İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 35. BİRLEŞİM · CUMA

Suç Gelirlerinin Aklanması, Araştırılması, El Konulması, Müsaderesi ve Terörizmin Finansmanına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle

İdris Baluken

Diyarbakır Milletvekili · Halkların Demokratik Partisi

Genel Kurul, 35. Birleşim · 1. yasama yılı · 29 Ocak 2016 · 680 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

İdris Baluken (Halkların Demokratik Partisi), 29 Ocak 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Suç Gelirlerinin Aklanması, Araştırılması, El Konulması, Müsaderesi ve Terörizmin Finansmanına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle); konuşma 680 kelime.

İdris Baluken (Halkların Demokratik Partisi, Diyarbakır). “Suç Gelirlerinin Aklanması, Araştırılması, El Konulması, Müsaderesi ve Terörizmin Finansmanına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 35. Birleşim tutanağı, 29 Ocak 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/idris-baluken-26-2016-01-29-suc-gelirlerinin-aklanmasi-arastirilmasi-el-konulmasi-musaderesi-ve (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=44043

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

HDP GRUBU ADINA İDRİS BALUKEN (Diyarbakır)Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle şunu ifade edeyim: Cizre’de bir vahşet bodrumunda ağır ağır insanlık katledilirken defalarca burada vicdanlarınıza, yüreğinize, insanlığınıza, aklınıza seslenmeye çalıştık. Bugünkü konuşmamı kesinlikle bu bahsettiğim hiçbir özelliğinize hitaben yapmayacağım çünkü bütün bunları yedi gün içerisinde sayısız defa test ettik ve maalesef, adım adım sona doğru, oradaki 28 yurttaşın yaşam haklarının adım adım gasbedilerek onların ölüme doğru gittiği saatlerde sadece tarihe not düşme adına yapıyorum. Günün birinde çocuklarımız Meclis tutanaklarını açıp baktıklarında, Cizre’deki vahşet bodrumunda yaşananları merak edip araştırdıklarında neler yaşandığını ifade etmek için bu konuşmayı yapıyorum.

Tam yedi gündür 28 yaralı yurttaş bir hastaneye nakledilerek yaşam hakları ve sağlık hakkı sağlamak için bekledikleri bir ortamda adım adım ölüme gönderildi. Şu ana kadar 6 yurttaşımızın yaşamını yitirdiğine dair bilgiler vardı elimizde. 22 yurttaşın hâlâ yaralı olarak kurtarılabileceğine dair bilgiler vardı bizde. Ancak, bu konuşmaya çıkmadan hemen önce vahşet bodrumundan beni arayan parti meclisi üyesi arkadaşımız, binanın şu anda havan toplarıyla vurulduğunu, yaralıların bulunduğu yerde, o katta tamamen duman altında kaldıklarını ve birkaç kişi dışında diğerlerinden herhangi bir ses duymadıklarını ifade etti. Umarım ve dilerim ki, bir hekim olarak aklıma gelebilecek o ihtimal gerçekleşmesin; Suruç’ta, Diyarbakır’da, Ankara’da ambulans gitmesi gereken yerde gaz gönderdiğiniz ölümler Cizre’deki vahşet bodrumunda bu saat itibarıyla yaşanmasın.

Tam bir haftadır bu devlet ve bu Hükûmet, Cizre’deki bir evden 28 yaralıyı Cizre Devlet Hastanesine taşıyamamıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tedbir kararlarına rağmen, bu konuyla ilgili insanlık ayıbını ortadan kaldırmaya yönelik Türkiye kamuoyunda ve dünya kamuoyunda oluşan yüksek duyarlılığa rağmen, maalesef, Hükûmet ve devlet, adım adım insanlığın öldüğü bu suçta açık bir şekilde sorumluluktan fail konumuna geçmiştir. Bunun altını net olarak ifade ediyorum: Bu ülkedeki her bir yurttaşın ölümüyle ilgili sorumluluk Hükûmettedir, ancak bu 28 yurttaşın -şu anda yaşamını yitiren kişi sayısı 6’dır ama olası farklı gelişmelerle birlikte yaşamını yitiren her yurttaşın- sadece sorumlusu değil, göstermiş olduğu duyarsızlıkla faili de açık bir şekilde AKP Hükûmetidir.

Biz bu süre içerisinde sayısız görüşmeler yaptık. İçişleri Bakanıyla, İçişleri Bakanlığının en üst düzey yetkilileriyle saatler süren görüşmeler yaptık. Başbakanın bilgisi dâhilinde İçişleri Bakanının bize aktarımları oldu. Hükûmet, kamuoyunda ortaya çıkan baskıdan sonra “Oradaki yaralıları bir an önce biz de almak istiyoruz, cenazeleri hastaneye göndermek istiyoruz.” bilgisini ve iradesini bize aktardı. Başbakan Davutoğlu’nun bu konuda talimat verdiğini ifade etti. Biz bu talimat doğrultusunda, Cizre’deki arkadaşlarımıza, orada bekleyen çocuklarının kurtarılmasını bekleyen annelere ve bütün Türkiye kamuoyuna bu yönlü bir gelişmenin olduğunu ve olumlu sonuçların her an ortaya çıkabileceğini, ambulansların oraya gönderileceğini söyledik. Ama maalesef, bu süreçte, herhangi bir aksaklık oluşmasın diye, zamanla yarıştığımız bu süreçte en küçük bir akamete uğrama durumu yaşanmasın diye, İçişleri Bakanlığının içerisinde en üst düzeyde bulunan yetkililerle birlikte Cizre’deki bu vahşet bodrumuna her ambulans gönderme girişimimiz, maalesef birtakım yapay, suni çatışma mizansenleriyle engellendi. Orada yaralıları almaya giden sağlık ekipleriyle telefonun hoparlörünü açarak bütün o süreci kayıt altına aldık ve bakanlık yetkililerine dinlettik. Kontrol noktalarında o sağlık müdahalesini engelleyenler “Biz bu ülkenin Bakanını, Başbakanını tanımıyoruz.” dediler ve bunu bizimle birlikte o süreci dinleyen İçişleri Bakanlığının en üst düzey yetkilileri de kendi kulaklarıyla duydular ve buna tanıklık ettiler. O kontrol noktalarının her biriyle saatler boyu süren telefon görüşmeleri sonucunda, gidip yaralıların olduğu bodrum katına 150 metre bir mesafeye yaklaşıldığında da -tamamen planlanmış bir şekilde- tek taraflı bir ateş açma, tek taraflı bir çatışma havası yaratma süsüyle tekrar o ekipleri geri çevirdiler. Bütün bunlar olurken de en hazin olan durum, İçişleri Bakanlığının en üst düzey yetkilileri “Bizim inisiyatifimizi gördünüz, biz güç geçiremiyoruz.” deme durumunda kaldılar. Başbakan Davutoğlu’nun talimatı havada kaldı. İki gündür Başbakan Davutoğlu “O yaralılar ve cenazeler bir an önce oradan alınıp hastaneye gönderilsin.” talimatı vermesine rağmen Ankara’daki devletle Cizre’deki devlet uyuşmadığı için, Cizre’deki devletin inisiyatifi artık mevcut Ankara’daki devleti ve AKP Hükûmetini aştığı için o yaralılar ve cenazeler alınmadı.

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul)Öyle bir şey yok. Yalan, hepsi yalan!

İDRİS BALUKEN (Devamla)Öyle bir şey olmasaydı Başbakanının vermiş olduğu o talimat yerine getirilirdi. Başbakan dün yaptığı açıklamada bile…

AHMET HAMDİ ÇAMLI (İstanbul)Başbakanımız da İçişleri Bakanımız da partimizin bütün sözcüleri de bütün söylediklerinizin yalan olduğunu söyledi.

İDRİS BALUKEN (Devamla)Siz takip etmiyorsunuz.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

83 konuşma daha · 29 Ocak 2016

83 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook