İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 126. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Özel eğitim kurumları kanunu tasarısı (s.s 1151)

Hüseyin Özcan

Mersin Milletvekili · Anavatan Partisi

Genel Kurul, 126. Birleşim · 4. yasama yılı · 20 Eylül 2006 · 1.048 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüseyin Özcan (Anavatan Partisi), 20 Eylül 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 126. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÖZEL EĞİTİM KURUMLARI KANUNU TASARISI (S.S 1151)); konuşma 1.048 kelime.

Hüseyin Özcan (Anavatan Partisi, Mersin). “Özel eğitim kurumları kanunu tasarısı (s.s 1151)”. TBMM Genel Kurulu, 126. Birleşim tutanağı, 20 Eylül 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-ozcan-22-2006-09-20-ozel-egitim-kurumlari-kanunu-tasarisi-s-s-1151 (erişim: 1 Kasım 2026). TBMM kaydı: https://www5.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c128/b126/tbmm221281260331.pdf

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1151 sıra sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanun Tasarısı üzerinde konuşmak üzere Anavatan Grubu adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, 2006-2007 öğrenim yılının, 14 000 000 öğrencimiz ilk ve ortaöğretimde ve 595 000 öğretmenimizle -bu ay sonu itibariyle üniversitelerimiz de öğretim yılına başlıyor- bütün öğrencilerimize, öğretmenlerimize ve Millî Eğitim camiasına hayırlı olmasını ve başarı dileklerimi sunmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Hükümet çıkıyor, biz kitapları parasız dağıtıyoruz diyor. Acaba, bu kitaplar hangi matbaada, kaçar liraya bedelle basıldı?! Keşke bu matbaaların ismi tek tek verilse de kaç trilyon lira, Millî Eğitim kanalıyla, bu insanlara, bu basım kurumlarına para verdik; bunu öğrenmek istiyoruz. Kaç trilyon paralarımız kimlere gitti?! Bunları, Hükümetten, özellikle Millî Eğitim Bakanı olsa da, Sayın Millî Eğitim Bakanımızdan birinci ağızdan duysaydık.

Değerli arkadaşlar, bu trilyonlarca para şey yaparken, bu kitaplarda bakıyorsunuz ki noksanlıklar var, iyice irdelenmemiş. Talim Terbiyeyi dışlayarak kimler bu kitapların basımında, bu kitapların oluşumunda katkısı oldu, onları öğrenmek istiyoruz. Özellikle irdelendiğinde bakıyorsunuz ki, Mimar Sinan'ın eserleri İbn-i Sina'nın eserleri olarak gösteriliyor bu kitapta, (Versailles) Versay Sarayını Türkiye'de gösteriyor. Yani, böyle bir anlayışın millî eğitime, eğitim ve öğretim birliğine katkısı olur mu?! Çıkıyor Millî Eğitimde görevli yerlerde bazı müdürler, öğrencilerin tiyatroya gitmesini engellemek için çareler arıyor. Hatta bir belediyede, 1989'dan beri tiyatrosu olan bir belediyede, bir tiyatrocuyu, Dil Tarih mezunu bir tiyatrocuyu, tutuyorlar, temizlik işleri bölümüne gönderiyorlar. Değerli arkadaşlar, Hükümetin millî eğitime bakış açısı bu. Millî eğitime bakış açısı bu olduğunda, Türkiye'de -ki, millî eğitim, en önemli, millî eğitimle Türkiye ayakta kalacak- eğitim ve öğretim birliğimize en büyük zararı vermiş oluyorlar.

Değerli milletvekilleri, hep söylenir, Türkiye'nin en önemli sorunu nedir diye; genelde, herkes, kendi mesleğiyle ilgili sorunu öne çıkarmaya çalışır. Nüfusumuzun yüzde 65'i 25 yaşın altında olan bir ülkede, ilkokula başlayıp da liseyi bitiren öğrenci sayısı neredeyse sekizde 1 oranda azalıyor, sekizde 1; yani, liseyi bitiren öğrenci sekizde 1 oranda azalıyor, yedide l'i ise üniversiteyi bitiriyor. Bu şartlar içerisinde, 7,5 milyon, 7 600 000 insanımız hâlâ okuma yazma bilmiyorsa, bizler, hâlâ bu insanlara karşı sorumluysak yöneticiler olarak, Meclis olarak, neden bu insanların bu kadar çok olduğunu irdelememizde yarar var. Hatta, tüm kamu ya da özel kurumlar, bu sorunla ilgili çalışmayı, öncelikle, görev olarak kabul etmelidir; çünkü, günümüz bilgi toplumuna ulaşma sürecinde eğitimle birlikte pek çok problemin de hallolacağına inanmaktayız.

Değerli arkadaşlar, şimdi, millî eğitimde çok ciddî sorunlar varken, Hükümetimiz nelerle ilgilenmekte ve önümüze nasıl bir tasarı getirmektedir diye düşünüyoruz ve yine, şimdi, getirilmekte olan, biraz sonra da bakacağımız... Ki, tasarının 1 000 YTL'lik bölümünü, özel okullara destek olarak verilen bu 1 000 YTL'yi geri çektiklerini söylüyorlar, dileğimiz geri çekilmesidir.

Değerli arkadaşlar, doğudaki veyahut da Karadeniz'deki ücra köylerde, taşıma okullarına gittiğinizde, bu okullarda göreceksiniz ki, bazı okulların hâlâ camlan yok, oturacak sıraları yok çocuklarımızın. Bizler bunları görürken, her sınıfta 60-70 tane, 40'ın üzerinde öğrenci okurken, biz tutacağız, özel okullara devletin desteğini vereceğiz. Elbette ki özel okullar olmalıdır, biz özelleştirmeye karşı değiliz; ama, devletin okullarında hâlâ iki tedrisatla çalışan binlerce okul varken, milyonlarca öğrencimiz hâlâ 60-70 kişilik sınıflarda, öğretmenlerimizin az olduğu bölgelerde eğitim görüyorsa, biz, özel okullara bu kadar çok paramız varsa, gerçekten, öncelikle devlet okullarımıza, yoksul kesimde okuyan insanlara ve öğrencilerimize yardımcı olmak zorundayız.

Avrupa Birliğine gidiyoruz. Avrupa Birliğinde, her öğrenci için yılda 6 500 dolar para harcanırken, Türkiye'de 650 dolar. Eğer biz, Avrupa Birliğine giderken, öğretim birliğimiz içerisinde, bu öğrencilerimize, bu bölgelere, öğretime yeteri kadar önem vermeyip, öğretmenlerimizi perişan ederek başka okullarda ek iş aratmaya gidersek, bu, öğretim birliğimize en büyük zararımız olur.

Değerli arkadaşlar, işte bu okullarımıza giderken de, bu kitap paralarını düşünüyoruz; ama, binlerce kırtasiye dükkânlarımız var, çalışan insanlar var, buradan ekmek yiyor. Biz diyoruz ki: "Biz kitapları bedava satıyoruz" ama, binlerce kırtasiye esnafının durumu nedir? Eğer dağıtılacaksa yine parasız dağıtın; ama, kırtasiyeyle uğraşan esnafımız kanalıyla dağıtırsanız, belki de biraz daha organizeli olur. O insanları da düşünmek zorundayız; çünkü "Türkiye'de artık -övünüyorsunuz- işsizlik oranını düşürdük" diyorsunuz. Nerede düşürdünüz; bu insanları da işsizler ordusuna katıyorsunuz; köylerde yüzde 34 civarında... İnsanlann mağduriyeti belli; artık mahsulleri para etmezken, fındığından, narenciyesinden diğer çeşitli ürünlerinden... Bu insanları da işsizlik ordusuna kattığınızda, yüzde 20 civarında Türkiye'de işsizlik var. Bunlar olurken, siz tutacaksınız, biz özel okullara yardımcı olacağız diyorsunuz. Elbette olunsun; ama, öncelikle devlet okullarımızda da 20-25 kişilik sınıflar oluşacak şekilde altyapıyı oluşturmak zorundayız. Bunlan yapamazsak, bu insanların eğitimde eşitsizliğini, sağlayamayız. Hani eğitimde ve öğretimde eşitsizlik yoktu?!

Üniversite imtihanlarına hazırlanan öğrencilerimize bakıyoruz, bir kısmı dershaneye gidiyor. Bugün dershaneye giden, velilerin cebinden çıkan neredeyse 9 milyar dolar civarında. Bunu eğitim kanallarına aktarsak... Her sene, üniversiteye 1 800 000 insan giderken, ancak bunun yüzde 10'u üniversiteye gidiyorsa, senede bu velilerin, diğer kazanamayan öğrencilerimizin psikolojik, malî durumlan ne olacak? Bunlan irdelememiz lâzım. Yapılacak şey, özellikle, ortaöğretimden itibaren meslekî okullarımızı çoğaltıp ve öğrencinin kabiliyetine göre okullara yöneltip, üniversite imtihan- lannı kaldırmaktır. Her yıl, bu velilere, 9 milyar, 10 milyar dolara yakın paraları ceplerimizden dershanelere ve özel öğretmenlere aktaracağımıza, eğitim sistemi içerisinde tutsak daha iyi olmaz mı?! Her yıl öğrencilerimizi bir at yarışına sokup, veliler de başta olmak üzere, herkesi stres altına sokmaya bir hakkımız var mı?!

Gelin, millî eğitim konusunda gerçekten üreten, objektif, Atatürk cumhuriyetine, Atatürk'ün ilkelerine bağlı, laik, demokratik bir çağdaş eğitim sistemini hep birlikte, iktidarı muhalefeti, hep birlikte oluşturarak, gelecekte öğrencilerimizi bir yarıştan kurtarmak ve Türkiye'nin geleceğini hazır- lamak için bu gençlere emanet etmek zorundayız. Anavatan Partisi olarak, üniversite imtihanlarını -birbuçuk yıldan beri haykırıyoruz- kaldıracağız. Bu öğrencileri artık stresten, velileri bu stresten kurtaralım diyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANSayın Özcan, lütfen, toparlar mısınız.

Buyurun.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Eğer, sizler, fizikî yapının noksan olduğu, öğrencilerimizi 30-40'ın üzerinde sınıflarda okutmayalım diyorsanız, yol açık. Sayın Genel Başkanımız da söylüyor, kaynak da vardır; gelin, kiralayalım eğer fizikî altyapısı yoksa, derslikleri çoğaltalım. Birsürü öğretmenlerimiz bekliyor, beden eğitimi ve çeşitli dallarda. Öğretmenlerimizi artık umutsuzluğa, KPSS imtihanını kazanmayan, ki, bu KPSS imtihanı bir yüktür... Eğer KPSS imtihanlarını yapacaksanız, üniversitelerimizi niye açtık? Üniversitelerimize güvenmiyor muyuz? Eğer üniversitelerimize, öğretimimize güveniyorsak, bir an önce bu istihdam alanlarını, bu öğretim alanlarını genişleterek, öğretmenlerimizi bu bekleyişten alı- koymalıyız ve onlara yardımcı olmalıyız. Altı yedi yıl bekleyen öğretmenlerimiz var, hâlâ ailesinin üzerinde yük. Bu Türkiye...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)1 dakika Sayın Başkan...

BAŞKANLütfen, Sayın Özcan... Son süreyi verdim ben Sayın Özcan... Teşekkür ediyorum Sayın Özcan.

HÜSEYİN ÖZCAN (Devamla)Peki, teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

53 konuşma daha · 20 Eylül 2006

53 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook