YENİ YOL Grubu önerisi münasebetiyle
İzmir Milletvekili ·
DEM Parti
Genel Kurul, 108. Birleşim · 4. yasama yılı · 1 Temmuz 2026 · 529 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma · Günün kaydı →
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)DEM PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM AKIN (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
YENİ YOL Partisinin soru önergesinin aslında içinden geçtiğimiz süreç bakımından önemli olduğunu ve başından itibaren de -hemen söylemek gerekirse- desteklemek gerektiğini düşünüyorum. Umarım kabul edilir ve böyle bir şey araştırılır çünkü Türkiye'de sadece bu meselenin değil bir bütün olarak hayatımızın her alanında kuralsızlığın, belirsizliğin, denetimsizliğin, hukuksuzluğun ve aynı zamanda yolsuzluğun işlediği bir dönemden geçiyoruz. Bu öyle bir noktaya geldi ki Türkiye'de artık belirli bir şekilde güçlü olanların kendi istediğini yaptığı ama onun dışındaki herkesin de bu kuralsızlığın egemenliği içerisinde kıvrandığı bir döneme giriyoruz. Bu soru önergesi geldiğinde bir şeye bakma ihtiyacı duyduk ve baktığımızda Türkiye, Yolsuzluk Endeksi konusunda dünya sıralamasında 124'üncü arkadaşlar. 124'üncü sırada bulunan Türkiye öylesine kötü ki bırakın Avrupa'daki ülkeleri, şu anda Ermenistan, Gürcistan, Çekya'dan bile daha geride bir durumda. Bu, şunu gösteriyor: Bu, ülkemizde aslına bakarsanız sermaye bakımından değil bütün sistem açısından çökmüş olan bir yapının -açıkçası- ifadesi ve tespiti anlamına gelen bir durum var. Böyle bir ülkede elbette spekülatif davranışlarla, her türlü yolsuzluk ve kuralsızlıkla en geniş halk topluluğunun küçük birikimlerini bir çırpıda başka bir sermaye grubunun eline geçirmesi mümkün. Zaten bu bir biçimde planlanıyordu. Özellikle borsadaki giriş-çıkışlar, yükseliş-düşüşler konusunda da yaşanan durum bu.
Bu durumu anlatan bir iktisatçı hocamızın bana anlattığı bir hikâyeyi sizinle paylaşmak isterim: İktisat dersi verirken derste bildiğiniz o meşhur 5'li çetelerin de içinde olduğu bir sermaye grubunun kızı diyor ki: "Ya, hocam, böyle anlatıyorsunuz da bizim elimizdeki var olan birikimin, aynı zamanda sermayemizin bize ne kadar ait olduğunu biz biliyor muyuz?" Dolayısıyla şunu söylemek istiyorum: O kadar kuralsızlık ki bir sermaye grubunun en güçlü insanı bile kendi parasının kendine ait olup olmadığını belirsiz bir şekilde biliyor ve kızı da buna tanıklık ediyor. Böyle bir ülkede yaşamak var ya... İnanın, gelecek bakımından hiç kimsenin garantisi yok. Yani her an herkesin elindeki olanaklar başkasına transfer edilebilir çünkü güçlü olanın etkili olduğu, kuralsızlığın ve hukuksuzluğun olmadığı bir yerde bunun güvencesinin olmadığını da ifade etmek isterim. Özellikle şunu söylemek istiyorum: Gerçekten bu ülke böyle yönetilebilir mi derseniz; evet, böyle yönetilemez ama zor gücüyle, biraz önce bahsedilen bütün tartışmalarda da söylendiği gibi, yürütülmeye çalışılıyor. Örneğin NATO meselesinde ortaya çıkan kuralsızlık nasıl yapılmışsa bu da aslında aynı şekilde böyle devam ediyor.
Bizim önerimiz şudur: Gelin, bu ülkeyi daha açık, daha demokratik, daha şeffaf, daha adil ve herkesin hakkının, hukukunun korunduğu bir şekilde yürütelim ve yönetelim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun, devam edin lütfen.
İBRAHİM AKIN (Devamla)Aksi takdirde, biraz önce bahsettiğim gibi, en zengin olabilirsiniz, en varlıklı olabilirsiniz ama bu kuralsızlık içerisinde geleceğiniz yoktur. Belirsizliklerin sizin de geleceğinizi elinizden almasıyla karşı karşıya gelebilirsiniz. O nedenle kuralsızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlik aynı zamanda korkunç bir yoksulluğun sebebidir. Bugünkü ekonomik krizin, aynı zamanda siyasal krizin yaratmış olduğu sonuçlar da bundan bağımsız değildir. Ülkedeki mevcut durumun çözülmesi gerçekten adil, eşit, demokratik bir sistemle sürdürülebilirse olabilir. Gelecek güvencesi de sermayenin içinde, halkın içinde ancak böyle sağlanabilir. Bunun dışındaki yol her zaman çıkmaz yoldur; geleceksizliktir, karanlıktır, belirsizliktir. Belirsizlik de otoriter rejimin karakteridir, faşizmin karakteridir. Bunun asla böyle bir şekilde sürdürülmesi doğru değildir. Biz demokrasi istiyoruz, eşitlik istiyoruz, barış istiyoruz, adalet istiyoruz, herkes için istiyoruz.
Sağ olun. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
114 konuşma daha · 1 Temmuz 2026