İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 77. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yurtdışı türkler başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı ve milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili mersin milletvekili mehmet şandır ile tokat milletvekili reşat doğru'nun; türk dünyası işbirliği ve koordinasyon başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun teklifi (s.s.:485)

M. Nuri Yaman

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 77. Birleşim · 4. yasama yılı · 24 Mart 2010 · 1.015 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

M. Nuri Yaman, 24 Mart 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YURTDIŞI TÜRKLER BAŞKANLIĞI TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI VE MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GRUP BAŞKANVEKİLİ MERSİN MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞANDIR İLE TOKAT MİLLETVEKİLİ REŞAT DOĞRU'NUN; TÜRK DÜNYASI İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON BAŞKANLIĞI TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TEKLİFİ (S.S.:485)); konuşma 1.015 kelime.

M. Nuri Yaman (Muş). “Yurtdışı türkler başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun tasarısı ve milliyetçi hareket partisi grup başkanvekili mersin milletvekili mehmet şandır ile tokat milletvekili reşat doğru'nun; türk dünyası işbirliği ve koordinasyon başkanlığı teşkilat ve görevleri hakkında kanun teklifi (s.s.:485)”. TBMM Genel Kurulu, 77. Birleşim tutanağı, 24 Mart 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2010-03-24-yurtdisi-turkler-baskanligi-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-tasar (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA M. NURİ YAMAN (Muş)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 485 sıra sayılı Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ile ilgili olarak Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu nedenle hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.

Tasarı ile yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili çalışmalar yapmak ve sorunlarına çözüm üretmek, soydaş ve akraba topluluklar ile sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla bu topluluklara yönelik faaliyetler yürütmek; Avrupa Birliği çerçevesinde yürütülen projeler hariç olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarınca ülkemizde eğitim görmesi uygun görülenlerle uluslararası anlaşmalar çerçevesinde ülkemize gelen yabancı öğrencilerin ülkemizdeki eğitim süreçlerinin başarılı bir şekilde sonuçlandırılması için her türlü esası belirleyerek ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonu sağlamak üzere kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip, özel bütçeli, Başbakanlığa bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı kurulması öngörülmektedir.

Bu tasarıyla iki önemli sorun karşımıza çıkıp dayatılmış durumdadır. Öncelikle “Yurtdışı Türkler” ifadesi, demokratik açılım iddiasında olan Hükûmetin gerçek algı dünyasını açık bir biçimde gözler önüne sermektedir. Bu ülkede birçok etnik unsurun yaşadığı ve cumhuriyet kurulduğundan itibaren Türk etnisitesi kapsamında yapılmaya çalışan tek tip insan yaratma modelinin bu topraklarda nasıl da büyük acılara sebep olduğu ve hâlâ da sebep olmaya devam ettiği bilinirken bu ısrarı anlamak, bu yasayla, mümkün değildir.

Değerli arkadaşlar, görünen o ki Hükûmet her zamanki gibi yine ikili oynamaktadır; bir yandan, hukuk sistemine sinmiş olan milliyetçi ve ırkçı, diğer etnik unsurları dışlayıcı ifadelerden şikâyet ederek kendisini demokrat göstermeye çalışmaktadır; diğer yandan, bu tasarıyla kurmayı düşündüğü Başkanlığa verdiği isimden de anlaşılmaktadır ki sahip olduğu Meclis çoğunluğu sayesinde yasama erkini dilediğince kullandıktan, haleflerini aratmayacak bir biçimde, aslında aynı ideolojik yapının, aynı milliyetçi hezeyanın bir ürünü olduğunu göstermekten de geri durmamıştır. Söylemiş olduğum bu gerçekler karşısında şu an birçoğumuzun aklından geçen savunmayı tahmin edebiliyorum. Oysa değerli arkadaşlar, 1982 Anayasası’nın 66’ncı maddesindeki “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.” ifadesi sorunlarımızı iyice içinden çıkılmaz hâle getirmekte ve başta Kürtler olmak üzere diğer bütün etnik grupların aidiyet duygularını yıpratıp ortadan kaldırmaktadır. Artık Hükûmetin icraatları bir çelişkiler yumağına dönüşmüştür. Siz hem anayasa hukukçularınıza, akademisyenlerinize Anayasa’da geçen bu hükümlerle ilgili olarak bazı çalışmalar yaptırtacaksınız ve onlardan Türkiye’de yaşayan bütün unsurları kapsayacak yeni bir tanımlama isteyeceksiniz hem de kuracağınız Başkanlıkta bütün diğer unsurları yine görmezden gelerek yok sayacaksınız. İnsanın, AKP’nin içinde bulunduğu bu durumla ilgili olarak Anadolu’da sıkça söylenen şu sözleri diyesi geliyor: “Bu ne lahana turşusu, bu ne perhiz!” diye.

Değerli arkadaşlarım, şimdi de ikinci soruna gelecek olursak, tasarı Dışişleri Komisyonunda son şeklini alırken gerekçe kısmında -tasarının içeriğinde- aynen şu ifadeler yer almıştır: “Yurt dışındaki Türk vatandaşları ile ilgili düzenlemelerle birlikte soydaş ve akraba topluluklarla sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacına yönelik düzenlemelerin de tanzim edilmesi öngörüldüğünden ve ayrıca uluslararası ilişkiler açısından duraksamalara neden olunmaması amacıyla Kanun Tasarısının başlığı ‘Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı’ olarak değiştirilmiştir.”

