Yüksek öğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı khk lerde değ.yap.hk.kan.tas.(ss. 1039) 15 ilde üniversite kurulması hakkında
Erzurum Milletvekili ·
Genel Kurul, 46. Birleşim · 4. yasama yılı · 29 Aralık 2005 · 1.047 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İbrahim Özdoğan, 29 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEK ÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI KANUNU İLE 78 VE 190 SAYILI KHK LERDE DEĞ.YAP.HK.KAN.TAS.(SS. 1039) 15 İLDE ÜNİVERSİTE KURULMASI HAKKINDA); konuşma 1.047 kelime.
İbrahim Özdoğan (Erzurum). “Yüksek öğretim kurumları teşkilatı kanunu ile 78 ve 190 sayılı khk lerde değ.yap.hk.kan.tas.(ss. 1039) 15 ilde üniversite kurulması hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 46. Birleşim tutanağı, 29 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2005-12-29-yuksek-ogretim-kurumlari-teskilati-kanunu-ile-78-ve-190-sayili-khk-ler-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15 üniversite kurulmasıyla alakalı ek 66 ncı madde üzerinde Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle Yüce Heyetinizi Grubum ve şahsım adına saygı ve sevgilerimle selamlıyorum.
66 ncı maddeye göre, Çorum'a yeni bir üniversite kuruluyor. Hakikaten, Çorum Vilayetimiz, Anadolu'nun, Türkiyemizin sevilen, sembol, Türklüğü ve muhafazakâr değerlerimizi temsil eden kentlerinden birisidir. Bu vesileyle sevinçliyim, Çorumlu hemşerilerime ve oranın sayın milletvekillerine ve bütün milletimize hayırlı ve uğurlu olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ediyorum.
Değerli arkadaşlar, tabiî ki bayram yapıyoruz; yani, hazır fakülteler üzerine, kâğıt üzerinde bu üniversiteleri kurmakla birlikte, buna, tabiî, açıkgözlülük deriz. Gayet güzel…
AHMET YENİ (Samsun)Şimdi olmadı!
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Bir saniye… Gayet güzel. Yine de sevinçliyiz, bayram yapıyoruz; inşallah, bu kurulan üniversiteler de başka vilayetlerde kurulan üniversitelere analık yapar, babalık yapar diye düşünüyorum, kendileri daha önce analıktan ve babalıktan faydalandıkları gibi. (Anavatan Partisi sıralarından alkışlar) Durum budur.
Bu bayram; ama, en büyük bayram, değerli arkadaşlar, üniversiteleri askerî kışla haline getiren, öğretim üyelerine ve öğrencilere baskı yapan, uzun zamandır ve bilimin önünde en büyük engel teşkil eden YÖK'ün kaldırılması veya değiştirilmesi zamanında olacaktır inşallah; fakat, ne yazık ki bir üzüntümü belirtmek istiyorum. Sayın Başbakanımız, dün, bir televizyon kanalında "YÖK meselesini buzdolabına kaldırdık" dedi. YÖK mağdurları ve onların aileleri ve bu nedenle milletimizin kahir ekseriyeti, YÖK meselesi nedeniyle AK Partiyi iktidar yapmıştır. Ben, milletimize, Sayın Başbakanın bu sözünü, müjdeler olsun diyorum… Müjdeler olsun diyorum.
İnşallah, biz, Anavatan Partisi iktidara geldiği zaman, YÖK'ü kaldırdığımız zaman, bu bayramı hep birlikte yaşayacağız.
ENVER YILMAZ (Ordu)Ne zaman?!
FEHMİ HÜSREV KUTLU (Adıyaman)Anavatan iktidardaydı, kaldırsaydı.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Şimdi kaldıracağız… Şimdi kaldıracağız…
Değerli arkadaşlar, ben, bu YÖK meselesiyle alakalı şöyle bir beyin fırtınası estirdim, tabiî ki, bunun, bugün için tatbikata konulması mümkün değil, Genel Kurulun değerli üyeleriyle ve bizleri izleyen halkımızla bu düşüncelerimi paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlar.
Yıllardır ülke gündemini oluşturan siyasilerin seçim arenasında dillerinden düşürmedikleri, iktidarda bulunan partilerin unuttuğu, muhalefetin ise sıkı sıkıya sarıldığı, sağıyla soluyla herkesin eleştirdiği YÖK'le ilgili çözüm önerilerini, bağcıyı dövmekten öteye geçmeyen bir tarihî analize sahip olduğunu vurgulayarak, artık bu anlayışın, bu israf sürecinin milletimizin lehine değişmesi gerçeğinden kimsenin kaçmaması gerektiği âdeta haykırılmaktadır.
Bugüne kadar ortaya konulan çözüm önerilerinin en büyük handikabı, en önemli çıkmazı, YÖK'e yanlış bir perspektiften bakmış olmalarıdır. Hangi açıdan bakılmamış ki YÖK'e; kimileri özgürlük, demokrasi penceresinden göz atıvermiş, kimileri sistemin devamlılığı açısından yakalamış reçeteyi, kimileri küreselleşme kimileri ulusalcılık gömleklerini giydirmiş; ancak, hiç kimse bakılması gereken açıdan bakmayı, ya düşünememiş ya düşünmek istememiş ya da düşündürülmemiştir.
O halde, bakılması gereken, ama bir türlü bakılmayan bu bakış açısı nedir diye merak edilecek olursa, herkese göre doğruların olduğu ve bu doğruların ise güçlerine göre gündemi oluşturduğu YÖK'le ilgili tek hakikat, işte o es geçilen hakikat, YÖK'e bilimsel olarak bakmaktır. Bu bilimsel yaklaşım, YÖK konusunda sergilenmediği müddetçe, bütün iyi niyetli çabalar, havanda su dövmekten öteye geçemeyecektir.
İşte bu noktada, teorik ve pratik gerçeklerle tespit edilecek olan YÖK gerçeğini irdelemenin kaçınılmaz olduğunu kabullenip, bilimin huzurunda şapkamızı çıkarmalıyız.
Anayasanın 130 uncu maddesindeki "Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insangücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur. Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartıyla, vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir" ifadeleri doğrultusunda açılımları yönlendirdiğimizde, şunu açıkça görebiliriz ki, kuruluşları, amaçları, çalışmaları ve hedefleri noktasında birer eğitim öğretim kurumları hüviyetine sahip olan üniversitelerin bilimsel araştırma yapan yönleri birer tali amaç olarak kalmakta, pratikte ise bilimsel araştırmalar, uluslararası platformlarda ses getirmeyen bir niteliğe büründürülmektedir.
MUZAFFER KÜLCÜ (Çorum)İbrahim Bey, Çorumlular yasa bekliyor.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)İşte, YÖK'le ilgili en önemli mesele budur, değerli dostum; buna, oturup ağlamanız lazım.
İşte, YÖK ile ilgili getirilen bütün çözüm önerileri, YÖK ile ilgili bu gerçeği gözardı etmiştir. Tabiî, böyle bir dertleri olmazsa, bizimle alay etmeye kalkar; aslında, kendisiyle alay ediyor.
AHMET YENİ (Samsun)Çorumlular söyledi, ben söylemedim.
İBRAHİM ÖZDOĞAN (Devamla)Üzerinde hassasiyetle durulması gereken bu gerçek bilerek ve bilmeyerek gözardı edilmekle kalmamış, bilimsel gelişme süreci YÖK'te bir kamufle aracı olarak kullanılmış ve ülkemiz, uluslararası bilim platformunda hiçbir zaman kürsüye çıkamamıştır. Bu platforma çıkan vatandaşlarımız ise, gelişmiş ülkelerin bilim meşalesini taşımaktan kaçamamıştır. Yıllarca ihmal edilen bilimsel gelişme sürecinin müsebbibi YÖK sebebiyle, genç beyinlerimiz, yabancı ülkelerin bilimsel gelişme sürecinin basamak taşları olmak zorunda kalmışlardır.
O halde, hiç korkmadan, kimse istediği, şu veya bu söylediği için değil, bilakis, bilimin emrettiğini yazmak çizmek ve uygulamak, ülkemiz için en faydalı bir buluş olabilecektir. YÖK'ün şu an içinde bulunduğu durum açıkça göstermiştir ki, bir koltuğa iki karpuz fazla geldiği gibi, şunu da, bunu da, yani "her şeyi ben yaparım" anlayışının da iflas ettiği bir iklimde, Anayasa ve ilgili kanunlar çerçevesinde de ifade edildiği gibi, aslî görevi eğitim ve öğretim olan YÖK'ü bu görevinde başarılı kılmak ve YÖK'te tali amaç olarak figüran bir role sahip olan, kamufle aracı olmaktan öteye geçemeyen bilimi YÖK'ten kurtararak bağımsızlığına kavuşturmak ve TÜBİTAK'a bağlamak gibi kaçınılmaz bir hakikati idrak etmek zorundayız.
Anayasa ve ilgili kanunlarda çerçevesi çizilen bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık gibi görevleri birer kamu hizmeti olarak ifa etme görevi ilke, kural ve uygulamalarıyla yeniden yapılandırılmakta olan TÜBİTAK'a devredilmelidir. Bu noktada, yükseköğretim kurumları ise, çağdaş eğitim ve öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insangücü yetiştirmek amacıyla yeniden yapılandırılmalıdır. Böylece, ülkemizde bilimsel araştırma yapan, bilim adamı yetiştiren bir kurum ile önlisans, lisans düzeyinde eğitim-öğretim yapan bir kurum, amaç, yapılanma ve hedefler doğrultusunda ayrılmış iki özerk kurum teşkilatlandırılmalıdır.
Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki önlisans, lisans, eğitim ve öğretimini yönlendirmek ve bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak üzere Yükseköğretim Kurumu, ülkemizi bilim ve teknoloji hususunda çağdaş ülkeler seviyesine taşıyacak, beyin gücünün dışarıya göçmesini engelleyecek bir mantaliteyle bilimsel araştırma yayın ve bilim adamı yetiştirilmesi faaliyetlerini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, lisansüstü eğitim ve öğretimi yönlendirmek ve bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve bilim adamlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak amacıyla TÜBİTAK adında iki özerk kurum kurulmalıdır. İşte, bu noktada, bilgi çağının gerekleri açısından sınıfta kalmış bir ülkede…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
118 konuşma daha · 29 Aralık 2005