İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 42. BİRLEŞİM · PAZAR

2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması

Hüseyin Özcan

Mersin Milletvekili ·

Genel Kurul, 42. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Aralık 2005 · 1.206 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Özcan, 25 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KAN.TAS. MADDELERİN OYLANMASI); konuşma 1.206 kelime.

Hüseyin Özcan (Mersin). “2006 merkezi yönetim bütçe kan.tas. maddelerin oylanması”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 25 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2005-12-25-2006-merkezi-yonetim-butce-kan-tas-maddelerin-oylanmasi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 bütçesinin merkezî bütçesiyle ilgili, 6 ncı maddesinde söz almış bulunuyorum; Anavatan Partisi Grubu adına Yüce Meclisi ve tüm halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin yüzde 35'i köylerde yaşıyor ve hükümete sorduğumuzda "biz köylere 4 katrilyon destek verdik" diyor. Oysa, Avrupa Birliğinde bizim nüfusumuzun onda 1'i, sekizde 1'i olan ülkeler, bizim vermiş olduğumuz 4 katrilyonun 3 misli, 4 misli kadar çiftçine teşvik veriyor. Biz, Avrupa Birliğine giderken, bizim çiftçilerimizi, hiç olmazsa, bunun yarısına yakın bir teşvikle ödüllendirsek, daha iyi olmaz mıydı?

Değerli arkadaşlar, çiftçimiz perişan, yoksullaşıyor, kan ağlıyor; çiftçimiz feryat ediyor, her geçen gün -sizlere de gelir telefonlar- cep telefonlarımız susmuyor; ama, bu çiftçinin sesine kulak vermemiz gerekir diye düşünüyorum; çünkü, sizler iktidara gelirken, çiftçinin, köylünün, memurun sesi olacağınızı söylediniz ve öyle oy almıştınız.

Değerli arkadaşlar, çiftçi deyince, elbette ki, bütün Türkiye'deki çiftçiler; ama Çukurova deyince, gerçekten, çiftçiliğin, her mevsimde kalbinin attığı yerdir. Hatay'dan, İskenderun'dan, Adana'dan, Tarsus'tan, Mersin'den, Erdemli'den, Silifke'den, Bozyazı'dan, Aydıncık'tan Anamur'a kadar uzanan sahil şeridinde, halk artık diyor ki "biz perişanız, hükümet sesimizi duysun; narenciyemiz ortada kaldı, dalda kaldı, alan yok." Pamuk üreticilerimiz daha perişan. Pamuk üreticilerimize baktığımızda "ben 1 000 000 yahut 1 300 000 liraya mal ediyorum; ama, piyasada kilosu 700 000 liraya pamuk var" diyor. Bu çiftçi, mal ettiğini 700 000 liraya nasıl satabilir?! Gerçekten, çok büyük acı içerisinde. Çukurova denildiğinde pamuk akla geliyordu. Hatta, biz küçükken bile, büyüklerimiz, taa Malatya'dan, diğer illerden pamuk işçiliği için gelirdi; ama, bugün, pamuğu, Çukurova'da yok ediyoruz.

Buğdayı var Çukurova'nın; ama, maliyeti 402 000 lira. Piyasada kaça satılıyor; 300 000 - 350 000 liraya dahi alıcı bulmuyor. Bu çiftçilerimize yazık değil mi?! Bu bölgede, çoğu arazileri kiralıyor ve kira parasını çıkarmıyor.

Mısıra geliyoruz -meşhur mısır olayı Meclisimizin çok gündeminde kaldı; Sayın Bakan biliyorlar bu konuyu- mısır konusunda ise, gerçekten, geçen yıl 332 000 lira taban fiyat verdik, bu sene 260 000 lira. Toprak Mahsulleri Ofisi, bunu açıklamasına rağmen, maalesef, 400 000 liraya mal olan mısırı 260 000 liraya dahi almıyor. Bu mısır çiftçisi ne yapacak? Soruyorum iktidardaki milletvekili arkadaşlara.

Hele narenciye… Narenciye perişan; kilosunu 400 000 liraya mal ediyor, bugün piyasaya baktığımızda, 200-250 000'in üzerinde alıcı bulamıyor. Dalına bakıyoruz -biz o bölgenin milletvekiliyiz- dalında çürümüş; vatandaş, o çiftçi, o daldaki çürüyen, o gerçekten… Ki, bu son günlerde, geçenlerde de bir dolu, dün de merkeze bağlı Çeşmeli, Tece ve Davultepe'de de bir dolu vurmuştur; bütün çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum ve hükümetimizin, bir an önce, burada, çiftçilerimize yardımcı olmasını diliyorum.

Değerli arkadaşlar, narenciyeyi üç dört tane tüccarın insafına terk ettik; istediklerini alıyorlar, istediklerini almıyorlar. Biz, narenciyeyi eğer teşviklendirmezsek, onu, en aşağı 400 000 liraya mal olan narenciyenin üzerine 300-400 bin lira daha teşvik vermezsek, bu çiftçi nasıl ayakta kalacak?! Soruyorum çiftçilere, diyorlar ki: "Kardeşim, biz, gübreye para veremiyoruz, ilaca da para veremiyoruz; ilaç ve gübre vermediğimizde, mahsullerimizin kalitesi ve verimi düşüyor. Eee, bu sıkıntı… Bizim hükümetten istediğimiz, bir an önce, bu narenciye konusunda tedbir alması lazım. Bu çiftçinin feryadına kulak vermek zorundayız Meclis olarak. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, limonu, portakalı şu anda 200 000 liraya dahi alıcı bulmazken, biz bunları nasıl ayakta tutacağız?! Çocukları işsiz, kendileri işsiz; Ziraat Bankasına ve tefecinin eline düşmüş, gerçekten, borçlarını ödeyemiyorlar. Kapılarına icracılar gelmiş veyahut da para veren tefeciler gelmiş. Can güvenlikleri yok. Can güvenliği olmayan bu çiftçiye, biz, nasıl çiftçiliğini tattırabiliriz ve daha fazla verim aldırabiliriz. Arıyor, diyor ki: "Domatesimiz halde 200 000 lira." Ee, seraya para vermiş, tohumuna para vermiş, gübresine, ilacına para vermiş, yevmiyeci tutmuş. Eğer, halde 200 000 liraya domates satıyorsa, bu çiftçi, borcunu, 400 000 liraya mal ettiği, 395 000 liraya mal ettiği domatesini nasıl satıp da borçlarını ödeyecek?! Ha, başlamışlar; traktörü olan traktörünü, evi olan ve hatta bahçesinde bir parseli olan, satmaya başlamışlar. Sattırmayın, bu köylülere kıymayın!

Ee, muzculara geliyoruz… Dışarıdan kaçak muz geliyor. Bir muz serasının ne kadar pahalıya mal olduğunu herkes biliyor. Biz, ihracat açığını 40 küsur milyar dolar şey yapacağımıza çiftçimizi özendirsek de, çiftçimize destek versek de, muz üreticisine destek versek de, dışarıdan muz getirmeseler daha iyi olmaz mı?! Övünüyoruz, dışticaretimiz artıyor. Eğer, ihracatın artarsa, övün; ama, ithalatın artıyorsa, özel indiriyorsan, burada açık vardır; geriye gidiyoruz.

Yine, elmacının durumu da, hakeza, sıkıntı içerisinde değerli arkadaşlar. Biraz daha yukarılara, Toroslardan yukarıya çıktığımızda, orman köylüleri perişan. Orman köylüleri diyor ki, hükümet bize dedi ki: "2/B orman vasfını yitiren arazileri tespit edin; biz, sizi, doğrudan gelir desteğiyle takviye edeceğiz." Yapıldı mı acaba?! Orman çiftçileri bunu soruyorlar.

ÜNAL KACIR (İstanbul)Engellediniz ya!..

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Engel olmadık.

Gidiyorsunuz, internet… "Aman bunları yapın" diyor, çiftçiye güven veriyorsunuz, olmayan şeylere; ondan sonra da "yok engellediniz" diye çıkıyorsunuz.

ÜNAL KACIR (İstanbul)Kullandınız mı kendiniz?! Şurada Sayın Deniz Baykal sizi engellemedi mi oy kullanmaya?!

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Kimsenin ismi üzerinde durmayın. Kimsenin ismi üzerinde durmayın.

TUNCAY ERCENK (Antalya)Ne ilgisi var?!

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Bu halkın sesini bu mikrofonda halka duyuruyoruz. Size duyuruyoruz ki, o sesi duyasınız diye.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir)Gerçekleri duysunlar!..

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Evet, gerçekleri anlatıyoruz, eğer siz gerçekleri öğrenecekseniz. Gelin, hep birlikte Ankara'nın köylerinden başlayalım…

UFUK ÖZKAN (Manisa)O 2/B, sizin 2/B'niz değil.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)…bütün illerimize gidelim, köylülerden soralım. Çukurova'ya gidelim. Gidelim, beraber gidelim, memnun mu acaba hükümetinizden…

UFUK ÖZKAN (Manisa)Zengine peşkeş çekmek için çıkarılmış.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)… evet, memnun mu, soralım. Yani, burada oturarak "köylü memnun" demeyin, doğru değildir; köylü sıkıntıda, köylü feveran ediyor, köylünün çocuğu köy kahvesinde çay içecek para bulamıyor, ailesiyle dövüşür duruma gelmiş.

Değerli arkadaşlar, ormandaki durum, orman mühendislerimizin durumu, orman muhafaza memurlarımızın durumu yürekler acısı, çok gencimiz işsiz, onbinlerce ziraat mühendisimiz işsiz. Hani ziraatımızda bu çiftçiyi bilgilendirecektik! Gelin… 40 000 tane boş enerjimizi, gerçekten, mühendisimizi asgarî ücretle iş arar duruma niye getiriyoruz?! Bunun için, hükümet olarak, bir an önce üniversite gençlerimize sahip çıkalım. Lise öğrencilerimiz, liseyi bitirmiş, boş geziyor. Meslek okullarımızın durumları hakeza, mesleğini yeteri kadar icra edemiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun efendim.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Geliyor Sayın Bakan, diyor ki: "Halkın yaşam seviyesi yükseldi, 2 500 dolardan 5 000-6 000 dolara..." Soruyorum: Köylüler kazancınız geçen yıla göre iki misli arttı mı? Yok. Memur?.. Yok. İşçi?.. Yok. Esnaf?.. Yok. Emekli?.. Yok. Dul ve yetim?.. Yok. Nereden arttı?! Artan ne biliyor musunuz; o naylon faturacılar. O artan kim biliyor musun; din sömürüsü yaparak yeşil sermaye getirip de o dosyaları affolanlar.

Gerçekten, yolsuzluğa kim bulaştıysa bulaşsın, bunun hesabını sormalıyız, Meclis olarak üzerine gitmeliyiz; ama, dokunulmazlığın arkasına sığınarak mahkemelerden kaçamazsınız. O gün gelecek ki, belki bu masalarınız boş kalacak, halk sizin o yargılarda yargılandığınızı görecektir. Kimseyi suçlamak… Kim varsa, suçunun cezasını görsün, yargı ona cevabını verir.

FAHRİ KESKİN (Eskişehir)Boş konuşuyorsun, boş, boş…

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Değerli arkadaşlar, hani demiştiniz ki, Köy Hizmetleri kapandığında, Sayın Başbakan, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü çalışanları kesinlikle mağdur edilmeyecek ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, yaptığı hizmetler aksamında aynı personelle yürütülecek... Hani ne oldu Sayın Başbakan?! Sen, tutuyorsunuz, 22 tane, Köy Hizmetleri, Mersin'de, Adana'da, Ankara'da başka yerlere… Hani o orada kalacaktı, orada istihdam edilecekti?! İşçiye de doğru söylemiyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, biz, Anavatan Grubu olarak şunu açık ve net söylüyoruz: Yoksulun hakkını arayacağız, köylünün, çiftçinin, memurun hakkını arayacağız. Yolsuzluk ve haksızlık yapılanın da hesabını iktidara geldiğimizde soracağız. Hiç kimse yargıdan kaçmasın, dokunulmazlığın arkasına sığınmasın diyor; Yüce Meclisi ve Halkımızı saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

98 konuşma daha · 25 Aralık 2005

98 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook