İçeriğe atla

27. DÖNEM · 600 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 37. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Genel Kurul, 37. Birleşim · 4. yasama yılı · 23 Aralık 2020 · 524 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kemal Bülbül (Halkların Demokratik Partisi), 23 Aralık 2020 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle); konuşma 524 kelime.

Kemal Bülbül (Halkların Demokratik Partisi, Antalya). “Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 37. Birleşim tutanağı, 23 Aralık 2020. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-bulbul-27-2020-12-23-turkiye-cevre-ajansinin-kurulmasi-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapil (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=94158

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

KEMAL BÜLBÜL (Antalya)Sayın Başkan, değerli Genel Kurul üyeleri; herkesi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, size sataşmak durumundayım. Sayın Süreyya Sadi Bilgiç, dün İstanbul Kadıköy meydanında insanlığa, engellilere, siyaset yapma hakkına, demokrasiye karşı bir suç işlendi. Sevgili engelli Vekilimiz Musa Piroğlu, tekerlekli sandalyesinden yere düşürüldü ve yerde çırpındı. Bu utanç verici, bu ahlaksızca saldırı karşısında Kadıköy Emniyet Müdürü ve Kadıköy’deki yetkililerin derhâl istifa etmesi gerekiyordu.

Sayın Başkan, size de defalarca iletildi ama hâlâ bir açıklama yapılmadı Sayın Bostancı; hâlâ bir açıklama yapılmış değil. Ayıp, utanç verici bir şey bu. Bir engelli babası olarak söylüyorum bunu. Bu, yenilip yutulacak bir şey değil değerli arkadaşlar. Bu, herhangi bir saldırı değil; bu, insan hakları ihlalini de aşan bir durumdur. Bununla ilgili derhâl bir açıklama yapılmalıdır.

İkincisi, sevgili arkadaşlar, Saddam’ın sonunu bir Leyla getirdi, Leyla Kasım. Filistin halkının destansı mücadelesi Leyla Halid ve Türkiye’de barışın, demokrasinin, özgürlüğün mücadelecisi Leyla Güven. (HDP sıralarından alkışlar) Egemenlerin Leylalarla sorunu vardır. “Mecnun’um, Leyla’mı gördüm / Bir kerece baktı, geçti / Ne sordum ne de söyledi / Yıldız gibi aktı, geçti.” demiştim. Yıldız gibi akıp geçmedi tabii “Mücadelemizi içeride de dışarıda da sürdürürüz.” dedi.

Üçüncü nokta: Her talep dile getirdiğimizde “Anayasa’mız diyor ki” diye başlayan söylemlerinizle Anayasa’nın 90’ıncı maddesini -Cumhurbaşkanından başlayarak- ihlal ediyorsunuz ve suç işliyorsunuz. Anayasa’nın 90’ıncı maddesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının Türkiye’de yasa hükmünde olduğunu, uluslararası sözleşmelerin de imza konulan sözleşmelerin maddelerinin de Türkiye’de yasa hükmünde olduğunu söylüyor. Bunu ihlal ederek suç işliyorsunuz. Bu suçlar birbirine eklendiğinde insanlığa karşı bir suç çıkıyor ortaya. Bunu da bertaraf edebilmek için bir şey dile getirdiğimizde yok “mezhepçi” yok “bölücü”… Şu -cı, -ci, -cu, -cü ile bitenlerin hepsini size iade ediyorum; -cılık, -cilik, -culuk, -cülük’le bitenleri de iade ediyorum. Biz mezhepçi değiliz, biz bölücü değiliz; biz, insan hak ve özgürlüklerini savunan, eşit yurttaşlığı, Türkiye’de ortak yaşamı, herkesin kendi kültürü, inancı, kültürü ve inancından doğan haklarıyla birlikte yaşamasını savunan, laik ve demokratik Türkiye ve eşit yurttaşlık mücadelesi veren bir partiyiz. Bunun böyle bilinmesi lazım.

Bu yasa maddesi, bir kere “çevre” kavramından tutalım, “Ajansı”na eklendiği uydurmadan da tutalım… “Çevre” ne ya? Allah aşkına ne demek çevre? “Doğa” varken “ekosistem” varken kapitalizmin ürettiği bu “çevre” kavramı insan-doğa ilişkilerini açıklamıyor.

Daha yakın zamanda yitirdiğimiz dünyaca ünlü bilim insanı Hawking ne demişti? “Dünyanın bin beş yüz yıllık ömrü kaldı, kendinize yaşayacak yer bulun.” demişti. Dünyanın bin beş yüz yıllık ömrü kalmışken biz ağaçları, biz toprağı, biz suyu, biz doğayı, biz havayı, biz rüzgârı sizin yağmalama yaklaşımınızdan kurtarmaya çalışıyoruz; olacak şey mi bu? Peki, bu dünyanın bin beş yüz yıllık ömrü bizim için mi kaldı? Sizin için de, bütün insanlık için, bütün canlılar, bütün varlıklar için. Bizim inancımız şöyle diyor: Kevn-ü mekân, suret-i Hak’tandır. Var olan her şey, suret-i Hak’tandır, Hakk’ın kendisidir. İnsan da suret-i Hakk’ın candaki tecellisidir. Bu anlamda biz, içinde yaşadığımız doğayla birlikte varız ve bu doğaya “çevre” deyip dışlamayız. Doğa, bizi kuşatan, bizi var eden, birlikte yaşayacağımız bir ortamdır. Bu yasa, doğayı, doğal yaşamı, doğanın kendi sürek ve süreçlerini, aktivitelerini, doğallığını dikkate almamakta, ihlal etmekte, paralel bakanlık yaratmakta, yağma ve talan yaratmakta. Bu yağma ve talanın adı yeni bir yapılanma, yeni bir talep, yeni bir sunum olamaz. Bu nedenle reddini talep ediyoruz.

Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

130 konuşma daha · 23 Aralık 2020

130 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook