2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 5'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle
Bursa Milletvekili · MHP
Genel Kurul, 36. Birleşim · 2. yasama yılı · 10 Aralık 2016 · 932 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kadir Koçdemir (MHP), 10 Aralık 2016 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 5'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 932 kelime.
Kadir Koçdemir (MHP, Bursa). “2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesabı 5'inci Tur görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 10 Aralık 2016. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kadir-kocdemir-26-2016-12-10-2017-yili-merkezi-yonetim-butce-kanunu-tasarisi-ile-2015-yili-merkezi (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=54938
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)MHP GRUBU ADINA KADİR KOÇDEMİR (Bursa)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; sözlerimin başında yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Yine, sözlerimin başında, daha taze şehit verdiğimiz Derik Kaymakamı Muhammed Fatih Safitürk ve şehit Kaymakam Ersin Ateş başta olmak üzere, güvenlik, 15 Temmuz, ülkemizin birliği, bütünlüğü için şehit olan bütün şehitlerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyor, gazilerimize sağlık ve esenlikler diliyorum.
Bugün İçişleri Bakanlığı bütçesini görüşüyoruz ama muhalefetten, halktan, realiteden, topraktan kopuk bir iktidara karşı ta 800 sene önce Magna Carta’yla gelen bütçe hakkının hakkını vermeye çalışıyoruz. Ancak, bugün, benim eski meslektaşım olan Şair Eşref’in şu beyitiyle çok iyi tarif ettiği bir hâl içindeyiz. Diyor ki: “Eyleme beyhude ey biçare feryadufigan/ Ahımazlumu hükûmet musiki zanneyliyor.” Burada söylenen şeyler gülümsemeyle, istihzayla, kibirle karşılanıyor ve maalesef, milletin bize verdiği vekâletin yasama sürecine katkı manasında gerçekleşmesini sağlayamıyoruz.
Hükûmet, konularla ilgili hususları iyi çarpıtıyor. Mesela, her sene millî eğitime cumhuriyet tarihinin en büyük payını ayırdığını söylüyor. Bir iki gün önce PISA sonuçlandı ve maalesef bizler PISA’da OECD ülkeleri içinde sondan 2’nciyiz. Diğer ülkelerde bizden iyi olanlar Birleşik Arap Emirlikleri, Uruguay, Romanya, Moldovya ve Arnavutluk. Eğer bu kadar projelere, bu kadar harcamaya göre bu sonuç elde ediliyorsa lütfen bu millî eğitimle ilgilenmeyin, millî eğitime büyük kaynaklar ayırmayın ki bizim millî eğitimimiz, bundan önce olduğu gibi, en azından yukarıya doğru bir seyir takip etsin.
Benzer ilgi acil dertlerimiz için de geçerli. Bu ara doların paritesiyle çok ilgileniyoruz. Bununla da başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bir beş on gün ilgilenmeseler -zannediyorum- dolar normal seyrine gelecektir.
İçişleri Bakanımızı bir iki hususta tebrik etmek istiyorum. Özellikle terörle mücadelede kararlılığın ne kadar etkili olduğunu son zamanlarda görüyoruz ve bu tavrı destekliyoruz. Hem bölücü örgüte karşı hem FETÖ terör örgütüne karşı hem de IŞİD’e karşı bu kararlılık kendisini göstermeye başlamıştır. Yine, FETÖ’yle mücadelede hukuk içinde kalma konusunda diğer bakanlıklara göre İçişleri Bakanlığının daha gayretli olduğunu görmek de bizi sevindirmektedir. Bu zamana kadar 400’e yakın mülki idare amirinin görevden uzaklaştırıldığı, alındığı söylense de burada biraz daha hukuk devleti prensiplerine riayet edilmektedir ve bu, memnuniyet vericidir.
Ancak bir hususta da sitemimi ifade etmek istiyorum. Yasamayı umursamazlık bu Bakanlığın fonksiyonuyla bağdaşmamaktadır. Hem Sayın Bakanımız sorulara cevap vermemekte hem de -Sayın Bakanın talimatıyla olsa gerek- İçişleri Bakanlığı birimlerinden normal internet sayfası adresi mahiyetindeki bilgileri dahi alamamaktayız. Ama Sayın Bakanın bütçe sunuşunda ve Plan ve Bütçe Komisyonundaki konuşmasını okuduğumda gördüm ki bu bilgiler Sayın Bakana da verilmiyor. Mesela trafikle ilgili “Trafik kazalarını azalttık.” deniliyor ama 2012’den itibaren trafik kazalarında ölüm sayısı Sayın Bakanın ifadesinin aksine artmıştır. 3.750’den 2015’te 3.821’e çıkmıştır. 2015 yılında trafik kazalarında olay yerindekiler dışında ölenler de dâhil edildiği için gerçek rakam ortaya çıkmış ve 7.530 kişi 2015 yılında trafik kazalarında hayatını kaybetmiştir. Bu, gün başına, her Allah’ın günü 20 kayıp demektir. Bu, böyle olurken bununla övünmek gerçeklerden, realiteden kopuk olmayı gösterir.
Sayın Bakan, bunun yerine benzin istasyonlarındaki araçlara çip takmaktan bahsetmektedir. Eğer güvenliği sağlayacaksa 80 milyona da birer çip takalım, herkesin nerede ne yaptığını her yerden gözleriz ve güvenlik diye bir derdimiz kalmaz. Buralarda bilişim, cihaz satma lobisi etkili olmaktadır, ona birazdan tekrar değineceğim.
Efendim, İçişleri Bakanlığı hayatın bütün alanında, doğumdan ölüme kadar, nüfus kayıt işlemlerinden belediyelerin mezarlıklar, cenaze defin işlemlerine kadar hayatımızın pek çok alanında görevli bir Bakanlıktır ve bu Bakanlığın özellikle genel idare personeli emsalleriyle karşılaştırıldığında mali ve özlük haklar bakımından oldukça geridedir.
Güvenlik koruyucusu hâline getirilen köy korucularının durumunda iyileşme sağlanmış ancak bunların sosyal güvenlik bakımından sanki kaçak çalışan insanlar olma durumu hâlen devam etmektedir.
Polislerimize 3.600 ek gösterge yıllardan beri terennüm edilmekte ancak bu zamana kadar bir netice alınamamıştır.
Uzman jandarmalarımızın, başta okulda geçen sürelerinin hizmetten sayılması olmak üzere, emsalleriyle aralarındaki negatif manadaki olumsuz farklar devam etmektedir.
Yine, muhtarlarımız, ellerinden alınan yetkilerden sonra sadece tebligat memuru durumuna düşürülmüşler; bulundukları yerle ilgili kamu hizmetlerinde etkili olma durumları maalesef aşındırılmıştır.
Mahalli idarelerle ilgili çıkarılan bütünşehir kanunu yetki, sorumluluk bakımından taşrada yerel hizmetlerin görülmesinde kafaları karıştırmış ve geçiş dönemiyle izah edilemeyecek derecede özellikle merkezden uzaktaki birimlerin hizmet alma durumlarını olumsuz olarak etkilemiştir.
Yine, mülki idare amirleri -ki mülki idare amirleri eğer çok partili hayata geçtiğimizde onlar olmasaydı pek çok şey bugünkünden daha olumsuz olurdu- her yere, her derde, herkese yakın olan kamu görevlileridir. Yine, mülki idare amirlerinin -meslekteki bir ağabeyimin tabiriyle- ağzına bir habbe zeytin verdiğinizde, ardına varili dayadığınızda o kadar zeytinyağı çıkaracak kadar küçük imkânlarla, yokluklarla büyük hizmetleri gerçekleştiren insanlardır ama maalesef, son yıllarda, taşrada emsali kamu görevlileriyle mali ve özlük hakları bakımından aralarındaki uçurum giderek büyümektedir.
Elimde Bursa’da bir araştırma şirketinin kamuoyu araştırması var. Buna göre arkadaşlar, “Türkiye’nin en önemli sorunu sizce nedir?” sorusu sorulmuş; “Yüzde 48,11 terör, yüzde 12,20 işsizlik, yüzde 5,89 ekonomi” diye cevap verilmiş. Burada, bunu hissedilen -hani hava durumlarında olduğu gibi- bir algı olarak görebilirsiniz ama yüzde 48’i indirseniz indirseniz 45’e, 40’a indirirsiniz. Bu memleketin hâlâ daha en büyük sorunu terör ise burada biraz önümüze bakıp kendi durumumuzu değerlendirmemiz gerekiyor.
Hakikaten en büyük sorun terör çünkü halkla ilişkiler binası yıkılmadan önce orada, biliyorsunuz, bir mescidimiz vardı. Burada daha önce de ifade ettim, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanı, giriş çıkışı çok elektronik, personel bakımından çok sıkı kontrol edilmiş bu Mecliste arkadaşlar, şuradan 30-40 metre ileri bir sürü “jammer”lar, sinyal kesiciler, makam arabası ve koruma ordusuyla cuma namazına gidiyor. Biliyorsunuz, cuma namazının şartlarından biri hür olmaktır, hür olmanın en kısa tanımlarından biri de korkudan azade olmaktır. Eğer biz bu Meclisin içinde bir yerden bir yere gidemiyorsak o zaman İçişleri Bakanının Türkiye’de kendisine aynada bir bakması lazım.
Sadece bu mu? Tayyip Erdoğan, Sayın Cumhurbaşkanımız 22 Ekimde Bursa’ya geldi bir program için, iki buçuk üç gün önceden Bursa’da bütün giriş çıkışlar tutuldu, hayat durdu, güvenlik ancak bu şekilde sağlanabildi. Hakikaten güvenliği olmayan bir ülkenin sade vatandaşı olmak değil, Cumhurbaşkanı olmak dahi iyi bir şey değildir arkadaşlar.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
92 konuşma daha · 10 Aralık 2016