2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 7'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Sivas Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 41. Birleşim · 3. yasama yılı · 18 Aralık 2017 · 2.007 kelime · yaklaşık 10 dakikalık okuma
Kaynak göster
İsmet Yılmaz (AK Parti), 18 Aralık 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 7'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 2.007 kelime.
İsmet Yılmaz (AK Parti, Sivas). “2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 7'nci Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 41. Birleşim tutanağı, 18 Aralık 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ismet-yilmaz-26-2017-12-18-2018-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2016-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=64959
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas)Teşekkür ediyorum.
Muhterem Başkanım, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı ile üniversitelerin 2018 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2016 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı görüşmeleri üzerine söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle Mesut Yılmaz’a ve ailesine başsağlığı diliyorum. Allah sabırlar versin ve hiçbir kimseyi böyle bir imtihanla muhatap etmesin.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim, çağa uygun olarak sürekli değişen ve gelişen, birikim ve tecrübeler ışığında yenilenen bir süreçtir. Eğitimin temel hedefi, bilgi toplumunun gerektirdiği becerilerle donanmış, millî kültürle insanlığın evrensel değerlerini içselleştirmiş bireyler yetiştirmektir. Millî Eğitim Bakanlığı olarak, herkesin eğitim ve öğretime eşit şartlar altında erişmesini, çağın gerektirdiği bilgi, beceri, tutum ve davranışı kazanmasını, girişimci, yenilikçi, dil becerileri yüksek, iletişime ve öğrenmeye açık, öz güven ve sorumluluk sahibi, sağlıklı ve mutlu bireyler olarak yetişmesini istiyoruz. Nitelikli bir eğitimi ve herkes için eğitimde fırsat eşitliğini, değişmez ve daimî hedefimiz olarak görüyoruz. Bugüne kadar yapılan çalışmalar neticesinde temel altyapı ve erişim sorunlarını büyük ölçüde çözdük.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; eğitim bütçemiz, 2018 yılında bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 18’ine denk gelen 134 milyar 727 milyon Türk lirası olarak belirlenmiştir. Söz konusu bütçe çerçevesinde, toplumun hemen hemen tüm kesimlerini içine alan örgün ve yaygın eğitim ve öğretim hizmetlerini yerine getirmekteyiz. Bu miktar, millî gelirin yüzde 5,8’inden de fazladır. Her ne kadar buraya çıkan bazı hatipler, millî gelirden eğitime ayrılan payın çok az olduğunu ifade etmişse de 1980’li yıllarda millî gelirden eğitime ayrılan pay yüzde 1,2; 1990’lı yıllarda 2,2; 2002’de 2,8 iken bugün 5,8’in üzerinde millî gelirden eğitime pay ayırıyoruz. Kalkınma Bakanlığının internet sitesine girilirse çok net şekilde görülebilir 5,8; “5,1’i kamudan, 0,7’si de özel sektörden.” der ancak Kalkınma Bakanlığının o hesabında dahi şu kalemler dâhil değildir: Maliye Bakanlığı tarafından okul yapımı için tahsis edilen arsa bedelleri. Eğer Maliye Bakanlığı bu arsaları bize vermese de satsa, bir başka yere verse kaynak olur muydu? Olurdu. Onu bir başka yere, kaynağa değil de eğitime verirse eğitime destek olur mu? Olur. Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından okul yapımı için tahsis edilen arazilerin değeri... Geçen gün Ankara’da bin derslikli okulun temelini attık, aldığımız arsa Orman Bakanlığındandı, bunların değerlerini de mutlaka koymak lazım.
Yine, her yıl ana yatırımın dışında ek yatırım taleplerimiz olur, Kalkınma Bakanlığı tarafından da uygun görülür. Onları da eklemek lazım.
Yine, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının yönetiminde olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan bütün ihtiyacı olan ailelere eğitim materyali yardımı verilir bizim bütçemizin dışında. Yine, öğrencilerimize öğle yemeği yardımı verilir. Yine, ilköğretim öğrencilerine ücretsiz kitap verilir. Bunların bütün mali gideri ondan karşılanır. Şartlı eğitim yardımı kapsamında annelerin hesabına para yatırılır, toplam yatırılan miktar 5,8 milyar lira. Yine, kızlara yurt yapımını bu vakıftan karşılarız. Engelli öğrencilerin okullara taşınıp okullardan evlerine götürülmesini de yine buradan alırız. Bunları da eklemek lazım.
Yine, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, okullarımızın daha güvenli ve daha temiz olması için Toplum Yararına Çalışma kapsamında 60 bin personeli bizim Bakanlığımıza tahsis etti, bunlara ödenen miktarlar da eğitim için harcanıyor. Bunu da eklemek lazım.
Yine, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bütçesinden süt alınır evlatlarımıza “Daha sağlıklı beslensin.” diye, sütün bedeli Tarım Bakanlığından karşılanır. Yine, kuru üzüm için alınır. Yaklaşık 6 milyon öğrencimize kuru üzüm dağıtırız ama Tarım Bakanlığının bütçesinden. Bunu da eklemek lazım.
İl özel idareleri olanlar bilir, büyükşehirler değildir ama il özel idarelerinin bütçesinden yüzde 20 eğitime pay ayrılır. Bunları da mutlaka eklemek lazım. O hesaplananlar da dâhil değildir.
Bir de vatandaşlar var, hayırseverlerimiz var; kimi zaman derslik yapar, kimi zaman okul yapar. Dolayısıyla bunları da eklemek lazım. Okul aile birliklerinin gelirleri var kantin gelirleri de eklenmek suretiyle. Yine bazı projeler karşılığında hibe de alınanlar var.
Eğer bunları üst üste koyarsanız kesinlikle Türkiye'nin eğitime harcadığı miktar… OECD ülkelerinin ortalaması millî gelirin yüzde 5,2’sidir, biz şimdi 5,8’in üzerindeki bir kaynağı eğitime ayırıyoruz. Niçin? Türkiye'nin en öncelikli konusu eğitimdir. Eğer eğitime önem verirseniz her alana önem vermişsiniz demektir, eğer eğitimi ihmal ederseniz de her alanı ihmal etmişsiniz demektir.
Bu eğitim öğretim yılında, 65 binin üzerindeki okulumuzda, 1 milyon 61 binin üzerindeki öğretmenimizle toplam 17 milyondan fazla, 18 milyona yakın öğrencimize eğitim vermekteyiz, annesini babasını eklediğimizde 50 milyonun üzerinde yapar, kardeşlerini eklediğimizde Türkiye'nin tamamı yapar. Dolayısıyla da eğitimle ilgili ne karar alıyorsak Türkiye'nin 80 milyonunun hepsini mutlaka ilgilendiriyor.
Hükûmetlerimiz döneminde zorunlu eğitim süresi sekiz yıldan on iki yıla çıkarıldı. Bu süreç içerisinde eğitimin her kademesindeki okullaşma oranında ve ortalama eğitim süresinde önemli artışlar gerçekleştirildi.
Kızların okullaşmasına çok büyük önem veriyoruz. Herhâlde “Bu Hükûmetin önceliği nedir?” deseniz “Kızların okullaşma oranını artırmak.” denir. Bir de bu 4+4+4 reformu uygulamaya geçtikten sonraki rakamları vermek isterim.
2002’de ilköğretimde net kız okullaşma oranı yüzde 88 iken şimdi ilkokulda yüzde 91,24, ortaokulda yüzde 95,76’dır. Ortaöğretimde, lisede kızların 2002’de okullaşma oranı net yüzde 42,97’ydi, şimdi yüzde 82,38; erkeklerle aynı. Yükseköğretimde kızların okullaşma oranı 2002’de yüzde 12,17’ydi, şimdi yüzde 44,41’den de fazla; erkeklerinki bundan aşağı yani yükseköğretimde kızların okullaşma oranı erkeklerden daha fazla.
4+4+4 uygulaması geldikten sonra… Ne zaman başladık buna? 2012-2013’te. O zaman, okul öncesiyle de ilgili bilgi vermek isterim. Türkiye’de okul öncesi eğitim… Belki başkaları görmüştür ama ben ilk defa… 1953 yılında 5’inci Millî Eğitim Şûrası’nda Millî Eğitim Bakanı Tevfik İleri -Allah mekânını cennet eylesin- konuşmasını yaparken gündemde “Okul öncesi eğitimin yönetmeliğini hazırlayalım ve okul öncesi eğitimin materyalini de hazırlayalım.” diyorlar. Ne zaman? 1953’te. 1953’ten 2002’ye gelene kadar okul öncesi eğitimde okullaşma oranı ne kadar? Yüzde 10 civarı. Bu hafta içerisinde Ordu’ya gittim -ama herkes kendi ilinde, ilçesinde bakabilir- orada okul öncesi eğitimde okullaşma oranı yüzde 3 iken şimdi yüzde 53, Ordu’da. Ordulu milletvekillerimiz de var, valisine, kendi sendikasına, kendi müdürüne de sorabilir. Allah için, bizim iddiamız şu: Biz, her alanda, bizden öncekilerin yapmış olduğu hizmetlerden çok çok, kat kat fazla hizmet getirdik.
Hemen hemen bütün değerlerde Avrupa’nın önündeyiz, bunu çok iddialı olarak söylüyorum. Avrupa’nın gerisinde olduğumuz tek alan okul öncesi eğitimdi. “Hocam, okul öncesi eğitimde Avrupa’nın gerisindeydik, hâlâ da o devam ediyor…” Onun için de biz okul öncesi eğitimi… Biraz sonra o rakamları da vereceğim. Hakkâri’ye gittim, siz de gidiyorsunuzdur, lütfen sorun, şu anda okul öncesi eğitimdeki yakalanan oran, Bitlis’te okul öncesi eğitimde yakalanan oran, Mardin’de yakalanan oran, Antalya’da yakalanan oran, Erzincan’da, Sivas’ta, Türkiye'nin dört bir tarafında… Bakın, geçmiş elli yılda, altmış yılda hayal dahi edilemeyen oranları yakaladık.
Eğitim reformunun yani eskiden şu…
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Elli yıl önce okul öncesi eğitim yoktu Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla)Ben bir ilçede büyüdüm. Benim büyüdüğüm ilçemde lise dahi yoktu, benim ilçemin lise öğrencileri ya Kayseri’ye Kayseri Lisesine giderlerdi ya Sivas’a Sivas Lisesine giderlerdi. Sizin lisenizin olmadığı bir dönemde, ilkokulun, ortaokulun yeterli olmadığı dönemlerde, ilkokulu 70 kişilik bir sınıfta okumuş birisi olarak, liseyi 70 kişilik bir sınıfta okumuş birisi olarak… Bu temel eğitim ve bunlar zorunlu eğitim, ilköğretim zorunluydu. Siz, evlatlarınıza zorunlu eğitim için gerekli altyapıyı sağlayamazken zorunlu eğitim kapsamında olmayan okul öncesi eğitimi nasıl sağlayacaksınız? Dolayısıyla da bizim dönemimizde çok daha iyi bir noktaya geldik, geliyoruz.
Bu 4+4+4 reformundan önce 5 yaş öncesi okullaşma, okul öncesi eğitim net yüzde 38’di, şimdi yüzde 57’nin üzerine çıktık, brütü de yüzde 71,3, kızlar içinde. İlkokulda yüzde 98’di şimdi yüzde 91 net, ortaokulda yüzde 92,98’di şimdi yüzde 95,76, ortaöğretim lisede yüzde 69,31, şimdi yüzde 82,38; yükseköğretimde yüzde 38,61, yüzde 44,41 net, brütü yüzde 98,52.
HAYDAR AKAR (Kocaeli)Bu, velilerin çocuklarını okutma talebinden de kaynaklanıyor olmasın?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla)Hiçbir sıkıntı yok.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; temel eğitimden ortaöğretime geçiş sisteminde yeni bir düzenleme yaptık. Konuşan hatiplerden bazıları her bakan geldikçe eğitim sisteminin değiştirildiğini ifade etti ama eğitim sistemindeki tek değişiklik var ise 4+4+4 değişikliğidir. Onun dışındaki OKS’den, SBS’ye, SBS’den TEOG’a, TEOG’dan şimdi liselere kayıt uygulamasına geçilmesi sistem değişikliği değildir, ölçme değerlendirmenin farklı araçlarla uygulanması demektir. O da, ölçme değerlendirme eğitim sisteminin tamamı değildir sadece bir unsurudur.
KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir)Birbirini tamamlar Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla)Bu düzenlemeyle birlikte zorunlu eğitim çerçevesinde okullarımız birbirleriyle ilişkilendirilerek öğrencilerimizin herhangi bir sınav kaygısına maruz kalmadan bir üst öğretim kurumuna geçebileceği bir uygulamayı başlatıyoruz. Böylece her bir öğrencimizin eğitim ilgi ve yeteneği doğrultusunda istediği okula gidebilmesi mümkün olabilecektir. Yine, bir başka hatip bu TEOG’u kaldırırken işte öğrencilerimizin kendi evine en yakın okula gitmesi bir anda verilmiş karar gibi ifade edildi, herkesten istirhamım, Onuncu Kalkınma Planı’na bakmasını isterim. Onuncu Kalkınma Planı çalışmalarına 2012 yılında başlanmış, 2013 yılında hem Meclisimizde kabul edilmiş, temmuz ayında da Resmî Gazete’de yayımlanmış. İhtisas komisyonları var -herkes baksın- o kararlardan denilen şey, evlatlarımızın kendi muhitindeki okula gitmesinin sağlanması yeni bir husus değil. Peki, bütün öğrencilerinizi sınava alaraktan kendi muhitindeki okula gitmeyi nasıl sağlayacaksınız? Sağlayamazsınız. Adamın işte mahallesindeki okulu evinin yanında ama sınav neticesinde 10 kilometre, 15 kilometre daha bir başka yeri tutan puan almışsa evladı kendi evinin yanındaki okula gönderemiyor. Dolayısıyla da Onuncu Kalkınma Planı’na esas olan ihtisas komisyonu raporu incelendiğinde görülecektir ki oradaki talep edilen husus evlatlarımızın kendi muhitindeki -tabiri de aynen öyle- okula gitmesinin sağlanmasıyla ilgili.
Yine bizim bütçemizin içerisinde -hatiplerden birisi veya birkaçı da ifade etti- gerçekten millî gelirden yüzde 5,8, işte bütçenin yüzde 38’ini ayırıyoruz ama ifade edilen husus şu: “Doğru, ayırıyorsunuz, teşekkür ederiz ama bunun çoğunluğu, yüzde 80’i personele gidiyor.” Personele gidiyor ama öğretmenimize gidiyor. 904 bin öğretmenim var, 904 bin. Biz geldiğimizde 524 bin öğretmenimiz vardı, şimdi 904 bin öğretmenim var. Öğrenci sayısı öğretmen kadar mı arttı? Hayır. Eskiden kaliteli eğitim vermek için aranan unsurlardan birisi öğretmen başına düşen öğrenci sayısı. Biz geldiğimizde her bir öğretmene 28 öğrenci düşerken şimdi 17 öğrenci düşmeye başladı. Bununla da hem Japonya’daki hem Kore’deki hem de İngiltere’deki değerlerle yakın birbirine. Oysa Türkiye’de çağdaş eğitim için ne gerekiyorsa, gerek öğretmen başına düşen öğrenciyle gerek derslik başına düşen öğrenci sayısıyla yakaladık ama şimdi “Öğretmene ödenen ücret yatırım harcaması mı, cari harcama mı?” temelinde yer alan bir kriter var. Oradaki ölçüyü şöyle esas almak lazım.
ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İzmir)Cari yani.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla)Harcamanın faydası süreklilik gösteriyor mu, göstermiyor mu? Bu çerçevede eğitim alanında yapılan harcamaların tamamı beşeri sermaye gücünü arttırarak faydası süreklilik arz ettiğinden yatırım harcaması olarak kabul edilmektedir. Binayı yapın, eğitim olmaz; internet getirin, eğitim olmaz; akıllı tahtalarla donatın, eğitim olmaz; eğitimin olmazsa olmaz unsuru öğretmendir. Dolayısıyla ama, bu binalar dahi olmasın öğretmen varsa eğitim yapılır. Öğretmene yapılan yatırım eğitime yapılmış gerçek bir yatırımdır. 500 binin üzerinde öğretmen vardı, şimdi 904 binin üzerinde öğretmenle bizim Millî Eğitim ailesinde -1 milyon öğretmenimizle birlikte, özel okullardaki öğretmenlerle birlikte- 18 milyona yakın evlatlarımıza en çağdaş, en bilimsel, en demokratik eğitimi vermeye çalışıyoruz.
KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir)Sayın Bakan, ilkokul, ortaokul ve lisede öğretmen başına düşen öğrenci sayısı nedir?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla)Var ama yani en yoğun olan yok öyle; her birisi yaklaşık beşer milyon, ilkokulda 5, ortaokulda 5, lisede 5, üç aşağı beş yukarı hepsi aynı yani.
KAMİL OKYAY SINDIR (İzmir)Toplam olarak verirseniz doğru olmaz. İlkokul ile ortaokul ayrı.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI İSMET YILMAZ (Devamla)Ama en çok öğrenci sayısı olan da ikili eğitimde de ihtiyacı olan -biraz sonra onu vereceğim- ilkokulda sıkıntı var.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, evlatlarımıza kaliteli bir eğitim vermek istiyoruz. Kaliteli bir eğitim vermek için istenilen hususlardan birisi de teknolojiyi eğitimle buluşturmanız lazım. Nedir teknolojiyi eğitimle buluşturmak? İstiyoruz ki evlatlarımız istiyorlarsa öğretmenlerinin yol göstericiliğinde bilgi otoyollarına ulaşabilsinler. E bunun için ne gerekli? Her okulumuzda bilgi otoyollarına bağlanacak internet bağlantılarını yapmamız lazım. 1 milyonun üzerinde uç kurulumu yapıldı ve FATİH Projesi kapsamında 432 binin üzerinde etkileşimli tahta monte edildi ve 1 milyon 400 binin üzerinde de tablet bilgisayar dağıtıldı öğretmenlerimize ve öğrencilerimize.
Bir milletvekilimiz -şimdi, birçoğu ayrıldı- “Şu anda kalan çok az.” diye bir ifade söyledi. Oysa Bakanlığımız tarafından her bir tablet bilgisayar aktif olarak takip edilmekte, şu anda 1 milyon 375 bin adedi hâlen aktif olarak da kullanılmaktadır.
Önümüzdeki dönemde… Sizler de bildiğiniz gibi -sonsuz teşekkür ediyoruz- bu yasa geçti. Nedir geçen yasa? Millî Eğitim Bakanlığına teslim edilecek FATİH Projesi kapsamında akıllı tahtalar, tablet bilgisayarlar veya bilgisayarlar veya bunların komponentleri -öyle diyelim- Millî Eğitim Bakanlığına teslim edildiğinde her türlü vergiden muaf olacak. Dolayısıyla da şişirmeyelim, bu fiyatları artırmayalım, daha makul fiyatlarla hizmet satın alalım diyeceğiz, yeni bir yaklaşım getireceğiz, o da hizmet satın alacağız. 10’ar tane onar yıllık süreyle. Bir başka husus…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 18 Aralık 2017