Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu toplantısındaki konuşma
Bitlis Milletvekili ·
DEM Parti
Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu · 5. yasama yılı · 13 Ekim 2026 · 698 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Olan (DEM Parti), 13 Ekim 2026 tarihinde TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu oturumunda konuştu (gündem: Tutanak Metni); konuşma 698 kelime.
Hüseyin Olan (DEM Parti, Bitlis). “Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu toplantısındaki konuşma”. TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu tutanağı, 13 Ekim 2026. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-olan-2026-10-13-tutanak-metni-3 (erişim: 14 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeKomisyonKonusmaTutanakDetay?tutanakId=90295
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)HÜSEYİN OLAN (Bitlis)Sayın Başkan, Kurumun değerli temsilcileri; TİGEM bu ülkenin en büyük çiftçisidir. Kuruluş amacı bellidir; çiftçiye tohum vermek, damızlık vermek, tarımda öncülük ve öğreticilik yapmak. Ben bugün bu amacın ne kadar yerine getirildiğine ve bu toprakta kimin hangi koşullarda çalıştığına bakmak istiyorum. Önce emekten başlayacağım. Sayıştayın 2024 raporuna göre TİGEM'de 2.510 kadrolu personel çalışıyor, yanlarında 4.852 taşeron işçi var yani bu kurumda çalışan her üç kişiden 2'si taşeron. Sayıştay bu işçilerin ne iş yaptığını yazmış. Hizmet alımlarının yüzde 73'ü tarımsal üretim işçiliği, tarlayı süren, hayvanı sağan, tohumu eleyen işçi yani kurumun asıl işini yapan işçi taşeron. 2024'te taşeron firmalara ödenen para kadrolu personelin tamamına ödenen parayı geçmiş; 2 milyar 323 milyon liraya karşılık 2 milyar 279 milyon lira. Kurum bunun nedenini kendi faaliyet raporunda itiraf ediyor; "emekliye ayrılan işçilerin yerine yeterince yeni işçi alınmaması nedeniyle" diyor, işler dışarıdan hizmet alınarak yürütülüyor. Kadrolu işçi sayısı iki yılda 1.387'den 1.106'ya düşmüş. Demek ki bu bir zorunluluk değil, bir tercih. Kadrolu işçi emekli oluyor, yerine güvencesiz işçi alınıyor.
Şimdi, Sayıştayın 2024 raporundaki birinci bulguya geliyorum çünkü bu bulgu ciddi anlamda rahatsız edicidir. Sayıştay diyor ki "İşçiler kuruma yüzlerce dava açmış." Kıdem tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, bayram çalışması, yıllık izin vesaire ve bu davaların çoğu işçi lehine sonuçlanmış. Buraya kadar bir tespit ama öneriye bakın. "İş hukuku tarımın ihtiyaçlarını karşılamıyormuş, tarım için ayrı düzenleme yapılsın."mış. Sayın Başkan, mahkeme işçiyi haklı buluyorsa sorun kanunda değildir; sorun, kanuna uymayan işverendedir. Fazla mesai ödemeyen, hafta tatilini vermeyen, asıl işi taşerona yaptıran bir kamu kurumu mahkemede kaybeder. Bunun çaresi işçinin hakkını kanunda yok saymak değildir, olamaz da. Ben bu önerinin komisyon raporuna girmesine karşıyım. Kuruma soruyorum: Kaç dava var, beş yılda işçilere mahkeme kararıyla ne kadar ödediniz, bu parayla kaç işçiyi kadroya alabilirdiniz?
İkinci konum, kamusal mülkiyet. TİGEM'in 37 işletmesinden 20'si otuz yıllığına özel şirketlere kiralanmış. Muş Alparslan çiftliği 63.589 dekar, Van Altındere 20.700 dekar, Ardahan Göle 13.513 dekar. Bölgenin en büyük 3 kamu çiftliği şirketlerin elinde. Peki, bu şirketler kirasını ödüyor mu? Sayıştay 2022'de, 2023'te aynı bulguyu yazmış; "Sözleşmeye göre kira her yıl 15 Ocakta peşin ödenir, iki ay gecikirse sözleşme feshedilir." 2023'te 18 kiracıdan 14'ü "Ödeyemiyorum." demiş. Kurum Hazine ve Maliye Bakanlığına sormuş. Bakanlık "Sözleşmeye uyun." demiş. Yönetim kurulu buna rağmen 206 milyon 700 bin liralık kirayı taksite bağlamış. Aynı yıl kurum nakit açığını kapatmak için bankadan kredi çekmiş ve 317 milyon lira faiz ödemiş. Sayıştayın cümlesini aynen okuyorum: "TİGEM ucuz maliyetli kredi temini imkânını dolaylı olarak kiracıları için kullanmıştır." Ve ekliyor: "İdarenin bu konuda tasarruf yetkisi bulunmamaktadır." Yani yönetim kurulu yetkisi olmayan bir konuda Hazinenin yazılı görüşüne rağmen iki yıl üst üste kiracı şirketleri kamunun kredisiyle finanse etmiş.
Üçüncü konum, Kurumun asıl işi sertifikalı buğday tohumunda TİGEM'in pazar payı 2019'da yüzde 27,6 iken 2023'te yüzde 14,3, beş yılda yarı yarıya inmiş. Damızlıkta durum daha ağır. Beş yılda deprem dağıtımı hariç çiftçiye verilen damızlık dişi sığır 2.237 baş, aynı sürede özel firmaların ithal ettiği yaklaşık 100 bin baş. Yüz yıllık haraları, inekhaneleri devralan kurumun çiftçiye verebildiği ithal edilenin yüzde 2'si kadardır. Yatırım tercihlerine bakıyorum: 2024 programında Sultansuyuna at tavlası için 130 milyon liralık proje var; para harcanmış, küçükbaş hayvancılık altyapısı için 58 milyon liralık proje var. Ya harcama? Harcama sıfır. Kurumun en çok kâr ettiği kalemlerden biri yarış atı satışı, en çok zarar ettiği kalem ise inek sütü, 224 milyon lira zarar.
Kurumun 150 sayfalık faaliyet raporunda personelin yaşı var, öğrenimi var, cinsiyeti var; kaç engelli yurttaşın çalıştığı yok, iş kazası sayısı hiç yok, saniyede 121 bin litre suyla sulama yapan bir kurumun raporunda yer altı suyunun durumu yok. Sayıştay 2023'te meraların ıslah edilmediğini, 2021 ve 2022'de yerli sığır ırklarının yok olma tehlikesinde olduğunu yazmış diyerek sunumumu tamamlıyorum.
Sorularım var, izninizle onları da sorayım: Bugün kurumda kaç yüklenici firma işçisi çalışmaktadır, işletme ve iş türü bazında dağılımı nedir? Bu işçilerin yaptığı işlerin asıl iş olduğu yönünde verilmiş mahkeme kararı var mıdır?
İkinci soru: Kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, bayram ve yıllık izin konularında kurum aleyhine açılan kaç dava vardır? Kaçı sonuçlanmış, kaçı işçi lehine bitmiştir? 2021-2025 arasında bu davalar nedeniyle ödenen tazminat, faiz ve yargılama gideri toplamı nedir?
Son sorum: Kira taksitlendirmesi -2024, 2025 ve 2026'da demişiz- yapılmış mıdır? Yapıldıysa tutarı ve uygulanan faiz nedir?
Teşekkür ediyorum.
AYNI TOPLANTIDA
Aynı gün bu komisyonda konuşanlar
35 konuşma daha · 13 Ekim 2026