Yine, tasarının 1’inci maddesinin (b) fıkrasında da gerekçede yazılanı destekler şekilde “soydaş ve akraba toplulukları” ifadesi yer almıştır.

“Soydaş” kavramı, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Soyları bir olan bireylerden her biri.” olarak tanımlanmıştır. Türkiye’de çok sayıda farklı soydan gelen topluluklar yaşamaktadır. Sözgelimi Kürtler başka soydandır, yine Lazlar, Çerkezler, Araplar, Ermeniler, Gürcüler başka başka soylardan gelmektedir. Burada, hepimiz bilmekteyiz ki bahsi geçen “soydaş” kelimesi sadece Türk etnisitesini temsil etmektedir. Yani Bulgaristan’da yaşayan Türkler, Kuzey Irak’ta yaşayan Türkmenler “soydaş” tanımına girerken, Irak’ta, Suriye’de, İran’da yaşayan Kürtler soydaş sayılmamaktadır, doğrudur da ama bu durum büyük bir çelişkiyi de içinde barındırmaktadır. Siz, kalkıp, vatandaşlık bağıyla bağlı olanları Türk sayacaksınız, böylece ülkede yaşayan Kürtleri ve diğer etnik grupları Türk soyuna dâhil edeceksiniz ama onların komşu ülkelerde yaşayan soydaşlarını tamamen dışlayacaksınız, yok sayacaksınız! Eğer, birçok etnik unsurların yaşadığı bir ülkede siz bütün herkesi sadece bir tek etnik potada eritmeye çalışırsanız, bu tür çelişkiler ve bu tür dışlayıcı durumlar kaçınılmaz olarak peşinizi bırakmayacaktır. Yine “akraba topluluklar” yaklaşımı da aynı sonucu doğurmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Bir örnek vermek gerekirse Ahıska Türkleri Gürcistan’ın Mesheti bölgesinde yaşamaktadır. Ahıska Türklerini akraba topluluklar içinde mevzubahis ederken ve onlara yönelik olarak sosyal, kültürel ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla faaliyetler yürütürken, kendi vatandaşlarımız olan Gürcülerin soydaşları sizin için hiçbir anlam taşımayacaktır yani vatandaşlık bağı ve Türk sayılmak ilişkisini bizzat yine kendiniz çürütmektesiniz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerekçede, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığının başlangıçta Türk dünyası ve akraba topluluklarıyla ilgili olarak kurulduğu ancak TİKA’nın ve değişen şartların neticesinde yurt dışına teknik ve kalkınma yardımı yapan bir kuruluş hâline dönüştüğü ifade edilmiştir. Bu yüzden, TİKA’nın bu yeni işlevi dışında yapacağı diğer çalışmalar uluslararası arenadaki saygın konumunu sarsabileceğinden, soydaş ve akraba toplulukların yaşadığı bölgelerde yürütülecek faaliyetlerin ayrı bir birimin koordinesinde gerçekleşmesi gerektiği dile getirilmiştir. Kısacası, TİKA, tamamen devreden çıkarılmaktadır. Kurulacak Başkanlığın idari yapısına bakıldığında, siz her ne kadar başka bir gerekçeyi öne sürüyor olsanız da, TİKA nasıl ki hizmetlerin yürütülmesinde yetersiz kalmışsa aynı sorunların burada da yaşanması kaçınılmaz görünmektedir.

Başkanlığa tam olarak 101 adet kadro ihdas edilmekte ve Başkanı idari yönden müsteşar ile denk bir konuma getirilmektedir. Tasarıda ihdas edilen kadroların merkez teşkilatında görev alacağı metne ekli listede gösterildiği hâlde görev alanı yurt dışında olan bir başkanlığın buralarda personel çalıştırıp çalıştırmayacağı hususunda herhangi bir açıklamaya yasa içinde rastlanmamıştır. Zaten, tasarıda da merkez teşkilatı dışında taşra teşkilatına da, yurt dışı teşkilatı oluşumuna da yer verilmediği, bunların yanında, personeline yurt dışında herhangi bir görevlendirme yapılıp yapılmayacağı konusunda da yine bir düzenlemeye gidilmediği incelenmiştir. Sadece, komisyonlar ve ofislerle ilgili düzenlemeyi içeren 15’inci maddenin 2’nci fıkrasında “Başkanlık, hizmetlerini takip ve koordine etmek için gerekli görülen yerlerde Başkanın teklifi ve Başbakanın onayı ile koordinasyon ofisleri açabilir.” ifadesi yer almaktadır. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızla ilgili çalışmalar yapmak ve onların sorunlarına çözüm üretmek maksadı ile kurulacağı söylenen böyle bir Başkanlığın yurt dışı teşkilatlanması hakkında başka hiçbir düzenleme yapılmamıştır. Yoksa bu kurum da diğer birçok kurum gibi hizmetin sadece merkezden yürütüldüğü ve yerellik ilkesi gereğince hizmetin ona en çok ihtiyaç duyulan yerlerde yapılması anlayışının hiçe sayıldığı bir konuma mı dönüştürülecektir? Söz gelimi, İsveç’te yaşayan bir vatandaşın sorunlarına buradan mı çözüm üreteceksiniz?

Toplamda 70 uzman ve uzman yardımcısı kadrosu ihdas edilmişken bu kişilerin uzmanlık alanları ile ilgili yine hiçbir bilgi verilmemektedir. Şüphesiz ki bu kişiler söz konusu altı daire başkanlığı ve hukuk müşavirliğinde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

51 konuşma daha · 24 Mart 2010

51 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook