İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 73. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)

Hüseyin Özcan

Mersin Milletvekili ·

Genel Kurul, 73. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Mart 2006 · 966 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Özcan, 9 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEĞİŞİK ADLAR ALTINDA İLAVE ÖDEMESİ BULUNMAYAN MEMURLARA VE SÖZLEŞMELİ PERSONELE EK ÖDEME YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1103)); konuşma 966 kelime.

Hüseyin Özcan (Mersin). “Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 9 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2006-03-09-degisik-adlar-altinda-ilave-odemesi-bulunmayan-memurlara-ve-sozlesmeli (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan 1103 sıra sayılı kanun tasarısının 1 inci maddesi üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, belki de AKP'li arkadaşlar kızacaklar; narenciyenin konumuzla ne ilgisi var diyeceksiniz. Geçen hafta, narenciye tarlalarını gezdim; gerçekten, yürekler acısı; bütün ağaçların altında, portakalı, mandalinası yatıyor. Çiftçi diyor ki: Ben, tarlamı satıyorum ve borçlarımı ödüyo-rum. Sayın AKP yöneticileri, Sayın Başbakan, oralara gittiniz, o insanları gördünüz; çok güzel kalabalıklar topladığınızla övündüğünüzde, bu insanlar neden mağdur, neden tarlasını, neden traktörünü satar diye hiç düşündünüz mü?! Bu insanların durumu acı, sebze üretenin, domates üretenin durumu acı. Bunları Mecliste sizlerle paylaşmak üzere geldim ve onların düşüncelerini aktarmak için sizin huzurunuzdayım. Gerçekten, yürekler acısı çiftçimize sahip çıkalım.

Değerli arkadaşlar, Sayın AKP sözcüsü diyor ki: "Hortumları kestik." Evet, hortumları kestiniz de, kanalları nereye bağladınız? Hangi hortumu kestiniz? (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Soruyoruz, hangi hortumu kestiniz? Hortumu kesmekle övünen, önce, dokunulmazlığı getirecek. 357 milletvekilisiniz, siz dokunulmazlığı getirin, Anavatan Grubu olarak, dokunulmazlık konusunda da sizlerle birlikteyiz. Hiç kimse halka hesap vermekten kaçmasın.

AHMET YENİ (Samsun)Konuyla ne alakası var bunun?

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Evet, var; şimdi anlatacağım.

Diyor ki: "Bu hortumlardan dolayı memura maaş veremiyoruz, az ücret veriyoruz, az ödenek veriyoruz." Siz bu hortumları kestiniz de o memurlar mı engel oldu? Evet, eğer, hortumları kesecekseniz, siz iktidarsınız, 357 milletvekiliniz var, buyurun, gelin, o hortumları keselim ve sizlerle birlikte, bu memurların maaşlarını, yaşayabilecekleri bir düzeye getirmek için mücadele verelim; bizler destek vereceğiz sizlere. Hortumları bahane etmeyin.

Şöyle bir anımsayın; Galataportu anımsayın, Mavi Akımı anımsayın, Oferleri anımsayın, onlara para bulunuyor da, memura, işçiye niye para bulunmuyor? Bunu bulmanın yolu da, yeteri kadar, o insanlara, memurlara, işçilere ve emeklilere karşı daha duyarlı olmalıyız, daha destek vermeliyiz. Bir emekli vatandaş otuz yılını devlette çalışıyor; ama, emekli olduğunda, bakıyor ki, ek işler aramak zorunda kalıyor. Bu insanın otuz otuzbeş yıl devlete hizmet etmesi emekliliğinde rahat etmesi için değil mi? Neden bunları rahat ettirmiyoruz? Neden ikinci bir iş aramak için, otuz yıl emek veren bu insanları kapı kapı iş aramaya zorluyoruz? Yetki elimizde. Bizler yanınızdayız. O hortumcuların hortumunu mu kesiyoruz… Kanalları, oralara değil, yandaşlara değil, kanalları, eğer çevrilecekse, işçiye, memura, köylüye doğru çevirelim diye düşünüyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu maddenin fıkralarında, tasarı kapsamında bulunan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmakla birlikte, ödemelerden yararlanmayan personele ilişkin düzenlemeler vardır.

Elbette ki, bu düzenlemeler içerisinde memura bakıyoruz ki, farklı… Örneğin, bir Bayındırlık ile bir Karayollarında çalışan memura farklı farklı uygulamalar yapılıyor. Bu memurlara neden farklı uygulamalar yapıyoruz? Neden İller Bankasında çalışanlara farklı muamele yapıyoruz? Neden polis teşkilatımız… Ki, birsürü de şehit veriyoruz; şehitlerimizi de saygıyla anıyoruz, ruhları şad olsun diyoruz. İşte, bizlere, bunlar, bu polis memurları diyorlar ki: "Ben, artık geçinemiyorum, benim hayatım tehlikede, psikolojim bozuldu. Her dönemde, iktidara gelenler, bizlere, memurlara söz veriyorlar, polislere söz veriyorlar, iyileştireceğiz diyorlar; ama, maalesef, seçimden sonra, memurlara, işçilere verilmiş olan bu sözlerden de iktidarlar vazgeçiyor."

Örneğin, size bu tasarıyla ilgili... Bir malî suç araştırma, makam tazminatına müstahak; ama, malî suçları tespit eden, organize çetelerini çökerten müdürleri veyahut da şeyleri tazminattan mahrum ediyorsunuz.

Neden memurlarımız arasında ayırım yapıyorsunuz? Zaten, memurlarımız, bu hayat koşulları altında yaşamlarını yeteri kadar sıkıntı içerisinde devam ettiriyorlar. Bir emekli memurun aldığını Sayın Kılıçdaroğlu biraz önce sizlere tekrar hatırlattı. Biz, memurlarımızın, 21 inci Yüzyılda -mutluluk içerisinde yaşamasını- aç ve sefalet içerisinde olmasını istemiyoruz. Öğretmenlerimizin ekders ücretini şişirdiniz, 5,5'ta bıraktınız sadece; oysa, biz 10 YTL lira olmasını istemiştik.

Değerli arkadaşlar, memurlarda, örneğin öğretmenler arasında ayırım... Ekders ücreti almayan öğretmenin durumu ne olacak? Muhtarlarımızın durumu ne olacak? Diğer devlet dairelerinde çalışanları, kurumlar arasındaki farklı uygulamalar, o memurları, gerçekten, çalışma şevkinden uzaklaştırmıyor mu? Aynı masada oturan iki memur arkadaşımızın, aynı görevi, aynı mesleği taşıyan memur arkadaşlarımızın farklı maaş almaları o insanlarda psikolojik olarak rahatsızlık doğurmuyor mu?!

Değerli arkadaşlar, AKP İktidarı, şeffaflıktan yana olacağını, devlete daha sıcak bakılacağını, IMF'ye karşı gerçekten tavır alacağını… Ama, IMF'nin emrinden olan malî bir politika izliyorsunuz. Hani IMF'ye karşıydınız; ne oldu; bugün sarmaş dolaş olunuyor?! Beceremiyorsanız, IMF'siz yaşamak istemiyorsanız, o zaman, tekrar, programlarınızı gözden geçirmeniz gerekir.

Biz, Anavatan Grubu olarak, memurlarımızın, bu koşullarda, 40 + 40 veya 100 YTL'lerle, artık, geçimlerini sağlayamaz bir duruma geldiğini... Ve kurumlarımız arasında eşitsizlik olmasını istemiyoruz. Eşit işe eşit ücret verilecekse, aynı konumu paylaşan memurlarımız, çağdaş, demokrat ve 21 inci Yüzyılı refah içerisinde yaşayacaksa, bu koşullarda, bu ek olarak vermiş olduğunuz maaşlar, eködenekler yetmeyecektir. Sizler… En aşağı bir memurun emekli olduğunda bile 1,5 milyar civarında alması gerekir. Bugün bakıyoruz, bir kısmına makam ücreti veriyorsunuz, birine vermiyorsunuz. Bu, adil mi değerli arkadaşlar?! Neden bunların hepsini ortak bir paydada birleştirip, diğer tarafta, vermiş olduğu emeğin karşılığını… Farklı ücret alabilir, almalıdır da; ama, hiç olmazsa, en altta olan son basamakla arasındaki farkın çok adil olması gerekir. Bunun için, biz, memurlarımızın daha mutlu, daha müreffeh ve gelecekte de, emekli olduğunda da, geçmişini aramayacak şekilde maaşlarının artırılması, ücretlerin artırılması olmalıdır. Biz bakıyoruz ki, memur perişan, işçisi perişan, emeklisi perişan; çıkıyorsunuz, Türkiye'de hiçbir şey yokmuş gibi, iktidarınızın tozpembe tablosunu çiziyorsunuz. Soruyoruz; halkın içerisine iniyor musunuz, esnafın içerisine iniyor musunuz, memurun dertlerini biliyor musunuz? Belki çoğunuz memurların içerisinden geldiniz; ama -o dertleri siz de yaşadınız- buraya gelince ne değişti? Gelin, hep birlikte, bu insanların çığlıklarına kulak verelim, ayırım yapmayalım. Memurlar arasında ayırım, bölgeler arasında ayırım yapılarak Türkiye bu noktaya getirildiyse, geçmişteki yönetimlerin suçudur. Bugünkü iktidarın... Üç buçuk yıldan beri "biz Türkiye'yi güzel idare ediyoruz, hiç şikâyet yoktur" diyorsunuz, gelin, öncelikle, sayın arkadaşlarım, bir cuma günü çıkalım, bir heyet oluşturun, buradan, gecekondulardan, varoşlardan başlayalım, köylülere gidelim, memurlara gidelim de, sorunlarına bir dokunduğunuzda bin ah işitmiyor musunuz? Ondan sonra, çıkıyorsunuz "biz yüzde 30'larla, 40'larla iktidar..." Ama, o iktidarı göremeyeceksiniz bir daha. İnanıyoruz ki, bu halk, size, gerektiğinde, sandıkta cevabını verecektir.

HASAN KARA (Kilis)Görürüz... Görürüz...

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Biz güveniyoruz halkımıza. Birileri nasıl gittiyse, siz de öyle gideceksiniz. Tutup, vatandaşın gözüne baka baka, 2 Kasım...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 9 Mart 2006

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook