Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)
Kocaeli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 60. Birleşim · 2. yasama yılı · 28 Şubat 2004 · 999 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
İzzet Çetin (CHP), 28 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARISI (SS.349)); konuşma 999 kelime.
İzzet Çetin (CHP, Kocaeli). “Kamu yönetimi temel kanunu tasarısı (ss.349)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 28 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/izzet-cetin-22-2004-02-28-kamu-yonetimi-temel-kanunu-tasarisi-ss-349-10 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA İZZET ÇETİN (Kocaeli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Meclisin değerli üyelerini saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, Kamu Yönetimi Temel Kanunuyla kamu personeline ilişkin ileride yapılacak daha radikal düzenlemelerin temel yaklaşımını oluşturmak üzere 46 ncı maddenin düzenlendiğini tasarının gerekçesi söylüyor. 46 ncı madde, 2 500 000'i aşkın kamu çalışanının kaderini doğrudan ilgilendiren hükümler içermektedir. Konuyu tam olarak görebilmek için, kamu çalışanlarıyla ilgili olarak hükümetin temel kabullerini ortaya koymak gerekir. Bunun için de üç temel belgeye bakmak gerekiyor; yani, AKP'nin acil eylem planına, hükümet programına ve Kamu Yönetimi Kanun Tasarısına. Bu belgelerin bu konuyla ilgili bölümlerinde şunlar yer almaktadır:
"Kamuda personel fazladır; azaltılması gerekir." (Gerekçe)
"Ömür boyu istihdam garantisi doğru değildir; kaldırılması gerekir." (Gerekçe)
"Aslî ve sürekli görevlerde çalışanların dışındakiler İş Kanununa göre çalıştırılacaktır." (Acil eylem planı)
"Eşit işe eşit ücret yerine performansa bağlı ücret sistemine geçilmelidir." (Üç belgenin üçü de)
"Kadro karşılığı olmaksızın sözleşmeli çalışmak esas olmalıdır." (Acil eylem planı ve gerekçe)
"Kamu görevlileri için esnek çalışma usulleri getirilecektir." (Acil eylem planı)
"Aslî ve sürekli görevlerde çalışanlar tüm kamu çalışanlarının belli bir oranını geçemeyecek; yani, memur sayısı azaltılacaktır." (Acil eylem planı)
"Üst düzey kamu görevlilerinin görev süresi hükümetin göreviyle birlikte sona erecektir." (Acil eylem planı ve bu tasarı)
Değerli arkadaşlarım, bu söylediklerimle hükümetin niyeti açıkça ortaya çıkmaktadır. Kamuda bundan sonra da yapılacak düzenlemelerle ciddî bir personel hareketliliği yaşanacak, kamu çalışanlarının kazanılmış hakları gasp edilecektir. Kamu çalışanlarının sayısının azaltılması, sözleşmeliliğin yaygınlaştırılması ve esnek çalışma ilişkileri ile performansa dayalı ücret sistemi, tasarladığınız kamu personel rejiminin esasını oluşturmaktadır.
Sayın Bakan, bu konudaki kaygılarımız karşısında, her defasında "bir tek çalışana bile bir şey olmayacak" diyor; ama, ya Sayın Bakan -kusura bakmasın- yalan söylüyor, ya da AKP'nin bu belgeleri yalan söylüyor, Bakanı yalanlıyor. Tüm kamu çalışanları ve onların örgütleri sendikalar, bugünlerde, bu yasaya karşı cop yiyorlarsa, bunun nedeninin burada aranması gerekir. Konuyu kimseye bir şey olmayacak deyip geçiştirmek mümkün değildir; yapmak istediğiniz şey ortadadır. Belki, bu yasa, kısa vadede, bu konuda kesin sonuçlar ortaya koymayacak; ama, biliniyor ki, hazırlıklarını yaptığınız kamu personel rejimi kanunu tasarısıyla, bu niyetiniz tam olarak ortaya çıkacaktır. Bu yüzden, şimdi çıkın, halkımıza ve tüm çalışanlara gerçekleri söyleyin.
Tasarının gerekçesinde, genel idarî hizmetler sınıfında çalışan 320 000, yardımcı hizmetler sınıfında çalışan 120 000 kamu görevlisinin kamu hizmeti üretmediği ve fazlalık olduğu belirtilmektedir. Tasarıyla öngördüğünüz, devletin küçültülmesi ve kamu hizmetlerinin özelleştirilmesiyle daha ne kadar kamu çalışanı fazlalık durumuna gelecektir; bunun da yanıtlanması gerekmektedir.
Acil eylem planınızda, kamu kurumlarında norm kadro uygulamasına geçileceği belirtilmektedir. Sizden önceki hükümetin de öncelikleri arasında yer alan norm kadro uygulaması için önemli kaynaklar sarf edilerek yapılan çalışmalar, bu yasayla birlikte bakanlıkların teşkilat yapıları değiştirildiğinden, uygulanamayacak ve çöpe atılacaktır; yani, israf olacaktır. Yapılacak yeni norm kadro çalışmaları ise, özelleştirmeyi temel alan bir kamu yönetimi anlayışında, kamu istihdamının azaltılması ve kamu istihdamında esnekleşmeye hizmet edecektir.
Bu tasarı ve AKP Hükümeti, çalışanların, hak ve özgürlükleri açısından en yüksek ortak paydada eşitlenmesini değil, tam tersine, memurların istihdam güvencesinin ve sosyal kazanımlarının zayıflatıldığı, işçilerin ise esnek çalışma biçimleri içinde sendikasızlaştığı en düşük ortak paydada eşitlenmesini öngörmektedir; bütün çabanız buna yöneliktir.
Sözleşmeli personel uygulamasının, kadro karşılığı olmaksızın yaygınlaştırılacağından söz etmektesiniz. Burada, sözleşmeli personelle neyin kastedildiği açık değildir. Sözleşmeli personel uygulamasına ilişkin Anayasa Mahkemesinin kimi kararları ortadayken, bir anayasa değişikliği yapılmadan, bu uygulama nasıl gerçekleştirilecektir?.. Sözleşmeli çalışma, bütün iş güvencesinden, koruma sistemlerinden yoksunlaşma, sendikalılık hakkından yoksun kalma, bir ve beş yıllık sözleşmelilik üzerine kurulacak olan yeni bir istihdam sistemi, sözleşmenin il özel idaresi ve belediyenin seçilmişleri tarafından yapılması anlamına gelmektedir. Her türlü korumadan uzaklaştırılmış, yerel ve sözleşmeli yeni bir kamu istihdam rejimi gündeme gelmektedir.
Yine, hükümet programında, yöneticiler ile çalışanlar arasında yapılacak sözleşmelerden söz edilmektedir. Buradan da anlaşılmaktadır ki, kamudaki istihdam da, sınırlı bir memur kesimi ile esnek usullerde çalışan işçi ve hepten güvencesiz sözleşmeli statüsündeki personel olacaktır.
Maddenin gerekçesinde, bir başka sorun olarak da, aşırı merkezîleşme sonucunda Ankara'da istihdam edilen personel sayısının artmasına karşın, değişik illerde çalışacak personelin temin edilemeyişi gösterilmektedir; bu da doğru tespit değildir. Tüm kamu personelinin yüzde 75'i, merkezî yönetim kurumlarında çalışmaktadır. Bu görevlilerin büyük bir bölümü, Ankara dışında, köy birimlerine kadar uzanarak, ülke genelinde hizmet verme çabasındadır. Örneğin, Millî Eğitim Bakanlığı personelinin sadece yüzde 1'i Ankara'da çalışmaktadır, yüzde 99'u ise Anadolu'da görev yapmaktadır. Merkezî yönetimin personelinin ağırlıklı olarak Ankara'da olduğu anlayışı, bu bakımdan, doğru bir yaklaşım değildir.
Değerli arkadaşlarım, tasarıyla, kamu çalışanlarının büyük bir bölümü, merkezin görevlerinin yerele devriyle birlikte, yerel yönetimlere devrediliyor. Bilindiği gibi, bazı yerel yönetimlerde kaynak sorunu yaşandığı için, işçiler ve memurlar aylarca ücretlerini alamıyorlar. Bu kaynak sıkıntısı tam olarak çözülmeden yerele devredilecek görevler ve personel ücretleri konusunda daha büyük çaplı sorunların yaşanacağı açıktır.
Şimdi, burada, somut bir örnek vermek istiyorum: Bildiğiniz gibi, belediyelerimiz, İller Bankasından pay alırlar. Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin bu ayki payı 2,7 trilyon liraydı. Yasaya göre de, borçlarına mukabil, bunun ancak yüzde 40'ı kesilebilirken, bugün, 2,7 trilyon alacağına karşı Kocaeli Büyükşehir Belediyesine 163 milyar gönderdiniz. Gerekçesi, 28 Mart seçimlerinden önce işçiler ve memurlar ücretlerini ve maaşlarını alamasınlar ve belediye başkanlarına karşı infial içine girsinler. Geçtiğimiz aylarda da, Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin istihkak toplamı olan 3,5 trilyonun tamamını kestiniz. Partizan tutum ve tavrınızı, yerel yönetimler üzerinde net olarak gösteriyorsunuz; bu tasarı kanunlaştığında, daha da açık ortaya koyacaksınız. Bunu, somut olarak yaşıyoruz ve görüyoruz. Şimdi, 163 milyar, 2,7 trilyonun neredeyse yüzde 5'i...
İSMAİL DEĞERLİ (Ankara)Ankara'dan niye kesmiyorlar?!
İZZET ÇETİN (Devamla)Yani, büyük bir bölümünü keserek, işçiler ile memurları o kurumlara karşı kışkırtıyorsunuz ve onlardan şimdilik medet bekliyorsunuz; yarınlarda da onları tam bağımlı hale getireceğinizden hiç kuşku duymuyorum. Bu kaynak sıkıntısı tam olarak çözülmeden, yerele devredilecek görevler ve personel ücretleri konusunda daha büyük çaplı sorunların yaşanacağı muhakkak. Bu kaynak sorunu, çalışanlar üzerinde, işten çıkarmalar, ücretlerde ve çalışma koşullarında gerileme ve esnekleşme yönünde ağır bir baskı oluşturacaktır.
Değerli milletvekilleri, savunucuları tarafından her defasında demokratikleşmeyi sağlayacağı söylenen bu tasarı, kamuda çalışan işçi ve memurların sendikalarını da hedef almaktadır. Personelin yerel yönetimlere devrinden sonra, farklı illerde, farklı il özel idareleri ve belediyeler işveren konumunda olacaktır; bu da, çalışanların örgütlülüklerini sürdürmelerinde sıkıntılara yol açacağı gibi, her yerel yönetimin kendi bütçe politikasının, personel politikasının olmasına, her işyerinde ayrı ayrı uygulamaların olmasına yol açacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
96 konuşma daha · 28 Şubat 2004