İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 73. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)

İbrahim Özdoğan

Erzurum Milletvekili · Anavatan Partisi

Genel Kurul, 73. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Mart 2006 · 956 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi), 9 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DEĞİŞİK ADLAR ALTINDA İLAVE ÖDEMESİ BULUNMAYAN MEMURLARA VE SÖZLEŞMELİ PERSONELE EK ÖDEME YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1103)); konuşma 956 kelime.

İbrahim Özdoğan (Anavatan Partisi, Erzurum). “Değişik adlar altında ilave ödemesi bulunmayan memurlara ve sözleşmeli personele ek ödeme yapılması hakkında (s.s.1103)”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 9 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ibrahim-ozdogan-22-2006-03-09-degisik-adlar-altinda-ilave-odemesi-bulunmayan-memurlara-ve-sozlesmeli (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ANAVATAN PARTİSİ GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDOĞAN (Erzurum)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1103 sıra sayılı kanun tasarısı üzerinde, Anavatan Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, tasarı, hükümetin sunduğu biçimiyle, hem bazı kamu çalışanlarının durumlarının iyileştirilmesi hem de çalışanlar arasında bir denge sağlanması hedefine yönelmiş gibi gösteriliyor.

Tasarı, medyada, çalıştıkları kurumda eködeme alamayan memurlara, ocak-haziran döneminde her ay 40 YTL, temmuz-aralık döneminde de her ay 40 YTL ödeme yapılmasına ilişkin bir düzenleme olarak sunuldu. Tasarının kabulü halinde, ikinci altı aydan itibaren memur maaşlarında sağlanmış olan ek artış miktarı 80 YTL'ye çıkmış olacakmış.

Hâkim, savcı, öğretmen, polis ve imamlara ayrıca ödeme yapılmasını da düzenleyen tasarıyla, dört gruptaki memurlara, bütçeden, 400-450 milyon YTL aktarılacağı söyleniyor.

Değerli arkadaşlar, tasarı, hâkim, savcı, öğretmen ve polislerin yanı sıra, imamlara ayrıca ek zam öngörüyor. Öğretmenlerin ekders ücretleri yüzde 38,8 oranında artırılarak, 3,6 YTL'den 5 YTL'ye yükseltilecek. Hâkim ve savcıların göstergeleri yükseltiliyor. Ayrıca, birinci derece hâkimliğe yükseltmede maaş ödemeleri için bekleme süreleri biraz kısaltılacak. Polis ve imamlara da eködeme yapılacak.

Tasarı, öğretmenlerin ekders ücretlerinin 3,6 YTL'den 5 YTL'ye çıkarılmasını da hükme bağlıyor. Şimdi, bu tasarının gazetelerde, televizyonlarda yer alan sunumu böyle. Güya, hükümet, tasarının kabulüyle birlikte memurlar arasındaki maaş ve özlük haklarına ilişkin dengesizlikleri giderecek, 1 300 000 küsur memurun durumuna yansıyacak etkili bir çözüm getirmiş olacakmış.

Bizim, Anavatan Partisi olarak, tasarı hakkında olumlu ve olumsuz yargılarımız var; bunları, ayırarak verelim.

Özellikle öğretmenler ve Emniyet Teşkilatımızın mensupları, hem devletin vatandaşa bakan yüzüdürler hem de devletin memur organizasyonunun en büyük parçasıdırlar. Eğer, bu tasarı, polisimizin, öğretmenimizin durumunda dişe dokunur bir iyileşmeye yol açacaksa, polisimiz, öğretmenimiz adına bizler de seviniriz. Polisin, öğretmenin çıkarlarının gündeme geldiği bir ortamda bizim için söz bitmiştir, ne gerekirse yapılmalıdır; ama, Anavatan Partisi olarak biz biliyoruz ki, bu hükümet döneminde polis, öğretmen neye uğradığını şaşırmıştır. Maaşta kum tanesi kadar bir iyileşme olsa amenna. Tayin terfide karmaşa yaşanmakta, onu çözelim derken başka bir keşmekeşin içine düşülmektedir. Müjde olarak sunulan her düzenleme uygulama birimlerine taşındığında binbir aksaklıkla yürümekte, insanımız mağdur olmaktadır. Vatandaşımızın bu ruh halini Meclis gündemine taşımak da bizim görevimizdir.

Değerli arkadaşlar, bir örnek vermek istiyorum: Restoran işletmecileri ve garsonluk yapan vatandaşlarımız iyi bilirler. Restorancılıkta, müşterinin sonradan görmesi, gidip geldiği, yemek yediği restoranda olur olmaz her şeye afra tafra yapar, kendine hizmet edenleri ezerek, onları sağa sola koşturarak üstünlüğünü ispatlama gayretine düşer, kendince tatmin olmaya çalışır; arada bir de garsonlara iyi bahşiş verir ki, gördükleri eziyete bir nebze olsun katlansınlar, maruz kaldıkları aşağılanmaya başkaldırmasınlar diye. Bu hükümet, sonradan görme restoran müşterisine benzemeye başlamıştır; memur vatandaşları da, gidip geldiği restoranın garsonlarına çevirmiştir. Her fırsatını bulduğunda, kendi hizmetindeki memuru ezmekte, tam bıçak kemiğe dayandı denilecek noktada da ortaya bir bahşiş atıp sus payı vermektedir. Biz çok iyi biliriz, bu hükümetin üyeleri, iş dünyasıyla yaptıkları bazı toplantılarda kulis faaliyetlerinde bulunurken "biz bu bürokrasiyi adam ederiz" cümlesini az telaffuz etmemişlerdir. Şimdi, bu cümlenin hesabını sorduğumuz zaman, "biz bunu bürokrasideki aksaklıkları gideririz anlamında söyledik" diyorlar. O zaman, bürokrasideki aksaklıkları gideririz deyin, neden böyle çirkin bir sunum yapıyorsunuz deriz biz; ama, öyle demezler onlar, bürokrasiyi adam etmekten dem vurup, Ali kıran baş kesenliğe soyunurlar. Ağızlarından çıkanlar memura bakışlarını yeterince yansıtıyor zaten.

Şimdi, hükümet, kalkmış, memura müjde verdiğini iddia ediyor "kamu çalışanları arasındaki dengesizliği giderdik" diyorlar. AK Parti Hükümetine "dengesizlik" kavramının gerçek anlamından söz etmenin zamanı geldi artık.

Değerli arkadaşlar, insan kaynakları disiplininde, denge "aynı işe aynı ücret, farklı işe farklı ücret" şeklinde formüle edilir. Yani, buna göre, her çalışanın bir görev tanımı vardır. Görev tanımı aynı olanlar ya da görev tanımı önemli ölçüde benzerlik gösterenler, aynı ücrete, aynı sosyal haklara ve aynı fizikî koşullara tabi olmalıdırlar. Bire bir aynılığın sağlanamadığı şartlarda çalışma şartları birbirine yakın tutulur ki, dengesizlik olmasın. Aynı işe aynı ücret prensibi bu eksende işler.

Farklı işe farklı ücret prensibinin de somut örnekleri vardır. Çalışma şartları çok ağır olanlara, şartların ağırlığı nispetinde eködemeler takdir edilir, sosyal haklarında da çeşitlemeler yapılır. Böyle yapılır ki, çalışma şartları ağır olan, bu ağır şartlara karşı direnç gösterebilsin ve kritik görev ifa edenler, yani, topluma, devlete ya da kuruluşa çok önemli bir hizmeti sunanlar da, geçim derdiyle, idarî prosedürle uğraşmasınlar, işlerine odaklansınlar diye ayrıcalıklı uygulamalarla desteklenirler.

Devlet bünyesindeki uygulamaya bakıyorsunuz, kamuda en ağır işi yapanlar emniyet görevlileri, maaş ve sosyal olanaklar bakımından en kötü durumda olanlar yine emniyet görevlileri. Bu tasarı, Emniyet çalışanlarının durumunu nispeten iyileştirse de, durumu değiştirmiyor.

Diğer taraftan, doktor, mühendis, büro memuru, din görevlileri, vergi elemanları, hâkim ve savcılar... Bu insanlar, toplum için, devlet için kritik olan, çok önemli, vazgeçilmez olan görevleri ifa ediyorlar. Dolayısıyla, bu insanların maaşları, özlük hakları ve sosyal şartları basbayağı ayrıcalıklı olmak zorundadır. Hem de bu insanlara tanınan ayrıcalık o kadar belirlgin olmalıdır ki, bu insanlar sadece işlerine odaklansınlar, idarî prosedürle, siyasetin işleyişiyle, şununla bununla ilgilenmesinler. Bakıyorsunuz, olması gerekenin yaşanan durumla alakası yok.

Değerli arkadaşlar, az önce saydıklarım, farklı işe farklı ücret kapsamında değerlendirilmesi gereken çarpıklıklar. Bir de, aynı işe aynı ücret kapsamında değerlendirilmesi gerekenler var. Aynı eğitim düzeyinde, aynı donanıma sahip, kıdem durumları aynı, görev tanımları birbiriyle aynı iki çalışan düşünün. Bunların, sadece, bağlı oldukları kurumlar farklı. Olması gereken, maaş, özlük hakları, sosyal olanakların eşit olması ya da hiç değilse, benzerlik göstermesi; ama, mevcut duruma bakıyorsunuz, bu iki çalışanın biri Halep'te, biri Şam'da; sahip oldukları haklar bakımından benzerlikler yok.

Kamuda çalışmak piyango çekilişlerine dönmüş bir vaziyette. Bir uzman, (A) kurumunda çalışırsa 3 lira, aynı işi (B) kurumunda yaparsa 7 lira, 8 lira alıyor, sosyal haklar bakımından da uçurumlar var.

Kamuda çalışma sisteminde, ücretlendirmede, verimlilik analizlerinde, verimliliğin ve işin karakteristiğinin ücretlere yansımasında zerre kadar muvazene, adalet kalmamıştır. Kalkıyorsunuz, memurun durumunda 80 liralık iyileştirmeyi müjde olarak sunuyorsunuz.

"Sorunları çözdük" diyorsunuz. Yapılan işe bakıyoruz, koparılan yaygaraya bakıyoruz ve görüyoruz ki, dengesizlik her şeyden önce hükümetin söyleminde değerli arkadaşlar.

Bu kanun tasarısını, ben, tam bir ulufe sistemine benzetiyorum değerli arkadaşlarım; maalesef, tam bir ulufe sistemi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

52 konuşma daha · 9 Mart 2006

52 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook