İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 93. BİRLEŞİM · CUMARTESİ

Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)

Hüsnü Tuna

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 93. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Nisan 2010 · 486 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hüsnü Tuna (AK Parti), 24 Nisan 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNİN DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.497)); konuşma 486 kelime.

Hüsnü Tuna (AK Parti, Konya). “Türkiye cumhuriyeti anayasasının bazı maddelerinin değişiklik yapılması hakkında (s.s.497)”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 24 Nisan 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/husnu-tuna-23-2010-04-24-turkiye-cumhuriyeti-anayasasinin-bazi-maddelerinin-degisiklik-yapilmas (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HÜSNÜ TUNA (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa’nın bazı maddelerinin değiştirilmesine ilişkin teklifin 13’üncü maddesi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Söz konusu maddede, Anayasa’nın 128’inci maddesinin ikinci fıkrasına bir cümle eklenmektedir. Anayasa’nın 53’üncü maddesiyle tanınan toplu sözleşme yapma hakkının korunmasına ilişkin bir değişikliktir bu. Bu değişiklikle kamu görevlilerine sağlanan bir hakkın yanı sıra, bir de Anayasa’nın değiştirilmesi açısından konuya bakmak gerekir.

Darbe sonrası oluşturulan bir komisyon tarafından hazırlanan 1982 Anayasası’nın pek çok sorunun kaynağı olduğu hususunda toplumumuzda ortak bir kanaat olduğu şüphesizdir. Yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğu veya mevcut Anayasa’nın ciddi biçimde tadil edilmesinin gerekliliği üzerinde de yaygın bir toplumsal mutabakat vardır.

Türkiye’nin evrensel ilke ve standartlara uygun demokratik bir anayasaya kavuşturulması şarttır. Evrensel nitelikte bir anayasa, devlet iktidarının sınırlandırılması ve kurallara bağlanmasını, birey hak ve özgürlüklerinin ise daha geniş düzenlenmesini gerektirmektedir.

Bugün, değiştirilmesini istediğimiz 82 Anayasası, yapılış biçiminden muhtevasına, onu meşruiyet zemininden uzaklaştıran hastalıklarla maluldür. Zorba bir yönetimin hileli yöntemleriyle varlık alanına girmiştir. Yansıttığı ideolojik duruşun demokrasiyle bağdaştırılması imkânsızdır. Bu Anayasa, insan hak ve özgürlükleri lehine devletin sınırlanmasını değil, hak ve özgürlüklerin devlet iktidarı lehine sınırlanmasını ve kullanılamaz hâle getirilmesini esas almaktadır. 16 kez değiştirilmesine rağmen ıslah edilememiş, demokrasinin içine sığdırılabilecek bir anayasa hâline getirilememiştir. Bu yüzden, 82 Anayasası’nın, insan hak ve özgürlüklerini merkeze alan, anayasal yönetim geleneğine lafzen ve ruhen uygun bir metinle değiştirilmesine acil ihtiyaç vardır.

82 Anayasası, demokratik iktidar alanını, bürokratik iktidar alan lehine hem daraltmakta hem parçalamaktadır. Siyasetçi-bürokrat gerilimi ve çekişmesi her ülkede karşımıza çıkan bir olgu olmakla birlikte, Türkiye’deki durum eşsizdir, benzersizdir. Türkiye’de iki iktidar alanı vardır: Birincisi, demokratik siyasetin yaşadığı ve yasama yoluyla oluşacak iktidarın belirlendiği alan; ikincisi, kendi kendine meşruluk atfeden ve demokrasiden bağımsız olarak kendini yeniden üreten bürokratik iktidar alanıdır. Bizde bürokratik iktidar alanı, demokratik iktidar alanını kuşatmıştır. Demokratik iktidara ait olması gereken kimi yetkileri eline geçirmiş ve kendisi için ayrıcalıklı bir konum inşa etmiştir. Bu gerçek, özellikle yargı bürokrasisi yapılanmasında kendini göstermektedir.

Bu değişiklik teklifinin gayesi, birey hak ve özgürlüklerini daha kuvvetli kılmak ve korumak, demokratik siyasetin alanını bürokratik iktidar aleyhine genişletmek olmalıdır. Anayasa değişikliği nedeniyle yapılan tartışmalara bu çerçeveden de bakmak gerekir. Her türlü bürokrasinin gayrimeşru iktidar alanını savunmak zor olduğu için “kuvvetler ayrılığı zedeleniyor, yargı kuşatılıyor, yandaş yargı ediniliyor” gibi karartma iddialarla değişikliğe ayak direnilmektedir. Bugüne kadar olduğu gibi bazı olguları gizlemek artık imkânsızlaşmış ve gerçek bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır. “Yargı bağımsızlığı” kavramı üzerinden yürütülmek istenen mevzi koruma teşebbüsü de bu hakikati gizleyememektedir. Türkiye’de yargı bürokrasisinin yürütmenin ve yasamanın kuşatması altına girmesi tehlikesi değil, yargı bürokrasisinin yürütme ve yasamayı hukuk ve demokrasi dışı şekilde sınırlaması tehlikesiyle karşı karşıyayız. Yüksek yargının hem yargının diğer parçalarından hem de demokratik siyaset ve siyasetçilerden gayrimemnun olmasının nedeni budur. İdeolojik bir kast sistemiyle oluşturulan yapının demokratikleştirilmesi, kast sisteminden yararlananları rahatsız etmiştir. Bunların sözcülerinin zihniyeti ve söylemleri hep aynıdır. Halkın iradesinin ve taleplerinin kendi irade ve talepleri adına reddedilmesini istemektedirler. Türk milleti adına karar verenler Türk milletinin denetimine rıza gösterememektedirler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

104 konuşma daha · 24 Nisan 2010

104 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook