İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 36. BİRLEŞİM · SALI

Vergi barışı kanun tasarısı

Kemal Kılıçdaroğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 36. Birleşim · 1. yasama yılı · 25 Şubat 2003 · 824 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 25 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VERGİ BARIŞI KANUN TASARISI); konuşma 824 kelime.

Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “Vergi barışı kanun tasarısı”. TBMM Genel Kurulu, 36. Birleşim tutanağı, 25 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2003-02-25-vergi-barisi-kanun-tasarisi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Meclisin oylarıyla bir yolsuzluk komisyonu kurulmuştu. Geçen gün yolsuzluk komisyonu toplandı; yolsuzlukla mücadele konusunda nasıl bir strateji izlememiz gerektiğini belirlemeye çalıştı. Yolsuzluk konusunda bu kadar hassas olan bir Parlamentonun, naylon fatura kullanarak devletten vergi çalmayı alışkanlık haline getirenleri affetmesini, doğrusunu isterseniz içime sindiremiyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Ya birinde yanlışlık yapıyoruz ya öbüründe yanlışlık yapıyoruz. Yolsuzluğa karşıyız diyoruz; ama, devleti soyan insana, tüyü bitmemiş yetime hizmet götürmek için vergi toplamaya çalışan, fakat vergisini bilinçli olarak ödemeyen insanlara af getiriyoruz. Yüce Parlamentonun buna onay vermesi, doğrusunu isterseniz, tam bir çelişki.

Bizim temel sorunumuz ne? Değerli arkadaşlarım, bu kanun -genel gerekçesini söylüyorum- ekonomik kriz nedeniyle vergisini ödeyemeyenlere kolaylık getirmeyi düşünüyor. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, ekonomik kriz nedeniyle vergisini ödeyemeyen, vergisini geciktirebilen, herhangi bir nedenle vergi ödemede zorlanan insanlara kolaylık getirilmesinden yanayız; bunlara evet diyoruz; doğrusu da budur; çünkü, bu krizden etkilenenlere kolaylık getirilmesi lazım; ama, naylon fatura kullanıp, sahte belge kullanıp devletten vergi iadesi alanlara ve devletin ödenmesi gereken vergisini ödemeyenlere kolaylık getirmenin, bu vergi barışıyla, toplumsal barışla ne ilgisi olabilir?!

Ben, size, Vatandaşın Vergisini Koruma Derneğinin yayımladığı bir bildiriden bir paragraf okumak istiyorum değerli arkadaşlarım: "Yasanın genel gerekçesinde, vergi affının 200 ve 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle çıkarıldığının belirtilmesine karşın, yasanın 14 üncü maddesiyle -bilerek veya bilmeyerek- naylon fatura kullanarak vergi kaçıran veya hayalî ihracat yaparak devleti soyanlar da af kapsamına alındı. Böylece, hayalî ihracat yaparak geçmişte devleti soyanlar ve vergi kaçıranlar, bir kez daha ödüllendirilmiş oldu. Şimdi, devlete ve topluma saygılı vergi yükümlüleri adına soruyoruz: Vergilerini zamanında ödeyen yükümlüleri enayi konumuna düşürmek devletin saygınlığıyla bağdaşır mı?"

Doğru değil mi değerli arkadaşlarım? Düzenli, saygılı bir şekilde beyan ettiği vergileri ödeyenlere saygı göstermemiz ve bunları ödüllendirmemiz gerekmez mi?!

Burada yasanın tümü üzerinde görüşülürken Adalet ve Kalkınma Partisi adına söz alan milletvekili arkadaşımız, bir vergi yükümlüsünün kendisine gönderdiği mektuptan söz etti. 30 000 000 dolarlık ihracat yapan bir işadamının 20 000 000 liralık bir sahte benzin faturası nedeniyle hapiste olduğunu söylüyor ve bu vergi barışı tasarısının kendisini hapisten kurtaracağını öngörüyor.

Değerli milletvekilleri, 30 000 000 dolar değil, isterse 1 000 000 liralık ihracat yapan bir insanın bilmeden herhangi bir nedenle; naylon fatura, sahte bir fatura veya düşük bedelli bir fatura nedeniyle hapse girmesi elbette doğru değildir, elbette buna karşı çıkmamız lazım, elbette bu soruna çözüm bulmamız lazım; ama, söyler misiniz bu kanunun hangi maddesi bu soruna çözüm getiriyor?! Bu kanunun hiçbir maddesi bu soruna çözüm getirmiyor değerli arkadaşlarım. Neden getirmiyor onu da söyleyeyim değerli milletvekilleri: Bana söyler misiniz; ihracatçının veya ihracat yapan birisinin, bilmeden, belgelerine, dosyalarına girmiş bir naylon fatura nedeniyle bu kişi hakkında soruşturma açılmaz, Türk Ceza Kanunu dolayısıyla savcılığa sevk edilmez diye bir madde var mı bunun içinde veya ben mi göremiyorum?! Demek ki yok değerli arkadaşlarım.

Önemli olan şu: Maden biz bunu getiriyoruz, buna da tamam diyelim; ama, bari çözümünü getirelim, bir daha olmasın bunlar; ama, bunlar yine olacak, bir daha olacak, yine af gelecek.

Bakın, size, Sayın Cumhurbaşkanının veto gerekçesinden bir bölüm okuyayım: "Ülkemizde 1980-2000 yıllarında 11 kez af yasası çıkarılarak ortalama iki yılda bir vergi affına başvurulması bu kurumu gelenekselleştirmiştir. Bu durum, bir yandan vergi suçlarının işlenmesini özendirmekte ve vergi cezalarının caydırıcı etkisini azaltmakta; öte yandan da, vergisini zamanında ödeyen yurttaşların adalet duygusunu incitmekte ve güvenini sarsmaktadır."

Sayın Maliye Bakanımız açıklama yapıyor, diyor ki: "Bundan sonra bir daha vergi affı gelmeyecek." Ben, bilsem ki, Sayın Maliye Bakanımız ömür boyu Maliye Bakanı olarak kalacak, güveneceğim; ama, Sayın Bakan gittikten sonra bir başka bakan gelecek, o da bir vergi affı getirecek; çünkü, her aftan sonra, her sayın maliye bakanımız şunu söylemiştir: "Bu, son af, bir daha af çıkmayacak." 1980'den bu yana çıkan af yasası 11...

Bundan sonra bir daha af çıkacak, neden af çıkacak; şimdi, bu maddede diyoruz ki, pişmanlıkla dilekçe verenlere, beyanda bulunanlara kolaylık getireceğiz. Söyler misiniz, siz, mükellef olsanız, niye götürüp pişmanlıkla beyan edeceksiniz ki; nasıl olsa, iki sene sonra, bir daha af çıkacak; bunun uygulamaları var zaten. Her iki yılda bir affın çıktığı ortamda, devlet vergi toplayabilir mi, devletin saygınlığı kalabilir mi, dürüst mükellef ödüllendirilebilir mi?! Biz, kaçakçıyı ödüllendiriyoruz, dürüstü cezalandırıyoruz. Böyle bir sistemin, buna katkıda bulunacağını sanmıyorum değerli arkadaşlar.

Şimdi, bütün sorun, kamu yönetiminde. Bakın, size, son kez, sözlerime son vermeden, Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu'nun sözlerinden bir bölümü, yine, izninizle okumak istiyorum: "Türkiye'nin temel sorunu kötü yönetimdir. Kötü yönetimin kaynağı, kamu idaresinin örgütlenme ve işleyiş biçimidir. Kamu idaremiz, ülke sorunlarına çözüm, vatandaşlarına kaliteli hizmet üretememektedir, bütünüyle çağdışı kalmıştır. Bu durum, hepimizin yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir. Bugün içinde bulunduğumuz yüksek kamu borç stoku ve buna bağlı makro iktisadî istikrarsızlık ortamının temel nedeni, kamu idaresinin içine düştüğü bu durumdur."

Gelin, bu tür yapay tasarılarla değil, ülkenin sorunlarına temel çözümler üretebilecek tasarılarla, biz, sorunları aşabilelim.

Sözlerime son vermeden önce, gündemdışı konuşma yaparken, savaşa karşı olduğunu ifade eden ve barıştan yana olduğunu ifade eden Adalet ve Kalkınma Partisinin değerli milletvekiline teşekkür etmek istiyorum; çünkü, gerçekten de, bu onurlu Parlamentodan savaşa "evet" kararının çıkacağına kişisel olarak inanmıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

13 konuşma daha · 25 Şubat 2003

13 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook