21 inci yüzyılda milli kültürümüzü yaymanın önemiyle ilgili
Erzurum Milletvekili ·
Genel Kurul, 50. Birleşim · 3. yasama yılı · 12 Ocak 2005 · 496 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özdoğan, 12 Ocak 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 21 İNCİ YÜZYILDA MİLLİ KÜLTÜRÜMÜZÜ YAYMANIN ÖNEMİYLE İLGİLİ); konuşma 496 kelime.
İbrahim Özdoğan (Erzurum). “21 inci yüzyılda milli kültürümüzü yaymanın önemiyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 50. Birleşim tutanağı, 12 Ocak 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2005-01-12-21-inci-yuzyilda-milli-kulturumuzu-yaymanin-onemiyle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan ve değerli milletvekili arkadaşlarım; Yüce Heyetinizi ve Büyük Türk Milletini saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Geleneksel, yerel, millî kültür, halkın dil, kültür, duygu, düşünce ve beğenisiyle oluşturulup yaşatılan, geçmişten günümüze gelmiş, toplum, insan ve doğa gerçeğiyle şekillenmiştir.
Kültür mirası, insanlığın ortak mirasıdır. Her millet, hatta, her uygarlık, dil, kültür, tarih mirasıyla dünyada yerini alır. Bireylerin kökleşmesi ve toplumsallaşması bu mirasın içinde gerçekleşir. Kültür mirasları, geçmişin tanıklarıdır; bu yönleriyle, geleceğin şekillenmesinde etkendir.
Halk kültür ürünleri, halk arasında mayalandığı için, halkın kültür yapısını ve dokusunu ortaya koyar. Halk kültürü, toplumsal hayatta, birlikteliği pekiştirici, dayanışmayı artırıcı özelliklerini sürdürerek bir fonksiyonu üstlenir, halkın kendi kültürüyle yabancılaşmasını önler.
Halk kültür ürünlerinin, halkın ortak duygu ve düşüncelerini dile getirmeleri bakımından, Türk kültürünün korunmasında, yaşatılmasında önemli fonksiyonları vardır. Halk kültürü, uygarlıkları meydana getiren insanların kimlik ve kişiliğinin temel belirleyicisidir. İşte, Türk kültürüne ait yerel ya da ulusal kültürel öğelerin, küreselleşen dünyanın mozaiğine uygun nitelikte yeniden oluşturulmasında, köken olarak kendi kimliği korunarak, bütün insanlığa mal edildiğinde evrenselleşmesi başarılabilir.
Küreselleşmeye karşı çeşitli kültürlerin var olduğu bir dünyanın korunması, millî kültürlerin kendi özgünlüklerini, yerelliklerini koruyup sürdürmeleri yoluyla birbirlerine bağlanmalarını bu çalışmada bir hedef olarak görmemiz sebebiyle bu başarıyı önerebiliyoruz; çünkü, biliyoruz ki, içinde bulunduğumuz dünyada, kitle iletişim araçları, bütün insanlığın kültürel deneyimlerini etkiliyor ve gelecek kuşaklar için de yeni bir kültür oluşturuyor. İşte, bu gerçek, çağımız insanının düşünce ve inanışlarında etkili olan medyanın sunduğu kültür endüstrisiyle açıklanabilir.
Küreselleşme ya da yabancı terminolojiyle globalleşme, biri siyasal, biri ekonomik, biri de kültürel olarak üç boyutu olan bir kavramdır. Her ne kadar, bazı görüşler, küreselleşmeye sadece ekonomik boyutu olan bir olgu olarak yaklaşsalar da kültürel olarak da önemli bir dönüşümü ifade etmektedir. Özellikle yeni teknolojilerin kullanımıyla, yeni kültürel kodlar bütün dünyaya rahatlıkla yayılmaktadır; bu türden bir yapının getireceği dünya çapında kendine özgü bir düzene sahiptir. Gündelik tecrübe ve pratikleri dönüştüren yeni kültürel üretim ve yeniden üretim tekniklerinin ortaya çıkışının vurgulanması olarak tanımlanabilecek küresel kültürel dönüşüm, küreselleşmenin boyutlarının anlaşılmasında önemli bir sacayağını oluşturmaktadır.
Geride bıraktığımız yüzyılın son çeyreğinde ivme kazanarak süregelen değişim süreci, yaşadığımız dünyanın şartlarını da değiştirmiştir. Bu değişim sürecinin doğal bir sonucu, bilgi ve buna paralel olarak da bilişim teknolojileri hızla ve sürekli olarak değişmektedir. Zira, geleceğin bilgi toplumunu kuracak olan gençlerimizin, akıl, zekâ ve beyin melekelerini geliştirmeleri ve etkin bir biçimde kullanabilmeleri ise, eğitim etkinliklerinde bilinçli bir çabayı gerektirmektedir. Bilgi bolluğu ve hızlı iletişimle küçülen günümüz dünyasında bu baş döndürücü hıza yetişebilmek, sürekli üretilen ve çok kısa zamanda tüketilen bilgiyi gereği gibi kullanabilmek ve dönüşümü sağlayabilmek, kuşkusuz, zihinsel güçlerini çok iyi kullanabilen, muhakeme edebilen ve yeniden üretebilen bireylere sahip olmakla mümkün olacaktır.
Kültür politikaları, günümüzün ve geleceğin kültür yapısının belirlenmesinde, kültürel mirasın korunmasında ve tanıtılmasında etkin bir rol oynar. Kültür politikalarının ilkeleri, bilimsel çalışmalarla tespit edilir; toplumun gerçeklerine, maddî ve manevî değerlere uygun esaslara dayandırılır. Toplumun kültürel mirası sonucu oluşan yaşama biçimi, inanç ve değerleri, günlük kültür politikalarıyla yeniden yapılanamaz; eğitim ve kültür politikaları millîdir. Kültür politikaları, evrensellikten kopmadan, kültürel değişim ve gelişimle, sağlıklı, ilkeli politikalarla ürer.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
70 konuşma daha · 12 Ocak 2005