İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 112. BİRLEŞİM · CUMA

Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.488)

M. Nuri Yaman

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 112. Birleşim · 4. yasama yılı · 4 Haziran 2010 · 817 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

M. Nuri Yaman, 4 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA (S.S.488)); konuşma 817 kelime.

M. Nuri Yaman (Muş). “Milli eğitim bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında (s.s.488)”. TBMM Genel Kurulu, 112. Birleşim tutanağı, 4 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2010-06-04-milli-egitim-bakanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-s-s-488 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA M. NURİ YAMAN (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 488 sıra sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 6’ncı maddesiyle ilgili olarak Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunuyorum. Bu nedenle hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.

Sunumuma geçmeden önce, dün Silopi’de meydana gelen ve demokratik bir hakkın kullanımından öteye bir amacı bulunmayan, operasyonların durdurulması ve barışın yolunun açılmasına yönelik mitinge katılan milletvekillerimize karşı gerçekleştirilen devlet terörünü burada şiddetle kınadığımı belirtmek istiyorum.

Evet, bu olay, Sayın Başbakanın bundan iki yıl önce, 29 Mayıs 2006 tarihinde yapmış olduğu konuşmasının tam da bir sonucudur. Demokratik tepkilerini alanlarda gösteren herkesi Sayın Başbakan aynen şöyle değerlendirmişti: “O kişiler terörle bağlantılı olan kişilerdir ve onlar güvenlik güçlerimize karşı taşlarla, sopalarla saldırıyorlar. Güvenlik güçleri, kadın da olsa çocuk da olsa gereği neyse yapacaktır.” demişlerdi. Evet, gözünüz aydın Sayın Başbakan! O konuşmanızda bana göre bir hususu daha unutmuştunuz, o da dün Silopi’de gerçekleşti. Demokratik tepkilerini bir basın bildirisiyle göstermek isteyen Barış ve Demokrasi Partisi milletvekillerine karşı güvenlik güçleri, bu emriniz ve talimatınız doğrultusunda, ne yazık ki milletvekilinin kemiklerini dahi kırmayı büyük bir özveriyle başardı. Evet, demokrasimiz adına, bütün milletvekillerinizin, başta Başbakanın bir kez daha gözü aydın olsun! Sayın Başbakan, şimdiye kadar milletvekilleri tartaklandı ancak kemikleri kırılmamıştı, sayenizde ve AK PARTİ’nin, AKP’nin ak günlerinde bu da gerçekleşti. Bu da sizlere hayırlı olsun!

Peki, ne zaman gerçekleşti bu olay? Tam da Ankara’da güvenlik zirvesinin gerçekleştiği günün ertesinde oldu. Bu olayların değerlendirilmesinin de basında nasıl yapıldığını, size eski günleri de hatırlatarak bir kez daha gözlerinizin önüne sermek istiyorum. Zaten her şey ortada. Bir dönem, hatırlarsınız, bu ülkede Mehmetçik medyası vardı. O dönemi hep birlikte yaşadık. Komando giysili, asker üniformalarını sırtlarına geçiren yazarların, kameramanların, helikopter gezileriyle, uçak gezileriyle ülkenin dört bir yanını nasıl Mehmetçik medyasına çevirdiği ve bu haberleri nasıl verdikleri işte bugünlerde daha iyi anlaşılıyor.

Çağdaş medyanın olmaması gereken bir yandaş medya dönemini de yaşadık. Son dönemlerde candaş medya dönemi artık devreye girdi. Şimdi de, üzülerek belirtmek istiyorum ki, sağır medya dönemini yaşıyoruz. Bir milletvekilinin ve beraberindeki iki milletvekilinin eğer bu ülkede kemikleri kırılacak derecede bir saldırıya uğruyorsa, bir kısım milletvekilleri atılan gaz bombalarından ve coplardan yaralanıp hastanelik oluyorsa ve bu konuda da eğer medya bunu kamuoyunun gözünden saklıyorsa, bunu duyarlı halkımın vicdanlarına bırakıyorum ve onların değerlendirmesini istiyorum.

Hani bu medya tarafsızdı, hani sizin birtakım bağımsızlığınızla, tarafsızlığınızla birlikte değerlendirdiğiniz ve logolarınızda sık sık dile getirdiğiniz birtakım ilkeleriniz vardı? Hani bu halkın sesiydiniz, hani bu halkın haber alma ihtiyaçlarını karşılayacaktınız?

Yine, yazılı medya dışında görsel medyanın da ve ilgili televizyonların bu insafsız saldırıyı her nedense görmezlikten geldiğini bütün kamuoyu ve Kürt kamuoyu içi sızlayarak izliyor. Şükürler olsun ki, bu güdümdeki medyanın dışında dışarıdan halkı bilgilendiren ve halkın gerçek medyası olan ROJ TV’ler, Newrozlar ve on yediye yakın bu halkın sesi, bu halkın sözü olan televizyonlar olmasa, biz bu saldırıyı da, bu terörü de net bir şekilde göremeyecektik.

Bu devlet terörü, üzülerek belirteyim ki, benim de mensubu olduğum mülki idare amirlerinin gözleri önünde oluyor ve bu devlet terörünün devletin oradaki temsilcisi olan, oradaki kamu düzenini sağlamakla görevli olan ilçe kaymakamının bilgisi ve gözleri önünde gerçekleşmesi de olayın ayrı bir acı tarafı.

Daha çiçeği burnunda, ilin dört günlük valisine, oradaki iç güvenlik birimleri -ne kadar taraflı oldukları, ne kadar ön yargılı oldukları- bir bakıma, valiye bir “Hoş geldin.” mesajı verdiler. Tabii, bu cesareti de her şeyden önce, konuşmamın başında belirttiğim gibi, Sayın Başbakanın “Kadın da olsa, çocuk da olsa iç güvenlik birimleri gereğini yapacaktır.” demesinden aldılar.

Sayın Başbakanın, öyle umuyorum ki, bundan sonra bu tür demokratik haklarını kullanan ve bu hakkın alanlarda, bu hakkın meydanlarda dile getirilmesini isteyen -hiç unutmayın- siz milletvekillerine karşı da böyle bir terörün estirilmesi talimatını en kısa sürede vereceği görülüyor. Hani demokrasiden bahsediyordunuz, hani insan haklarından bahsediyordunuz; sizin insan haklarınız, bu demokratik haklarını, bu tepkilerini, bu barışa, kardeşliğe ve birlikte beraberliğe karşı bu tepkileri gösteren insanlara coplarla ve panzerlerle saldırmak mıdır?

Yine, bölgede her gün askerî harekâtlar birbiri peşine sürüyor. Dün gece Diren Basan ismindeki gencecik, on bir yaşındaki bir kardeşimiz, bu devletin gözdağı vermesine yönelik, devletin, sözüm ona, arama tarama kapsamı içinde yapmış olduğu bir harekât sırasında bir panzerin altında kalarak hayatını kaybetmiştir.

Dün milletvekillerine yapılan bu saldırının hemen öncesinde Gazze’ye insani yardım amacıyla giden gemiye yapılan saldırıyı biz de aynı şekilde kınıyoruz. Ancak, burada devletin ikiyüzlü… Biz, her türlü çatışmada her türlü insanın hayatını kaybetmesinden ve her türlü insan ölümünden gerçekten vicdanı sızlayan ve bundan üzüntü duyan insanlarız. Biz, hak aramanın çatışmayla, zorla olmayacağını üç yıldan beri bu kürsüden dilimiz döndüğünce söyleyen ve bunun da gerçekleşmesi için mücadele veren bir partiyiz. Çünkü biz, bu ülkede kardeşliğin, bu ülkede barışın birbirimizi anlamakla, birbirimize sevgi ve saygı göstermekle gerçekleşeceğini bilen insanlarız. Ama hâlen kör gözlerin ve sağır kulakların bu barış çağrılarını terörize ederek, bu halkın demokratik haklarını, bu halkın halk olmaktan kaynaklanan, kendilerinin kimlikleriyle, dilleriyle, kültürleriyle ilgili haklarını görmezlikten gelen bir Hükûmet ve karşı duruş karşısında başka…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

35 konuşma daha · 4 Haziran 2010

35 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook