Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 97'nci yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın kutlanması, günün anlam ve öneminin belirtilmesi görüşmeleri münasebetiyle
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 85. Birleşim · 2. yasama yılı · 23 Nisan 2017 · 755 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP), 23 Nisan 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 97'nci yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın kutlanması, günün anlam ve öneminin belirtilmesi görüşmeleri münasebetiyle); konuşma 755 kelime.
Kemal Kılıçdaroğlu (CHP, İzmir). “Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 97'nci yıl dönümünün ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın kutlanması, günün anlam ve öneminin belirtilmesi görüşmeleri münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 85. Birleşim tutanağı, 23 Nisan 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/kemal-kilicdaroglu-26-2017-04-23-turkiye-buyuk-millet-meclisinin-kurulusunun-97-nci-yil-donumunun-ve-ul (erişim: 28 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=58942
Konuşmanın tam metni
TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizi izlemekte olan değerli yurttaşlarım, sevgili çocuklar; hepinizi saygıyla selamlıyor, Miraç Kandili’nizi ve bayramınızı içtenlikle kutluyorum.
Değerli milletvekilleri, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk 23 Nisan 1920’de, 97 yıl önce bugün bu saatlerde Türkiye Büyük Millet Meclisimizin Ulus’taki ilk binasına adımını attığı anda hissettiklerini şöyle anlatır: “23 Nisan cuma günü, öğleden sonra, takriben saat ikide, Meclis binasının kapısından girerken günlerden ve gecelerden beri bütün mevcudiyetimi işgal eden efkâr ve duygusallık içinde bulunuyordum. Ancak içeriye gelip Meclis salonunu dolduran milletvekillerinin emniyet ve itimat eden bakışlarıyla bana yönelmiş olduklarını gördüğüm zaman, teşebbüsümüzün milletin amaçlarına tamamen uygun olduğunu bir kere daha idrak ettim ve artık, fikir ve amaçta ortak milletimizi temsil eden bu kader arkadaşlarımla beraber çalışacağımdan ötürü bahtiyarım.” diyor. Çünkü, Mustafa Kemal Atatürk için 23 Nisan -yine onun deyimiyle- Türkiye millî tarihinin başlangıcı ve yeni bir dönüm noktası; bütün bir cihanı husumete karşı kıyam eden Türkiye halkının Türkiye Büyük Millet Meclisini vücuda getirmek hususunda gösterdiği harikadır.
Evet, hepimizi çatısı altında toplayan bu Gazi Meclis Türkiye millî tarihinin başlangıcı ve bizzat Türkiye halkının vücuda getirdiği bir harikadır. Ayrıca, 23 Nisan 1920’nin Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklarımıza armağan edilmesi, aynı zamanda cumhuriyetimizin de her zaman bir çocuk kadar saf, temiz ve yalın kalacağına duyulan inancı ifade eder. Milletimizin Türkiye Cumhuriyeti’ne duyduğu sevgi ve bağlılığın kaynağında da bu inanç vardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Mücadele’yi yönetmesi nedeniyle dünyada “gazi meclis” unvanına sahip tek parlamento olan Türkiye Büyük Millet Meclisi kurulduğu ilk günden itibaren hükûmetin denetlenmesi görevini kararlılıkla sürdürdü. Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri Kurtuluş Savaşı’nın en kritik dönemlerinde dahi, Kurtuluş Savaşı’nın en kritik dönemlerinde dahi denetim sorumluluklarından ödün vermediler. Örneğin, Sinop Mebusu Şerif Bey’in bakanlıklardaki bazı memurların görevlerinden azledilmesi hakkında verdiği istizah takriri yani gensoru önergesinin 5 Temmuz 1920 tarihindeki görüşmelerinde bazı iç Ege kasabaları Yunanlılar tarafından işgal ediliyordu. Şerif Bey en yaşlı üye sıfatıyla 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılış konuşmasını yapan kişidir; bu Gazi Meclisin kutsal çatısının altında yankılanan ilk nutuk, Sinop Mebusu Şerif Bey'in nutkudur. Haziran 1920’de Saruhan Mebusu Refik Şevket Bey, Ankara Erkek Öğretmen Okulunun başka bir yere nakledilmesiyle ilgili sözlü soru önergesini dönemin Millî Eğitim Bakanına yönelttiğinde aralarında İsmet İnönü’nün de bulunduğu bazı Millî Mücadele kahramanları hakkında İstanbul’da kurulan harp mahkemesi idam kararı almaya hazırlanıyordu.
Değerli milletvekilleri, bu örnekleri şunun için veriyorum: En zor koşullarda bile Türkiye Büyük Millet Meclisi, hükûmeti denetleme görevini yapmış ve hiç kimse kürsüye çıkıp “Memleket savaş hâlinde, siz soruları niçin soruyorsunuz?” ya da “Bu gensoruyu niçin veriyorsunuz?” diye sormamıştır. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü bu onurlu milletvekilleri hükûmet üzerinde denetim görevlerini yaparak Parlamentoya saygınlık kazandırmışlardır. Milletvekillerinin sözlü ve yazılı soru önergeleri ile gensoru önergeleri yoluyla denetim yetkilerini kullanmaları bazı küçük tartışmalar dışında sorun edilmemiş, asla ayak bağı olarak nitelendirilmemiştir.
Bugün gelinen noktaya bakalım sayın milletvekilleri: Yüksek Seçim Kurulu tarafından meşruiyeti tartışılır hâle getirilen mühürsüz seçimle bizler yani biz milletvekilleri bu kürsüye çıkıp bir bakana bir sözlü soru dahi soramayacağız. Soruyu sorsak dahi sayın bakan bu kürsüye çıkıp bizlerin sorularına cevap verme tenezzülünde dahi bulunmayacaktır. Yaratılan bu acı tabloyu vicdanı sızlayan herkesin iyi duymasını isterim. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, bu bağlamda Millî Mücadele’nin hemen sonrasında müzakerelerine başlanan yeni Anayasa tartışmalarını da hatırlatmakta fayda görüyorum. Tarihimizi iyi bileceğiz. Tarihimizi iyi bileceğiz ki geleceği iyi inşa edelim.
23 Mart 1924, 1924 Anayasası görüşülür ve Anayasa’nın 25’inci maddesi, öneri şöyledir: “Meclisin kendiliğinden seçimlerin yenilenmesine karar verebileceği gibi Cumhurbaşkanı da Hükûmetin değerlendirmesini aldıktan sonra gerekçesini Meclise ve millete bildirmek şartıyla seçime karar verebilir.” Dönemin milletvekilleri, bu görüşülürken, Hükûmetin değerlendirmesini almak ve gerekçesini Meclise ve millete açıklama zorunluluğuna rağmen fesih yetkisine karşı çıkmışlardır. Örneğin Saruhan Mebusu Reşat Bey kürsüye çıkıp şunları söylemiştir, 1924’te: “Gazi Paşa hazretleri katiyen emin olsunlar ki millet, yine kendi tabir ve tavsiyeleri veçhile hâkimiyetlerinden bir zerresini ismi ve makamı ne olursa olsun ve kim olursa olsun hiçbir makama, ferde tevdi ve teslim etmeyecektir.” (CHP sıralarından alkışlar) Mahmut Esat Bey yine kürsüye çıkar “Dünyanın hangi köşesinde, hangi devlet teşkilatında hâkimiyetin kayıtsız şartsız milletin olduğu anlayışının tecellisi Meclisi feshedilebilmektedir? ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir.’ diyoruz, sonra bu kadar büyük bir kuvveti Cumhurbaşkanı feshedebilmektedir. Bunu doğru bulmuyoruz.” diye itiraz eder. Saraçoğlu Şükrü Bey bize…
HÜSNÜYE ERDOĞAN (Konya)Verilen fesih değil yalnız. Verilen fesih yetkisi değil.
CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI VE MECLİS GRUBU BAŞKANI KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)Rahatsız olduğunuzu biliyorum, vicdan azabı çektiğinizi de biliyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler) Millî iradeye saygı göstermediğinizi de biliyorum ama beni dinlemek zorundasınız. Beni dinlemek zorundasınız. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
14 konuşma daha · 23 Nisan 2017