İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 92. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

İsmail Atakan Ünver

Karaman Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 92. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Haziran 2021 · 551 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

İsmail Atakan Ünver (CHP), 16 Haziran 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 551 kelime.

İsmail Atakan Ünver (CHP, Karaman). “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 16 Haziran 2021. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismail-atakan-unver-27-2021-06-16-ceza-ve-guvenlik-tedbirlerinin-infazi-hakkinda-kanun-ile-bazi-kanunlar (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=98411

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Karaman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ceza İnfaz Kanunu’nda değişiklik yapan teklifi görüşüyoruz. Konuşmamın başında bir hukukçu olarak söylemeliyim ki bir suç iddiası söz konusu olduğunda söyleyenin kim olduğuna bakmaz hukuk, iddianın ciddiyetine bakar; araştırır, soruşturur, gerekiyorsa kovuşturur, gerekmiyorsa da kovuşturmaz. Daha baştan “Söyleyene bak.” denilerek iddiaların geçersizliği savına haklılık kazandırılamaz. Kumpas davalarında yaşananları hatırlarsak hukukta “İşine gelince öyle, işine gelince böyle.” anlayışı olmaz. Hukuk, her hâl ve şartta herkese aynı uygulanır ve herkes için aynı sonucu doğurur.

O zaman ortaya saçılan lağımdan hareketle bir çağrı yapalım: Ey cumhuriyet savcıları, hukuku işletin, üzerinizde taşıdığınız sıfatların ve giydiğiniz cübbenin hakkını verin. Neyi bekliyorsunuz?

Şimdi, bir adım geriye çekilip iddiaların içeriğine girmeden duruma beraber bakalım. Mafya-siyaset-ticaret-gazeteci ilişkisine dair iddiaların göbeğindeki mevcut İçişleri Bakanı, kendisini iddialardan sıyırmak için, suç örgütü liderine koruma verilmesinin sorumluluğunu, hâlen AK PARTİ milletvekili olan kendinden önceki bakanlardan birinin üzerine, daha önceki bürokrasideki görevinden dolayı yıkmaya çalışıyor. Sorarım size: Valilik, Emniyet müdürlüğü, genel müdürlük, müsteşarlık ve tarafsız Bakanlık yapan o bürokrat 17-25 Aralık soruşturmalarından sonra İstanbul Emniyetinde ve İçişleri Bakanlığında FETÖ’yle mücadelenin en kritik aktörlerinden birisi değil miydi?

Mevcut Bakan bir şey daha söylüyor: “Benden önceki bakanların çocuklarının evinde para sayma makineleri çıktı.” diyor. Bakan, 17-25 Aralık’a yaptığı bu göndermelerle kime, ne mesaj veriyor, hiç düşünüyor musunuz?

Bakan, yine “Ben göreve gelmeden önce ülkenin her köşesinde bombalar patlıyordu, sokağa çıkılamıyordu, AVM’ye bile gidilemiyordu; ben geldim, hepsini durdurdum.” mealinde cümleler sarf ediyor. Yani kendinden önceki bütün İçişleri Bakanlarını yaylım ateşine tutuyor. Ortada nasıl bir hesap var, bunu düşünüyor musunuz? Hayır, bunu da düşünmüyorsunuz.

Yine, İçişleri Bakanı “Bir siyasetçinin mafyadan aylık 10 bin dolar aldığını biliyorum.” diyor. Kamuoyu bu siyasetçinin iktidar partisine mensup olduğu kanaatinde. İçişleri Bakanının kendi beyanına göre, bildiği ismi kamuoyuna açıklamaması, soruşturma makamlarına bildirmemesi ve bu şekilde görevinin gereğini yapmaması, böylelikle çok sevdiğiniz Bakanınızın hepinizi töhmet altında bırakması nasıl bir hesabın parçası? (CHP sıralarından alkışlar) Bu da mı umurunuzda değil sayın vekiller?

On dokuz yıldır iktidarsınız, devriiktidarınızda sizin umurunuzda olmayan neler görmedi ki bu millet. Çikolata kutusunda rüşvet alanı, 700 bin liralık saate satılanı, çocuğunun evinde para sayma makinesi bulunanı, Rıza Sarraf’a “Önüne yatarım.” diyeni, sıfırlayanları, sıfırlamayanları; kendi Bakanlığıyla ticaret yapıp Bakanlığı tokatlayan Bakanı bile gördü. Şimdi de mafyayla iş tuttuğu, alacak verecek takipçiliği yaptığı iddia edilen bir Bakan ortaya çıktı. Bir de Venezuela’ya yardım için el bagajıyla maske ve test kiti götüren Başbakan çocuğu var, evlere şenlik. Sizden yine ses yok.

Sizin bir milletvekiliniz 17-25 Aralık sürecinde “İnsanların günah işleme özgürlüğü vardır, buna müdahale ediliyor.” demişti. Ya o günah aynı zamanda suçsa? Özgürlük anlayışını sevsinler! Sessizliğe bakarsak galiba bu anlayış “İktidardakilerin suç işleme özgürlüğü vardır.” şeklinde hâkimiyetini hâlâ sürdürüyor ama ne hikmetse işlenen suçların hepsi haksız kazanç, haram para ve mala çökme üzerine, aynen atalarımızın “Tilkinin 40 hikâyesi var, 40’ı da tavuk üzerine.” dediği gibi. Aslında tek bir günah vardır, o da hırsızlıktır, diğer bütün günahlar hırsızlığın çeşitlemesidir. Bir insanı öldürdüğün zaman bir yaşamı çalmış olursun; yalan söylediğinde birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın; birini aldattığın zaman doğruluğu çalmış olursun ve hepsi suçların haksızlık unsurunu oluşturur. O yüzden hukukun var olduğu yerde hiç kimsenin suç işleme özgürlüğü yoktur, herkesin kanunlara uymak mecburiyeti vardır, uymayanlara kanundaki müeyyide uygulanır. Bunun adı özgürlük değil, adaletin tecellisidir.

Tüm bu dümenler olurken iktidar partisi ve ortağı ne yapıyor? Kaldır, indir, görmezden gel.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

118 konuşma daha · 16 Haziran 2021

118 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook