Zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretiminde ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeler ve meclis araştırması komisyonu raporu (10/27,34,37,40,102) (s.sayısı: 296)
Manisa Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 12. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Kasım 2008 · 991 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İsmail Bilen (AK Parti), 4 Kasım 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İLE DİĞER BİTKİSEL YAĞLARIN ÜRETİMİNDE VE TİCARETİNDE YAŞANAN SORUNLARIN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA ANAYASANIN 98 İNCİ, İÇTÜZÜĞÜN 104 VE 105 İNCİ MADDELERİ UYARINCA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGELER VE MECLİS ARAŞTIRMASI KOMİSYONU RAPORU (10/27,34,37,40,102) (S.SAYISI: 296)); konuşma 991 kelime.
İsmail Bilen (AK Parti, Manisa). “Zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretiminde ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeler ve meclis araştırması komisyonu raporu (10/27,34,37,40,102) (s.sayısı: 296)”. TBMM Genel Kurulu, 12. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismail-bilen-23-2008-11-04-zeytin-ve-zeytinyagi-ile-diger-bitkisel-yaglarin-uretiminde-ve-ticaret (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
İSMAİL BİLEN (Manisa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zeytin ve zeytinyağı ile diğer bitkisel yağların üretiminde ve ticaretinde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Komisyonumuz raporunu tamamlayıp sizlere de dağıttı. Önerge sahipleri adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, benden önceki arkadaşlarım da konuşmalarında değinmişlerdi, sözün tekrarından da kaçınarak sektörün birkaç sorununu sizinle paylaşmak istiyorum. Önerilerimizi de raporlarımızda dile getirmiştik. İnşallah, bu, üreticimize, müstahsilimize, sanayicimize, tüccarımıza yol gösterici olacaktır. Buradan hem Hükûmetimize hem de sektöre reel çözüm önerilerinde de bulunmuştuk. İnşallah, bu rapor ülkemize hayırlı olur.
Değerli arkadaşlar, maalesef Türk tarımının yapısal ciddi sorunları bulunmakta, dolayısıyla da bu sektör içerisinde hem zeytin ve zeytinyağı hem de bitkisel yağlar, yağlı tohum bitkileri ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunmakta.
Zeytin ve zeytinyağındaki belli başlı sorunlar taklit, tağşiş, pazarlama, karasu gibi sorunlarla birlikte yine bitkisel yağlarla yağlı tohum bitkilerindeki sorunlarımız da üretim eksikliği ve üretim alanlarının darlığı sorunları. Bu ciddi manada geçmiş dönemlerde ihmal edilmiş sektör olan tarım sektörü -ne planlamada ne de yapılandırmada- yönlendirmede eksiklikler bulunmasına rağmen ve zaman zaman da popülizmle buraları oy depoları, alanı olarak görüldüğü için de bir planlamaya gidilmemiş ve ülkenin arz fazlası olan ürünler… Âdeta ülkeyi idare edenler veya hükûmetler tarafından bu yığınlar arz fazlası ürünlere yönlendirilmiş ve bu arz fazlası ürünler zaman içerisinde ya yakılmış ya çöplüklere dökülmüş, hem millî servet heder edilmiş hem de sektöre ciddi manada bir çözüm önerilememiş ve getirilememiştir.
Dolayısıyla bu alanlarda bir planlama yapılmadığı için de -raporumuzda da belirttik- bu alanların yeniden belirlenmesi ve Tarım Bakanlığımızın da uygulamalarıyla, bu alanlardaki desteklemeleriyle üreticimizi, müstahsilimizi ülkenin arz eksiği olan bu ürünlere yönlendirerek millî servetin ülkemizde kalmasını, döviz kaynaklarımızın ülkemizde kalmasını ve müstahsilimize yönlendirilmesini sağlamıştır.
Bunlardan belli başlıcalarını daha önce de konuşmuştuk. Gerek 22’nci Dönemde kurulan Komisyonumuz gerekse 23’üncü Dönemde kurulmuş bulunan Komisyonumuzla ülkemizin birçok bölgesini, birçok şehrini dolaştık. Müstahsille ve bilim çevreleriyle, üreticilerle, sanayicilerle, sektörün içerisinde bulunan tüccarlarla karşılaştıkları sorunları ve bu sorunların çözümü noktasında alınabilecek tedbirleri birlikte konuştuk.
Tarım Bakanlığımız tarım sektörünün yeniden yapılandırılmasında ciddi adımlar atmış, ülkenin arz eksiği bulunan ürünlere müstahsilin yönlendirilmesinde yönlendirici primleri devreye sokmuştur. Benden önceki arkadaşım primlerin zaman içerisinde eksiltildiğini, arz eksiği olmasına rağmen eksiltildiğini ifade etmişti. Doğrudur, zaman içerisinde bunlar olabilir. Yönlendirici primden maksat da zaten ülkenin arz eksiği olan ürünü daha fazla destekleyerek müstahsili oraya kanalize etmek, oraya yönlendirmek olmalıdır.
Yine müstahsilin eline geçen bu ürünlerden elde edeceği geliri, katma değeri artırmak adına Tarım Bakanlığının kırsal kalkınma projeleriyle devreye soktuğu yüzde 50 hibe destekli kredilerle sektör hem canlanmış hem de ürünümüz mamul hâle getirilerek iç piyasaya veya ihraca sunulur hâle, hazır hâle getirilmiş ve dolayısıyla müstahsilin ürünü biraz daha iç piyasada değerlenme imkânı bulmuştur.
Verilen primle, aynı zamanda arz eksikliği olan alanlarda, özellikle zeytin fidanlarında ve zeytin alanlarında ciddi oranlarda artış sağlanmış. İktidara geldiğimiz dönemde 100 milyon adet olan ağaç sayımız yaklaşık yüzde 50’ler nispetinde artarak 150 milyon adet ağaca ulaşılmıştır. Bununla birlikte hem zeytin üretimi hem de zeytinyağı üretimi önümüzdeki yıllarda ciddi manada artacaktır.
Peki, bu artışa paralel olarak, bu artıştan elde edilecek mamulün dışarıya veya iç pazara mamul bir hâlde satılmasına yönelik bu kırsal kalkınma proje desteklerinin yanında başka neler verilmiştir? Müstahsile yine üründeki verimliliği artıracak damlama sulama projeleriyle, sıfır faizli ve uzun vadeli, yaklaşık beş yıl geri ödemeli desteklemeler yapılmış ve müstahsil nispeten arz fazlası olan ürünlerden buraya kanalize edilmiştir.
Kendi şehrimle, seçim bölgemle ilgili örnekler de vermeye kalkacak olursam, geçmişte arz fazlası olan tütüne yönlendirilen müstahsil aile başına 200 kilogram tütün ekerken, tütünden elde ettiği gelirle de geçinemezken, bu alanlara zeytin fidanları dikilmiş, bu alanlarda müstahsil şimdi zeytinle tanışmış ve zeytinden elde ettiği gelirle hiç olmazsa ailesini geçindirebilecek bir seviyeye gelmiştir. Böylelikle, aynı zamanda, bu arz fazlası olan tütüne verilen parayla alınan -tütün- zaman içerisinde -yaklaşık beş yılla sekiz yıl veya on yıl arasında- arz fazlası olan ürünler yakılmak zorunda kalmış, millî servet de, tarım sektörüne aktarılması gereken kaynak da maalesef yakılmış, heder edilmiş ve dolayısıyla potansiyel değerlendirilememiştir.
Bu, yine İç Anadolu Bölgemizde alternatif ürün olabilecek, işte, mısırdır, soyadır, kanoladır, ayçiçeğidir, teşvik edilmesi, desteklenmesi gerekirken, ikinci ürün olarak belki ekilmesi teşvik edilmesi gerekirken, yönlendirici primle müstahsilin teşvik edilmesi, buraya yönlendirilmesi, hedeflenmesi gerekirken maalesef bu da eksik bırakılmış ve bunun karşılığında da yaklaşık 1,7 milyar dolarlık ya da 1,7 katrilyon liralık bir döviz kaynağının lüzumsuz bir şekilde yurt dışına çıkmasına vesile olunmuştur.
Yıllar içerisinde hem zeytinde hem bitkisel yağlarda ve zeytinyağı ile bitkisel yağ açıklarında olumlu mesafeler kat edilmiş olmasına rağmen arzulanan noktaya gelinememiş ve dolayısıyla da raporumuzda bunun da teşvik edilmesi, desteklenmesi hem Hükümetimize hem de Tarım Bakanlığımıza önerilmiştir.
Tarım sektörünün önündeki ciddi sorunlardan bir tanesi de makineleşmemesidir. Tarım sektörünün yine zeytin ve zeytinyağı da dâhil olmak üzere, bitkisel yağlar da dâhil olmak üzere sanayileşmemesi veya makineleşmemesi nedeniyle ciddi bir gelir kaybı söz konusu olmuş ve dolayısıyla da burasının teşvik edilmesi, bu makineleşmenin veya sanayileşmenin desteklenmesi gerekirken bunun ihmal edilmiş olması da müstahsile birtakım sıkıntılar getirmiş, elde ettiği ürünü hemen yakın bölgesinde değerlendirebileceği bir sanayi tesisi bulunmadığı için de pazar bulamamış ve dolayısıyla da ertesi sene bu üründen vazgeçer hâle gelmiştir.
Zeytinyağında da dâhil olmak üzere demiştim, zeytinyağında da çok önemli olan bir husus, zeytin toplandıktan hemen sonra, mümkünse hemen aynı gün sıkılmalı. Aksi takdirde, zeytindeki gecikmeden ya da sıkılmadan sonraki gecikmeden kaynaklanan asit oranının yüksekliği dışarıda bize rekabet şansı tanımamış ya da rekabet edebileceğimiz ülkelerle rekabet edebilme imkânını kaybetmiş duruma, pozisyona düşmüş olmamızdı. Bu hususta da hem bölgemizde, Akdeniz’den, Marmara’dan yaklaşık -kendi ilim de dâhil olmak üzere- kırkın üzerinde bir tesis desteklenmiş ve aynı zamanda bu tesislerin bölgelere dağılımı da teşvik edilmiştir. Dolayısıyla da buradan elde edilecek ürünün, mahsulün sıcağı sıcağına hemen, mümkünse aynı gün, değilse ertesi günlerde sıkılması vesilesiyle üründeki kalite de artırılmış ve dolayısıyla da ihracattaki pazar payımız da, şansımız da artırılmıştır.
Yine, zeytin ve zeytinyağındaki desteklemelerin eksik kaldığı yönündeki bilgi de tam doğru değil, isabetli değil. Demin söylemiştim, dekar başına yapılan desteklemelerde, yağlık fidanlarda 250 milyon -lira bu yıl için söylüyorum- dekar başına 100 milyon lira da sofralık zeytinlerde destekleme yapılmış ama geçmişte hem sofralıkta hem de yağlıkta…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
19 konuşma daha · 4 Kasım 2008