İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 111. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Son günlerde meydana gelen dinleme skandalları hakkında

M. Nuri Yaman

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 111. Birleşim · 2. yasama yılı · 29 Mayıs 2008 · 985 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

M. Nuri Yaman, 29 Mayıs 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SON GÜNLERDE MEYDANA GELEN DİNLEME SKANDALLARI HAKKINDA); konuşma 985 kelime.

M. Nuri Yaman (Muş). “Son günlerde meydana gelen dinleme skandalları hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 111. Birleşim tutanağı, 29 Mayıs 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2008-05-29-son-gunlerde-meydana-gelen-dinleme-skandallari-hakkinda (erişim: 29 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

DTP GRUBU ADINA M. NURİ YAMAN (Muş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 219 sıra sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 7’nci maddesi üzerine Demokratik Toplum Partisinin görüş ve önerilerini sunmak üzere söz almış bulunuyorum. Hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.

Maddeyle ilgili görüşlerimi belirtmeden önce, bir önceki maddede verdiğimiz önergenin kabul edilmesiyle, bundan böyle, TRT’de Türkçemizin, güzel Türkçemizin dışında diğer yerel diller ve lehçelerin de artık şakır şakır konuşulacağının ve bölgemizde yaşayan Kürt vatandaşlarımızın da kendi ana dillerinde bunu seyredeceğinin mutluluğuyla size hitap etmenin heyecanı içinde olduğumu da belirtmek isterim.

Dilerim ki, Sayın Genel Müdür, ileride, şimdiye kadar partimize hiç yer vermediği TRT’deki bu programlara, bu, Türkçenin dışında bölge halkının cankulağıyla dinleyeceği Kürtçemizle de açık oturumlara, eğitici programlara ve o halkın istek ve dileklerini dile getirecek programlara bizi de katacak ve güzel Türkçemizin yanında o halkın kullandığı güzel Kürtçenin de artık kulaklara hoş geleceği günleri umutla beklediğimi belirtmek isterim.

TRT Kanunu’nda yapılan bu değişikle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na uyum sağlamak amaçlandığı belirtilmesine rağmen, gerçek ihtiyacı olan yayın personelinin yetersiz olmasından dolayı yayıncılık vasfı bulunmayan fazla personelin ayıklanması ve yeni, çağdaş gelişmelerin gerektirdiği bir yapılanmaya gitmesinin ertelenmez bir ihtiyaç olduğu belirtilmesine rağmen, mevcut tasarıda Kurumda yıllardır var olan ve büyüyen personel sorununu çözmek için bir düzenlemenin olmadığı görülmektedir.

Tasarının 7’nci maddesindeki düzenlemeyle de, TRT’de sözleşmeli personel istihdamına olanak sağlanmakta, ancak karşı oy gerekçelerinde de değinildiği gibi -sözleşmeli personel istihdamı Millî Eğitim ve Sağlık Bakanlığı gibi bazı kurumlarda uygulanmış, sorunlar yaşanmış, bunlar yargıya taşınarak kararlar alınmış- bu istihdam yönteminin sakıncalarının ortaya çıktığı bilinmektedir.

Kurum hizmetleri, hâlihazırda, kadro karşılığı sözleşmeli personel ve geçici personel eliyle gördürülmektedir. Eğer TRT’de de yayıncı personel eksiği varsa, Kurumda yıllardır yayında çalışan, yetişmiş işçi sayılmayan geçici personelle bunlar giderilebilecektir. Ancak madde düzenlemesinde “kadro karşılığı sözleşmeli personel” ifadesi de bulunmakta ve maddede geçen “sözleşmeli personel” ifadesinin açıklaması daha sonraki 8’inci maddede yer almaktadır. Bu maddede düzenlenen sözleşmeli personel ise kadro karşılığı sözleşmeli personel kapsamında olan personeldir.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’mızın 133’üncü maddesinde “Radyo ve televizyon istasyonları kurmak ve işletmek kanunla düzenlenecek şartlar çerçevesinde serbesttir. Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ve yayınlarının tarafsızlığı esastır.” şeklinde düzenlemeler yer almaktadır. Ancak mevcut tasarıda 133’üncü maddeyle güvence altına alınan tarafsızlıktan ve kamu hizmetinden tek kelimeyle bahsedilmemektedir.

Türkiye’de kamu adına yayın yapma görevi ve yetkisi TRT’ye aittir. TRT, dünyadaki kamu yayın kurumları arasında gücü ve yayın alanı bakımından ilk sırada yer almaktadır. TRT kurulurken ve yapılanırken BBC örnek alınmış ancak bu örnek alma hep kâğıt üzerinde kalmıştır. BBC ile TRT karşılaştırıldığında, BBC’nin yayın saati toplamı TRT’nin yarısı kadarken, televizyon için çalışan eleman sayısının 7 katına ulaştığını görmekteyiz. En önemlisi, devletin ve siyasi iktidarın müdahalesinden uzak kamu yayıncılığı anlayışı hayata geçirilememiştir. Oysa, 2954 sayılı TRT Kanunu’nun 5’inci maddesinde yayın esasları belirtilmektedir. Bu esaslardan bazılarına dikkat çekmekte yarar gördüğümü belirtmek isterim. 5’inci maddenin (d) fıkrasında, “Devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak yahut Devleti ve Devlet otoritesini ortadan kaldırmak veya dil, ırk, din ve mezhep ayırımı yaratmak yahut sair herhangi bir yoldan bu kavramlara ve görüşlere dayanan bir Devlet düzeni kurmak amacı güden rejim ve ideolojilerin propagandasına yer verilemez.” denilmektedir. (k) fıkrasında da “haberlerin toplanması, seçilmesi ve yayınlanmasında tarafsızlık, doğruluk ve çabukluk ilkeleri ile çağdaş habercilik teknik ve metotlarına bağlı olmak” şartı aranmakta. Yine (ı) fıkrasında “haberler ve yorumları ayırmak ve yorumların kaynaklarını açıklamak”, (m) fıkrasında da “kamuoyunun sağlıklı ve serbestçe oluşması için kamuoyunu ilgilendirecek konularda yeterli yayın yapmak, tek yönlü, taraf tutan yayın yapmamak ve bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevresinin inanç veya düşüncesinin menfaatlerine alet olmamak” esasları düzenlenmiştir.

Altını çizdiğimiz bu esasların, kamu yayıncılığı yapan TRT’nin yayın politikasının belkemiğini oluşturması gerekmektedir. Ancak üzüntüyle belirtmek gerekir ki, bu esaslar da kâğıt üzerinde kalmıştır. TRT bu topraklarda yaşayan tüm etnik kimliklerin, dinlerin ve inanç gruplarının, farklı kültürlerin kendilerini görebilecekleri, kendi renklerini yansıtabilecekleri ve seslerini duyurabilecekleri, gerçek anlamda kamu hizmeti veren “kamu yayıncılığı” anlayışından bugüne kadar uzak kalmıştır. Yıllarca, resmî ideoloji gereğince tüm farklılıklar yok sayılarak yayın yapılmış, Avrupa Birliği sürecinin başlamasıyla birlikte açılan demokratikleşme paketleri ve çıkarılan uyum yasaları çerçevesinde, sınırlı da olsa farklı dillerde yayın yapılmaya başlanmıştır. Her ne kadar, çıkarılan yasalar ülkemizde var olan ve yıllardır beklenen bir toplumsal ihtiyacı ilk defa görünür kılmış ise de yeterli olmamıştır.

19 Temmuz 2003 tarihinde yürürlüğe giren 2928 sayılı Uyum Yasası paketinde, kamu ve özel radyo-televizyonları kuruluşlarınca farklı dil ve lehçelerde yayın yapılabilmesinin önü açılmıştır. Bu yönetmelikte, kamu ve özel radyo-televizyon kuruluşlarında günlük yaşamda geleneksel olarak kullanılan farklı dil ve lehçelerde Radyo ve Televizyon Üst Kurulundan izin alınmak suretiyle yayın yapılabileceği belirtilmektedir. Televizyonda günde kırk beş dakikayı aşmamak üzere haftada toplam iki saat, radyoda günde altı dakikayı aşmamak üzere haftada toplam beş saat yayın yapılabilmesi düzenlenmiştir. Yayınlarda Türkçe alt yazı zorunluluğu getirildiğinden canlı yayın yapılması olanağı bulunmamaktadır. Ayrıca, çocuklara yönelik yayın yapılması yasaklanmıştır.

Sayın milletvekilleri, farklılıklar, sözde değil, özde de bir zenginlik olarak kabul edilmelidir. Aksi hâlde, çıkarılan yasalar toplumun ihtiyaçlarına cevap olmaktan uzak kalacaktır. Açıklıkla belirtmek isterim ki, Türkiye ulusunu oluşturan tüm farklılıklar, eşit ve özgür birer yurttaş olarak kamu yayıncılığından eşit olarak yararlanmak istemektedirler. Halka ait olan ve kamu hizmeti veren TRT’de kendilerini görmek ve seslerini duymak istiyorlar. Yasalar önünde kabul edilen eşitliğin toplumsal, siyasal ve ekonomik alanda bir karşılığının olmasını istiyorlar. Birçoğunun kendi ana dilinde çizgi film izlemesinin bu ülkeye zarar vereceği düşüncesinden uzaklaşmak istiyorlar. Lozan Anlaşması’nın 39’uncu maddesinin 4’üncü bendindeki, herhangi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının gerek özel gerekse ticari ilişkilerinde din, basın veya çeşitli yayın konuları ile açık toplantılarda dilediği bir dili kullanmasına karşı hiçbir kısıtlamanın konulmadığı günleri görmek ve yaşamak istiyorlar. Kendi dillerinde türkü söylemek… Sabah erken saatlerinde kalktıklarında sabah yapılan yayının akşam neden yapılmadığı üzerinde düşünmek istemiyorlar.

Değerli milletvekilleri, TRT idari ve mali özerkliğiyle editoryal bağımsızlığa kavuşturulması isteniyorsa TRT’nin Yasası’nın tamamının yeniden alınması gerekir. TRT Yasası, toplumun farklı kesimlerinin, akademik çevrelerinin katkıları alınarak Anayasa’nın 133’üncü maddesine uyumlu hâle getirilmesi en büyük dileğimizdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

55 konuşma daha · 29 Mayıs 2008

55 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook