Tapu kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.218)
Genel Kurul, 42. Birleşim · 3. yasama yılı · 8 Ocak 2009 · 1.873 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
İsa Gök (CHP), 8 Ocak 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TAPU KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.218)); konuşma 1.873 kelime.
İsa Gök (CHP, Mersin). “Tapu kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında (s.s.218)”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 8 Ocak 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/isa-gok-23-2009-01-08-tapu-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda-s-s-218 (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA İSA GÖK (Mersin)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 218 sıra sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Arkadaşlar, önünüzdeki sıra sayısını kontrol ederseniz, dört tane kanun görürsünüz: Tapu Kanunu -ilk sırada o var-, Orman ve Kadastro Kanunu ve Harçlar Kanunu. Tapu Kanunu’ndaki değişikliğin teknik bir yanı olduğunu fark edersiniz. Harçlar Kanunu’ndaki değişikliğe de bir şey demiyoruz, zira teknik bir düzenlemedir. Kadastro Kanunu’nun harcırahla ilgili maddesinin yani asıl görevli olduğu müdürlüğün yetki alanı dışında geçici görevle gönderilen personele arazi tazminatı yerine Harcırah Kanunu gereği ödeme yapılmasına bir itirazımız yok. Teknik düzenlemelerden oluşuyormuş gibi gelen bu Hükûmet tasarısının aslında içinde iki tane son derece önemli kanun var ve iki tane kanunda o kadar önemli değişiklikler yapılıyor ki bu tasarının içerisine sıradan teknik düzenleme gibi sokulmuştur.
İlk kanun, arkadaşlar, 6831 sayılı Orman Kanunu. Orman Kanunu’na karşı zaten AKP İktidarının olumsuz tavrını biliyoruz. Bu Kanun’la çok fazla uğraştığını biliyoruz ve hatta katıldığım bir komisyon toplantısında, AKP’li kimi arkadaşların ormanlara karşı düşmanca bir yaklaşımı olduğunu biliyoruz, bunu ben bizzat görmüştüm. Öyle ki, hatta hatırlarsınız, 2003 yılında bir değişiklik yapmıştınız. Bu değişiklikle, arkadaşlar, fıstık çamlıkları ve palamut meşelikleri kanunla orman dışına çıkarılmıştı ama asıl önemlisi kızılağaçlıklar ile aşılı kestanelikleri orman dışına çıkartmıştınız. Neyse ki Anayasa Mahkemesi bunu gördü ve bu sözcüklerin uygulanmasından doğacak, sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması için yürürlüğü durdurdu arkadaşlar ve Türkiye’nin kızılağaçlıklar ve aşılı kestaneliklerden oluşan ormanları kurtarılmış oldu ama aynı Kanun’la siz fıstık çamlıkları ve palamut meşeliklerini perişan ettiniz. Bu Orman Kanunu’na karşı hasmane tutum, şu anda gelen bu tasarı içerisinde de var.
Hepiniz mutlaka biliyorsunuz ama ben size izah edeyim: Arkadaşlar, iki tür kadastro vardır. Bir tanesi orman kadastrosu. Bu, yerini 6831 sayılı Orman Kanunu’ndan alır. Bir de arazi kadastrosu deriz, genel kadastro denebilir buna. Bunun da yeri 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ndan gelir. Türkiye’nin kadastrol sistemi bu tasarıyla hiç de fark ettirilmeden değiştirilmek isteniyor. Aslında, Meclis Başkanlığının doğrudan kusuru var çünkü bu tasarının, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonuna gittiği gibi, mutlaka, hukukla alakası sebebiyle Adalet Komisyonuna gelme zorunluluğu vardır ama siz bu tasarıyı, hiç adaletle, hukukla alakası yokmuş, teknik düzenlemeymiş gibi o komisyondan geçirerek, sessiz sedasız, doğrudan Genel Kurul gündemine taşıdınız ama Türkiye'nin temelinden bir sistemini değiştiriyorsunuz.
Arkadaşlar, Türkiye’de aslolan orman kadastrosudur. Arkadaşlar bilirler, bu konuda 19 ve 20. Hukuk Dairesinin başta olmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun o kadar çok kararı vardır ki. Ben size 20. Hukukun kararından bir tanesini okuyayım arkadaşlar, diyor ki: “Genel kadastro ile -yani o arazi kadastrosu ile- orman kadastrosu birbirleri için ikinci kadastro sayılamaz. Genel kadastro yapılıp kesinleşen yerlerde her zaman orman kadastrosu yapılabilir.” Yani aslolan özel kadastro, orman kadastrosudur diyor. Bizim hukuk sistemimiz, bizim davalar sistemimiz tümüyle bunun üzerine kurulmuştur. Günlük yaşamdan bilirsiniz, arazi kadastrosu gider, falanca yerdeki araziyi ada, pafta, parseline böler, amir üstünü yazar, geçer, gider; derken, buranın aslında orman arazisi olduğu ortaya çıkar, bu tapular iptal olur. Neden? Çünkü orman kadastrosu asıldır. Buradan şuna gelmek istiyorum: Arkadaşlar, bakın, 2/B’ler konusunda, yani 1981 tarihinden önce orman vasfını yitiren yerlerin sorununun giderilmesi konusunda, vatandaşların Antalya Kepez’de olduğu gibi bu sorunlarının giderilmesi konusunda dürüstçe, iyi niyetle teklifi getirin, konuşalım. Bu vatandaşlarımızın mağduriyetini, satarak değil, Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal’ın söylediği gibi bu insanlara atadan, babadan gelen arazi kadastrosu veya Osmanlıdan gelen tapulara istinaden bu tapuların verilmesi konusunda yardımcı olalım. Genel Başkanımızın bu konuda müteaddit beyanları vardır ama siz bunu yapmıyorsunuz. Siz bu kanunla enteresan bir şey yapıyorsunuz arkadaşlar, bakın ne yapıyorsunuz. Bu iki kadastroyu anlattıktan sonra ve farkını anlattıktan sonra, arkadaşlar, bu Orman Kanunu’ndaki eski hükümle, yeni tasarıdaki yeni hükümleri size anlatmak istiyorum, iki kadastro farklıdır. Arkadaşlar, Orman Kanunu 7’nci madde diyor ki -hataları falan, işlemleri saymış- “… fennî hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” Orman kadastro komisyonları, yani 6831 sayılı Kanun’a göre kurulan orman kadastro komisyonunca yapılır diyor. Yeni tasarıda, Hükûmet aynı maddeye, 7’nci maddeye bir fıkra ilave ediyor ve diyor ki: “Ancak, henüz orman kadastrosuna başlanılmamış yerlerde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre…” Bakın, arazi kadastrosu yapılan kanuna göre belirlenen orman sınırı, orman kadastro komisyonunca belirlenen orman sınırı niteliğini kazanır yani arazi kadastrosunun belirlediği orman çalışmasını orman kadastro komisyonu yapmış gibi sayılır diyor. Orman kadastro komisyonu yapmamasına rağmen, arazi kadastrosu çalışmasını orman kadastrosu olarak kabul ettiriyorsunuz; hukuk dışılık.
Diğer maddeye geliyorum. Arkadaşlar, Orman Kanunu’nun 9’uncu maddesi yedi fıkradan oluşuyor. Yedinci fıkra orman tahditleriyle alakalıdır arkadaşlar. Bu maddede -ilgili kısımları atlıyorum- “…bu hatalar Orman Genel Müdürlüğünün bilgisi ve denetimi altında orman kadastro komisyonlarınca düzeltilir.” diyor. Özellik arz eden bir durum, orman kadastro komisyonlarını yetkili kılıyor.
Arkadaşlar, tasarıda diyor ki -aynı yerin değiştirilme tasarısında- “…hataları 3402 sayılı Kanunun 4’üncü maddesine göre -yani Kadastro Kanunu’na göre- oluşan kadastro ekibince düzeltilir.” diyor. Bunu izah edeyim size: Kadastro Kanunu’na göre bir kadastro ekibi vardır, bir de kadastro komisyonu vardır. Kadastro ekibi ayrıdır, komisyon ayrıdır ama Orman Kanunu’nda doğrudan bir kadastro komisyonu vardır.
Devam ediyoruz arkadaşlar, bununla bitmiyor. Orman Kanunu’nun 45’inci maddesi var arkadaşlar; diyor ki: “Amme müesseselerine -bu Orman Kanunu’nun hâlihazırda uyguladığımız maddeleri arkadaşlar- ait ormanların tahdit işini de 7’nci maddede yazılı orman kadastro komisyonları yapar.” Bunu değiştiriyorsunuz, diyorsunuz ki: “Amme müesseselerine ait ormanların kadastrosu da bu Kanunun 7’nci maddesi hükümlerine göre yapılır.” Bakın ama, buradaki değişiklik şu: 7’nci madde değişikliği yaptınız bir, orman kadastro komisyonunu kaldırdınız, arazi kadastro komisyonunu, arazi kadastro ekibini kurdunuz. Orman Kanunu’nun 45’nci maddesinde bunu değiştiriyorsunuz.
Arkadaşlar, devam ediyor: Orman Kanunu’ndaki bu kadar orman kadastro komisyonunun yetkisini kaldıran değişiklikler yetmiyor gibi 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun geçici bir maddesi var arkadaşlar, geçici 7’nci madde. O diyor ki: “Bu Kanuna göre yapılacak çalışmalardan önce 6831 sayılı Orman Kanununa göre başlanan orman kadastrosu, orman kadastro komisyonlarınca sonuçlandırılır.” Yeni tasarıda arkadaşlar ne diyor biliyor musunuz: “Bu Kanuna göre yapılacak çalışmalardan önce 6831 sayılı Orman Kanununa göre başlanan orman kadastrosu, bu Kanunun 4 üncü maddesine göre sonuçlandırılır.” Orman kadastrosu kaldırılmış. 4’üncü madde ne? Arazi kadastrosu, arazi kadastro komisyonu, arazi kadastro ekibi.
Şimdi geleceğim arkadaşlar. Hem Orman Kanunu’nda hem Kadastro Kanunu’nda, orman kadastro komisyonlarının yetkileri, arazi kadastro ekiplerine niye veriliyor? Bunun çözümünü öğrenmek aynı kanunda var. Kadastro Kanunu’nun, arkadaşlar, 3’üncü maddesi, Orman Kanunu’nun da 7’nci maddesi, bu komisyonların teşekkülünü izah eder. Orman kadastro komisyonları özel ve önemli komisyonlardır. Bu yüzden de Orman Kanunu yani 6831 sayılı Kanun’un 7’nci maddesi bu orman kadastro komisyonlarının teşekkülünü şöyle arz eder, der ki:
1) Komisyon Başkanı orman yüksek mühendisi veya orman mühendisi olacak.
Bu konuyu Sayın Şandır bilirler.
2) Komisyonun ikinci üyesi orman yüksek mühendisi olacak.
3) Ziraat yüksek mühendisi bir üye daha olacak, yoksa ziraat mühendisi.
4) Ziraat odası temsilcisi olacak. Ziraat odası temsilcisi de, malum, ziraat mühendisi.
5) Belediyede encümen, köylerde muhtarlıkça bildirilecek bir kişilik üye daha var.
Arkadaşlar, ne oldu? Orman kadastro komisyonu 5 kişiden müteşekkil. Belediye ve muhtarlıktaki 1 kişiyi saymazsanız, 4 kişiden 2’si ziraat yüksek mühendisi, ziraat mühendisi; 2’si orman yüksek mühendisi. Başkanı var, bu komisyonda başkanlık vardır. Orman yüksek mühendisi de komisyon başkanı.
Gelelim Kadastro Kanunu’na yani arazi kadastrosu ekibine. Ekip ayrı, komisyon ayrıydı burada hatırlarsanız. Bu ekipte ise, arkadaşlar, 6 kişi vardır. Arazi kadastrosu, genel kadastro ekibi 6 kişiliktir. Bir: Kadastro teknisyeni, başkanlık yoktur. İki: Yine bir kadastro teknisyeni. Üç: Mahalle veya köy muhtarı. Dört, beş, altı: Mahallî bilirkişi yani eşraftan Ahmet, Mehmet, Osman amca. Kadastro ekibi 6 kişidir, bunlardan oluşur arkadaşlar. Kadastro komisyonu ayrıdır, itirazları inceler. Burada ise kadastro müdürü, kadastro üyesi, kontrol mühendisi veya kontrol memuru vardır.
Şimdi, bakınız, orman gibi bir yerin kadastrosunu yapıyorsunuz. Tüm dünya mevzuatlarında orman kadastrosunu orman mühendisleri yapar çünkü ağaçların niteliği, toprağın vasfı, hava fotoğraflarının okunması, ağaçların geçmişi, her şey orman mühendisliğinin ve özellikle yüksek mühendisliğinin bilgisi ve uzmanlığı dâhilindedir. Değil mi Mehmet Bey?
MEHMET ŞANDIR (Mersin)Evet.
İSA GÖK (Devamla)Uzmanlık budur. Tüm dünyanın -Rusya’dan Amerika’ya kadar gidin arkadaşlar- orman kadastrolarını orman mühendisleri yapar. Orman ayrı bir bilimdir. Arazi kadastrosunu kadastro teknisyeni yapar. Ada, pafta, takeometrik ölçüm… Bunu yapar. Ormanla alakası yoktur. Bu yüzden de Türkiye’de arazi kadastrosunu yapanların -bütün arazi kadastrosu yapanlar- hepsi de orman arazilerini anlamazlar, orman görmezler, tapu keserler. Daha sonra sorunlar çıkar.
Arkadaşlar, bu kanunla varılacak olan yer nedir biliyor musunuz? Sakın ha sakın bize 1981 öncesi ormanlık yere yer yapanların, arazi yapanların, ev yapanların, babadan kalan yerlerin, mağdur olan insanların kurtarılması değil… Biz bunların kurtarılmasına taraftarız, yardımcı oluruz biz size bu konuda, olacağız. Bu kanun, bu tarihten sonra orman kadastrosu yapma işini arazi kadastrolarının teknik ekibine, ormancı olmayanlara vererek ormanların yeniden ve bu tarihten sonra talanının önünü açmaktadır, talanının önünü açmaktadır.
Bakın arkadaşlar, AKP sıralarında oturan arkadaşlar bunların farkına varsalar bu tasarı buraya kadar gelmez. Teknik bir olaymış gibi buraya kadar geliyor ama aslında, arka tarafında, planın arkasında son derece tehlikeli bir yapılanma var. Türkiye’de ormanların bu tasarının yasalaşmasından sonra, 2009 yılından sonra talanı var. Sayın Hükûmet tarafı da diyecektir ki şimdi bana: “Ama Kadastro Kanunu’nun 4’üncü maddesinde bir değişiklik yapıldı.” Niye? “Arazi kadastro ekibine biz orman mühendisi ilavesini koyduk.” diyecekler. Doğrudur arkadaşlar çünkü bu kafayla 2005 yılında zaten Kadastro Kanunu’na, “Nasıl yaparız da bu tarihten sonraki orman talanının önünü açarız” diye 5304 sayılı Kanun’la bu getirilmeye çalışılmıştı. Ama nasıl getirildi? İş öyle biliniyor ki, öyle uzmanları var ki bu işin… 6 kişilik arazi kadastrosu teknik ekibine -3’ü mahallî bilirkişi, 1’i muhtar, 2 tanesi kadastro teknisyeni- ilaveten 1 ormancı, yoksa orman teknikeri, 1 de ziraat teknisyeni kondu. Sayı 8’e çıkıyor.
Ama arkadaşlar, son kadastro çalışmalarında -Genel Müdür açıklasın- bu 4’üncü maddeye göre yapılan kadastro çalışmalarında dahi 8’deki o orman mühendisi muhalefet şerhi koyuyor ama çoğunluk oyu “hayır” oluyor. Hep muhalefet şerhli ama çoğunluk oyunun muhalefet şerhine itibar etmemesi sebebiyle mahallî bilirkişi ve teknisyenlerin laflarıyla, çoğunluk oylarıyla arkadaşlar koca koca orman arazilerinin tapuları kesilmeye çalışılıyor. Şu anda buna başlandı ve bu tapular arkadaşlar -bakın tekrar ediyorum- 2/B’yle alakası yok bunun, şu anda mağdur olan insanlara tapularının verilmesiyle alakası yok. Bütün tehlike, 2009 yılından sonra yeni yapılacak olan orman talanının önünü açıyorsunuz, bilerek veya bilmeyerek.
MEHMET ERDOĞAN (Adıyaman)Hiç ilgisi yok.
İSA GÖK (Devamla)Bilmeyerek yapıyorsanız düzeltin.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Bilerek… Bilerek…
İSA GÖK (Devamla)Bilerekse bunun adı, bunun adı bu topraklara ihanettir. Bakın arkadaşlar, ihanet kısmı hassas bir kısım.
Geçenlerde Meclisin kapısının önüne 2 tane muhterem insan geldi arkadaşlar. 1 tanesi TEMA Vakfı Onursal Başkanı Sayın Hayrettin Karaca, diğeri de Sümerolog Doktor -hocamız- Sayın Muazzez İlmiye Çığ. İkisinin önünde saygıyla eğiliyorum. Bu insanlar birkaç pankartla gelmişlerdi. Ne demişlerdi: “Tarım alanları satılamaz!” Ne demişlerdi arkadaşlar: “Şehit kanlarıyla sulanmış vatan toprağını satamazsınız!” “Çılgın ihtiyarlar.” demişlerdi kendilerine. Birinin yaşı seksen yedi, diğerinin doksan dört.
Eğer bu tasarıyı, 2009 yılından sonra ormanları talana açma tasarısını bilerek getiriyorsanız, bu 2 tane çılgın ihtiyardan vatan sevgisi konusunda kesinlikle bir feyzalmanız lazım, ders almanız lazım. Polis arkadaşlar, o 2 tane çılgın ihtiyarın pankartlarını dahi aldılar. Dizlerine battaniye örtüp sessiz protestoda bulundular. Bu insanların vatanseverliğinin bu Meclise yansıma zorunluluğu vardır.
Arkadaşlar, bu sebeple bu kanunun, Orman Kanunu ve Kadastro Kanunu’ndaki yapılan değişikliklerin mutlaka ve mutlaka geri çekilme zorunluluğu vardır. Biliriz ki Türkiye’de zengin olmanın yolu devlet mallarını gasbetmekten, devletin hazinesini gasbetmekten geçiyor. Yeni bir rant alanı yaratmayınız. Bu topraklar, bu vatan evlatlarının hepsinindir.
O iki tane çılgın ihtiyarın dediği gibi, ormanlarınıza sahip çıkma, bu vatan topraklarına sahip çıkma konusunda sizleri hassasiyete ve bu tasarıdaki Orman Kanunu ve Kadastro Kanunu’nun -harcırah kısmı hariç- o maddelerinin geri çekilmesine davet ediyorum.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
39 konuşma daha · 8 Ocak 2009
