İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)
Muş Milletvekili ·
Genel Kurul, 124. Birleşim · 2. yasama yılı · 1 Temmuz 2008 · 1.028 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
M. Nuri Yaman, 1 Temmuz 2008 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: İL ÖZEL İDARELERİNE VE BELEDİYELERE GENEL BÜTÇE VERGİ GELİRLERİNDEN PAY VERİLMESİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S.S.:248)); konuşma 1.028 kelime.
M. Nuri Yaman (Muş). “İl özel idarelerine ve belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden pay verilmesi hakkında kanun teklifi ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s.s.:248)”. TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2008. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2008-07-01-il-ozel-idarelerine-ve-belediyelere-genel-butce-vergi-gelirlerinden-pa (erişim: 29 Ekim 2026).
Konuşmanın tam metni
DTP GRUBU ADINA M. NURİ YAMAN (Muş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin 7’nci maddesiyle ilgili Demokratik Toplum Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım, bu nedenle hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.
Maddeyle ilgili düşüncelerimizi açıklamadan önce bundan on beş yıl önce 2 Temmuz 1993 yılında gerçekten insanlık dışı bir uygulama ile 35 canımızın, demokrat, ilerici ve devrimci, bu ülkenin yetiştirdiği önemli evladının hunharca katledilişini de nefretle anarken, bu düşüncede olan kişilerin bundan sonra ülkemizde bu tür hareketlerde bulunmayacağı dileğini de belirtmeden geçemeyeceğim.
İnsanların bir arada, toplu olarak yaşamaları gereği ortak ihtiyaçlarının birlikte giderilmesi zorunluluğunu doğurmuştur. Yerel ölçekte üretilmesi ve yerine getirilmesi mümkün olan bu hizmetler mahalli müşterek hizmetler olarak kabul edilegelmektedir. Gerek Anayasa’mızda gerek Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Sözleşmesi’nde mahallî idarelerce yerine getirilecek görevler, bu kapsamda, mahallî müşterek hizmetler olarak benimsenmiştir.
Mahallî müşterek hizmetlerin yerine getirilmesinde idari özerkliğin olması yanında temel belirleyici öğe ise malî özerkliktir. Yerel yönetimlerin yani belediye, il özel idaresi ve hatta muhtarlıklarca bugün yerine getirilmesi öngörülen bu ortak hizmetler, malî kaynakların azlığı veya çokluğuna bağlı olarak hizmetin istenen düzeyde gerçekleştirilmesinde önemli bir kıstastır. Bugün ülkemizde saydığımız bu yerel yönetimler, mevcut yasalarla kendilerine verilen görevler sonucu elde ettikleri öz gelirleri bu hizmetlerin yerine getirilmesinde oldukça yetersiz kalmaktadır. Bu nedenledir ki ulusal gelir kaynaklarının merkezî idare ile mahallî idareler arasında bu görev ve hizmetlerin yerine getirilmesinde paylaşılması sonucunu doğurmuştur. İşte, bu payın öz gelirlerine oranı ve yerel harcamalarının toplam kamu harcamaları içindeki payı gibi ölçütler mahallî idare özerkliğiyle de doğru orantılıdır.
Değerli milletvekilleri, mahallî idarelerin gelirlerine ilişkin olarak belediyelerle ilgili en önemli düzenleme, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’dur. Son olarak, bu Kanun’da öngörülen ve maktu vergi ve harçlar zaman içinde yüksek enflasyon nedeniyle gelir kaynağı olma özelliğini kaybettiği için, 2004 tarihli değişiklikle günün şartlarına uygun hâle dönüştürülmüştür. İl özel idarelerinde mahallî hizmetlerle ilgili kendi öz gelirlerini sağlamaya yönelik önemli bir düzenleme bugüne kadar yapılmamıştır. İl özel idarelerinin öz gelirleri ise 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nda sayılan birkaç kalemde gösterilen ve bazı kanunlarda öngörülen ruhsat gelirleri ve paylardan ibarettir. Her iki mahallî idare birimi için de öz geliri en kapsamlı olan ise belediyelerdir.
İl özel idarelerinin öz gelirlerini, 5302 sayılı Kanun’da düzenlenen gelirlerden ziyade merkezî idareden yapılan transferler oluşturmaktadır. Belediyelerin gelirlerinin en önemli kalemleri ise biraz önce değindiğim Belediye Gelirleri Kanunu’nda belirtilen altı adet vergi ve on üç adet harçlardan alınan gelirler olup vergi ve harçlarda alt ve üst limitler konulmuş, bu limitler arasında miktar tespiti yetkisine, vergilerde belediye meclisleri, harçlarda ise Bakanlar Kurulu yetkili kılınmış bulunmaktadır. Belediyelerin vergi gelirlerinin herhangi bir hizmete bağlı olmadığı, harçların ise belediyelerin sunduğu hizmet karşılığı olarak alındığı… Başka bir gelir kaynağı olan ücretler ise ilgililerin istemesine bağlı olarak yapılan hizmet ve işler karşılığı alınan gelirlerdir. Belediyelerin vergi, harç, katılım payı ve ücretlerden alınan bu öz gelirlerinin dönemsel olarak toplam belediye gelirleri içindeki payları ise ortalama yüzde 14 ile yüzde 15 aralığının üzerine çıkamamaktadır.
Değinilen bu öz gelirlerin yapısı, toplam gelirlerine oranı, alınıp alınmamaları, tahsillerindeki sıkıntılar ise belediyenin bulunduğu bölgeye ve diğer bazı özelliklere göre değişiklik göstermektedir. Örneğin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki birçok il ve ilçe belediyelerinde, bilhassa belde belediyelerinde, söz konusu bu harçlar katılım payı, hizmet karşılığı alınan ücretler ile emlak vergisi gelirleri yok denecek ölçüde gerçekleştirilmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında ülkemizdeki belediyelerin büyük çoğunluğunun gelirlerinin önemli bir kısmı, merkezî bütçe vergi gelirlerinden bu idarelere yapılan transferlerden oluşmaktadır. Merkezî idareden mahallî idarelere pay ayrılması sistemi, bu yolla 2380 sayılı Kanun’a göre, genel bütçe vergi gelirleri tahsilatından belediyelere bugüne kadar verilen yüzde 6, il özel idarelerine yüzde 1,2 paylarının verilmemesi hâlinde birçok belediyenin personel maaşlarını dahi ödeyemeyecek konumda olacağı da bugün ülkemizde yaşanan bir olgudur. Yine, bir gerçektir ki il özel idare gelirlerinin yüzde 85’inin üzerindeki geliri de merkezî idare tarafından bu yolla gönderilen paylar ile karşılanmaktadır.
Bugün bile birçok belediye gelirlerinin yüzde 55’e varan bölümünün merkezî idarenin gönderdiği paydan oluştuğu ve bu oranın büyükşehirlerde yüzde 60’lar düzeyine çıkmış olduğu düşünüldüğünde ise bu paylardan yapılacak kesintilerin önemi daha da anlaşılır bir hâl almaktadır.
Yeni kanun tasarısıyla, genel bütçe vergi gelirlerinin yüzde 2,90’ının belediyelere, yüzde 2,65’inin büyükşehir ilçe belediyelerine, yüzde 1,15’inin il özel idarelerine verilmesi öngörülmekte; büyükşehir belediyesinin payının hesaplanmasında ise büyükşehir ilçe belediyelerine ayrılan payın yüzde 30’u; büyükşehir belediyesi sınırları içinde toplanan vergi gelirleri tahsilatı toplamının yüzde 5’inin yüzde 70’i ilgili büyükşehir belediyesine, yüzde 30’u ise büyükşehir belediyeleri arasında nüfusa göre dağıtılacaktır. Bu düzenlemeye göre, yasa uygulamaya girdiğinde, belediyelere genel bütçe vergi gelirlerinden eskiye oranla yüzde 30 gibi bir artışın olacağı öngörülmektedir. Ancak bu dağıtım oranları değerlendirildiğinde, bundan önceki uygulamada olduğu gibi, yine aslan payının büyükşehir belediyelerine gittiği açık ve net olarak görülecektir. Bu nedenle, büyükşehir belediyesi sınırları içinde toplanan vergi gelirleri tahsilatı toplamının yüzde 5; paylarının da, büyükşehir belediyesi ilçe belediyesine belli bir oranda pay ayrılmasının veya büyükşehir ilçe belediyelerine ayrılan yüzde 30’luk payın yüzde 40 oranına çıkarılmasının daha adil olacağını belirtmek isterim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu yasal düzenlemeyle 7’nci madde kapsamında genel bütçeden gönderilen payların vergi hükmünde değerlendirilmesini olumlu bir yaklaşım olarak değerlendirmekle beraber, 5393 sayılı Kanun’un 15’inci maddesi kapsamındaki “Belediyelerin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan mallarıyla, belediye tarafından da tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez.” hükmüne paralellik sağlanmak suretiyle bu gelirlerin haczedilmesi önlenmişse de tüm belediyelerin yıllardan beri gerek İller Bankasına olan borçları ve gerekse sosyal güvenlik kuruluşlarına olan borçlarına karşılık alacaklı idarelerin talebi üzerine ilgililerine göre Maliye Bakanlığı veya İller Bankası tarafından bu borçları kesilerek alacaklı idarelere ödenmekte, bilhassa çok miktarda borcu olan küçük belediyeler için bir nevi haciz işlemi bu kurumlar tarafından yıllardan beri zaten yerine getirilmiş bulunmaktadır. Büyükşehir belediyeleri ile diğer belediyelerin ve bunlara bağlı kuruluşlar ile sermayesinin yüzde 50’si bu kuruluşlara ait olan şirketlerin alacakları ile borçları hakkında takas, mahsup ve kesinti işlemleri de zaten 5216 sayılı Yasa’nın 3 ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun geçici maddesi kapsamında 2005 yılından bu yana devam edegelmektedir. Aynı konu bu kez Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takip edilen, devlete olan borçları ile 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki hazine alacağı niteliğindeki borçları ve İller Bankasına olan borçları ile sosyal güvenlik kuruluşlarına olan borçlarını da kapsayacak şekilde güncelleştirilerek…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 1 Temmuz 2008