406 sayılı telgraf ve telefon kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1074)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 61. Birleşim · 4. yasama yılı · 9 Şubat 2006 · 1.106 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 9 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 406 SAYILI TELGRAF VE TELEFON KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA (S.S.1074)); konuşma 1.106 kelime.
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İstanbul). “406 sayılı telgraf ve telefon kanununda değişiklik yapılması hakkında (s.s.1074)”. TBMM Genel Kurulu, 61. Birleşim tutanağı, 9 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-22-2006-02-09-406-sayili-telgraf-ve-telefon-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Buraya, kürsüye gelen Adalet ve Kalkınma Partisinin değerli milletvekilleri bir kanun teklifiyle ne kadar önemli bir yasayı Parlamentoya getirdiklerini ifade ettiler ve bunun, Telekom çalışanlarına çok ciddî ayrıcalıklar taşıdığını da, yine, konuşmalarında ifade ettiler.
Şimdi, birinci nokta, değerli milletvekilleri; bu kadar önemli bir yasa, hangi gerekçeyle, hükümet tarafından buraya getirilmiyor? Bir kanun teklifi olarak getirilmesinin nedenini, doğrusunu isterseniz, anlayamadım.
Bu tür kişiler arasında ayırım yapan, ayırımcılığı önplana çıkaran, benim adamlarıma iyi yasa çıkarayım, benim adamım olmayanlar da okka altına gidebilirler diye çifte standart getiren bir teklifi, niçin, acaba hükümetten kaçırırız biz?
İkinci önemli nokta; bakın değerli milletvekilleri, şurada, Plan ve Bütçe Komisyonuna da sevk edildiği söyleniyor bu teklifin. Hangi gerekçeyle, bu teklif, Plan ve Bütçe Komisyonundan gizlenmiştir?! Hangi gerekçeyle gizleniyor?! Malî haklar var burada; malî haklar Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmeyecek de nerede görüşülecek?!
Şimdi, bu teklifteki garabete bakın arkadaşlar; diyor ki: Eğer, bu çıkmazsa, çok önemli bir kamu hizmetinin aksaması sonucunu doğuracaktır. Arkadaşlar, siz bunun yüzde 55'ini özelleştirmediniz mi; ne kamu hizmetinden bahsediyorsunuz?! Hangi kamu hizmetinin engelleneceğinden söz ediyorsunuz siz?! Olay bitmiş, özelleştirmişsiniz, kalkmışsınız diyorsunuz ki, eğer bu yasa çıkmazsa, kamu hizmeti aksayacak. Hangi kamu hizmetinden bahsediyorsunuz?! Ortada kamu hizmeti diye bir şey yok.
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul)Haberleşme…
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Ortada Oger var. Sayın Bakanın olağanüstü destek verdiği, hükümetin destek verdiği, Sayın Başbakanın, Sayın Abdullah Gül'ün özelleştirme öncesinde Lübnan'a gittikleri, bir özel finans kurumunun genel müdür vekiliyle beraber gittikleri, pazarlama faaliyetini orada gerçekleştirdikleri bir kuruluşu konuşuyoruz; yüzde 55'i gidiyor, biz, gelmişiz buraya, kamu hizmeti aksar diyoruz.
Başka ne diyoruz; nakle tabi personelin büyük bir kısmının nakil hakkını kullanması durumu kamuya aşırı yük getirecekmiş. Günaydın! Özelleştireceksiniz, şimdi de kalkıp diyeceksiniz ki, bu kanun çıkmazsa kamuya aşırı yük gelecek. Ee, aklınız neredeydi değerli arkadaşlar?! Kamuya aşırı yük geleceğini siz özelleştirme kararı alırken düşünmediniz mi?!
Daha garip bir şey söyleyeyim; kamunun beklenmeyen bir yükle karşılaşma ihtimalinin önüne geçiyormuşuz bununla, beklenmeyen bir yükle karşılaşabilirmiş!
Sayın Bakan, az önce, burada, Telekomun özelleştirilmesinden nasıl olağanüstü bir gelir elde ettiğini anlattı. Bu kadar olağanüstü bir gelirin elde edildiği bir özelleştirmede, niye acaba kamuya bir beklenmeyen yük gelirmiş, hangi gerekçeyle gelirmiş?
Şimdi, değerli arkadaşlar, eğer bunlar varsa ve doğruysa, o zaman, hükümetin, özelleştirmeleri yaparken oturup düşünmesi lazım, ayrıntılara girmesi lazım, doğrusu nedir eğrisi nedir bakması lazım, personel ne olacak ona bakması lazım; ama, bütün bunlar, maalesef, gözardı ediliyor.
Bakın şimdi değerli arkadaşlar, deniliyor ki… Sayın Bakan ve Plan Bütçe Komisyonunda bir konuşmasında dedi ki: "Türk Telekomda yalnızca 1 000 vasıflı eleman vardır."
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (İstanbul)Yanlış.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Tarihini de söyleyeyim; 4.7.2004 Sayın Bakanım. Plan ve Bütçe Komisyonundaki konuşmanız.
Sadece 1 000 vasıflı eleman Türk Telekomda çalışıyorsa -ki, bunu, aynı zamanda Telekom yetkilileri de zaman zaman seslendirdiler- 1 000 tane vasıflı eleman varsa, peki, o zaman, nasıl oluyor da, siz, 24 000 kişiyi, o diğer vasıfsızların tümünü kamuya yıkmaya çalışıyorsunuz? Türk Telekomun nitelikli elemanlarını bu derece aşağılamaya, acaba, Bakan olarak sizin yetkiniz var mı?!
İşin garip tarafı, beş yıla çıkarıyorsunuz bunu; beş yıl… Beş yıl içinde, kişi, birkısım personel -Türk Telekomun bütün personeli değil, birkısım personeli- diyorsunuz ki, beş yıl, bunlar, Oger'de çalışabilir. Ne anlama geliyor biliyor musunuz arkadaşlar bu -bunlar 339 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi- devlet memurlarının beş yıl süreyle Oger'e kiralanması anlamına geliyor arkadaşlar.
Siz, acaba, kamu çalışanlarının özel sektöre kiralandığı bir modeli gördünüz mü hiç?! Bu modelle, siz, Türkiye Cumhuriyetinin personel sisteminin dibine dinamit koyuyorsunuz. Dinamit koyuyorsunuz, farkında değilsiniz. Gelip, burada, diyorsunuz ki, çok güzel şeyler yapıyoruz. Bana gösterebilir misiniz, hangi çağdaş ülkede devlet memurları özel sektöre kiralanıyor?! Siz yarın, buraya, hâkimleri de kiralarsanız hiç şaşmayacağız! Böyle bir şeyi nasıl yapabilirsiniz?!
Kiralama şununla da kalsa iyi: Beş yıl diyorsunuz. Oger diyecek ki: "Bir dakika arkadaşlar… Şunları kabak seçer gibi seçeceğim, sizi ben kabul etmiyorum, siz gidin, siz gidin; şunlar benim işime yarıyor, ben bunlarla çalışacağım."
Yani, şimdi, siz Oger'e ne avantajlar sağladığınızı biliyor musunuz Sayın Bakanım? Ne avantajlar sağladığınızı biliyor musunuz? Siz, bununla, ihale koşullarını değiştiriyorsunuz. Düşünün şimdi, ben ihaleye giriyorum. İhalede 30 günlük süre tanınmış arkadaşlar -30 gün içinde tercih yapacağım, ya devlet ya burası- onu 90 güne çıkarıyorsunuz, bir de beş yıl veriyorsunuz. Beş yıl içinde gelirsen tamam, öbür tarafa gidersen tamam.
Peki, arkadaşlar, ben ihaleye girerken, bu beş yılı bana söyleseydiniz, belki, ben daha yüksek fiyat verirdim. Sizin ne hakkınız var Sayın Bakanım, ihale koşullarını değiştirmeye? Sizin yetkiniz var mı ihale koşullarını değiştirmeye? Bunu nasıl yapabilirsiniz siz? Bu teklifi Plan ve Bütçe Komisyonundan, bir uzmanlık komisyonundan kaçıracaksınız, buraya geleceksiniz, bu teklifi, burada, savunacaksınız. Akılla, mantıkla bağdaşır bir yönü yok bunun.
Şimdi, burada, sadece, onlar çalışmıyor tabiî. Beş yıla tabi olan kapsam içi, kapsam dışını ikiye ayırmışsınız. Peki, burada çalışan işçiler bu ülkenin insanı değil mi? Onlar uzaydan mı geldi? Bu ülkenin işçilerine sizin sahip çıkma göreviniz yok mu? Sizin Telekom çalışanları arasında ayırım yapma yetkiniz var mı Sayın Bakan? Onlar bu ülkenin insanı değil mi? Onlar alınteri dökmüyor mu? Onlar akşam evlerine, çoluk çocuğuna yemek götürmüyor mu, ekmek götürmüyor mu? Siz, bu ayırımı hangi hakla yaparsınız? Ama, siz, bunu yapıyorsunuz. Bunu, ne adına yapıyorsunuz; fakir fukara, garip gureba edebiyatı yaparak yapıyorsunuz. Bunda hakkınız yok sizin. Siz, Telekomda çalışan işçi, memur, herkese sahip çıkmak zorundasınız. Ayırım yapamazsınız onlar arasında. Hak verirseniz herkese, hak vermezseniz kimseye vermezsiniz. Birileri size gelip "bana hak ver" dediği zaman diyeceksiniz ki, ben, o kurumda çalışan tüm personel için aynı kararları alırım. Eşitleri yaparım diyeceksiniz.
YÜKSEL ÇAVUŞOĞLU (Karaman)O, 2000 yılında yapıldı.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Siz... Bakın, 2006 yılı. Siz eşitlikten bahsetmiyor musunuz? Adalet sözcüğü sizin partinizin adında yazılı. 2000 yılında haksızlık yapılmışsa, 2006'da, şu kürsüye gelip, diyeceksiniz ki, biz, Adalet ve Kalkınma Partisiyiz, biz, adaleti sağlayacağız... 2000 yılında haksızlık yapıldı, biz, bunu düzeltiyoruz. Siz, gelip, o adaletsizliğin üstüne tuz biber ekiyorsunuz. İsyanımız da buradan zaten. Bunu nasıl yaparsınız siz?
Siz, kamu çalışanları üzerinde otorite kamu değil diyorsunuz, otorite, artık, Oger firmasıdır diyorsunuz. Bunu, hangi yetkiye dayanarak söylüyorsunuz? Bunun Anayasaya aykırı olduğunu siz bilmiyor musunuz değerli arkadaşlar?
Sayın Bakan burada bir şey daha söyledi. "Aycell-Aria birleşmesini biz yaptık" dedi, "Cumhuriyet Halk Partisi olarak siz de destek verdiniz." Doğru.
Sayın Bakan, biz desteği, zarar eden iki kurumun birleşmesi ve onun kârlı bir kuruluş haline gelmesi, ülkenin ekonomisine katkıda bulunması için verdik, ekonominin gereği için verdik; ama, biz size şunu söylemedik: Bu birleşmeden önce Aycell'in içini parayla doldurun, götürün öbür tarafa peşkeş çekin… Biz size böyle mi yetki verdik?! Şimdi, Sayın Bakan diyecek ki, o zaman niye bunu, yetkiyi verdiniz, yani, niye desteklediniz bunu biliyorsanız.
Biz bunu, siz bu birleşmeyi yaptıktan sonra Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun raporlarından öğrendik Sayın Bakan.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Bağlıyorum Sayın Başkan.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
40 konuşma daha · 9 Şubat 2006