Adalet partisi iktidarının üçüncü yılının sonunda türkiye'ye getirdiği nokta hakkında
Erzurum Milletvekili ·
Genel Kurul, 5. Birleşim · 4. yasama yılı · 11 Ekim 2005 · 384 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özdoğan, 11 Ekim 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ADALET PARTİSİ İKTİDARININ ÜÇÜNCÜ YILININ SONUNDA TÜRKİYE'YE GETİRDİĞİ NOKTA HAKKINDA); konuşma 384 kelime.
İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Adalet partisi iktidarının üçüncü yılının sonunda türkiye'ye getirdiği nokta hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 5. Birleşim tutanağı, 11 Ekim 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2005-10-11-adalet-partisi-iktidarinin-ucuncu-yilinin-sonunda-turkiye-ye-getirdigi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyor ve Güney Asya'da meydana gelen depremde ölen kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Ayrıyeten, dün vefat eden edebiyatçımız, şairimiz Attila İlhan'a da Tanrı'dan rahmet diliyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'yi üç yıldır yöneten bir tek parti iktidarı var. Bu iktidar, milletten oy ve destek isterken, milletin önüne çok açık bir taahhüt koydu. Neydi o taahhüt; üç yılın sonunda insanlarımızın cebi para görecek. Söylenen ve vaat edilen bu idi. Millet, buna bütün kalbiyle inandı. AK Partinin iktidara gelip sorunlarını çözeceğine, sadece Türk seçmeni değil, iyi-kötü siyaseti bilen ve bu partide kurucu il başkanlığı yapmış olan ben de inandım; ancak, AK Partiyi yönetenler, iktidar koltuğuna oturur oturmaz, kendilerinden öncekilerden hiçbir farkları olmadığını gösterdiler; verilen sözlerin hiçbiri tutulmadı, milletin şikâyetçi olduğu sorunların hiçbirine çare bulunmadı.
Şimdi, Türkiye'nin önünde iki tablo var. Bu tablolardan birisi, hükümetin, devlet imkânlarını, kendisine bağlı medyayı kullanarak önümüze koyduğu bir tablodur; bu, kelimenin tam anlamıyla sanal bir tablodur. Buna göre, her şey mükemmel gidiyor; halk, her şeyden çok memnun, vergilerden memnun; hükümet, halka, neredeyse yıldızları bile vermiştir, memlekette durumu kötü olan bir tek kişi kalmamıştır.
Bu, tam bir illüzyon ekonomisidir. Bu hükümet tarafından, bir abrakadabra düzeni kurulmuştur. Geceyarıları, otel odalarında ihale pazarlığı yapan ve sonra da "babalar gibi satarız" diye bu etik dışı davranışı haklı göstermeye çalışan hükümet, cumhuriyet tarihinde hiç görülmedik ölçüde pervasız davranabilmektedir.
Hükümetin, hepimizin görmesini istediği bu sanal tablonun yanında, bir de gerçek tablo vardır. Bu tablo, milletin içinde bulunduğu durumu gösteren tablodur. Bu tabloda gördüğümüz şudur: Bu hükümet döneminde, Türkiye'nin, neredeyse üçte 2'si açlık ve yoksulluk sınırına dayanmıştır. Türk-İş gibi kuruluşların yayınladıkları geçim endekslerinde, bu durum açıkça görülmektedir.
Bu hükümetin en hızlı icraatı, hiç şüphe yok ki, yoksulluk üretmektir. Ekonomiyle ilgili rakamların birçoğu yanlıştır. Birtakım istatistik oyunlarıyla millet kandırılmaktadır. Yüzde 9 büyümeden söz ediliyor; fakat, işsiz sayısında 1 kişilik bir eksilme bile olmuyor. Nasıl bir büyüme bu?! Biz söyleyelim; bu, yalan büyüme ve sanal büyümedir.
Milletin durumu çok perişandır. Bakınız, hayırsever vatandaşlarımız ramazan yardımları dağıtıyorlar. Türkiye'de, hiçbir vakit 1 paket un kapabilmek için böylesine izdihamlar yaşanmamıştır. İnsanlar, o izdiham içinde insanlıktan çıkıyorlar. İnsanlarımızı o hale getiren, işte bu hükümetin, kendisine ait olmayan, taşeronluğunu yaptığı politikalardır. (ANAP sıralarından alkışlar, AK Parti sıralarından gürültüler)
MUSTAFA ATAŞ (İstanbul)Yalan söylüyorsun, yalan!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Uygarca dinlemeye davet ediyorum seni!
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
13 konuşma daha · 11 Ekim 2005