Endüstri Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 10. Birleşim · 6. yasama yılı · 20 Ekim 2022 · 456 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özden Kaboğlu (CHP), 20 Ekim 2022 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Endüstri Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 456 kelime.
İbrahim Özden Kaboğlu (CHP, İstanbul). “Endüstri Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 10. Birleşim tutanağı, 20 Ekim 2022. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozden-kaboglu-27-2022-10-20-endustri-bolgeleri-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=109996
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, Divan, değerli milletvekilleri; bir ironiyle başlamak istiyorum. Bugün Türkiye Barolar Birliğinde dünya çapında bir toplantıda idim, anayasacılık, çevre ve iklim krizi. Orada konuştuklarımız ile burada konuştuklarımız arasında o kadar büyük fark var ki acaba orada konuştuklarım mı gerçek dışı diyorum; yoksa buradaki konuştuklarımız mı gerçek dışı diye kendime sormadan edemiyorum. Zira sayın vekiller, orada yaptığım giriş konuşmasında, 5 kıtadan anayasacıların katıldığı, çevre hukukçularının katıldığı toplantıda Türkiye’ye ilişkin şöyle bir değerlendirmeyle sonuçlandırdım: Anayasa’mızın 2’nci maddesinde “hukuk devleti ve sosyal devlet” diyor ama Anayasa’mızın çevreyle ilgili maddelerini bütün olarak değerlendirdiğimiz zaman Türkiye Cumhuriyeti’ni “çevre devleti” olarak da nitelendirebiliriz diye bir sonuca ulaştım ama şimdi, buraya geliyoruz, bakıyoruz ki bu yasa önerisinde çevreye ilişkin, ülkeye ilişkin, tarım arazilerine ilişkin birçok Anayasa maddesinin açıkça, bilinerek ve istenerek ihlal edildiğini görmekteyiz; ironik durum budur.
İkinci çelişki ise şu: Amasra’da hepimizin bağrını yakan büyük cinayet aslında düzenleme, denetim ve yaptırım zincirinin bir türlü oluşturulmamış olmasından kaynaklanıyor. Nedir ironik durum? Aynı hafta sansür yasası yürürlüğe girdi yani belki oradaki sorumlular hapse girmeyecek ama o sorumluları teşhir eden kişiler sansür yasasına takılarak özgürlüğünden alıkonulabilecek. Bu kapitalizm falan değil, bu bir kaptıkaçtı düzenidir. Kaptıkaçtı düzeninin aşılması için bu yasa hakkında konuşmak gerekiyor. Şimdi, bir, Sevgili Özgür Özel biraz önce Anayasa’nın 153 ve 138’inci maddelerini zikrederek benzer bir düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini ve buna benzeyen bir düzenlemenin yapılmasının Anayasa’nın ilgili maddelerini ihlal edeceği için iptal riskinin çok büyük olduğunu belirtti ama ben çifte Anayasa’ya aykırılığın ikinci yelpazesini, ikinci boyutunu ele alacağım; aslında bunlar birkaç kalemde toplanabilir. Birincisi, ÇED yani Çevresel Etki Değerlendirmesi ya da Anayasa’mızın çevreyle ilgili hükümlerinin ihlal edilmesi söz konusu; bunların başında da Anayasa -özellikle teklifin 2’nci ve 3’üncü maddeleri- 56 gelmektedir. Anayasa madde 56’nın devlete yüklediği üçlü yükümlülük: Bir, çevre kirliliğinin önlenmesi; iki, korunması; üç, geliştirilmesi. İşte, Çevresel Etki Değerlendirmesi tam da bu üçlü yükümlülük halkasında yer almaktadır. Bu nedenle, böyle bir düzenleme, ÇED’i aşan bir düzenleme açıkça ve kesinlikle Anayasa’ya aykırıdır; bunu belirtmek istiyorum.
Şimdi, ikinci dizi ise hazine arazilerinin satışı veyahut da hazine arazilerinin aslında tasfiyesi çünkü hepsi parayla olmuyor ve süresiz olarak. Burada Anayasa’ya çok yönlü aykırılıklar söz konusudur. Bir, hazine arazilerinin satışında esasen buna konu olan tarım arazilerinin değerlendirilme tarzı; Sayın Bakan Yardımcısı “Orman da değil, sadece tarım alanı.” diyor. Ya, bir de orman mı olacaktı, orman mı olacaktı sayın vekiller? (CHP sıralarından alkışlar) Anayasa madde 44 ve 45 açık; kamu yararına, tarım arazilerini siz satışa çıkaramazsınız, Anayasa çok açık. Çifte Anayasa'ya aykırılık söz konusu. Dolayısıyla Anayasa madde 81 gereği ant içmiş bir bakanın adına konuşan kişinin açıkça bu şekilde beyanda bulunması Anayasa'ya aykırılık ötesinde talihsizliktir.
Bunun yanı sıra ölçütler olarak kamu yararı 46 ve 47’nci maddeleri için de geçerlidir, kamulaştırma ve özelleştirme, devletleştirme açısından.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
104 konuşma daha · 20 Ekim 2022