İçeriğe atla

26. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 119. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi münasebetiyle

Levent Gök

Ankara Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 119. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Temmuz 2017 · 1.494 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Levent Gök (CHP), 26 Temmuz 2017 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi münasebetiyle); konuşma 1.494 kelime.

Levent Gök (CHP, Ankara). “Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi münasebetiyle”. TBMM Genel Kurulu, 119. Birleşim tutanağı, 26 Temmuz 2017. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/levent-gok-26-2017-07-26-turkiye-buyuk-millet-meclisi-ictuzugu-nde-degisiklik-yapilmasina-dair (erişim: 29 Ekim 2026). TBMM kaydı: https://www.tbmm.gov.tr/milletvekili/UyeGenelKurulKonusmalariDetay?eid=61217

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TBMM tutanağından · Kaynak ↗ (yeni sekmede açılır)

CHP GRUBU ADINA LEVENT GÖK (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ancak az önce Meclis Başkan Vekilimize ifade ettiğim hususu bir kez daha halkımın huzurunda tekrarlamak durumundayım: Meclisin anayasası sayılacak olan bir İç Tüzük değişikliğinde muhalefetin ne diyeceğini merak etmeyen, onu dinleme nezaketine dahi katlanmayan AKP Grubunu, şu anda salonda bulunan 13 üyesini tenzih ederek, halkıma şikâyet ediyorum, halkıma şikâyet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (Çanakkale)Ama daha önce dinledik bunları Sayın Başkan.

LEVENT GÖK (Devamla)Böylesine önemli bir konuda hiç olmazsa, görünüşte dahi olsa bir siyasi nezaketi korumak ve bu Meclisin saygınlığını sürdürmek hepimizin görevi olmalı değerli arkadaşlarım. Bu tablo vahim bir tablo. Böyle bir tablo içerisinde iktidar partisi milletvekilleri bir muhalefet partisi milletvekilinin ne diyeceğini hiç merak etmiyor mu?

BÜLENT TURAN (Çanakkale)Maddeleri merak ediyoruz Başkanım, buradayız biz.

ALİ ŞEKER (İstanbul)Onlar talimatları merak ediyorlar sadece.

LEVENT GÖK (Devamla)Yani, böyle bir tabloyu gerçekten yakıştıramıyorum. Büyük üzüntü içerisindeyim ama böylesine saygı içerisinde ifade ettiğim eleştirileri dahi, şakacı bir üslupla dahi, eleştiri boyutuyla bir şakaya getirmek de hoş değil, hoş değil. Bu manzara hoş değil değerli arkadaşlarım. Bu manzara ne biliyor musunuz? İç Tüzük değişikliğinde eğer yoklama maddesi geçerse, işte, Meclisin bundan sonraki hâlini gösteren ibretlik bir tablo. Yoklamalar geçtikten sonraki Meclisin tablosu bu değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM ERKEK (Çanakkale)Aynen, aynen.

İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)Böyle bir Meclis arzu ediyorlar zaten.

LEVENT GÖK (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda aklıma geldi, belki de diyorum, acaba AK PARTİ’li milletvekilleri benim ne konuşacağımı tahmin ettiler de onun için mi yoklar salonda?

BÜLENT TURAN (Çanakkale)Hayır, daha önce konuştunuz ya Sayın Başkan.

LEVENT GÖK (Devamla)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, AK PARTİ’nin, başında Genel Başkanı olmak üzere, milletvekillerinin kafası karışık. AK PARTİ’ye baktığımız zaman yanardöner bir parti; kimi zaman öyle, kimi zaman böyle. Bunu nereden çıkartıyoruz? Kimi önemli olaylar olduğu zaman… Örneğin Genel Başkanları Recep Tayyip Erdoğan’ın çeşitli konularda demeçleri var. Şimdi, ben bir muhalefet partisi milletvekili olarak karşımdaki rakip partiyi tanımak istiyorum. Yahu, bunlar nasıl bir parti? Programlarında ne yazıyor, kendileri ne yapıyorlar? Ya da bir gün ne söylüyorlar, öbür gün ne söylüyorlar? Yani siyasi çekişmenin temeli de birbirini tanımaya dayanır. Diğer partileri tanıyorum; MHP’yi tanıyorum, HDP’yi tanıyorum ama AK PARTİ’yi tanıyamıyorum değerli arkadaşlarım. Hangi sözlerine itibar edeceğiz AK PARTİ’lilerin, başta Genel Başkanları olmak üzere? Bir gün öyle, bir gün böyle.

Şimdi, Gezi olayları olmuş, Recep Tayyip Erdoğan açıklama yapıyor değerli arkadaşlarım, diyor ki: “Gezi Parkı AVM olacak.” Böyle diyor. Ya, bundan tam iki ay sonra yine aynı Recep Tayyip Erdoğan diyor ki: “Zaten metresiyle falan, Topçu Kışlası’na AVM olması mümkün değil.” İki ayda tekzip eden bir Recep Tayyip Erdoğan.

Sonra Lozan Anlaşması konusunda geçen yıl diyor ki: “Birileri bize Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalışıyor.” Dün de Recep Tayyip Erdoğan kalkıp diyor ki: “Türk milleti, Lozan Anlaşması’yla bu topraklardaki bin yıllık varlığını hedef alan Sevr’i yırtıp atmış, bağımsızlığından asla taviz vermeyeceğini tüm dünyaya kabul ettirmiştir.” Şimdi, hangi Recep Tayyip Erdoğan? Geçen yılki Recep Tayyip Erdoğan’ı mı önümüze alacağız, yoksa bugünkünü mü?

Recep Tayyip Erdoğan Şubat 2014’te: “Biz bu paralel örgütü 12 Eylülde darbeci paşalara yaptığı yalakalıktan, 28 Şubatta sırtımıza sapladığı hançerden biliriz ama inanın, bu kadar büyük bir düşkünlüğün, bu kadar büyük bir ihanetin içinde olmamışlardı; aldanmışız, gerçekten safmışız." diyor. Aynı Recep Tayyip Erdoğan bir iki yıl sonra diyor ki: “Siyasi hayatımızda ne aldanan olduk ne de aldatan olduk.”

Değerli arkadaşlar, Genel Başkanımız “Van denizi” dediği zaman “Kılavuzunuz doğru olmayınca gölü deniz zannedersiniz." diye Genel Başkanımıza eleştiri yapıyor, aynı Recep Tayyip Erdoğan Van’a yaptığı ziyarette “Varsın haritalarda ‘göl’ denilsin, biz ona sizlerin dediği gibi ‘Van denizi’ deriz.” diyerek kendi kendisini tekzip ediyor.

Yine, Genel Kurulda diyor ki: “Şunu da söylüyorum: ‘Milletimin dili tektir, o resmî dil Türkçedir.’” Sonra, bir kaç ay sonra “Ben ne ‘tek dil’ dedim ne de ‘tek din’ dedim. Hiçbir yerde benim böyle bir ifadem yok.” diyor.

Değerli arkadaşlarım, örnekleri artırmak mümkün. İmralı görüşmeleriyle ilgili olarak “Adayla görüşme yaptınız mı?” diye bir soru soruluyor. “Hayır, haşa, o külliyen yalan. Kılıçdaroğlu, ey Bahçeli; bizim o masaya oturduğumuzu iddia ediyorsanız ispatlayın." diyor ve sonra da “Hâlen tabii ki İmralı’yla görüşmeler sürüyor." diyor değerli arkadaşlarım.

Böyle bir tablo içerisinde Recep Tayyip Erdoğan böyle, şimdi milletvekilleri nasıl? Değerli arkadaşlarım, ben AK PARTİ Programı’nı inceledim. Hepinize söylüyorum, bakın şimdi, AK PARTİ Programı’nda -elimde şu program- şu hususlar yer alıyor, diyor ki: “Biz başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Paris Şartı ve Helsinki Nihai Senedi olmak üzere Türkiye’nin taraf olduğu tüm uluslararası anlaşmalara uyacağız.” AK PARTİ’nin Programı. Şimdi, bütün uluslararası kuruluşlar AK PARTİ’ye yağmur gibi ciddi eleştiriler getiriyorlar ama programınızda bu yazıyor ve devam ediyorsunuz: “Düşünce ve ifade özgürlüğü dünya standartlarında, o temelde inşa edilecek; düşünceler özgürce açıklanacak.” AK PARTİ’nin Programı değerli arkadaşlarım.

Devam ediyorlar: “Partimiz medya özgürlüğünü temin edecektir. Medyanın, başta Anayasa olmak üzere, tüm yasal çerçevede özgürlüğü sağlanacaktır.” diyor.

Devam ediyorlar; esas konumuza gelelim, bu konuşmalarımızı ilgilendiren boyutuna gelelim: “Farklı tercihlerin rekabeti sağlıklı bir demokratik sistemin vazgeçilmez unsurlarındandır. Bu yarışta çoğunluğun oyunu alan iktidara gelir. Ancak, yarışı kazanmak ve iktidara gelmek çoğunluğun iradesini mutlaklaştırmaz.” diyor. Parti programı, doğru bir söz. Ve devam ediyorlar: “Azınlıkta kalan görüşlerin ve muhalefet hakkının Anayasa’yla güvence altına alınması, demokrasinin çoğulcu niteliğini pekiştiren bir unsur olarak kabul edilmektedir.” deniyor ve “Parlamentonun yasa çıkarmada ve denetimde etkin, bağımsız ve verimli olması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Partimiz, sadece kendi için değil, yasama yaparken herkesin görüşlerini alan bir süreç yürütecektir.” diyor AK PARTİ Programı’nda.

Değerli arkadaşlarım, AK PARTİ Programı buysa, sizler kimsiniz? Sizler hangi partinin milletvekilisiniz? AK PARTİ Programı’nda bunlar yazıyor ve tüzüğünde “Partinin tüzük ve programına, demokrasi, insan hakları, hukukun evrensel temel kural ve normlarına aykırı faaliyette bulunanlar tüzüğün 117’nci maddesine göre kesin ihraç edilirler.” diyor değerli arkadaşlarım. Ve ben de bu program çerçevesinde, AK PARTİ Programı’ndan aldığım ve tüzükten aldığım bilgilerle diyorum ki: Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, AK PARTİ’li tüm milletvekilleri kesin ihraç edilecek durumdadır değerli arkadaşlarım, kesin ihraç edilecek durumdadır. (CHP sıralarından alkışlar) Ya programa uyacaksınız ya da tüzüğe. Ya göründüğünüz gibi olacaksınız ya da olduğunuz gibi görüneceksiniz.

Şimdi, karşımıza bir dayatmayla bir Tüzük değişikliği getiriliyor. Ama, değerli arkadaşlarım, bu Tüzük değişikliği bir bumerang gibi, bir gün bakarsınız, çok da uzun olmayan bir müddet sonra, iktidardan düştüğünüzde “Biz bunu niçin yaptık?” dersiniz değerli arkadaşlar, bu hep öyle olmuştur. Bakın, sizleri uyarıyorum, bunu yaşayacaksınız. Aslolan, Parlamentonun, Meclisin hakkını, hukukunu korumakken, iktidarda bulunanın “Hadi, iktidar bizde, biz bir an önce sesleri kısalım, yasaları geçirtelim.” mantığı bir müddet sonra onların ayak bağı olmuştur değerli arkadaşlarım; sizler için de olacaktır, bakın, uyarıyorum sizleri.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)Bunlar CHP’ye güveniyor, biz gelince düzeltiriz diye.

LEVENT GÖK (Devamla)Şimdi, bir dönem “Torba yasa kalkacak.” denildi. Sayın Bülent Arınç Bakanlar Kurulu toplantısından sonra açıklama yaptı, dedi ki: “Torba yasa kaldırılacaktır.”

NURETTİN DEMİR (Muğla)Başkan, o zaman CHP vardı.

LEVENT GÖK (Devamla)Ya, şu İç Tüzük değişikliğinde -özellikle Milliyetçi Hareket Partisi- hiç mi aklınıza gelmedi arkadaşlar şu torba yasayı da şunların içerisine koyalım diye?

ERKAN AKÇAY (Manisa)Yeni İç Tüzük’te Levent Bey.

LEVENT GÖK (Devamla)Yani torba yasa sizleri ilgilendirmiyor mu, temel yasa sizleri ilgilendirmiyor mu? Bunlar önemli meseleler değil mi? Bunların hiçbiri İç Tüzük’te yok.

Değerli arkadaşlarım, Allah’tan arşivler var. Arşivler, kayıtları tutar ve bir gün insanın önüne bir hesaplaşma sürecini de ortaya koyar. Şimdi, bakın değerli arkadaşlarım, yine bir tarihte İç Tüzük değişiklikleri görüşülüyor, bir sayın üye benim şurada konuştuğum gibi konuşuyor. O zaman da konuşma sürelerinin kısaltılması, kanunların okunmaması, maddelerde, falanca oylamalarda şöyle yapılması gibi 7-8 maddelik bir İç Tüzük değişikliği yapılıyor ve sayın konuşmacı konuşuyor burada. Şimdi o sayın konuşmacının söylediklerini söylüyorum: “Arkadaşlar, parlamenter sistem kanun çıkartmak değildir. Biz denetim görevimizi yapacağız, denetim görevimizi kısmayın.” diyor. Sesleniyor, haykırıyor haklı olarak; ben de haykırıyorum. “Burası postacı işlevi gören bir yer değil. Türkiye Büyük Millet Meclisi birinci kuvvettir; yasama, yürütme, yargı. Yürütme buranın içinden çıkmaktadır, Cumhurbaşkanı dâhil. Biz Cumhurbaşkanını denetleme hakkına sahibiz, bu olanakları elimizden almayın.” diyor. Çok gür bir sesle sesleniyor: “Denetleyemeyeceksiniz hükûmetin kurumlarını, bizi buraya getirmeyeceksiniz; sadece kanun çıkartacaksınız, biz de komisyondan geldiği gibi geçiyorsa gidip evimize, bürolarımıza, şehirlerimize oturalım.” diyor o sayın milletvekili. Devam ediyor, “Sözlü sorular da aynı vaziyettedir, sözlü sorular çok önemlidir, bunları kaldırmayın.” diyor. “Arkadaşlar, millet bizden problem çözmemizi bekliyor, bırakın TRT 3 yayınını yapsın.” diyor sayın milletvekili. Devam ediyor, “İktidarın sayısal gücünün yetmiş olması demokrasiye gösterilecek olan hassasiyeti bir tarafa itmemelidir. Sayısal çoğunluk olabilir ama çoğulcu demokrasilerde sayısı çok olanların değil, demokrasinin temelinde sayısı az olanların haklarının korunması esastır.” diyor. “‘Sayı çokluğu var, biz öyle uygun gördük.’ deyip kanunları dayatmak demokrasiyle bağdaşmayacak bir kavramdır. Meclisin görevi, denetimi yürütmektir ve denetimsiz bir Meclis olmaz. Böyle yanlış, gayriciddi durumlara meydan vermeyin.” diye bir milletvekili bu kürsüden haykırıyor. Soruyorum, kimdir o milletvekili değerli arkadaşlarım? O tarihte, değerli arkadaşlarım, İç Tüzük değişikliği yapıldığı zaman kalkıp burada konuşan kişi şu anda Meclis Başkanımız olan Sayın İsmail Kahraman’dır. (CHP sıralarından alkışlar) İsmail Kahraman’ı o günkü konuşmasından dolayı kutluyorum, şimdiki duruşundan dolayı da kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bakın, “sözlü sorular” diyor, bilmem neler diyor, “çoğunluk” diyor, “azınlık” diyor…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

121 konuşma daha · 26 Temmuz 2017

121 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook