İçeriğe atla

24. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 7. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türk silahlı kuvvetlerinin, ırak'ın kuzeyinden ülkemize yönelik terör tehdidinin ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla, sınır ötesi harekât ve müdahalede bulunmak üzere, ırak?ın pkk teröristlerinin yuvalandıkları kuzey bölgesi ile mücavir alanlara gönderilmesi ve görevlendirilmesi için türkiye büyük millet meclisinin 17/10/2007 tarih ve 903 sayılı kararı?yla hükûmete verilen ve 08/10/2008, 06/10/2009, 12/10/2010 ve 05/10/2011 tarihli 929, 948, 975 ve 1005 sayılı kararları ile birer yıl uzatılan izin süresinin anayasa?nın 92?nci maddesi uyarınca 17/10/2012 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasına dair başbakanlık tezkeresi

İsmet Yılmaz

Sivas Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 7. Birleşim · 3. yasama yılı · 11 Ekim 2012 · 1.015 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

İsmet Yılmaz (AK Parti), 11 Ekim 2012 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN, IRAK'IN KUZEYİNDEN ÜLKEMİZE YÖNELİK TERÖR TEHDİDİNİN VE SALDIRILARININ BERTARAF EDİLMESİ AMACIYLA, SINIR ÖTESİ HAREKÂT VE MÜDAHALEDE BULUNMAK ÜZERE, IRAK?IN PKK TERÖRİSTLERİNİN YUVALANDIKLARI KUZEY BÖLGESİ İLE MÜCAVİR ALANLARA GÖNDERİLMESİ VE GÖREVLENDİRİLMESİ İÇİN TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN 17/10/2007 TARİH VE 903 SAYILI KARARI?YLA HÜKÛMETE VERİLEN VE 08/10/2008, 06/10/2009, 12/10/2010 VE 05/10/2011 TARİHLİ 929, 948, 975 VE 1005 SAYILI KARARLARI İLE BİRER YIL UZATILAN İZİN SÜRESİNİN ANAYASA?NIN 92?NCİ MADDESİ UYARINCA 17/10/2012 TARİHİNDEN İTİBAREN BİR YIL DAHA UZATILMASINA DAİR BAŞBAKANLIK TEZKERESİ); konuşma 1.015 kelime.

İsmet Yılmaz (AK Parti, Sivas). “Türk silahlı kuvvetlerinin, ırak'ın kuzeyinden ülkemize yönelik terör tehdidinin ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla, sınır ötesi harekât ve müdahalede bulunmak üzere, ırak?ın pkk teröristlerinin yuvalandıkları kuzey bölgesi ile mücavir alanlara gönderilmesi ve görevlendirilmesi için türkiye büyük millet meclisinin 17/10/2007 tarih ve 903 sayılı kararı?yla hükûmete verilen ve 08/10/2008, 06/10/2009, 12/10/2010 ve 05/10/2011 tarihli 929, 948, 975 ve 1005 sayılı kararları ile birer yıl uzatılan izin süresinin anayasa?nın 92?nci maddesi uyarınca 17/10/2012 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasına dair başbakanlık tezkeresi”. TBMM Genel Kurulu, 7. Birleşim tutanağı, 11 Ekim 2012. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismet-yilmaz-24-2012-10-11-turk-silahli-kuvvetlerinin-irak-in-kuzeyinden-ulkemize-yonelik-teror (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=20302

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Anayasa’nın 92’nci maddesi uyarınca hudut, şümul, miktar ve zamanı Hükûmetçe belirlenecek şekilde Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Irak’ın kuzeyinden ülkemize yönelik terör tehdidinin ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla, sınır ötesi harekât ve müdahalede bulunmak üzere Irak’ın PKK teröristlerinin bulundukları kuzey bölgesiyle mücavir alanlara gönderilmesine ve görevlendirilmesine dair Hükûmet tezkeresinin gerekçelerini açıklamak üzere huzurunuzda bulunuyor ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlarken, ülkemizin birliği ve huzuru için bizler bu ülkede özgürce yaşayalım diye hayatlarını kaybeden şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum.

Türk Silahlı Kuvvetlerine sınır ötesi harekât yapma imkânını sağlayan Hükûmet tezkeresine izin Türkiye Büyük Millet Meclisinin 17 Ekim 2007 tarihli, 903 sayılı kararıyla verilmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin uzatma kararlarıyla bugüne kadar gelinmiştir. En son 5 Ekim 2011 tarihli ve 1005 sayılı kararıyla yetki bir yıl süreyle uzatılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye, Irak’ın kuzey bölgesinde bulunan PKK terör unsurlarından kaynaklanan ve halkının huzur ve güvenliğiyle ülkesinin millî birliğine, güvenliğine ve toprak bütünlüğüne yöneltilmiş ciddi bir terör ve açık bir tehditle, maalesef, son otuz yıldır karşı karşıya bulunmaktadır. Terör örgütü, eylemleriyle birliğimizi, kardeşliğimizi hedef almakta ve toplumsal barışı bozmayı hedeflemektedir, Türkiye'nin ekonomisine ve ülkemizin geleceğine de ağır faturalar yüklemek istemektedir.

Görüşmekte olduğumuz tezkere, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından hava harekâtı, hava keşif uçuşu, topçu ateşi ve kara harekâtı tarzında bugüne kadar kullanılmıştır. Tezkerenin tek hedefi PKK terör örgütüdür. Iraklı kardeşlerimize zarar vermek hedefi söz konusu değildir. Esasen, şimdiye kadar yürütülen sınır ötesi askerî harekâtlarımızda, Iraklı sivillere zarar verilmemesine ve sivil yerleşim birimlerinin hasara uğratılmamasına, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz tarafından azami özen gösterilmiştir.

Değerli milletvekilleri, terör, milletimizin ortak sorunudur. Terörle mücadelede elde edeceğimiz başarı, milletimizin ortak başarısı olacaktır. Demokrasimizi güçlendirmek amacıyla uygulayacağımız çok boyutlu ve kapsamlı tedbirler içeren bu süreç içerisinde, lüzumu hâlinde ve caydırıcılık çerçevesinde askerî önlemler alınması, terörle mücadelemizdeki bütüncül yaklaşımı tamamlayacaktır. Nihai hedefimiz, bu tür tezkerelere artık bir daha hiç ihtiyaç duymayacağımız, sürdürülebilir bir güvenlik ortamının tesisidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; terör örgütü yandaşları bugün kendilerine konjonktürel bir fırsat doğduğunu zannetmekte, devletin şefkatini, suçsuz insanların korunması konusundaki azami özenini bir zafiyet olarak görmekte, zorla bazı şeyleri kabul ettirebileceklerini sanmaktadırlar. Türkiye’yi terörle mücadele kararından vazgeçireceklerini, ülkenin bölünmez bütünlüğüne zarar vereceklerini düşünenler bunun bir hayal olduğunu er geç anlayacaklardır. Gönül arzu eder ki geç olmasın. Ülkesine, milletine, ailesine ihanet edenlerin abad olmadığını tarihe bakanlar görecektir.

Türkiye, terörle mücadelesini, vatandaşlarının hakkını, temel hak ve özgürlüklerini koruyarak, demokrasi ve hukuk içerisinde sürdürecektir. Demokratik toplumun ve uluslararası hukukun her türlü nimetini kullanan, fakat külfetini hiçe sayanlara karşı da birlik olmamız gerekir.

Gerek bölgemiz gerekse Türkiye bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu süreç sonunda, ülkesi kalkınmış, milleti barış içinde, zengin, özgürlükleri boş bir çerçeve olmaktan çıkarıp yaşayan, bu ülkenin vatandaşı olmaktan gurur duyan, yarınından kaygısı olmayan insanların oluşturduğu bir ülkeyi hedefliyoruz. Barışı, zenginliği ve huzuru sadece kendimiz için değil, bölgemiz ve tüm insanlık için de istiyoruz. Bunun önündeki engellerden biri de bugün karşılaştığımız terördür. Terör, bir anda ortaya çıkmadığı gibi bugünden yarına hemen ortadan kalkacak bir sorun da değildir. Terör, bir sonuçtu, önce onun zemini oluştu, o zemin üstünde terör örgütü ortam buldu. Terörün ortadan kalkması da birdenbire olmayacaktır, önce onun zeminini yok etmek lazım. Terör örgütü, bazı dış güçlerin Türkiye’ye karşı yürüttükleri örtülü operasyonların taşeronluğunu da yapmaktadır. O güçler, böyle ucuz bir taşeronu, yerine yenisini koymadıkça, daha etkilisini bulmadıkça ellerinden çıkarmak da istemezler.

Bu gerçeklerin yanında, terörle de, teröristle de mücadele etmek gerekir. Biz, bir yandan hukuka bağlı insan hak ve hürriyetlerini öne alan bir anlayışla, diğer yandan da haktan, hukuktan anlayamayana hak ettiği cevabı verecek kararlılıkla bu mücadeleyi tüm milletimizle birlikte sürdürüyoruz. Bu mücadele bir bütündür, onun içinde güvenlik de var insan hakları da var. Biz, doğru seçeneğin hem güvenlik hem insan hakları olduğunu düşünüyoruz.

İşte, bugün, burada, terörle mücadelemizin bir ayağı olan Irak tezkeresinin süresinin bir yıl daha uzatılmasını Türkiye Büyük Millet Meclisinden talep ediyoruz. Türkiye olarak Irak politikamızın hangi esaslar üzerine kurulduğu, hangi ilkeler çerçevesinde şekillendiği, nasıl bir seyir izlendiği bilinmektedir. Irak politikamızı şekillendiren üç temel prensip var: Birincisi, uluslararası hukuka saygı; ikincisi, Irak’ın toprak bütünlüğünün korunması ve güvenliğinin sağlanması; üçüncüsü, kendi millî menfaatlerimizin, toprak bütünlüğümüzün korunması ve halkımızın güvenliğinin sağlanması.

Bu ilkeler çerçevesinde konuya bakmak gerekirse, Türkiye olarak bizim uluslararası hukuka saygı konusundaki hassasiyetimiz kesindir, kararlılıkla korunmaktadır ve bu bütün komşularımızca da bilinmektedir.

Irak’ın toprak bütünlüğüne ve güvenliğinin sağlanmasına gelince, bu konuda bizim ülke olarak elimizden gelen her çabayı sarf ettiğimizi herkes bilir. Irak birçok acılar yaşamış bir ülke, yaşadığı açılarda Türkiye daima Irak halkının yanında olmuştur. İran-Irak savaşında birçok ülke savaş devam etsin diye iki taraftan birine yardım ederken biz, kardeş ülkelerin birbirleri ile savaşmaması gerektiğini söyledik, savaşın sürmesine destek vermedik. 1991 yılında, Körfez Savaşı esnasında kimyasal silah saldırısına müteakiben Saddam’ın ordularından kaçan yarım milyon Kuzey Irak’lı Kürt insanına Türkiye olarak kucak açtık, onlarla ekmeğimizi paylaştık, bu süreçte Irak halkının zarar görmemesi için gayret gösterdik, Irak’taki etnik gruplara da “Ayrılıkçı tavır sergilememeleri yönünde” tavsiyelerimiz oldu.

Bizim, Irak halkıyla da Kuzey Irak’taki Kürt halkıyla da hiçbir sorunumuz yoktur. Kuzey Irak’ta gerçek bir güvenliğin sağlanması da bizim samimi temennimizdir. İsteriz ki orada da huzur, barış ve güvenlik hâkim olsun, terörist üreten yapılara izin vermeyen bir devlet otoritesi bulunsun. Peki, bu sağlanabilmiş midir? Kuzey Irak’ta özerk bölgesel yönetim dahi tam anlamıyla bir devlet otoritesi kuramamıştır. Ne yazık ki, ne Irak merkezi yönetiminin ne de Bölgesel Kuzey Irak yönetiminin böyle bir iddiası yok. Şayet, Irak’ta gerçek ve tam bir devlet otoritesi olsa, uluslararası hukukun ve iyi komşuluk ilişkilerinin bir gereği olarak, ülkemize yönelik terör faaliyetlerini durdurması, önlemesi gerekir ama bu konuda yetersiz olduklarını söyleyen bizzat kendileri.

İşte bu nokta da Irak politikamızın bizim kendi toprak bütünlüğümüzü ve güvenliğimizi ilgilendiren boyutunu oluşturmakta. Keşke, Irak’ın bir parçası olan Kuzey Irak’taki Bölgesel Kürt Yönetimi kendi topraklarında bize yönelen tehdidi dostluğa, kardeşliğe yakışır bir şekilde engellemiş olsa ama bu yok. Bu durumda bizim kendimizi korumamız, haklarımızı çiğnetmememiz… Halkımızı teröristlerin saldırısından korumak sadece hakkımız değil, aynı zamanda sorumluluğumuzdur; devlet olmak da budur.

Eğer Kuzey Irak’ta, Kandil Dağı’nda bir terör ocağı kurulmuşsa ve oradan birileri gelip benim vatandaşımın güvenliğini, canını, malını hiçe sayıyorsa, ülkede terör ve kargaşa ortamı oluşturmak istiyorsa bu tezkere de olacaktır. Bu, bir savaş değil, barışı temin etme tezkeresidir.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

81 konuşma daha · 11 Ekim 2012

81 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook