İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)
Kocaeli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 79. Birleşim · 1. yasama yılı · 14 Mayıs 2003 · 752 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
İzzet Çetin (CHP), 14 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İŞ KANUN TASARISI VE SAĞLIK AİLE ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER (S,S, 73)); konuşma 752 kelime.
İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “İş kanun tasarısı ve sağlık aile çalışma ve sosyal işler (s,s, 73)”. TBMM Genel Kurulu, 79. Birleşim tutanağı, 14 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2003-05-14-is-kanun-tasarisi-ve-saglik-aile-calisma-ve-sosyal-isler-s-s-73-4 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; demin söyledim, amacım engellemek değil, bazı ayrıntıları Yüce Meclisin bilgisine sunmak.
Gerçekten, devletin yetkisi... Bakınız, değerli arkadaşlarım, bir yasa yapıyoruz. Sadece, bu yasa tasarısı için söylemiyorum. Pek çok yasa yapılırken, bir bakıma, yasadan etkilenen toplumsal kesimlerin düşünce ve görüşleri tam olarak alınmadığı için, biz, zaman zaman, nereye hizmet ettiğimizin farkında bile olamıyoruz.
Burada, açıkça "devlet, çalışma hayatıyla ilgili mevzuatın uygulanmasını izler, denetler" denilmektedir. Çalışma Bakanlığımızın temel kurumlarından İşkur'un, biraz evvelki maddede belirtilen özel istihdam bürolarının da içinde geleceği teşkilat kanunu yok, Bağ-Kur'un teşkilat kanunu yok, Sosyal Sigortalar Kurumunun kanunu yok. Bu kurumlar, halen, doğru dürüst personel alamıyor, atama yapamıyor, terfi işlemlerini doğru dürüst yürütemiyor, iki yıla yaklaşan bir zamandır el yordamıyla idare ediliyor, bir bakıma -Sayın Bakanı tenzih ederek söylüyorum- bütün bakanların bir ikinci genel müdür olarak görev yaptığı ya da çiftliği gibi, onun emirleriyle yönetiliyor.
Demokrasi, kurumlar ve kurallar rejimi. Kurallarını koymazsanız, o kurumları doğru dürüst yönetemezsiniz. Yönetemediğiniz kurumları da birtakım oldubittilere getirerek, şöyle oldu böyle oldu deyip, başarısızlığı gizlemek için yasal düzenleme yaparsanız, başarılı olamazsınız.
Devletin denetimi esastır. Biraz sonraki maddelerde göreceğiz. 15 Marttan önce, 73 sıra sayılı bu tasarı ilk geldiğindeki para cezalarını, tasarıyı geri aldıktan sonra, kimini yarı yarıya, kimini üçte 2 oranında azalttınız. Niye; bir baskı grubu, bu para cezaları fazladır diye baskı yaptı, boyun eğdiniz. Boyun eğdikten sonra, onlar, o cezaları ödeyemez ise, ödemekten kaçınırsa -ki, o, kayıtdışılığı teşvik edecektir- Bakanlık olarak nasıl denetleyeceksiniz? Bir kere, baştan elinizi kaptırmışsınız, kolunuzu kurtaramayacaksınız.
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Karıştırma...
İZZET ÇETİN (Devamla)Karıştırıp karıştırmama değil... Çıkar konuşursun aksini burada. (AK Parti sıralarından gürültüler)
Değerli arkadaşlarım, ben çatmıyorum, gerçekleri söylüyorum.
ÜNAL KACIR (İstanbul)Madde üzerinde konuşun Sayın Çetin.
İZZET ÇETİN (Devamla)Evet...
Biz, yürütme organının, kendi beceriksizliğini, başarısızlığını gizlemek için birtakım yasal düzenlemeler yapma girişimlerini doğru bulmuyoruz. Burada, kanun yapabilirsiniz; ama, hukukun evrensel kurallarına uygun olmayan bir yasaya yasa demenin olanağı yok; tıpkı bu yasada olduğu gibi.
Burada, geçmiş dönemlerden günümüze kadar, bireysel olarak, zaman zaman rahatsızlık duyduğum, demokrasi düşüncemle bağdaştıramadığım ikinci bir madde var. Türkiye Cumhuriyetinde ya da demokrasiyle idare edilen herhangi bir ülkede, hiçbir kurum, cumhuriyetin parlamentosunun denetimi dışında olmamalı, askerî işyerleri de bu Parlamentonun denetimine açık olmalıdır. Yurt güvenliği için gerekli maddeler üretilen işyerlerinde, teftiş ve denetim demokratik değildir. Ast-üst ilişkilerinin olduğu yerlerde, bir binbaşının bir generali denetlemesinin olanağı yoktur. Bu, doğru bir yaklaşım metodu değildir. O nedenle, o kurumların da, Devlet Denetleme Kurulunun, Yüksek Denetleme Kurulunun, Sayıştayın ya da Meclisin denetimine açılmasını bu Parlamento giderek konuşabilmelidir.
Değerli arkadaşlarım, gerçekten, Çalışma Bakanlığında iş müfettişleri yetersizdir. Biraz sonraki maddelerde -92, 93 ve diğer maddelerde- göreceksiniz. Çalışma Bakanlığının denetim elemanları yetersiz olduğu için, memurlara da denetim hakkı getiriyoruz. Bu, belki, bir ihtiyacı giderme açısından düşünülmüş olabilir; ancak, denetim, özel bir ihtisası gerektiren bir meslek; o dalda uzmanlaşmak gerek. İşyerlerine gittiğinde işverenlerle ilişki kurmasını, hangi soruları yönelteceğini bilmesi, neyi arayacağını, neyi sorgulayacağını bilmesi gerekir. Siz, memuru da Çalışma Bakanlığı denetçisi diye görevlendirirseniz, yarın, işyerlerinde sizin o kayıtdışına sevk ettiğiniz bir işverene gittiğinde -bu yasa kayıtdışı ekonomiyi güçlendirmeye yönelik, onu desteklemeye yönelik, kayıt altındaki dürüst, namuslu, vergisini veren işverenleri haksız rekabete mahkûm etmeye yönelik bir düzenleme- o kayıtdışına alışan, kolay yoldan kazanmaya, alın terini sömürmeye alışan, asalakça yaşamını sürdüren kesim o memuru oradan sopayla kovalattırır. Onun bu işler için görevlendirilmiş adamları da vardır. Ben, 1970'li yılları çok iyi anımsıyorum. Çanakkale'deki bir fabrikanın nasıl korunduğunu dün gibi hatırlıyorum. Oraya sıkıysa bir devlet memuru gitsin -müfettişini koymayan o tür fabrikatörlerin, fabrika da değil, ne ürettiği de belli değil- girsin de bir denetlesin bakalım. Onun için, bu düzenlemeleri yaparken, bundan sonraki düzenlemelere yönelik de yapmış olduğumuz işin farkında olalım. Neyi düzenliyoruz, neyi denetletiyoruz, kime, nasıl denetlettireceğiz; onları bilmemiz gerekir diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, elbette, bu tür görevler devletimize ait; ama, demin de değindim, çivileri çıkmış, neresinden tutarsanız elinizde kalan bu kurumlarla, bu düzenlemelerle bu denetim mekanizmasını yürütebilmenin olanağı yok. Bu yasada olduğu gibi pek çok yasada yürütme, yönetim erkini kullanırken acz içerisine düşüyor ve onu da birtakım düzenlemelerle gizleme yolunu seçiyor. Gelin, Yüce Parlamentoda ülkemize yakışır, yurttaşımıza yakışır, çalışanımıza, işverenimize yakışır yasaları, olgunlaştırarak, tartışarak, birbirimizi incitmeden, kırmadan, gücendirmeden, uygarca yapalım. Olumlu katkılarımıza kapalı olmayınız. Biz, gerçekten, bu yasanın işçilere hizmet verebilmesi kadar, işverenler açısından da "evet, iyi bir yasa oldu" denilebilmesinden yanayız. Demin okuduğum mektup, Sayın Bakanla birlikte komisyon toplantısına katılan bir işverenin yazdığı mektuptu; demek ki, kayıt altındaki işverenler de bu yasadan rahatsız. Diliniz varmıyor söylemeye; ama, siz de rahatsızsınız, başınız öne eğik bir yasa yapıyorsunuz, bu ülkeye hayırlı olmayacak, umarım sizlere hayırlı olur.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
77 konuşma daha · 14 Mayıs 2003