Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)
Amasya Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 89. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Nisan 2008 · 727 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hüseyin Ünsal (CHP), 10 Nisan 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU İLE BAZI KANUN VE KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELERDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.119)); konuşma 727 kelime.
Hüseyin Ünsal (CHP, Amasya). “Sosyal sigortalar ve genel sağlık sigortası kanunu ile bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması hakkında (s.s.119)”. TBMM Genel Kurulu, 89. Birleşim tutanağı, 10 Nisan 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/huseyin-unsal-23-2008-04-10-sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-ile-bazi-kanun-ve-k (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
HÜSEYİN ÜNSAL (Amasya)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan 119 sıra sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun Tasarısı’nın 68’inci maddesinin geçici madde 4’ün on birinci fıkrasının değiştirilmesiyle ilgili önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu arada, kutlamakta olduğumuz emniyet mensuplarımızın Polis Günü’nü de Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ben de kutluyorum. Görevine devam eden emniyet mensuplarımıza başarılar diliyorum, şehit olanlara da Allah’tan rahmet diliyorum.
Değerli arkadaşlarım, hem Komisyonun hem de Hükûmetin katılmak istemediği -ve niye katılmak istemediler anlamakta zorluk çektiğim bir konu- bu önergeyle belediye başkanlığı yapıp, emekli olanlara makam ve görev tazminat verilmesi sağlanacaktı. Şimdi, sanırım, Sayın Bakan, makul bir açıklamasını burada yapar, biz de tatmin oluruz. Yoksa, ben, belediye başkanlığı yapan diğer arkadaşlarımla bu önergeyi verirken Cumhuriyet Halk Partisi Grubunda amacımız bir farklıydı. Bugüne kadar emekli olamamış, emekli olurken gerek Emekli Sandığına gerek BAĞ-KUR’a gerekse SSK’ya müracaat ettiğinde türlü çeşitli sıkıntılarla karşılaşıp bugün hâlâ belediye başkanlığı emeklilik hakkını elde edememiş, belediye başkanlığı emeklilik hakkını elde etmiş olsa bile makam ve temsil tazminatını alamamış belediye başkanları var.
Değerli arkadaşlar, kanun ile getirilen düzenleme emekli belediye başkanlarına makam ve temsil tazminatı ödenmesi için 5434 sayılı Kanun’un 34’üncü maddesinde öngörülen şartı yerine getirmeyi öngörmekte. Dolayısıyla, Kanun yirmi beş yıllık hizmet süresi ve altmış yaş tamamlandığı takdirde makam ve temsil tazminatı ödenmesini öngörmektedir. Dolayısıyla, bir eşitsizlik söz konusudur. Emsali makam ve temsil tazminatı alan belediye başkanları arasındaki bu dengesizliği hep beraber çözmek bu Meclisin görevi olmalı ve seçimle iş başına gelen ve belediye başkanlığı yapan yerel yöneticilere kısmen de olsa bir iyileştirmeyi hep beraber getirmeliyiz diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, burada, seçimle iş başına gelen belediye başkanlarımızın sorunlarını yine seçimle iş başına gelen biz milletvekilleri çok iyi bilmeliyiz. Buradaki haklarımızı nasıl alıyorsak belediye başkanlığı yapan arkadaşlarımızın da elde edebileceği hakların tamamını almasıyla ilgili, onların bu ekonomik haklarının alınması, iyileştirilmesiyle ilgili her tür tedbiri almak da bu Meclisin görevi olmalıdır diye düşünüyorum.
Belediye başkanlığı yapan yöneticiler bu tazminatları hak etmişlerdir. Bu tartışma götürmez bir konudur. Kaldı ki Anayasa’da belirtilen yasa önünde eşitlik ilkesini korumamız gerekirken bu dengesizlik ile bu eşitlik ilkesi de çiğnenmiş olmaktadır. Belediye başkanlarının bir kısmının Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, bir kısmının SSK’lı ve BAĞ-KUR’lu olması durumu değiştirmez, çünkü makam ve temsil tazminatının alınmasını gerekli kılan durum kişinin belediye başkanlığı görevini yapmasıdır, bu kadar basit. Aynı görev nedeniyle farklı sosyal güvenlik kuruluşlarına bağlı olmak farklı özlük hakları doğurmasına neden olamaz diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, İçişleri Bakanlığının 2005 yılı verileri ile 820’si SSK’lı, 603’ü BAĞ-KUR’lu olmak üzere 1.423 emekli belediye başkanımız var. Şimdi, bir de Belediye Yasası’nı değiştirdik. Bu Yasa’yı değiştirmekle birlikte de yaklaşık bin yüz elli tane belediyeye herhâlde kilit vuracağız. Ama Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu kilit vurmanın önüne geçmek için hukuka başvurduk, Anayasa Mahkemesine gittik. Temennimiz, o Yasa’nın iptal edilmesi ve o belediye başkanları ve belediyelerin haklarının geri iade edilmesi. Ama iade edilmediği takdirde bu emekli belediye başkanı sayısı yaklaşık 2 katına çıkacak. Burada bizim bir borcumuz olduğunu, özellikle de AKP Grubunun o Kanun’a destek veren grup olarak bu konuda bir borcu olduğunu da buradan ifade etmek isterim.
Değerli milletvekilleri, belediye başkanları arasında eşitsizlik yapan bu düzenlemeyi önergeyle değiştirmek ve hukuka uygun hâle getirmek istiyoruz. Hukuk devletinde tüm yasama ve yürütme işlemlerinin nihai amacı kamu yararınadır. Hukuk devleti ilkesinin Anayasa’nın 2’nci maddesinde yer alan anlayışı da bu amaca dönüktür. 2008 yılı programının uygulanmasında bu eşitsizliklerin, haksızlıkların birleştirilerek düzenleneceğini Hükûmetin zaten 2008 yılı öngörülerinde, okuduğumuz bu belgelerde hep beraber görüyoruz. Bunu şimdi açıp vakit geçirmek istemiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Ünsal.
HÜSEYİN ÜNSAL (Devamla)Sağ olun efendim.
Sizler bunları yazarken de anlaşılıyor ki, belediye başkanlarının emeklilikleriyle ilgili de bir düzenlemeyi getirmek anlayışını sergilemek istemiyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım, jet hızıyla geçirmek istediğiniz bu yasada, muhalefetin önerilerini lütfen göz önüne alın ve konuşmalarını dikkatle dinleyin. Yapılan iş reform değildir. Yapılan iş -Sayın Bakanımız demin söyledi ama- IMF ve Dünya Bankasına verilen sözlerin tutulması isteğidir. Burada hiçbir alınganlık göstermeye gerek yoktur. Bu sözlerle toplumun sorunlarına çare olamazsınız. Gerçekler ortada, bütçenin yüzde 25’ini nüfusun yüzde 10’una faiz olarak veriyorsunuz ama bütçenin yüzde 18’ini nüfusun yüzde 90’ına sosyal güvenlik olarak götürmek istiyorsunuz. Bu gerçek ortadayken yaptığınız işin reform olduğuna kendinizi bile inandıramazsınız. Bu anlam içerisinde, Avrupa Birliği ülkeleri sosyal güvenliğe yüzde 40 ayırırken Türkiye’nin yüzde 18 ayırması da yine bir reform anlayışını çözmeniz değildir, bu gerçekten de uzaklaşamazsınız. Kâr-zarar hesabıyla, bilanço hesaplarıyla bunu kara delik diye adlandırarak geçiştiremezsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
50 konuşma daha · 10 Nisan 2008