Kadın erkek fırsat eşitliği komisyonu kurulması hakkında kanun teklifi (s.s.328)
Genel Kurul, 56. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Şubat 2009 · 1.022 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İsa Gök (CHP), 11 Şubat 2009 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KADIN ERKEK FIRSAT EŞİTLİĞİ KOMİSYONU KURULMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.328)); konuşma 1.022 kelime.
İsa Gök (CHP, Mersin). “Kadın erkek fırsat eşitliği komisyonu kurulması hakkında kanun teklifi (s.s.328)”. TBMM Genel Kurulu, 56. Birleşim tutanağı, 11 Şubat 2009. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/isa-gok-23-2009-02-11-kadin-erkek-firsat-esitligi-komisyonu-kurulmasi-hakkinda-kanun-teklifi (erişim: 28 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA İSA GÖK (Mersin)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 328 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerinde CHP Grubu adına görüşlerimizi arz edeceğim.
Arkadaşlar, meslektaşım Sayın Nazan Moroğlu aramıştı geçen gün “İsa Bey, bu, Kadın Erkek Eşitliği Komisyonunu daha ileriye götürebilir miyiz?” demişti. Ben de kendisine “Vallahi, korkarım komisyonda geçtiği ittifakla Genel Kurulda bu iş olmaz. AKP’li arkadaşlar mutlaka buna bir çelme takarlar” demiştim. Nazan Hanım herhalde dinliyordur beni, dediğim oldu, çelme takıldı.
Komisyonun adını, “Kadın Erkek Eşitliği”nden “Fırsat Eşitliği”ne çevirdiniz. Nimet Hanım meslektaşımdır, bilirler ki, fırsat eşitliği, kadın erkek eşitliği içerisinde mündemiçtir, eskilerin deyimiyle. Yani, fırsat eşitliğini kadın erkek eşitliği barındırır. Kadın erkek eşitliği daha geniştir, fırsat bunun bir alt baremidir, bir alt koludur.
Komisyonun adını değiştirmekle, esasen, iradenizi, kadın erkek eşitliği konusunda değil, alta indirerek, daraltarak olması gerektiği konusunda AKP’li vekiller bir irade koydular. Benim üzüldüğüm, bu değişiklik önergesine AKP’den kadın vekil arkadaşlarımızın imza koymasıydı, hakikaten üzüldüm.
Arkadaşlar, bu komisyonun kurulması için asıl emeği veren CHP’li arkadaşlarımdır. İlk 11 Mart 2003 tarihinde Sayın Oya Araslı, Ankara Vekilimiz, bu komisyon konusunda kanun teklifi vermişti. Ondan sonra 27 Mart 2003 tarihinde İstanbul Vekilimiz Sayın Birgen Keleş bu konuda kanun teklifi vermişti Kadın Erkek Eşitliği Komisyonu kurulması hakkında. Daha sonra Birgen Keleş 2007 yılının 15 Ağustosunda kadük kalan teklifini yeniledi ve tekrar yenilemeyle Kadın Erkek Eşitliği Komisyonunun kurulmasını istedi. Oya Hanım’ın teklifi de Nevingaye Erbatur tarafından yenilendi ve 27 Aralık 2007 tarihinde kadın erkek eşitliğinin sağlanması konusunda “İzleme Kurulu” adı altında, daha sonra komisyona çevrildi, bir kanun teklifi verilmiş idi. Dolayısıyla bu emeğin başında CHP’li kadın vekillerimiz var, bununla hakikaten gurur duyuyorum.
Bu komisyon yalnızca Türkiye’de mi var arkadaşlar? Hayır, Almanya’da, Avusturya Parlamentosunda, İsrail Parlamentosunda, Hırvatistan’da, İngiltere, Çek Cumhuriyeti, İspanya, Fransa, Portekiz, Avrupa Birliği Parlamentosunda, her tarafta var. Yani bu Türkiye'nin buluşu değil, tüm dünya bunu çok daha önce bulmuştu.
Komisyon kurmak yeterli değil arkadaşlar. Asıl olması gereken, sihirli sözcük “pozitif ayrımcılık”tır. Yani kadınlar lehine bu ülkede en az bir jenerasyon, bir yirmi beş otuz yıllığına pozitif ayrımcılığın kabulüne dair yasal düzenlemeyi bu Meclis yapmak zorundadır eğer gerçekten kadın erkek eşitliğini düşünüyorsa.
Pozitif ayrımcılık konusunda Anayasa madde 10’daki hüküm düzeltilebilir. Ki, madde 10’daki düzeltme, yani kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğu madde değişikliği konusunda da Oya Araslı’nın mücadelesini daha dün gibi hatırlıyoruz madde 10 değişikliğinde.
Arkadaşlar, Türkiye'nin kadın erkek eşitliği konusundaki mücadelesinin tarihi biraz daha geri tabii. En önemli metin 1985’teki “CEDAW” denen kadına karşı her tür ayrımcılığın giderilmesine ilişkin sözleşme, uluslararası sözleşmedir, 1986’da yürürlüğe girmiştir. Ondan sonra 1998’de bir kanun var ki 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun. Bu, güzel bir gidişattı. 2002 yılında Medeni Kanun, yani 4721 sayılı Medeni Kanun yürürlüğe girerken büyük bir hata yapıldı. 4722 sayılı Medeni Kanunun Yürürlük Kanunu’nun 10’uncu maddesinde, ne yazık ki bu Meclis, kadın ve erkeğin edinilmiş mallara katılma rejimine 2002 sonrası dâhil olması önerildi. Evliliğin başından beri ideal olan bu rejime girmesi engellendi ve Türkiye’de yedi yıldır bu kadın erkek eşitliği konusunda darbelerden biri olan uygulama kanunun geçici 10’uncu maddesi yürürlükte. Bunun, edinilmiş mallara katılma rejimini düzenleyen Medeni Kanun’un 202’nci maddesi ve devamının buna göre düzenlenerek hâlihazırdaki eski tüm evliliklere de uygulanması gerektiği muhakkaktır. Pozitif ayrımcılık yasal düzenlemeleri ve edinilmiş mallara katılma rejiminin geçmişe sâri uygulanması bir zorunluluktur. Bunu Meclisin mutlaka düşünmesi gerekmekte.
Arkadaşlar, Medeni Kanun’da, ikinci ayrımda edinilmiş mallara katılma rejimi düzenleniyor, üçüncü ayrım mal ayrılığı, dördüncüsü paylaşmalı mal ayrılığı, beşincisi mal ortaklığı. İdeali, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Ben tüm Meclise sesleniyorum: Türkiye’de kadınların bu sömürüsüne bir son vermek için bu düzenlemeyi yapmak zorundadır Meclis. Yapmazsa ne olur? Arkadaşlar, bakın ne olur? İşte kadının hâli: “Beş buçuk aylık hamile olan falancayı eşi feci şekilde dövdü. Burnu kırılan, yüzünde morluklar oluşan kadın şikâyetçi olmayınca eşi serbest bırakıldı. Sevgi Hanım’ın şu sözleri Türkiye’de kadınların içler acısı hâlini bir kez daha ortaya koydu: İki çocuğum var, hamileyim ve gidecek yerim yok. Eşim hapse girerse bize kim bakar?” İşte, Meclis, pozitif ayrımcılıkla bu sorunları mutlaka gidermek zorundadır.
Yalnızca eşit olma isteği yetmiyor, Türkiye’de feodalizmin ortadan kaldırılması lazım. Kadınların sömürüldüğü alanlardaki feodalizmin etkisini hepimiz bilmekteyiz. Feodalizmden beslenenler var bu ülkede siyaseten de, ekonomik olarak da.
Arkadaşlar, kadın erkek eşitliğini istiyorsak, feodalizmin tasfiyesi bu ülkede bir zorunluluktur.
Öte taraftan arkadaşlar, kadınların eşitliğinin asıl sağlanması ekonomik yaşama katılmasıyla olur. Hukuk bir üstyapı kurumudur. Siz üretim ilişkilerinde kadına ağırlık vermezseniz, siz kadını yalnızca –dilim varmıyor ama- ikinci bir süje olarak değerlendirirseniz, kadın erkek eşitliği konusunda yapacağınız her şey ne yazık ki boşa çıkar. Bu yasal düzenlemeler büyük bir anlam ifade etmeyecektir.
Önümüzde 29 Mart var, yerel seçimler var. Bir bilgi vermek istiyorum arkadaşlar. Türkiye'nin ilk belediye başkanı Sadiye Hanım Artvin ili Yusufeli ilçesi Kılıçkaya beldesi Başkanı idi 1930 yılında. Bir Mersinli olarak övünç duyuyorum, ilk il belediye başkanı Sayın Müfide İlhan’dır, Mersin İl Belediyesi Başkanı 1950 yılında. 2009 yılına geldiğimizde Cumhuriyet Halk Partisi Halk Partisi Bursa’da Sena Kaleli, Aydın’da Özlem Çerçioğlu, Kastamonu’da Müjgan Alagöz, Erzincan’da Nuran Uygun ve Hatay’da İris Şentürk’ü göstererek 5 tane ilde belediye başkan adayı göstererek, aslında…
TEKİN BİNGÖL (Ankara)6 oldu, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkan adayı da var.
İSA GÖK (Devamla)6 oldu evet, orası da oldu.
…büyük bir atılımı gerçekleştirmiştir. Bu hanım arkadaşlarımızın seçimi kazanmasını canıyürekten diliyorum, kadın hareketi açısından aynı zamanda.
Arkadaşlar, Komisyonda bir şeyden bahsetmiştim, Mecliste de karşımıza geldi. Bakınız, kadınların eğitiminden bahsediliyor, kadınların yeteri kadar yaşama kabul edilmeyişinden bahsediliyor. Ama bir düşünün, acaba burada karısını kendine eşit görmeyen, annesini kendine eşit görmeyen, kızını kendine eşit görmeyen, kız kardeşini kendine eşit görmeyen erkeklerde midir sorun? Asıl eğitilmesi gereken, siz bu önergeye de “evet” oyu veren erkeklerde mi sorun, hanımlarda mı? Türkiye’de kadın erkek eşitliği konusunda asıl eğitilmesi gereken grup kadınlar değildir, bu hakları verme konusunda ayak sürüyen, az önce de Kadın Erkek Eşitliği Komisyonunun adını değiştirip, yalnızca fırsata indirgeyen erkek egemen Türkiye ve erkek egemen Meclisteki erkek vekillerdir. Eğitilmesi gereken asıl bunlardır. Bu zihniyetin eğitilmesi gerekiyor arkadaşlar. Ben, Türkiye’de kadın ve erkeklerin gerçekten ama gerçekten, lafta değil, realiteyle, yaşamla eşit olması günleri diliyorum ve kadın örgütlerimiz -bakın faks çekmişler- “Talebimiz, fırsat değil, fiilî eşitlik.” diyorlar, “fiilî eşitlik” ve Meclis AKP Grubu getirdiği önergeyle fiilî eşitliğe izin vermeyeceğini, alta indirgeyerek fırsat düzleminde eşitliğe izin vereceğini ne yazık ki ortaya koydu. Kadın hareketi, kadın erkek eşitliği hareketi anlamında…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
53 konuşma daha · 11 Şubat 2009
