İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 117. BİRLEŞİM · SALI

Türkiye yatırım destek ve tanıtım ajansı kurulması hakkında kanun (s.s 1202)

Hüseyin Özcan

Mersin Milletvekili · Anavatan Partisi

Genel Kurul, 117. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Haziran 2006 · 1.208 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Özcan (Anavatan Partisi), 20 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE YATIRIM DESTEK VE TANITIM AJANSI KURULMASI HAKKINDA KANUN (S.S 1202)); konuşma 1.208 kelime.

Hüseyin Özcan (Anavatan Partisi, Mersin). “Türkiye yatırım destek ve tanıtım ajansı kurulması hakkında kanun (s.s 1202)”. TBMM Genel Kurulu, 117. Birleşim tutanağı, 20 Haziran 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2006-06-20-turkiye-yatirim-destek-ve-tanitim-ajansi-kurulmasi-hakkinda-kanun-s-s-2 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c124/b117/tbmm221241170259.pdf

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Kurulması Hakkında Kanun Tasarısının birinci bölümü hakkında Anavatan Grabu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kanunun amacı, ülkenin ekonomik kalkınmasında gereksinim duyulan yatırımların artmlması için, Türkiye'de yatırım yapılmasını özendirmeye yönelik yatırım destek ve tanıtım stratejisinin belirlenmesi, uygulanması amacıyla bir ajans kurulması ve bu ajansın görev, yetki ve teşkilatını düzenlemek denilmektedir.

Değerli arkadaşlar, ülkenin ekonomik kalkınmasında gereksinim duyulan yatırımlar nelerdir, neler özendirilecektir? Gereksinim duyulan yatırımların bir listesi, fizibilitesi var mıdır? Öncelikleri nelerdir, önceliklerine göre nasıl özendirilecektir? Az gelişmiş bölgeler yatırım beklemektedir. İhtiyaçlar, istihdam, üretim ve refah düzeyinin yükselmesi, göçün önlenmesi ve kalkınma şeklinde sıralanıp, liste uzayabilir. Devletin ihtiyaçlarının başında ise gelirini artırmak, kayıtdışı ekonomiye önlem almak, borçlarını ödeyebilecek bütçeyi denkleştirmek diye sıralanabilir. Sosyal güvenlik sistemi, eğitim, sağlık ve bu gibi kamu hizmetlerinde toplumsal fonksiyonlar göz önüne alındığında, sürekli olarak kaynak yetersizliğinden dem vuran bu Hükümet, yatırımcıları cezbetmek adına, mevcut bütün kaynakları seferber etmekte kararlı bir görüntü vermektedir. Bu noktada yatırımları cez- betmenin de istihdamı artırmak bakımından toplumsal bir çaba olduğu ileri sürülebilir elbette; ancak, hükümlü ve engellilerin istihdam zorunluluğuyla ilgili oranlan, işverenler üzerindeki yükün hafifletilmesi gerekçesiyle düşüren bir zihniyetten, insana yakışır bir istihdam yaratacağını beklemek, hayalden öteye bir şey değildir. Tarım sektöründe çalışanların kan ağladığı ülkemizde var olan istihdamı daha yok etmek pahasına yapılanlardan bir iyilik beklemek mümkün değildir. Bu kanunla da, zaten, gelmesi için her türlü mevzuat kaynaklarının sağlanmış olduğu yabancı sermayenin, ülkeye teknoloji getirip getirmediği ya da istihdam yaratıp yaratmadığına bakılmaksızın gelişine teşrifatçılık yapılarak, elimizdekini almak için ağzını sulandıran yabancı, yatırım yapmak için değil, yoksulun alınterini almak için geliyor.

Değerli arkadaşlar, bir taraftan kuralsız ve kısıntısız özelleştirme uygulamaları sonucunda sermayeye geçen kamusal değerler en çok tehlikeli üretim yöntemlerine sahne olacak, gerek doğal çevre ve bitki örtüsü gerekse insan yaşamını büyük bir tehlike içerisine sokacaktır.

Eurogold şirketine karşı yıllardır Bergama'da sürdürülen mücadele benzeri çabalar bir suç olarak değerlendirilebilmektedir.

Öte yandan, Cargill için, çevrenin katline aldırmaksızın yok olan bu güzel tarım arazisinin ne şartlar içerisinde bu Cargill'e verildiğini de görüyoruz, gerek basında gerekse yaşayan Bursa'daki Orhangazi halkından bunu sormak lazım. Bu verimli arazi bakın nelerle şey yapılıyor. Cargill, Bursa Orhangazi'de, birinci sınıf tarım arazisi olan, aynı zamanda koruma altındaki büyük arazilerde fabrika yapmaya soyunanları Sayın Başbakan nasıl koruyor. İş yargıya gidiyor ve yargı gereğini yerine getiriyor; ama, yargının vermiş olduğu karan ise, maalesef Hükümet uygulamıyor. Bunda kimlerin çıkan var, kimler faydalanıyor; herkes de görüyor ve bunu, herkesin gözünden de gizleyemezsiniz.

Değerli arkadaşlar, yabancı sermayeyi buraya özendiriyoruz; ama, yabancı sermaye ne için geliyor; fazla kâr etmek için geliyor. Yabancı sermaye, kalıcı olarak burada bir yatınm yapıyor mu; yaptıklan yatmma bakarsanız, ya telekomünikasyon üzerinde veyahut da bankacılık üzerinde. Bankacılar neye geliyor; kân alıp götürüyor. Nereye; ülkesine götürüyor.

AHMET YENİ (Samsun)Yabancı sermayeye karşı mısınız?

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Biz yabancı sermayeye karşı değiliz; ama, kalıcı yabancı sermayeye karşı değiliz; ama, günlük kârla gelip, alıp götüren, işçinin alınterini, memurun alınterini, memurun alınterini, köylünün ve esnafın alınterini götüren yabancı sermayeye karşıyız. Siz karşı değil misiniz?! Biz, günlük kâr amacıyla gelip de göçen bu sermayeye karşıyız; ama, kalıcı sermayeye, elbette ki yatınmcı bir sermayenin de yanındayız. Biz, bu konuda, böyle şey değiliz, zayıf iradeli değiliz. Biz, bu ülkenin kalkınmasını istiyoruz; ama, sizler, bakıyorsunuz ki, kim kâr edecekse onun yanındasmız, ya Ofer'in veyahut da başka birilerinin. Bakıyoruz, hiçbir küçük yatınm yaptılar mı?! Soruyorum: Doğu ve güneydoğuya hangi yatınmı yaptı?! Sayın Başbakan Siirt'ten milletvekili olarak geldi, Siirt'e hangi yabancı yatınmı götürdü?! Diyarbakır'ı, Kars'ı, Afyon'u... Hangi yatınmı götürdünüz, söyler misiniz? Bakıyorsunuz, bankalar üzerinde veyahut da ülkenin limanları üzerinde, yabancı sermayeye geliyorsunuz, bunlar alsın, götürsün, bizler de tıpış tıpış bakalım...

Bunun dışında neler yapıyorsunuz, söyler misiniz?! Birsürü özelleştirmeler yaptınız, nereye bir kazık çaktınız söyler misiniz?!

AHMET YENİ (Samsun)Limanı götüremezler, liman burada.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Limanı götüremiyorsunuz; ama, limandaki çalışan, örneğin Mersin Limanındaki bütün telekomünikasyon, elektronik şeyler işlemediği için, Hayfa'ya gidiyor, Lazkiye'ye gidiyor. Bu paralar bizim paralanmız. Hani özelleştirdiydiniz, övünüyordunuz...

AHMET YENİ (Samsun)Liman Türkiye'de kalıyor, liman gitmiyor.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Lütfen... Lütfen... Bu konuda duyarlı olmak zorundayız.

BAŞKANSayın Özcan, karşılıklı konuşmayalım.

Sayın milletvekilleri, müdahale etmeyelim; Sayın Hatip Genel Kurula hitap ediyor.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Sayın Başkan, kadrolu laf atanlar... Bırakın, halkın lehine olan şeyleri konuşuyoruz.

Sizler geldiniz, ancak kendi reklamınızı yapıyorsunuz. İstanbul'daki, Ankara'daki billboardlara bakın, Sayın Başbakan kendi reklamını yapıyor. Nereyi tanıtıyor ki acaba, neden oralar işgal edildi?! Çıkıyor, balon dağıtıyor. Örneğin, Denizli Şehrinde 35 000 balon, 60 000 metre tül kullanıyor. İnsanlar aç, aç, Sayın Başbakan! İnsanlar 1 metre bezi dahi bulamıyor! Kefen dahi bulamayan ölüler var, yapmayın! (Anavatan Partisi sıralanndan "Bravo" sesleri, alkışlar)

AHMET YENİ (Samsun)Liman Türkiye'de kaldı Sayın Milletvekili, liman burada duruyor.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Biz limanı veyahut da başka şeyleri değil... Liman kalacaksa onun teknolojisini de yenilemek zorundasınız.

AHMET YENİ ( Samsun)Yabancı sermayeye karşı mısınız?

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Lütfen, laf atarak işleri farklı yönlere çekmeyin. Soruyoruz: 9 000 bisiklet dağıttınız, hangi işçinin almterinden; babanızın kesesinden mi dağıttınız, söyler misiniz?! Hani, balon dağıtıyorsunuz, çikolata dağıtıyorsunuz arabalann arkasında, neyin tanıtımını yapıyorsunuz siz?! Belli firmalann tanıtımından başka bir şey değil. Öte taraftan, o kömür alanlar, torbayla şey alanlara helal olsun, analarının sütü gibi helal olsun; çünkü, onlann alınteri, onların vermiş olduğu emeğin karşılığını, tutup da, reklam yapmanıza gerek yok. Onlar alacaklar, hem torbadaki kömürünü de alacak, yiyeceklerini de alacaklar; çünkü, onun emeğinden çalıyorsunuz, onun almterinden çalıyorsunuz, çocuğunun geleceğinden çalarak biriktirdiklerinizi, tutuyorsunuz, reklam olsun diye dağıtıyorsunuz, yazıktır!..

İnançları sömürüyorsunuz. Özellikle ramazan ayında iftar çadırlarına giderek reklam yapmanın bir anlamı yok. Bu ülkede insanlar aç; 20 000 000 insan açlık sınırına dayanmış, 1 000 000 insan açlık sınırının altında. Hiç mi vicdan yok, bunların sesine kulak vermeye de; tutuyorsunuz, Oferlere, 800 000 000 doları bir gecede vermekten vicdanınız sızlamıyor mu?! O ölen, sokakta aç kalan, o, bali içerek hayatını mahveden çocuklara hiç acıma duygunuz yok mu; neden sahiplenilmiyor?!

Çıkıyorsunuz, burada, gelen hatibe laf atmak için... Genel Başkanınıza yaranamazsınız; yarın bu sıralarda çoğunuz olmayacaksınız. İnanıyoruz ki, siz bu taraflara gideceksiniz, belki de şey olarak... Bu Mecliste de bulunmayacaksınız. Siz kendinizi laf atarak bir yere getiremeyeceğinize inanın; ama, halk bunu görüyor. Halkın önünden kaçamazsınız. Halkın emeğini birilerine peşkeş çekmeye hiçbir hakkınız yok. Çünkü, siz, iktidara gelirken üç tane yolsuzluktan...

AHMET YENİ (Samsun)ANAP'ı anlatıyorsun.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)...hırsızlıktan ve onlardan hesap sormak için gelecektiniz; ama, maalesef bunun hesabını veremiyorsunuz; çünkü, siz, öncelikle dokunulmazlıktan kaçıyorsunuz. Kendi hesabını vermeyen halkı nasıl yönetecek?!.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÜNAL KAÇIR (İstanbul)Gönderdik ya Yüce Divana!..

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Yüce Divana gidenler... Bu devletin varım yoğunu birilerine verenler, bir gecede "görüşmediğim" diyen adamlara sunanlar Yüce Divana gidecek. O Yüce Divana gidenler... Yukarıyı bekleyen, o Yüce Divana gitmek isteyen, inan edin o Cumhurbaşkanlığına giremeyecek. Onun hesabını yaparak bu ülkede insanları birbirine düşürmeye, halkı bölmeye, çiftçiye küfür etmeye, hakaret etmeye hakkı yok. Gidiyor, çiftçiye küfür ettiği halde çiftçiyi mahkemeye veriyor; ama, Türkiye'de hukuk var, hukuk gereğini yaptı, o çiftçi beraat etti. Sayın Başbakan sözünden utanır mı utanmaz mı artık bilemiyoruz, onu onun takdirine bırakıyoruz.

Değerli arkadaşlar, biz, yabancı sermayeye karşı değiliz; ama, kalıcı, burada yatırım yapan, istihdama yönelik yabancı sermayenin yanındayız; ama, sıcakparayla alıp da götürülen, bir gecede milyonlarca dolan dışan çıkaran yabancı sermayeye karşı olduğumuzu bildiriyor, Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Anavatan Partisi sıralanndan alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

65 konuşma daha · 20 Haziran 2006

65 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook