ülkenin yannlannı, lütfen, kayıp yıllan olarak, AKP'nin kayıp yıllan olarak tarihe geçmeyin.
HÜSEYİN TANRIVERDİ (Manisa)Endişe etmeyin, emin ellerde, Türkiye emin ellerde.
HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Endişemiz ülkemiz adına. En ufak bir şekilde bireysel bir kaygı peşinde değiliz. "Emin ellerde" dediğiniz süreçte yannlannızı göremiyorsunuz. Yani, Anayasayı değiştirecek çoğunluk vermiş bu halkımız; ama, buna karşı, süreç içerisinde, maalesef, yarınlarını göremez oldu. Yani, kısaca, tesadüfen yaşıyor bu halkımız, günübirlik yaşıyor. Bunu ülkem olarak hak etmiyoruz. Her geçen gün yoksulluk ve sefalet bu ülkemin kaderi değil. Siyasal duruşumuzun gerekçesi, bu ülkemizi refahta buluşturmak mağduriyette değil.
Baktığımızda, çok net bir veri yeşilkart; artık iaşeye bağımlı bir kitle olarak algılanıyor toplumda ve her geçen gün, kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olmamıza rağmen, bugün, iaşeye bağımlı, günlük yaşamını, ancak, muhtaç bir boyutta, yoksul ve aç bir boyutta, milyonlara varan büyük bir kitle. Bu da sizin eseriniz, bundan da gurur duyabilirsiniz; ama, ülkem, bunu hak etmiyor. Ülkenin yarınları, hayalleri ve umutlarına baktığımızda, zenginlikte, üretkenlikte, emekte buluşması gerekir. Üretmeyen bir toplumun, yarınları, maalesef karanlık. Üretmeden tüketmek...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANSayın Güler, lütfen, toparlayabilir misiniz.
Buyurun.
HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Üretmeden tüketmenin bedeli çok ağırdır. Bu toplum, maalesef, üretmeden tüketmenin bedelini ağır ödemeye başladı. Yani, kısaca, balayı dönemi bitti; cicim aylan da bitti, az kaldı. Faturalar, kabarık bir şekilde, bu halkın önünde.
Tabiî ki, her geçen gün, bu halkın iradesine başvurmak, yani, erken genel seçimle bu halkın önüne çıkmak -bana göre yürek ister- AKP'nin yapabileceği tek şey, en büyük iyilik. Biz, her zaman halkın iradesine saygılıyız ve ona da başvurmaktan onur duyarız. Ha, bizi beğenir veya beğenmez, sizi beğenir veya beğenmez; ama, halk, öyle bir gösterecek ki, seçim sonuçlarına, hepiniz, bu rüyanın bittiğini, kâbusla uyandığınızı göreceksiniz. Bu ülkem insanının unuttuğunu zannetmeyin; çünkü, her gittiğimiz yerde...
ÜNAL KAÇIR (İstanbul)Müneccimliği bırak da öteki şeyleri anlat!
HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Gelin, buyurun, siz anlatın anlatacağınız bir şey varsa. Dinlemeye de niyetiniz yok; laf atmayı marifet say... Buyurun, kürsü sizin.
ÜNAL KAÇIR (İstanbul)Ya, bırak şimdi, bu saatte ne anlatıyorsun. Bu saaten sonra çekilmez.
HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Hayır, kürsü sizin. Bu saatte çalışmayı zulüm olarak getirir- sen, mesele o.
ÜNAL KAÇIR (İstanbul)Kanunu anlat, maddelerini anlat.
HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Biz, kanunları net olarak anlattık, anlatmaya da devam ediyoruz. Bu kanunun uygulanmasında büyük aksaklıklar olacaktır.
ÜNAL KAÇIR (İstanbul)Ha, onları anlat.
HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Şimdiden uyarıyoruz; Sayın Başbakanın inisiyatifiyle bir kurum yapılandınlmaz. Kendi iç dinamiklerinde ve çağdaş konjonktürel koşullara uygun hareket yeteneği gelişen ve inisiyatif hakkını kullanabilecek bir iradenin hâkim olması gerekir; ama, yaptığınız bu yapılanma ve kanunla bunlardan yoksunluğunu, maalesef, göreceğiz. Evet, kanun hakkında o kadar çok söylenecek, Türkiye'nin tablosu o kadar net çizilecek ki, ümit ediyoruz ki...
ÜNAL KAÇIR (İstanbul)Anlat da istifade edelim!
HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Kanun hakkında, o zaman, konuştuklarımızı dinlemiyorsunuz.
ÜNAL KAÇIR (İstanbul)Başka şey anlatıyorsun; kanundan bahset!
HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Dinlemiyorsunuz; söylenen hiçbir şeyi algılamakta... Dinlememekte ısrarcısınız ve verilen tüm birikimleri de paylaşmama niyetindesiniz. Her şeye rağmen, bu kanunun, ülkem adına hayırlı uğurlu olmasını...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Tamamlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKANLütfen Sayın Güler, teşekkür için açtım.
Buyurun.
HÜSEYİN GÜLER (Devamla)Her şeye rağmen, gönül ister, yürek ister, bu halkım her şeyin en iyisine layık ve bu kanunun da ülkem adma hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
65 konuşma daha · 20 Haziran 2006