İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 59. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Genel Kurul, 59. Birleşim · 3. yasama yılı · 20 Şubat 2020 · 486 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kemal Bülbül (Halkların Demokratik Partisi), 20 Şubat 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 486 kelime.

Kemal Bülbül (Halkların Demokratik Partisi, Antalya). “Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 20 Şubat 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-bulbul-27-2020-02-20-bankacilik-kanunu-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanu (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=85853

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

KEMAL BÜLBÜL (Antalya)Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; herkese iyi akşamlar.

Öncelikle, Almanya’da gerçekleşen, ne yazık ki insanlarımızın katledilmesine yol açan ırkçı, faşist saldırıyı kınıyorum. Avrupa hükûmetlerinin eğitim politikası, erdem politikası, felsefe politikası üretememe politikası karşısında Avrupa’daki insan hakları kuruluşlarını, sivil toplum örgütlerini Erasmus’ların, Da Vinci’lerin, Giordano Bruno’ların, Jean-Paul Sartre’ların, Karl Marx’ların, Sokrates’lerin mirasına sahip çıkmaya ve Avrupa’yı, yeni bir Rönesans’a, yeni bir varoluşa ve bu kapitalist kuşatmadan kurtarmak için insan hakları ve özgürlükler mücadelesine davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, İdlib’de ortaya çıkan sonuç: İdlib’de bulunmanın yanlış olduğunu, Libya’da bulunmanın yanlış olduğunu… Ne yazık ki 2 eve yine ateş düştü, ne yazık ki 2 asker can gitti; bu, İdlib’de, Libya’da, yurdun dışında herhangi bir sebeple -hangi sebeple olursa olsun- bulunmanın meşru ve doğru olmadığını gösteren acı bir sonuçtur, oradan çekilmeyi gerektiriyor.

Bu arada bizimkilerin dikkatinden kaçan çok ilginç bir şey oldu, Diyanet İşleri Başkanlığının Fransa’daki Din Hizmetleri Ataşeliğiyle ilgili hesaplarının tamamı donduruldu. Bu niye oldu acaba? Bu sorunun üzerine de gitmek lazım. Biraz önceki bir milletvekili konuşmacımızın ifade ettiği şey çok önemli. Bakınız, Diyanet İşleri Başkanlığı fetva veriyor, diyor ki: “Pazara akşam gidin.” Şöyle bir fetva vermiyor: “Pahalılık kötüdür, yoksulluğa karşı mücadele edin, dayanışma içinde olun, millî geliri iyi paylaşın, ekonomiyi düzeltin.” fetvası vermiyor ya da açıklaması yapmıyor, pazara akşam gitme önerisinde bulunuyor.

Şimdi, dün burada sözleşmeli öğretmenlerle ilgili konuştuk. Millî Eğitim Komisyonu üyesiyim; mesajlar geliyor, telefonum kilitleniyor, sözleşmeli öğretmenler ve rehabilitasyonlarda çalışan öğretmenler “İmdat!” diyorlar; bunu tekrar dile getirmek durumundayım.

Bankacılık Yasası’na gelince, Türkiye’de bir ekonomik model değişikliğine mi gidiliyor? Yeniden bir devlet kapitalizmi mi inşa ediliyor? Yeniden bir tek adam kapitalizmi mi inşa ediliyor? Vaktiyle Amerika’dan devşirilen ve ekonomist olduğu iddia edilen bir Başbakan, Türkiye’deki ekonomik modele “sosyalist model” demişti. Şimdi, Türkiye’de yeniden merkezî devlet eliyle yürütülen, devlette tekelleşmiş ve devlet şahsında da tek adamda tekelleşmiş bir bankacılık modeli ve bir ekonomik model mi uygulanmaktadır; bu mu amaçlanmaktadır? Bunun yanında, yargıda teklik, eğitimde teklik, basında teklik, inançta teklik, kamusal yaşamda teklik, yürütmede teklik, sarayda teklik, partide teklik ve sonuç itibarıyla ekonomi de teklikle taçlandırılacak gibi gözüküyor.

Şimdi, eskiden Türkiye’de zaman zaman ekonomik krizler olurdu, şimdi tüm zamanda ekonomik krizi yaşıyoruz. Tüm zaman, ekonomik krizin olduğu bir hâle dönüşmüş durumda. Kamusal yaşam, ekonomik iktisadi yaşam bunu kaldıracak dirençte değildir; bu, bir felç olmaya; bu, giderek bir çökmeye yol açacaktır. O nedenle bir an önce bu tutumun gözden geçirilmesi gerektiği kanısındayız.

Şimdi, tabii, bu tekçiliklerden söz ederken yine ısrarla dile getirmemiz gereken bazı şeyler var. Bakın, dün söyledim, tekrar söylemek zorundayım: 68 yaşında sadece kitap yazmak suçu nedeniyle -kitap yazmak niye suç oluyorsa- derdest edilen ve adliye koridorunda tepesine çökülüp kelepçe takılan Mahmut Alınak’a karşı, yazarlara karşı, edebiyata karşı, sanata karşı suç işlenmiştir ve Gezi direnişi şahsında Gezi direnişine katılan -biraz önce Rıdvan Vekilimizin ifade ettiği gibi- kamusal yaşamı düzenlemek, adaleti ve demokrasiyi hâkim kılmak dışında hiçbir niyeti olmayan kesime yapılan saldırı ve hakaretler de bir suç unsuruna dönüşmüş durumdadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

109 konuşma daha · 20 Şubat 2020

109 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook