İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 13. BİRLEŞİM · SALI

Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

İbrahim Özden Kaboğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 13. Birleşim · 3. yasama yılı · 5 Kasım 2019 · 465 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

İbrahim Özden Kaboğlu (CHP), 5 Kasım 2019 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 465 kelime.

İbrahim Özden Kaboğlu (CHP, İstanbul). “Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 13. Birleşim tutanağı, 5 Kasım 2019. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozden-kaboglu-27-2019-11-05-su-urunleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-munase-2 (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=81512

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, Divan, milletvekilleri; Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni ele almadan önce çevreyi ilgilendiren yasalarda yapılan değişikliklere değineceğim, sonrasında da aynı konuda bekleyen kanun tekliflerine değineceğim.

Mera Kanunu, İmar Kanunu, Kıyı Kanunu, Çevre Kanunu, Maden Kanunu, şimdi Su Ürünleri Kanunu, hemen hemen hepsi torba şeklinde görüşüldü ve bu kanun da dâhil olmak üzere şu ana kadar 71 maddede değişiklik yapıldı; bunlar ikişer kez değiştirildi. Şimdi, bunların dışında, sırada olan 2 yasa teklifi var: Birincisi, Boğaziçi Kanunu’nun değiştirilmesi; ikincisi, Tapu Kanunu’nun değiştirilmesi. Dolayısıyla bütün bunları birlikte ele alacağız.

Birlikte ele aldığımız zaman, özellikle AK PARTİ Grubuna yönelerek tabii ki şu temel çelişkiye öncelikle değinmek isterim: Eleştiri yöneltildiği zaman “Türkiye hukuk devletidir.” diyorlar fakat hukuk devletinin ilk ölçütü Anayasa’ya saygıdır, Anayasa’nın üstün ilkelerine, üstünlüğüne saygıdır, hukukun genel ilkelerine saygıdır. Biz “Meşru değil bu Anayasa ama yürürlükte.” diyoruz, saygı göstermeyenlerse “Meşrudur ama yürürlükte değil.” demek istiyor. Şimdi, burada çok ciddi anayasal sorun var, bu konuda mutabakat sağlamak lazım.

İkincisi: Bu salonda sıkça vatan haini-vatansever ayrımı ve çatışması yaşanıyor; oysa, çevre ve ülkeyi düzenleyen yasalara dikkat edenler mi acaba daha çok vatansever oluyor yoksa çevre ve doğal değerleri torbalara dolduranlar mı? Bu soruyu sağlıklı bir biçimde yanıtlamak gerekir.

Şimdi, bu konuda bu yasa teklifinin, görüşmekte olduğumuz yasa teklifinin en olumlu tarafı -konuşmacıların da belirttiği gibi- torba yasa olmayışı, bu bizi teselli ediyor fakat olumsuz tarafı bir, bunun biyosfer, ekosistem ve ekoloji bütününde ele alınmaması, bu ögelerin ihmal edilmesi.

Şimdi, bu konulara girmeyeceğim fakat hukuk açısından esasen ihmal edilen uluslararası sözleşmeler; Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler; bölgesel, özellikle tam bu konuyu ilgilendiren Barcelona Sözleşmesi yani Akdeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi ve Bükreş Sözleşmesi yani Karadeniz'in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi veya Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi. Mesela, geçen hafta burada verilen önergede Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi dikkate alınsaydı pekâlâ başka ülkelere karşı da bizim kozlarımız olabilirdi.

Ben, bunlar üzerinde durmayacağım, esasen benim üzerinde duracağım husus birçok hatibin de değinmiş olduğu üzere, anayasal açıdan bu düzenlemenin ne ifade ettiği çünkü esasen bu düzenleme, Su Ürünleri Kanunu, Türkiye açısından Anayasa’nın 3’üncü maddesi “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.” maddesinden başlayarak Anayasa’nın birçok maddesi açısından değerlendirilmelidir; ciddi açıdan, ciddi olarak sorunludur. Bunlar: Esasen, yasayla düzenlenmesi gereken ama yönetmeliğe bırakılan hususlar açısından -madde 2, madde 11, madde 137- öte yandan, özellikle su ürünlerinde uyulması gereken kuralların, bu konuda örgütlenme ve kooperatifçiliğin, Anayasa’nın ilgili maddeleri açısından değerlendirilmesi gereklidir. Bunun yanı sıra mesela, burada, İhale Kanunu’nda yapılan istisna, esasen Anayasa madde 48 açısından, çalışma özgürlüğü bakımından sorunludur ama iktisadi liberalizmin yağma düzenine dönüşmesi açısından da sorunludur. Bu konuda kooperatiflere yer verilmemesi kooperatifçiliğin gelişmesine dair Anayasa’nın 171’inci maddesi açısından sorunluğu olduğu gibi, özellikle konunun uzmanlarının dışlanmış olması hem Anayasa madde 70 hem de sosyal devlet bakımından, Anayasa madde 2 çerçevesinde ciddi soru işaretleri taşımaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

118 konuşma daha · 5 Kasım 2019

118 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook