İçeriğe atla

23. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 115. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Veteriner hizmetleri, bitki sağlığı, gıda ve yem kanunu (s.s.:498)

M. Nuri Yaman

Muş Milletvekili ·

Genel Kurul, 115. Birleşim · 4. yasama yılı · 10 Haziran 2010 · 949 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

M. Nuri Yaman, 10 Haziran 2010 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: VETERİNER HİZMETLERİ, BİTKİ SAĞLIĞI, GIDA VE YEM KANUNU (S.S.:498)); konuşma 949 kelime.

M. Nuri Yaman (Muş). “Veteriner hizmetleri, bitki sağlığı, gıda ve yem kanunu (s.s.:498)”. TBMM Genel Kurulu, 115. Birleşim tutanağı, 10 Haziran 2010. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/m-nuri-yaman-23-2010-06-10-veteriner-hizmetleri-bitki-sagligi-gida-ve-yem-kanunu-s-s-498-2 (erişim: 28 Ekim 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

BDP GRUBU ADINA M. NURİ YAMAN (Muş)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 498 sıra sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Tasarısı’nın ikinci bölümüyle ilgili olarak Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Bu nedenle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Gıda güvenliği, halk sağlığı ve koruyucu sağlık hizmetlerindeki rolü nedeniyle tüm dünyada gelişmişlik düzeyinin önemli bir göstergesi olarak görülmekte ve Türkiye’nin Avrupa Birliğine uyum sürecinde önemli bir hedef olarak karşımızda durmaktadır.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca 5/6/2004 tarihinde yayımlanan, 5179 sayılı Gıda Kanunu’nun değiştirilmesi çalışmaları kapsamında hazırlanan ve gıda kanunu, yem kanunu, gıda hijyeni ile gıda ve yemin resmi kontrolleri kanunu ve veteriner hizmetleri kanunu taslaklarından oluşan dörtlü hijyen paket 2006 yılında kamuoyunun görüşüne sunulmuştu. İlgili odaların söz konusu taslak metnine ilişkin görüşleri Bakanlığa bildirildiği hâlde metne sadece “bitki sağlığı” bölümü ilave edilmiş, bunun dışındaki eleştiriler hiçbir şekilde maalesef bu tasarıda göz önüne alınmamıştır.

Taslak hem içeriği hem hukuk tekniği hem de AB mevzuatına uyumu anlamında birçok yetersizlik içermektedir. Gıda güvenliğini sağlamaya yönelik çözüm üretmek yerine, gıda alanının hayvansal ürünlere indirgendiği ve taslağın tek bir mesleğin öne çıkarılması kaygısıyla hazırlandığı izlenimini edinmekteyiz. Kanun taslağında gıda güvenliği ana şemsiyesinin altında bitkisel ürünler, hayvansal ürünler ve su ürünleri olması gerekirken bu amaçtan sapılmış, gıda güvenliği tali unsur hâline maalesef bu tasarıyla dönüştürülmüştür.

Diğer yandan, gıda güvenliği açısından son derece önemli olan bitki yetiştiriciliğinde kullanılan ilaç ve hormonlar ile su ürünleri yetiştiriciliğinde kullanılan ilaç ve hormonlardan bu ürünlerde oluşabilecek toksinler ve benzeri tehlikelerden taslak içerisinde bir kelime bile söz edilmemiştir. Yeni taslak bu hâliyle gıda güvenliği açısından 5179 sayılı Kanun’un bile gerisine düşmüş bulunmaktadır.

Ayrıca, hedefleri farklı olan temaların aynı çatı altında birleştirilmesi mevzuatı zayıflatacak ve ciddi kargaşaların oluşmasına da yol açacaktır. Bu nedenle, söz konusu kanun taslağı, gıda, yem hizmetleri ve resmî kontrol, veteriner hizmetleri ve bitki sağlığı hizmetleri olmak üzere üç ayrı kanun biçiminde düzenlenmeli, hayvansal orijinal gıdalara yönelik özel hükümler Gıda Kanunu kapsamında da yer almalı idi.

Değerli milletvekilleri, kanun tasarısında “resmî kontrol” tanımı da dâhil olmak üzere birçok hükümde denetim yetkisinin kişi veya kuruluşlara devredilebileceği hükmü yer almaktadır. Halk sağlığının korunması, devletin birincil sorumluluğu olup, devletin bu konudaki yetkilerini ve sorumluluğunu devretmesi mümkün olmamalıydı. AB ülkelerinin hiçbirinde resmî kontrolün devredildiğine dair uygulama örneği yoktur. Bu hâliyle uygulamada ciddi sorunlar ortaya çıkacağı kesindir. Hâlen gerek AB ülkelerinde gerekse ülkemizde sadece resmî kontrollerde alınan numunelerin analizi konusunda özel laboratuvarlara yetki verilmektedir. Zaten uygulanabilir olan da budur. Denetimin özel sektöre devri, gıda güvenliği sistemini zayıflatacağı gibi birçok hukuksal sorunu da birlikte getirecektir. Bu zafiyet, tüketici sağlığını riske atmakla kalmayacak, ihracatta en büyük pazarımız olan AB ile olan ticaretimizi de olumsuz yönde etkileyecektir.

Yine, kanun taslağında, ithalatta sadece belli ürün grupları için sınırda kontrol öngörülmekte, diğer gıda maddelerinin ise piyasa gözetimi yolu ile takibi hedeflenmektedir. Her ne kadar bu konuda hükümler AB mevzuatıyla uyumlu olsa da ülkemizde piyasa gözetiminin yeterince yapılmadığı ve uzunca bir süre daha yapılmayacağı dikkate alındığında, ithalatta tüm kontrollerin sınırdan yapılması sistemi sürdürülegelmektedir.

Değerli arkadaşlar, taslakta Ulusal Gıda Kodeksi Komisyonu kaldırılmış, risk değerlendirmesinin Bakanlıkça oluşturulacak bağımsız, tarafsız ve şeffaflık esaslarına ve bilimsel kanıtlara göre çalışan bir birim tarafından yapılması yaklaşımı benimsenmiştir. Bu nokta oldukça sıkıntılıdır. Hâlen var olan uygulamada, Bakanlığın, kaldırılması düşünülen komisyonun kararlarında zaten belirli bir oy hakkı vardır ancak buna karşın, hiçbir komite veya komisyon olmadan sadece Bakanlığın çalışması ve görüş bildirmesi doğru bir değerlendirme değildir. Bu aşamada en doğrusu, ülkemizde bağımsız bir gıda güvenliği otoritesinin kurulması, gıda kodeksinin hazırlanmasında bilimsel tavsiyeler oluşturularak Bakanlığa iletilmesi ve risk değerlendirmesinin de böyle bir otoritenin görev tanımı içerisinde yer alması gerekirdi.

Bunların yanında, taslakta yer alan “denetçi” ve “denetçi yardımcısı” ifadeleri de son derece belirsiz ve yoruma açık ifadelerdir. Özellikle, bu kanunda yer alan gıda güvenliğine yönelik denetimleri üstlenecek olan denetçi ve denetçi yardımcılarının görev alacakları alanda sahip olmaları gereken minimum eğitim düzeyleri ve uzmanlık alanları açıkça tanımlanmamaktadır. Taslakta, sadece, onaya tabi işletmelerde sorumlu personel istihdamı zorunlu tutularak sorumlu yöneticilik uygulaması işlevsizleştirilmiştir.

Ayrıca, taslakta, üretim izni uygulaması da kalkmaktadır. Hâlen var olan üretim izni uygulaması, mevzuata uygun üretim yapılmasında ve kayıt dışılığın önlenmesinde önemli bir işleve sahip olduğundan, söz konusu uygulamaya, var olan sistem daha da genişletilerek, düzenlemeler getirilerek devam edilmesi gerekmektedir çünkü hâlihazırdaki uygulama, işletmelerin teknik ve hijyenik kapasitesinin yükseltilmesini sağlamamaktadır. Dolayısıyla taslak metinde yem tescili yapılması uygun görülürken insan sağlığının korunmasında hayati önem taşıyan gıdalar için üretim izni uygulamasının tamamen kaldırılması çelişkili bir yaklaşımdır.

Değerli arkadaşlar, taslakta, onay alması ve kayıt yaptırması gereken işletme ve iş yerlerinin Bakanlıkça belirlenmesi öngörülmüştür. Oysa, birinci üretim noktaları da dâhil tüm gıda, yem ve gıda ile temas eden madde, malzeme üreten işletme ve iş yerleri kayıt altında olmalı ve temel prensiplerle de olsa onay alacağı açıkça ifade edilmeliydi. Hâlen yaşanmakta olan sorunların önemli bir kısmı kayıt dışılıktan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle, ilave onay prosedürü gerektirenlerin ayrıca burada bu yasa ile düzenlenmiş olması gerekirdi.

Yine, “tüketici haklarının korunması” madde başlığında yer almasına rağmen, madde içeriğinde bununla ilgili herhangi bir husus bulunmamaktadır.

Sunum ve reklam konusunda 5179 sayılı Kanun’da da daha geniş ve kapsamlı hükümler yer alırken, yeni taslakta çok genel ve amaca hizmet etmeyen ifadeler kullanılmıştır.

Bu taslakla ilgili olarak, üretim yapımız, ekolojik faktörlerimiz, mikroklima özelliklerimiz ve genetik zenginliklerimiz dikkate alınmadan, Türkiye gerçeklerinden uzak bir şekilde bir taslağın hazırlandığını ve bunun beklenen ihtiyaçlara cevap vermediğini üzülerek belirtmek istiyorum.

“Gıda güvenliği” kavramı, bilimsel içeriğinin ötesinde bir meslek grubunun bütün gıda alanına hâkim olması anlayışına kurban edilmek istenmektedir. Gıda alanındaki düzenlemeler veteriner hizmetlerin altında kaybolup gitmiştir. Oysa veteriner hizmetleri, gıda güvenliğini temin eden unsurların sadece bir alt grubunu temsil etmektedir. Sürecin tek bir meslek üzerinden tanımlanması, gıda güvenliğinin sağlanması amacını daha da güçleştireceği ve halkımızın yeni tehditlerle karşı karşıya kalması sonucunu doğuracağı kesindir. Bu nedenle, gıda güvenliğinin sağlanmasıyla ilgili olarak genelde gıda güvenliğinin bir noktada anayasası…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

107 konuşma daha · 10 Haziran 2010

107 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook