İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 69. BİRLEŞİM · SALI

Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

İmam Hüseyin Filiz

Gaziantep Milletvekili · İYİ Parti

Genel Kurul, 69. Birleşim · 3. yasama yılı · 17 Mart 2020 · 520 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

İmam Hüseyin Filiz (İYİ Parti), 17 Mart 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 520 kelime.

İmam Hüseyin Filiz (İYİ Parti, Gaziantep). “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 69. Birleşim tutanağı, 17 Mart 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/imam-huseyin-filiz-27-2020-03-17-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi-munasebetiyl (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=86645

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 196 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesi üzerinde İYİ PARTİ Grubumuzun vermiş olduğu önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu maddeyle “Semerkand Bilim ve Medeniyet Üniversitesi” ibaresinin “İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi” şeklinde değiştirilmesi teklif edilmektedir. Hacegan Vakfı tarafından kurulan Semerkand Bilim ve Medeniyet Üniversitesi 9 Mayıs 2018 tarihinde kurulan 20 üniversiteden biridir. Tıp Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Eczacılık Fakültesi, Sağlık Meslek Yüksekokulu ve Sağlık Bilimleri Enstitüsünden oluşturulmuş, şimdi ise Bilgiç Vakfına devredilerek üniversite adının da İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi olarak değiştirilmesi istenmektedir. İsim değişikliğinin bizce bir sakıncası yoktur, önemli olan üniversitenin öğretim ve araştırma kabiliyetidir, ismi değil.

Değerli milletvekilleri, Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 9’uncu maddesinin (f) fıkrasında “Vakıf üniversitelerinin en geç üç yıl içinde eğitim öğretime başlayacağının taahhüt edilmiş olması gerekir.” denilmektedir. Kuruluşundan bu yana iki yıl geçmiş olmasına rağmen, rektör ataması da dâhil olmak üzere, hiçbir birimin faaliyete geçirilmemiş olması kurucuların ciddiyetten ne kadar uzak olduğunu göstermektedir. Şimdi başka bir vakıf ve başka bir isimle yola devam edileceği anlaşılıyor. Ümit ederim yeni yöneticiler eğitimin ciddi bir hizmet olduğunun bilinciyle hareket ederler.

Değerli milletvekilleri, YÖK tarafından açıklanan istatistiklere göre İstanbul’da 58 üniversite var; bunların 13’ü devlet, 45’i vakıf üniversitesidir. İstanbul’da bu üniversiteler içerisinde 24 tıp fakültesi, 25 sağlık bilimleri fakültesi, 16 diş hekimliği fakültesi ve 12 eczacılık fakültesi bulunmaktayken bu üniversite bünyesinde yer alacak aynı isimlerdeki fakültelere ihtiyaç var mıdır? Tartışılması ve YÖK’ün değerlendirmesi gereken bir diğer nokta da budur.

Değerli milletvekilleri, bu arada, Sayın Cumhurbaşkanımızın akademik yıl açılış töreninde vakıf üniversiteleriyle ilgili olarak, vakıf üniversitelerinin vakıf olmaktan çıkıp tamamen ticari çalıştıkları yönündeki sözleri çok önem arz etmektedir. Yükseköğretim Kurulu bu sözü iyi değerlendirmelidir. Eğitimin hiçbir şekilde ticarileşmesine müsaade edilmemelidir.

Değerli milletvekilleri, vakıf üniversiteleri kurulurken vakıfların nitelikleri ve amaçları önemlidir. Buna bilerek veya bilmeyerek dikkat edilmediği için ülkemiz sorunlar yaşamıştır. Nitekim, FETÖ terör örgütünün kurduğu 15 üniversiteye 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünden sonra el konulmuş ve bunlar devlet üniversitelerine dönüştürülmüştür. Onun için vakıf üniversiteleri kurulurken vakıfların kimlerle bağlantılı oldukları iyi analiz edilmeli, belirli bir amaca, tarikata ya da cemaate altyapı hazırlayacak üniversitelerin kuruluşuna hiçbir şekilde müsaade edilmemelidir. Bir beladan kurtulmuşken Türkiye aynı mahiyette başka taraflara savrulmamalıdır. Bunun sorumluluğu büyüktür ve sonuçları gelecek açısından vahimdir. Üniversitelerin cumhuriyetin yüz akı olmaya devam edebilmesi için “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” inancıyla cumhuriyetin kuruluş ayarlarına dönmekten başka çaremiz yoktur. Yeni yanılmaları Türkiye tolere edemeyecek durumdadır.

Değerli milletvekilleri, bir ülkenin güçlü olması, iyi eğitilmiş gençler sayesinde olur. Gençlerin iyi eğitilmesi de güçlü üniversitelerle olur, güçlü eğitim sistemiyle olur.

Genel bir değerlendirme yaparsak üniversitelerimizdeki eğitimin istenilen düzeyde olmadığı, öğrencilerin donanımlı olarak mezun edilemediği, AR-GE çalışmalarına yeterli desteğin verilmediği, birçoğunun kısıtlı bütçeleri, laboratuvar ve atölyelerinde çağın gerisinde kalan mevcut alet ve cihazlarla AR-GE yapmanın mümkün olmadığı, öğretim elemanlarının ders yüklerinin olağanüstü fazla olduğu, araştırma görevlilerinin sayılarının yetersiz ve yükümlülüklerinin çok fazla olduğu görülebilir. Bunları daha da artırmak mümkün. Üniversitelerimizin dünya üniversite sıralamasında ilk 500’e neden giremediklerinin izahı da burada yatmaktadır.

Üniversitelerimiz açısından bir diğer önemli sorun da istihdam imkânları hazırlanmadan ya da ihtiyaçlar göz önüne alınmadan gerçekleştirilen öğrenci kontenjanlarındaki artıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

61 konuşma daha · 17 Mart 2020

61 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook